Buckingham Sarayı’nda resmi kabul ve ilk açıklama
Eski Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, İşçi Partisi milletvekillerinin ezici desteğini alarak Birleşik Krallık’ın 59. Başbakanı oldu. Keir Starmer’ın istifasını sunmasının ardından Buckingham Sarayı’na geçen Burnham, Kral III. Charles’tan hükümeti kurma görevini aldı.
Geleneksel kabulün ardından Başbakanlık Konutu 10 Downing Street önünde halka seslenen 56 yaşındaki Burnham, son 10 yılda ülkede yaşanan siyasi çalkantılara dikkat çekerek “siyasete duyulan güveni yeniden tesis etme” sözü verdi.
The Washington Post
“Son 10 yılda bu sokaktan yürüyen yedinci başbakan olduğumun farkındayım. İnsanların siyasetten ve belirsizlikten yorulduğunu biliyorum. Siyaset kurumu olarak yeterince iyi olamadık ama bundan sonra daha iyi olacağız. Bugün siyasi ve ekonomik modelimizde yeni bir sayfa açıyoruz.”
İlk politika değişikliği: 1,8 milyar sterlinlik dijital kimlik projesi iptal
Görevi devralır almaz ilk somut kararlarını açıklayan Burnham, selefi Starmer döneminde tasarlanan ve 3 yılda 1,8 milyar sterlin maliyet çıkaracağı öngörülen ülke çapındaki dijital kimlik sistemini iptal ettiğini duyurdu. Burnham ekibi, tasarruf edilecek bu kaynağın doğrudan hayat pahalılığı krizinden etkilenen haneleri desteklemek amacıyla kullanılacağını belirtti.
Yeni hükümetin kısa vadeli öncelik listesinde öne çıkan diğer başlıklar ise şunlar:
- Hayat Pahalılığıyla Mücadele: Enerji faturaları ve ulaşım maliyetleri üzerindeki yükü hafifletecek acil destek paketleri.
- Kamu Denetimi: Bilanço krizindeki Thames Water gibi stratejik altyapı ve kamu hizmeti şirketleri üzerindeki devlet denetiminin artırılması.
- Barınma ve Evsizlik: Ülke genelinde sokakta yatma (evsizlik) krizini sonlandırmaya yönelik ilk talimatların verilmesi.
“Siyasi güç Westminster’dan bölgelere kayacak”
Andy Burnham’ın ajandasındaki en dikkat çekici vizyon ise İngiltere’nin siyasi ve ekonomik güç dengesini değiştirmek üzerine kurulu. Siyasi kararların sadece Londra’daki Westminster parlamentosunda sıkışıp kalmasını eleştiren Burnham; yerel yönetimlere ve bölge belediyelerine genişletilmiş yetkiler devredileceğini açıkladı.
Yıl sonuna kadar 10 yıllık kapsamlı bir ulusal kalkınma planı duyuracağını belirten Burnham, İngiltere ekonomisini durgunluktan çıkarmayı ve yaşam standartlarını tüm bölgelerde dengeli bir şekilde yükseltmeyi hedefliyor.
Andy Burnham’ın politikaları neler?
Andy Burnham, İşçi Partisi liderliği için adaylığını açıkladığı ilk konuşmada ülkeye dair vizyonunu ortaya koysa da, somut politika detaylarından ziyade genel hedeflere odaklanması nedeniyle eleştirilerin hedefi oldu.
Parti içinde karşısına başka bir milletvekili aday çıkmaması, Burnham’ın televizyon tartışmaları ve üyelerle yapılan kapsamlı liderlik oturumları gibi süreçlerde rakipleri tarafından sorgulanmasının da önüne geçti.
Konuşmasının merkezine, siyasi ve ekonomik gücün Londra’da aşırı yoğunlaştığı görüşünü yerleştiren Burnham, Britanya’nın “yeniden dengelenmesi” gerektiğini savundu. Yetki devrini hem ekonomik büyümeyi hızlandırmanın hem de kamu hizmetlerini iyileştirmenin temel aracı olarak gören Burnham, bölgesel yönetimlere daha geniş yetkiler verilmesini vadediyor.
Kısa vadede ise önceliğinin, hayat pahalılığı krizinin haneler üzerindeki yükünü hafifletmek, ekonomik büyümeyi canlandırmak ve yaşam standartlarını yükseltmek olması bekleniyor.
İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lucy Powell da Burnham’ın yaklaşımını, “İnsanlara hem işlerinde hem de evlerinde güvence sağlamak; karşılayabilecekleri bir konuta sahip olmalarını, gurur duyacakları bir toplulukta yaşamalarını ve çocuklarının gelecekte daha fazla fırsata erişeceğini bilmelerini sağlamak istiyoruz.” sözleriyle özetledi.
Burnham, liderlik yarışındaki ilk somut politika değişikliğini ise Keir Starmer döneminde planlanan ulusal dijital kimlik sistemini iptal edeceğini açıklayarak duyurdu. Yaklaşık üç yılda 1,8 milyar sterline (2,12 milyar euro) mal olması öngörülen projenin rafa kaldırılmasıyla sağlanacak kaynağın, hayat pahalılığıyla mücadele kapsamında hanelere destek için kullanılacağını belirtti.
Bunun yanı sıra Burnham, yaklaşık 23,5 milyar euro borç yükü altında bulunan Thames Water gibi mali sıkıntı yaşayan kamu hizmeti şirketleri üzerindeki kamu denetiminin güçlendirilebileceğinin de sinyalini verdi. Bu yaklaşım, stratejik altyapı hizmetlerinde devletin daha etkin bir rol üstlenebileceğine işaret ediyor.
