(ANF)
Yıllara göre kadın cinayetleri istatistikleri ve kritik rakamlar
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve Anıt Sayaç verilerine göre, AKP iktidarları döneminde kadın cinayetleri katlanarak arttı. İçişleri Bakanlığı’nın 2021’den sonra veri açıklamayı durdurmasıyla kamuoyuyla paylaşılan resmi veriler kısıtlanırken, sivil toplum örgütlerinin tuttuğu kayıtlar ağır bilançoyu ortaya koyuyor.
Verilere yansıyan kritik göstergeler şu şekilde sıralanıyor:
- Cinayetlerdeki Artış: 2002 yılında 66 kadın cinayeti işlenmişken, 2019 yılında bu sayı 474’e yükseldi. 2024 yılı ise 394 kadın cinayetiyle veri tutulmaya başlandığından bu yana en yüksek sayının kaydedildiği yıl oldu.
- Şüpheli Ölümler: 2010-2025 yılları arasında 2 bin 436 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Şüpheli kadın ölümleri 2017-2023 yılları arasında yüzde 82 oranında artış gösterdi.
- Sözleşme Etkisi: İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığı 2011 yılı, 121 vakayla son 15 yılın en düşük seviyesi oldu. Türkiye’nin 2021’de sözleşmeden çekilmesinin ardından 2022’de kadın cinayetleri yüzde 20 artarak 334’e yükseldi. Sözleşmeden çekilme kararını takip eden dört yılda (2022-2025) toplam bin 337 kadın katledildi.
- Mekân ve Silah Unsuru: Kadınların yüzde 61’i bizzat kendi evlerinde katledilirken, cinayetlerin yüzde 57’sinde ateşli silahlar kullanıldı.
- İhmal Vakaları: 2025 yılında 23 kadın, haklarında verilmiş resmi koruma kararları bulunmasına rağmen katledildi.

Şüpheli ölümler ve cezasızlık politikası
2020 yılından itibaren şüpheli kadın ölümlerinde belirgin bir artış kaydedildi. 2020’de 171 olan şüpheli kadın ölümü sayısı 2025’te 297’ye yükseldi. Kadın örgütleri, birçok dosyanın “intihar” veya “kaza” gerekçesiyle kapatıldığını ve etkin soruşturma yürütülmediğini savunuyor.
Cezasızlık ve faillere yönelik uygulamalar da tablonun ağırlaşmasında rol oynuyor. KCDP raporlarına göre kadın cinayeti işleyen faillerden en az 39’unun daha önce adli sicil kaydı bulunuyordu. 11. Yargı Paketi gibi infaz düzenlemeleri kapsamındaki erken salıverilmeler güvenlik riskini artırırken, bireysel silahlanmanın kontrol altına alınmaması ateşli silahla işlenen cinayetlerin oranını 2021’deki yüzde 48 seviyesinden 2025’te yüzde 57’ye çıkardı.
Yasal düzenlemelerdeki gerileme kronolojisi (2010-2025)
AKP iktidarı döneminde kadın haklarını güvence altına alan uluslararası sözleşmeler ve iç mevzuat kapsamındaki değişimler kronolojik olarak şöyle gelişti:
- 2011-2021 (İstanbul Sözleşmesi Süreci): 2011’de imzalanan sözleşme, 20 Mart 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile feshedildi ve 1 Temmuz 2021’de yürürlükten kalktı.
- 2012 (Kurumsal ve Yasal Değişimler): Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu’nun adı “Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu” olarak değiştirildi. Aynı yıl 6284 Sayılı Kanun kabul edildi ancak ilerleyen yıllarda uygulanma etkinliği tartışmaya açıldı. Kürtaj karşıtı söylemler fiili kısıtlamaları beraberinde getirdi.
- 2014-2017 (Mevzuat Değişiklikleri): 2014’te miras hukukunda tarım arazilerine yönelik düzenlemeler yapıldı. 2015’te resmi nikah öncesi dini nikah cezai yaptırım olmaktan çıkarıldı. 2016’da TCK 103. madde değişiklikleri tartışmalara yol açtı. 2017’de Nüfus Hizmetleri Kanunu değişikliği ile müftülüklere nikah kıyma yetkisi tanındı.
- 2025 (“Aile Yılı” İlanı): 2025 yılı “Aile Yılı” ilan edilerek resmi belgelerden “toplumsal cinsiyet” ve “cinsel yönelim” gibi kavramlar çıkarıldı.
Toplumsal ve ekonomik alandaki yansımalar
Kadınların sosyal ve ekonomik yaşamdan çekilmesi de krizin diğer bir boyutunu oluşturuyor. 2025 verilerine göre, ev işleri ve bakım sorumlulukları nedeniyle işgücüne dahil olamayan kadın sayısı 6 milyon 345 bine ulaştı.
KCDP’nin Mayıs 2025 raporuna göre, yalnızca ilgili ayda en az 14 kadın, 2025 yılı genelinde ise en az 86 kadın aile üyeleri tarafından katledildi. Sivil toplum temsilcileri, kamusal alandaki temsilin azalması, cezasızlık algısı ve verilerin şeffaf paylaşılmamasının şiddet sarmalını besleyen temel etkenler olduğunu vurguluyor.
