Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Yirmi beş yıllık tasallut: AKP’nin siyasal ve sınıfsal anatomisi

    15 Ağustos 2026

    Hükumet enflasyon hedefini yüzde 26’den 28’e yükseltti

    15 Ağustos 2026

    1935’ten bugüne uzanan soru: Tekke ve zaviyelerden kalan eserler nerede?

    14 Ağustos 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Yirmi beş yıllık tasallut: AKP’nin siyasal ve sınıfsal anatomisi

      15 Ağustos 2026

      1935’ten bugüne uzanan soru: Tekke ve zaviyelerden kalan eserler nerede?

      14 Ağustos 2026

      Çerçeve yasası ve karşılaştığımız durum

      11 Ağustos 2026

      Özgür Özel’i anlamak

      11 Ağustos 2026

      Başlangıç nerede başlar?

      10 Ağustos 2026
    • Seçtiklerimiz

      Bakanlık verileri şüpheli!

      10 Ağustos 2026

      Cumhuriyet’in bastıramadığı ilk Kürt isyanı

      9 Ağustos 2026

      Üçüncü kutbun yeniden inşası

      6 Ağustos 2026

      Sınıfın kayıp asabiyesi ve sendikal arayışlar : Yapı, dönem, duygular

      3 Ağustos 2026

      Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

      30 Temmuz 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » HDK Eşsözcüsü Onur Hamzaoğlu: Faşizm bize bir cephe sorumluluğu dayatıyor

    HDK Eşsözcüsü Onur Hamzaoğlu: Faşizm bize bir cephe sorumluluğu dayatıyor

    Siyasi Haber18 Kasım 2016
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Genel kurulda HDK’nin eşsözcülüğüne seçilen Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, faşizmin kendilerine bir cephe sorumluluğu dayattığını söyleyerek, baskılara karşı “Herkes gibi direneceğiz” dedi. Hamzaoğlu ayrıca 20 Kasım’da yapılacak ‘Teslim olmayacağız’ mitingine çağrı yaptı.

    "Geleceğimiz için örgütleniyor, özgürlüğümüz için direniyoruz" sloganıyla 7. Genel Kurulu’nu yapan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcülüğüne Gülistan Kılıç Koçyiğit ile birlikte Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu seçildi. Barış İçin Akademisyenler bildirisini imzalayan ve bu gerekçeyle ihraç edilen Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Hamzaoğlu, kurulduğu 2011 yılından bu yana HDK’de aktif yer alıyor. İhraç edildikten sonra mücadelesini demokratik siyaset alanında yürütmek isteyen Hamzaoğlu, HDK’de yer almasının nedenlerine, yapının ne gibi değişim ve dönüşümler yaşadığına, yeni dönemde nasıl bir yol ve yöntem belirleyeceği ile gündemdeki gelişmelere ilişkin soruları yanıtladı.


    Dihaber’den Necla Demir ve Sadiye Deniz Eser’e konuşan Hamzaoğlu’nun açıklamaları şöyle:


    Öncelikle HDK’de yer alma nedenleriniz nelerdir sorusuyla başlayalım…


    HDK biliyorsunuz bugünün olgusu, yapısı ya da hayali değil. 2011 Temmuz genel seçimlerinden sonra toplumsal muhalefetin yükseldiği bir dönemde gündeme gelmişti. Türkiye’de Kürt özgürlük hareketinin yanı sıra sosyalist yapılar, yaşananlara dönük müdahale edip hem kadın cinsiyet eşitlikçi hem toplumsal cinsiyet eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir toplum, laik bir toplum hayali ile bir araya gelip nasıl mücadele edeceğini tartışmışlardı. Ben o dönemde Kocaeli Üniversitesi’nde, Dil Ovası’ndaki annelerin ilk sütü, havadaki ağır metallere benzer çalışmalar nedeni ile üniversitemde sorgulanıyordum. Büyükşehir Belediye Başkanı ve AKP‘liler tarafından hedef alınmış bir durumdaydım ve benim adıma arkadaşlarım bir mücadele yürütüyorlardı. Bu öneri Eylül 2011 geldi. Yürütmekte olduğumuz toplumsal mücadelenin, bu süreçte üzerinin örtülebileceği ile ilgili arkadaşlarımızın değerlendirmeleri oldu. Eğer Türkiye’de eşitlik, özgürlük mücadelesiyle ilgili bir yapılanma varsa 2011 Temmuz-Ağustos koşullarında böyle olacakken, böyle bir sorumluluktan kaçamayacağımı düşünmüştüm. İlk kuruluşundan beri HDK’deyim. HDK yürütmesinde görev alıyorum. Dolayısı ile HDK’nin başarısızlıklarında da başarılarında da sadece payı olan değil sorumluluğu olan bir kişiyim. Şanslıyım ki HDK sürecini içinde yaşayan tarihsel bir tanığıyım.


    O tanıklıklardan biraz bahseder misiniz?


    Bugün için çok neden söylenebilir ama bir fotoğraf çektiğimizde HDK’nin görünür olmadığını, HDK yürütmesinin ilk toplantısı başlandığında bileşen temsilcileri ve bireysel olarak katılanlar tarihlerinde sanıyorum ilk defa bir arada ortak iş yapmak adına düzenli toplantıların öznesi oldular. Bu daha önce Türkiye muhalefetinde, sol sosyalist kültüründe en azından benim tanıklık ettiğim dönemlerde yaşanmış bir durum değildi. Beraber oturmayı, bunda sürekliliğin olması, birbirini dinlemesi ve yapıcı eleştiriler ile üzerine koymayı deneyimledikleri bir sürecin başlangıcı oldu. Bunun çok önemli bir katkı olduğunu düşünüyorum. Bir araya gelmek dışında iş yapmak meselesi, bir tartışma kültürü ortaya çıktı ve bir kesim kendi yapıları ve kendi öznelliklerin dışında bu yapıların “HDK ortaklığında ne yaparız” diyerek HDK etrafında faaliyetler ortaya çıktı. Bu becerilmeye çalışıldı. HDK’nin varlığı yine sol sosyalist, muhalefet anlamında benzerlerinin kurulmasını motive etti. O bakımdan HDK kendi hedefleri ile kendi bünyesinde yapmak ve yapmak istediklerinin ötesinde bunu gerçekleştirdi. HDK bir partiye rahim oldu. Anne karnı oldu. O bileşenlerinin önemli bir kısmı ile Türkiye’nin en kritik dönemlerinde Türkiye’de muhalefeti temsil eden, Türkiye muhalefetini bir araya getiren uzun zamandır unutulmuş var olan düzen için partilerin ötesinde muhalefeti Meclis’e taşıyan ve parlamenter muhalefetin aracı olabilecek yüzde 13’e ulaşan bir partiyi kurdu HDK.


    İlk kurulduğu günden yana HDK’nin içindesiniz, geçen süre içerisinde HDK ne gibi değişim ve dönüşümler yaşadı?


    HDK, HDP’nin kuruluş aşamasının hemen ardından katılmış olduğu 2014 yerel seçimleri, sonra aynı yıl yine Cumhurbaşkanlığı seçimleri, ertesi yıl genel seçimler, ardı ardına Türkiye siyasetinde her biri kendi içerisinde bir dönüm noktası olan seçimlerinde örgütleyici bir partinin ortaya çıkışını sağladı. Dolayısıyla partinin oralardaki varlığının pekiştirilmesi amacıyla kendisi çok doğal olarak geri planda kaldı; hem merkezi kurumsal yapısıyla hem yüklenme biçimiyle. Çünkü biliyorsunuz Anadolu’da egemen kültür olarak doğusunda, Egesinde, kuzeyinde, batısında, güneyinde görünür olanın algısı ve onun üzerinden yürümesi bir gelenektir. Dolayısı ile parlamenter siyaset, milletvekilliği, belediye bakanlığı meselesi HDK üzerinden değil HDP üzerinden olması da gerektiği için tabi ki HDK’nin “bir geri kalmışlığı” oldu. Bir de insan gücümüz sınırlı tabi ki. Bir şekilde bu yapılar kurulur ve bu hazırlıklar yapılırken HDK’de başlamış ve yaklaşık 2 yıla aşkın bir süre birlikte çalışmış, ortak kültür üretmiş insanlar doğal olarak siyaset arenasına, parlamenter siyasete, HDP’ye geçtiler. Böyle de bir kadro kayışını da beraber yaşadık. Dolayısıyla HDK’nin bugünkü görünür olmama durumu aslında başarılarının altında kalmasından da kaynaklanıyor. Ürettikleri ve var etikleriyle ortaya çıkarttıklarının gölgesinde kaldı.


    Faşizme karşı cephe sorumluluğu


    Yapılan genel kuruluda Gülistan Koçyiğit ile birlikte eş sözcülüğe seçildiniz. Bundan sonraki süreçte HDK nasıl bir yol ve yöntem belirleyecek? Plan ve programlarınız neler olacak?


    HDK bugün itibarıyla 35 bileşenden oluşan bir platform. Bu platform ortak değerlendirmelerle programını oluşturuyor. Genel kurulda da konuşma yapan eş sözcümüz, hepimiz adına faşizmin varlığından ve bunu tanımladığımızdan bahsetti. Dolayısıyla bu tanım hepimize bir cephe sorumluluğunu dayatıyor. İşte biz bu cephenin kurulması gerektiği bilincindeyiz. O aşamanın gerçekleşmesi için dayatma yapmadan, onun yol ve yordamının tümünü uygulamaya çalışarak sabırla bu yolu yürüyeceğiz. Bu tabi ki önümüzdeki önemli başlıklardan bir tanesidir. Bunun yolu da bileşenlerimizi nitelik ve nicelik olarak artırmaktan geçiyor.


    HDK’nin bileşenlerini çoğaltmayı düşünüyor musunuz?


    Öncelikle müzakereler… Türkiye’nin nesnelliğini herkesle paylaşmak, sanıyorum şuanda yapılması gerekenleri ve Türkiye’nin siyasi atmosferinin ne olduğunu tanımlamayı zorlaştırmayacaktır. O bakımdan en azından bu yeni dönemde kendi adıma söyleyeyim, umutluyum.


    HDK, Türkiye halkları için bir kurtuluş mudur?


    Evet. Bunda hiç tereddüt etmiyorum. Çünkü 2011’den beri benzer bir hedefle bu işin içindeyim. Aktif olarak yürütme kurulu faaliyetini yerine getirirken de hem günlük hayatımdaki akademik işlerimden kopmadan hem de buradaki faaliyetlerden geri kalmadan yürütme enerjisini bu umuttan aldım.


    ‘Bütün kurumlara faşizm yerleşmiş ‘


    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ile birçok milletvekili tutuklandı. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?


    Türkiye’de demokrasi var mı yok mu diye sormak artık abesle iştigal. Türkiye’de baskı rejimi var mı diye sormak abesle iştigal. Birilerinin yaptığı gibi 1930’ların Almanya’sında neler yaşandığını elimize alıp, ‘Şu var, şu var, şu var ama şunlar yok, şunlar yok, şunlar yok’ deyip bir siyaset alanından kaçamayız. Türkiye’de bugün bütün kurumları ile faşizm yerleşmiş durumda. Bu bağlamda faşizme karşı mücadele nasıl yapılacaksa, örneğin; birilerinin bana göre Troçki’nin faşizme karşı mücadelesini okumaları lazım. Faşizmin doğrudan doğruya kapitalizmi içselleştirmesi ile nasıl gündeme geldiğini, sermayenin gereksinimleri ile kapitalizmin düzenlenmesi adına ne gibi kurumsallaşmaları ve araçlar kullandığını bir kez daha görmemiz gerekir. Aslında Türkiye’deki sol sosyalist, siyasal öznelerin faşizmin siyasal ve ideolojik değerlendirmeleriyle ilgili bir sorunlarının olduğunu hiç düşünmedim, düşünmem de. O beni aşar. Ama şunu görüyorum ki bugün Türkiye’de toplumun mobilizisyonu ile ilgili bir değerlendirme yapmamız lazım. Bugün Türkiye’de cephede, toplumun bütün kesimleri, işçileri, köylüleri, ev kadınları, akademisyenleri var. Kim adına var? Şuan da var olan sistemin korunması adına var. Bunlar nasıl oluyor da böyle bir dönemde doğrudan doğruya kendi sınıfsal konumlarının ötesinde, kendi sınıfsal kurumlarına karşı, hatta kendi geleceklerine karşı bir sürecin aracı olabiliyorlar? Bu mobilizisyon meselesini çözebilirsek eğer, hep beraber bu kurumdan hareket ederek, araçlarımızı gözden geçirip, karşı mücadeleyi yükseltebiliriz.


    ‘Herkes gibi direneceğiz’


    Demokratik siyasetin önü kapatılıyorken, hedef haline getirilip tutuklanmanız durumunda tavrınız ne olur?


    Herkesin yaptığı gibi direneceğiz. Bu topraklar bizim, hiçbir yere gitmiyoruz. Beni akademiden çıkardıklarında sordular. “Sizin için yurtdışında bir üniversitede bağlantı kurabiliriz, böyle olanaklar var” diye. Nereye gidebilirim? Yarım asırdan fazla bu topraklarda yaşadım. Bu topraklarda ürettim, bu topraklarda büyüdüm. Başka bir yere sadece turist olarak gidebiliriz. Dolayısıyla bu topraklarda Türkiye halklarının eşitlikçi, demokratik, laik, barış içinde yaşaması için ne gerekiyorsa yapacağım. Bundan önce bunu başka kurumlarda yapıyordum, bundan sonra da yeni konumumda yapmaya çaba göstereceğim.


    OHAL ilanından sonra çıkartılan KHK’lerle basına, sivil tolum kuruluşlarına, akademiye, siyasete, kısacası muhalif olan tüm kesimlere dönük bir baskı süreci başladı. Bu baskı sürecinden çıkmanın ve kurtulmanın yolu ne?


    Kendi araçlarımızla yaşananları görünür kılmamız lazım. Bakın bugün Sağlık Bakanlığında “Fettullahçıları atıyoruz” kampanyası var. Kendi sektörüm olduğu için çok rahat söyleyebilirim. Yerine kimi koyuyorlar, yerine başka bir sağlıkçıyı koyuyor. Peki, o sırada ne yapıyor? Türkiye’de bebek ölümlerini gizliyor. Örneğin bizim bunu görünür kılmamız lazım. Sağlık Bakanlığı bebek ölüm sayısının 2014-2015’de değişmediğini söylüyor. İnceliyorsunuz yayınlarını, tanımlarını değişmiş. Bunların kamuoyu tarafından görünür olması lazım. Bizim SGK primlerimizin artışını, ilaç almaya giderken ödediğimiz paraların, ulaşımdaki harcamaların, gelen zamların, Dilovası’na yaptıkları 3. Köprü paralarının nerelerden geldiğini, ve o köprüden geçsek de geçmesek de borçlarını ödemeye Türkiye halklarının mahkum edildiğinin görünür olmasına gerek var. Biz Türkiye’de özel alanların, sağlık, eğitim, ulaşım, kentsel dönüşüm vb. doğadaki tahribatlarıyla beraber yaşananları kendi araçlarımızla, sizler aracıyla, sosyal medyayla ya da benzeri nelerimiz varsa el birliği yapıp, birbirimizle dayanışarak görünür kılmamız lazım. Ve bunu siyasetin alanına, direnişin alanına indirmemiz lazım. Sadece “Hayır” demekle olmuyor. Bu hayırın içeriğini bizim hep birlikte doldurmamız lazım. Bu zenginliğe, bu beceriye sahibiz, Türkiye solu ve sosyalistleri olarak. Bunu gerçekleştirebiliriz. HDK bileşenleri arasında siyasi parti dışında inanç gruplarımız var. LGBTİ yapılar, gençlik, kadın var. Bunlar Türkiye demek zaten. İşte oradaki yetişmiş kadrolarımız, yetişmeye uygun kadrolarımız bu süreci başarabilir ve kazanabilirler. Yapacağımız tek şey bunda kararlı olmak ve büyümek.


    ‘Alternatif akademiler modele dönüşebilir’


    Barış Bildirisi’ne imza attığınız için birçok akademisyenle birlikte ihraç edildiniz. Siz mücadelenizi siyaset yaparak sürdürme kararı aldınız, diğer akademisyenlere bir öneriniz var mı?


    Bulunduğum sağlık ortamını, akademik ortamı siyasallaştırmayı hedef aldım yıllarca. O ortamda yaşananların, o ortamın özgünlüğü dışında doğrudan doğruya siyasetle, toplumsal üretim ilişkileriyle yansıtmaya, hem öğrencilere hem meslektaşlarımla paylaşmaya çalıştım. HDK’de de bu nedenle yer ve görev aldım. Bundan sonra da akademi hiç kimse için terk edilecek yer değil. Buralar bizim becerisine ve bilgisine sahip olduğumuz mücadele alanları. O bakımdan Kocaeli’nde atılanlar olarak Kocaeli Dayanışma Akademisi’ni kurduk. Her Çarşamba sabah saat 10.00’da toplanıyoruz, akşam 16.30’a kadar kendimizin daha gelişkin nasıl olabileceğiyle ilgili tartışma yürütüyoruz. Her Çarşamba saat 17.00 ile 19.00 arasında da seminerlerimiz var ve biz bunu bir akademik programla deklare ettik. 28 Eylül’de Kocaeli Dayanışma Akademisi’nin açılışını gerçekleştirdik. Alternatif bir akademi açılışı yaptık. Arkadaşlarımın bundan önce olduğu gibi akademik mücadeleyi, akademi ve siyasi ayağına birlikte basarak yürüteceklerini düşünüyorum. HDK bir platform olduğu için ben sadece platform sözcüsüyüm.


    Bu tür alternatif akademiler çoğalmalı mı? Mevcut üniversite yapılarını değiştirir mi?


    Kocaeli Dayanışma Akademisi’nde derslerimiz başladı. 2 Kasım’da benim de dersim vardı. Ama ben anlatmadım. Dil Ovası’nın doğa ve çevre derneklerinin yöneticileriyle beraber anlattık. Bizim alternatif olalım değimiz şey, sadece dayanışma değil, toplum içinde toplum için üniversite, zaten Dil Ovası olayları da tam da bu nedenle ortaya çıkmıştır. Toplumun bilgisini, yine bilimsel yöntemle, genelleştiren bir yöntemle, onlarla paylaşmak, onlara vermektir. Çünkü bilgi toplumun ürünü, toplumun malıdır. Kocaeli Dayanışma Akademisi de toplum için üniversite uygulamalarının ya da akademi uygulamalarının bir başlangıcı olarak görülebilir. Tabi daha önce de pek çok deneme var bu konuda ama ne mutlu bize ki örneğin; bizden önce Eskişehir’de dayanışma dersleri başlamıştı ama adını koymamışlardı. Sanıyorum arkadaşlarım yakın tarihlerde onun adını koyacaklar. Eskişehir’de olacak. Ama 4 Kasım’da İzmir’de dayanışma akademisi kuruldu benzer bir perspektifle. Üniversiteden çıkartılmanın yoğun olduğu kentlerimizde benzer faaliyetler olacak. Birbirine yakın denemeler olacak ve biz bunu, zaman içinde Türkiye genelinde bir çatı altında yerelliklerini koruyarak toparlayıp bir Türkiye modeline de dönüştürebiliriz.


    Son olarak bir çağrı ve mesajınız var mı?


    20 Kasım Kartal Meydanı’nda "Teslim Olmayacağız" miting var. Bana çok büyük bir heyecan verdi. Hepimizin bütün gövdemizle, birey olarak, yapılar olarak, o meydanı doldurmamız gerekir. O meydanı dosta heyecan ve umut veren, düşmana da korku veren bir hale getirelim.


    Onur Hamzaoğlu kimdir?


    Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı olarak 2002 yılından bu yana akademi dünyası içerisinde yer alan Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi"nin yayımladığı Barış Bildirisi’nde imzaları bulunduğu gerekçesiyle Kocaeli Üniversitesi’nden ihraç edilen 21 akademisyenden biri. Yerli ve yabancı kaynaklara gönderdiği çok sayıda makalelerin yanı sıra özellikle Dilovası bölgesinde endüstriyel kirliliğe bağlı hastalıklara ve ölümlere dair yaptığı araştırmalar nedeniyle hükümetin hedef konumunda olan bir isim olarak biliniyor. 15 Ekim 2011 yılında kurulan HDK’nin kuruluş aşamasından itibaren aktif bir şekilde içinde yer alan Hamzaoğlu, en son HDK’nin 7. Genel Kurulu’nda Gülistan Koçyiğit ile birlikte HDK Eş Sözcülüğüne seçildi.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Bursa’da su havzası ve yangın görmüş orman alanına mermer ocağı onayı: ÇED süreci devre dışı bırakıldı

    9 Ağustos 2026

    Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

    6 Ağustos 2026

    DFG’den katledilen gazeteciler Ferhat Tepe, Çetin Ababay ve Yahya Orhan için anma mesajı

    28 Temmuz 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Remzi Altunpolat

    Yirmi beş yıllık tasallut: AKP’nin siyasal ve sınıfsal anatomisi

    Mahsuni Gül

    1935’ten bugüne uzanan soru: Tekke ve zaviyelerden kalan eserler nerede?

    Hüseyin Mat

    Çerçeve yasası ve karşılaştığımız durum

    Mehmet Murat Yıldırım

    Özgür Özel’i anlamak

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Aziz Çelik

    Bakanlık verileri şüpheli!

    Tuncay Yılmaz

    Cumhuriyet’in bastıramadığı ilk Kürt isyanı

    Ertuğrul Kürkçü

    Üçüncü kutbun yeniden inşası

    Hakan Koçak

    Sınıfın kayıp asabiyesi ve sendikal arayışlar : Yapı, dönem, duygular

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Adana’da iş cinayeti: Önlemsiz altyapı çalışmasında göçük altında kalan işçi yaşamını yitirdi

    8 Ağustos 2026

    DİSK-AR ve ÇSGB Verileri: Her 100 işçiden 86’sı sendikasız, kadınlarda oran daha da düşük

    7 Ağustos 2026

    İSG Uzmanı Deniz İpek: “Müfettiş gelmeden önce temizlenen fabrika güvenli değildir”

    6 Ağustos 2026
    KADIN

    TKDF Temmuz 2026 Raporu: İlk 7 ayda 231 kadın erkek şiddeti ve şüpheli ölümler sonucu hayatını kaybetti

    6 Ağustos 2026

    1930 tarihli gizli genelge: Kadın öğretmenlere makyaj, takı ve gösterişli kıyafet yasağı

    5 Ağustos 2026

    EŞİK kuruluş yıl dönümünde duyurdu: “İstanbul Sözleşmesi’nden ve haklarımızdan vazgeçmiyoruz”

    1 Ağustos 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.