Haber Merkezi, (SH), (MMY)
AİHM kararlarına ve cezasızlık kumpaslarına rağmen 9 yıldır tutsak
1 Kasım 2017’de tutuklanan ve Gezi Davası bahane edilerek 2022 yılında “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Osman Kavala, cezaevindeki 9’uncu yılını doldurdu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2019’daki derhal serbest bırakılma kararına, 2022’deki ihlal prosedürü tespitine ve 2026 yılında adil yargılanma hakkının çiğnendiğine yönelen kararlarına rağmen siyasi iktidar ve yargı mekanizması kararları uygulamamayı sürdürüyor.
“Aktif çalışabileceğim yılların tamamını cezaevinde geçirdim”
Dokuzuncu yılı dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımlayan Kavala, tutuklandığında 60 yaşında olduğunu hatırlatarak sivil toplum alanında aktif olarak üretebileceği ve sağlıklı yaşayabileceği dönemin önemli bir kısmının cezaevinde gasbedildiğini vurguladı.
Kavala’nın açıklamasının tam metni şu şekilde:
“Silivri’de ikametimin dokuzuncu yılı tamamlandı. İlk tutuklandığımda bunun bir hata olduğunu, kısa zaman içinde düzeltileceğini düşünüyordum. Yanılmışım. Suç işlediğime dair herhangi bir delil bulunmamasından dolayı beraatle sonuçlanan Gezi davasından sonra, AİHM kararına rağmen, kurgulanan casusluk suçlamasıyla tutukluluğum sürdürüldü, beraat kararları bozuldu, bana ve diğer suçlananlara ağır cezalar verildi. Bana yöneltilmiş olan suçlamada delil bulunmayışını telafi etmek için akıl almaz iddialar öne sürülmüştü. Yirmi küsur siyasi parti ve siyasi örgütü, yüze yakın sendika, meslek odası ve derneğin oluşturduğu Taksim Dayanışma Platformu’nu kalkışmaya yönlendirdiğim, hükümeti devirmeye teşebbüs eden göstericilerin her türlü ihtiyacını karşılamış olduğum iddia edildi.
Bütün bunlar görülebildiği için, AİHM son kararında özgürlüğümün kısıtlanmasına yol açan işlemleri adaletin açık biçimde inkâr edilmesi olarak değerlendirdi. Bu tespit sadece hukuk kurallarına değil, etik ilkelere de riayet edilmediği anlamına geliyor. Bunun bir sonucu da insan hayatının değersiz görülmesi.
Cezaevine girdiğimde 60 yaşındaydım. Bu yaştan sonra sivil toplum alanında aktif olarak çalışabileceğim sürenin neredeyse tamamını ve sağlıklı yaşayabileceğim yılların önemli bir kısmını cezaevinde geçirmiş oldum. Ancak, yaşamakta olduğumuz bütün sıkıntılara rağmen, ülkemde hukuk devletinin tesisine yönelik gelişmeleri görebileceğime inanıyorum. Umut ettiğim gibi, Gezi davasından ve maruz kaldığım adaletsizlikten ders çıkartılabilirse, bu benim için teselli kaynağı olacak.”
