Amerikalılar dün Temsilciler Meclisi’ndeki 435 sandalyenin tümünde, Senato’daki 100 sandalyenin 35’inde ve 36 valilik koltuğunda oturanları yeniden seçmek üzere oy verdi. Donald Trump liderliğindeki Cumhuriyetçiler şimdiye kadar Kongre’nin her iki meclisini de kontrol ediyordu. Kesinleşen ara seçim sonuçlarına göre bu kez güç dengesi tam tersine dönmüş ve Demokratlar hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da çoğunluk sağlamış bulunuyor.
Demokratlar Senato’da 51 olan salt çoğunluk sayısını aşıp 54 sandalye kazanmış durumda ve bu sayının artma ihtimali var; Temsilciler Meclisi’nde ise çoğunluk için yeter sayı 218 iken 228’e ulaşmış ve 260’ın üstüne çıkabilecek gibi görünüyorlar.
Trump, Fox TV’ye ve daha sonra New York Times’a verdiği mülakatlarda, beklenmedik bir sekilde, Demokratların iyi iş çıkardığını söyledi, onlari tebrik etti ve ara seçim sonuçlarını kabul edeceğini açıkladı, durumu bir ölçüde İran savaşına bağladı ve kabahati de kendi partisinin adaylarına yükledi, Fox TV’deki konuşmasında “veto” tehdidini tekrar ederken, gazeteye. “Demokratlarla birlikte çalışacağız; onlarla işbirliği yapmaktan memnuniyet duyuyoruz. Muhtemelen bir ortak payda bulabileceğiz” dedi.
Bir dizi ilk ve yenilik
Bu seçimlerde Demokratlar bir tsunami dalgası yaratarak Cumhuriyetçi partinin pek çok kalesini yıktı. Geleneksel olarak sağcı ve cumhuriyetçi adaylara oy veren Texas (40 yıl sonra ilk kez, James Talarico) İowa (engelli ve paralımpik basketbol şampiyonu Josh Turek), Güney Karolina (Annie Andrews), Ohio (Sherrod Brown), Kansas (1932’den beri ilk kez, Adam Hamilton) gibi eyaletler senatoya demokratları da gönderdi.
Ayrıca bu seçimlerde ilk kez bir siyahi bir vali (Georgia, Keisha Lance Bottoms), bir Kızılderili kadın vali (New Mexico, Deb Haaland), bir Latino vali (Kaliforniya, İspanyolca konuşan Güney Amerika kökenli Xavier Becerra) ve eşcinsel olduğunu açıkça beyan eden bir senatör (New Hampshire, Chris Pappas) seçildi.
(Güncelleniyor)
