Haber: Nazire Gülenay
Siyasi parti temsilcileri, sendikalar, meslek odaları ve demokratik kitle örgütlerinin yoğun katılım gösterdiği etkinlik, 12 Eylül karanlığında ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.
Av. Mehtap Sert: “Bizler kesintisiz bir kavganın sürekliliğiyiz”
Programın açılış konuşmasını İskenderun Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü ve İskenderun Kadın Platformu Üyesi Av. Mehtap Sert yaptı. 68 kuşağından bugüne uzanan direniş mirasına vurgu yapan Sert, “Bizler, arkasında devasa bir direniş mirası, önünde ise parçalanması gereken kalın bir faşizm barikatı olan tek bir nehrin kollarıyız” dedi. 12 Eylül’ün gri sessizliğini ilk yırtan gücün bağımsız kadın hareketi olduğunu belirten Sert; işçinin grevini, kadının feminist isyanını, Kürt halkının özgürlük mücadelesini, Alevilerin adalet ve eşit yurttaşlık talebi ile doğa savunucularının çığlığını tek bir birleşik nehirde buluşturma çağrısı yaptı.
İHD Başkanı Yusuf Berkürek: “Kayıp hafıza mekanları gerçeğe dönüştürülmeli”
İkinci sözü alan İnsan Hakları Derneği (İHD) İskenderun Şube Başkanı Yusuf Berkürek, darbe rejiminin tekçiliğe ve inkârcılığa dayanan baskı politikalarının bugün de sürdüğünü kaydetti. Kürt meselesinde kayyum tehditleri, belediyelere el konulması, AYM ve AİHM kararlarının uygulanmaması gibi antidemokratik pratiklerle karşı karşıya olunduğunu ifade eden Berkürek, sığınmacılara ve LGBTİ+’lara yönelik ırkçı-nefret söylemlerinin yaygınlaştırılmasına tepki gösterdi. Berkyürek, Diyarbakır Hapishanesi gibi darbe döneminde hafızalara kazınan mekanların tarihsel gerçeğe uygun “hafıza mekanları” haline getirilmesi ve pozitif barışın sağlanması gerektiğinin altını çizdi.
Eğitim Sen Başkanı Mustafa Ünsal: “Darbecilerin yarım bıraktığı dönüşümü maarif modeliyle tamamlamak istiyorlar”
Üçüncü konuşmayı gerçekleştiren Eğitim Sen İskenderun Şube Başkanı Mustafa Ünsal, 12 Eylül’ün eğitim emekçilerinin örgütlü mücadelesinde açtığı derin yaraları hatırlattı. Dönemin 200 bin üyeli öğretmen örgütü TÖB-DER’in kapatılarak mal varlığına el konulduğunu ve binlerce öğretmenin tasfiye edildiğini belirten Ünsal, askeri darbeler ile sivil uygulamalar arasındaki paralelliğe dikkat çekti: “12 Eylül sonrası 4.891 kamu personeli işten çıkarılmışken, 15 Temmuz sonrasında KHK’ler aracılığıyla 130 binden fazla insan kamudan tasfiye edilmiştir. Bu, darbeci zihniyetin devamıdır.”
12 Eylül’ün eğitim sistemine dayattığı tek din, tek mezhep anlayışının bugün kurumsallaştığını ifade eden Ünsal, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, eğitimi bilimsellikten ve laiklikten uzaklaştırarak darbecilerin yarım bıraktığı ideolojik dönüşümü tamamlamaya çalışmaktadır. Parasız, kamusal, bilimsel, laik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilde eğitim hakkı için mücadeleyi büyüteceğiz” dedi.
Dr. Ümit Oğur: “Sağlığın piyasalaştırılmasına karşı kamusal sağlık hakkı”
Forumun son konuşmasını Hatay Tabip Odası Başkanı Dr. Ümit Oğur gerçekleştirdi. Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) darbe sonrası kapatılma süreçlerini, Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Nusret Fişek ve hekimlerin idam cezasına karşı çıktıkları için yargılanmalarını hatırlatan Oğur, 12 Eylül’ün zemin hazırladığı neoliberal dönüşümün bugün sağlık alanını enkaza çevirdiğini vurguladı. Sağlığın piyasalaştırılması, kamusal sağlık hizmetlerinin aşındırılması, hekim göçü ve performansa dayalı sömürü sistemine karşı duracaklarını belirten Oğur; “İnsanca yaşamın, barışın ve nitelikli, ücretsiz, ulaşılabilir sağlık hizmetinin güvence altında olduğu laik ve eşitlikçi bir ülke mücadelesini sürdüreceğiz” dedi.
Serbest kürsüde ortak mücadele kararlılığı
Dört kurumun sunumlarının ardından program, 12 Eylül’ün toplumsal yıkımlarını anlatan sinevizyon gösterimiyle devam etti. Etkinliğin “Yaşayanlar, Tanıklıklar” oturumunda o dönemin baskı ve işkence süreçlerine tanıklık eden yurttaşlar anılarını aktarırken; “Serbest Kürsü” bölümünde söz alan katılımcılar, sömürüye, faşizme ve hak gasplarına karşı yerelde ve ulusal düzeyde birleşik bir cephe kurma kararlılığını ilan etti.
