Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılı enflasyon tahminini yüzde 26’dan yüzde 28’e yükseltti. TCMB Başkanı Fatih Karahan, enflasyonun 2027 sonunda yüzde 15’e, 2028 sonunda yüzde 9’a gerilemesini ve orta vadede yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanmasını öngördüklerini açıkladı.
Ancak iktidarın yıllardır açıkladığı enflasyon hedefleri ile yurttaşların gündelik yaşamda karşı karşıya kaldığı fiyat artışları arasındaki fark büyümeye devam ediyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TBMM Genel Kurulu’nda bakanlığının 2024 yılı bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, enflasyonu 2025 sonunda yüzde 36’ya, 2026 yılında ise tek haneli seviyelere düşürmeyi hedeflediklerini söylemişti.
Gelinen noktada tek haneli enflasyon hedefinin yerini yüzde 28’lik yeni bir tahmin alırken, özellikle asgari ücretliler, emekliler ve sabit gelirliler açısından hayat pahalılığı temel gündem olmaya devam ediyor.
“Maaşlara zam geleceği zaman enflasyon düşüyor”
Şişli Feriköy Pazarı’nda ANKA Haber Ajansı’na konuşan yurttaşlar, açıklanan enflasyon rakamlarının kendi yaşamlarındaki gerçekliği yansıtmadığını söyledi.
Bir yurttaş, ücret artışları ile enflasyon arasındaki ilişkiye dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Maaşlara zam geleceği zaman enflasyon düşüyor. Maaşlara zam geldikten sonra alıp başını gidiyor. 200 lirayla geldim, ancak bir iki parça bir şey alıp gideceğim. Artık makarnaya, pilava, o tür şeylere kaldık. Pandemiden beri böyleyiz. Sıka sıka kemerleri artık sıkamaz hale geldik.”
Geçim sıkıntısının geldiği noktayı anlatan yurttaş, “Ne yapacağımızı sapıttık açıkçası. Artık ölsek de kurtulsak diye bakıyoruz. Geçim o kadar zor ki” dedi.
Bir başka yurttaş ise açıklanan enflasyon rakamlarına güvenmediğini belirterek, “Tahminler yükseltiliyor ama maaşlar düşük kalıyor. Maaşla geçinen insanlarda, emeklilerde bayağı bir sıkıntı var. Enflasyonla mücadele edildiğine inanmıyorum. Birtakım numaralarla enflasyon düşük gösteriliyor, fiyatlar düşük gösteriliyor” ifadelerini kullandı.
“Yöneticiler pazara uğrasınlar”
Pazar alışverişinin yurttaşların gerçek enflasyon deneyimini ortaya koyduğunu belirten bir vatandaş, Merkez Bankası ve hükümet yetkililerine çağrıda bulundu:
“Merkez Bankası veya bizi yöneten yöneticiler bir pazara uğrasınlar, enflasyonun ne kadar olduğunu çok net bir şekilde öğrenecekler.”
Yurttaş, ekonomik sorunların üzerinin farklı gündemlerle örtülmeye çalışıldığını savunarak, özellikle çocukların yeterli beslenemediğine dikkat çekti:
“Çocuklarım öğrenci; ben onlara henüz bir karpuz, bir kavun almış değilim. Sadece üç beş tane salatalık, iki üç tane domates. Çocuklar beslenemiyor, bizler de sadece nefes alıyoruz o kadar.”
“Enflasyonla mücadele varlığı olanlara işliyor”
Bir başka yurttaş, uygulanan ekonomi politikalarının özellikle gelir ve servet sahibi kesimler açısından daha avantajlı olduğunu söyledi.
“Kısa vade çözüm gibi görünüyor şu an enflasyona yapılan müdahaleler. Böyle bir iki gider ama sonra ne olur bilmiyorum. Çünkü bu tam bir kısa vade politikası.”
Enflasyonla mücadeleden esas olarak varlıklı kesimlerin yararlandığını savunan yurttaş, “Varlığı olanlara işliyor. Güzel kazanç fırsatları var, fonlar olsun vadeli yatırım olsun. Kazancı olmayan için zor” dedi.
“5 liralık şey ertesi gün 10 lira oluyor”
Pazardaki fiyat artışlarının hızına dikkat çeken bir yurttaş ise resmi açıklamalardan ziyade günlük yaşamda karşılaştığı fiyatları esas aldığını belirtti:
“Enflasyonla ciddi bir mücadele görmüyorum. Çünkü her gün zam oluyor; 5 liralık şey ertesi gün 10 lira oluyor. Mücadele edilse o zamlara engel olunması lazım.”
Başka bir yurttaş da “Enflasyonun düşeceğini düşünmüyoruz. Kimsenin bir şey yaptığı da yok” dedi.
Bir başka yurttaş ise sürekli revize edilen enflasyon tahminlerine tepki göstererek, “Her seferinde üç ayda bir yükseltiyorlar zaten. Böyle giderse herhalde 50’yi bulacak. Enflasyonla mücadele edemiyorlar” ifadelerini kullandı.
“Açıklanan rakamlar hayata uygun değil”
Pazarda konuşan bazı yurttaşlar, açıklanan resmi rakamların günlük yaşamla örtüşmediğini vurguladı.
Bir yurttaş, “Bu fark zaten gerçekçi değil. Açıklanan rakamların hayata uygun olmadığını biliyoruz. Onları takip etmek benim için anlamlı da değil doğrusu” derken, Türkiye’de enflasyonun uzun yıllardır kronik bir sorun olduğunu söyledi.
Bir başka vatandaş ise elindeki alışverişin maliyetini şöyle anlattı:
“Şurası nereden baksanız 5 bin lira falan herhalde, daha çantam dolmadı. Benim var, alabiliyorum; olmayanlara Allah kolaylık versin.”
Yurttaş, enflasyonla mücadele edilmediğini düşündüğünü belirterek, “Herkes kendi çıkarına çabalıyor; vatandaş yine zorda” dedi.
Merkez Bankası’nın yeni tahmini, iktidarın daha önce açıkladığı hedeflerin bir kez daha revize edildiğini gösterirken, pazardaki yurttaşların sözleri enflasyon tartışmasının yalnızca ekonomik göstergelerden ibaret olmadığını ortaya koyuyor. Resmi hedefler aşağı çekilmeye çalışılırken, sabit gelirli milyonlarca kişi için asıl soru değişmiyor: Gelirler fiyat artışlarına nasıl yetişecek?
