“Turizm kenti olduğunu söyleyenler LGBTİ+ turistleri limana almıyor”
Hikmet Hazer, alınan kararın yalnızca LGBTİ+‘ları değil, Kuşadası’nın ekonomik ve toplumsal yaşamını da etkilediğini belirterek şunları söyledi:
“Bu geminin Kuşadası Limanı’na alınmaması birçok açıdan değerlendirilmesi gereken bir durum. Öncelikle Kuşadası ekonomisi büyük ölçüde turizme dayanan bir kent ve şu anda sezonun en yoğun dönemini yaşıyoruz. Böyle bir dönemde geminin geri çevrilmesi yalnızca LGBTİ+ yolcular açısından değil, kent ekonomisi ve yerel esnaf açısından da önemli sonuçlar doğuracaktır.
Valilik bir yandan Kuşadası’nın dünya çapında tanınan bir turizm merkezi olduğunu söylüyor. Eğer gerçekten uluslararası turizmden söz ediyorsanız, içinde LGBTİ+ yolcular bulunduğu için bir geminin limana girişini engelleyemezsiniz. Bu karar açık bir hak ihlalidir. Aynı zamanda büyük bir sorumsuzluk ve nefret suçudur.”
“Bu karar sistematik bir politikanın devamı”
Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nin yayımladığı açıklamada da kararın münferit olmadığına dikkat çekiliyor. Açıklamada, 2000 yılında da yalnızca LGBTİ+ yolcular taşıdığı gerekçesiyle bir kruvaziyer gemisinin Kuşadası Limanı’na alınmadığı, uluslararası tepkiler üzerine bu karardan vazgeçildiği hatırlatılıyor.
İnisiyatif ayrıca, Kuşadası’nda düzenlenmek istenen 1. Onur Haftası etkinliklerinin yasaklanmasının hemen ardından bu kararın alınmasının tesadüf olmadığını belirterek, bunun LGBTİ+’ları kamusal yaşamdan dışlamaya yönelik sistematik bir politikanın parçası olduğunu vurguluyor.
“Nefret siyaseti sosyal medyada da sürdürülüyor”
Hazer, son dönemde sosyal medyada LGBTİ+’ları hedef alan söylemlerin de aynı siyasal atmosferin ürünü olduğunu ifade etti.
“Son günlerde sosyal medyada artan LGBTİ+ karşıtı paylaşımlar ve hedef göstermeler tesadüf değil. Homofobik, transfobik ve LGBTİ+ karşıtı nefret siyaseti sosyal medyadaki troller aracılığıyla da sürdürülüyor. Bunlar bilinçli şekilde yürütülen kampanyalar. LGBTİ+’ları hedef haline getirerek toplumun gerçek gündeminin görünmez kılınması amaçlanıyor.”
Haziran ayı boyunca Türkiye’nin birçok kentinde gerçekleştirilen Onur Haftası etkinliklerini hatırlatan Hazer, aynı dönemde Ankara’da NATO Zirvesi öncesinde düzenlenen protestolarda çok sayıda kişinin gözaltına alındığını belirterek, LGBTİ+’ların da bu baskı politikalarının hedeflerinden biri olduğunu söyledi.
“Nefret bizi yıldırmayacak”
Bütün baskılara rağmen mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Hazer, “Bu yasaklar bize yalnızca mücadelemizin büyüdüğünü gösteriyor. Sesimiz daha fazla duyuluyor. Bizlerin örgütlü mücadelesi onların nefretinden daha büyüktür” dedi.
Onur Yürüyüşü sonrası gözaltılar: “İşkenceyi ve hukuksuzluğu teşhir edeceğiz”
Hazer, 14 Haziran’da gerçekleştirilen Kuşadası 1. Onur Yürüyüşü’nün ardından yaşanan polis müdahalesine de değindi.
“Yürüyüşümüzü herhangi bir taşkınlık yaşanmadan gerçekleştirdik. Basın açıklamamızı okuduk, etkinliğimizi tamamladık ve dağılmaya başladığımız sırada polis müdahale etti. Arkadaşlarımız darbedildi, ters kelepçeyle gözaltına alındı. Ben de gözaltına alınanlar arasındaydım. Bunların tamamı açık hak ihlalidir.”
Yaşananlara ilişkin hukuki süreci başlatacaklarını söyleyen Hazer, “Gerek gözaltılar sırasında yaşanan işkenceyi gerek hukuksuz yasak kararlarını teşhir edeceğiz. Kaymakamlığın ve valiliğin aldığı hukuka aykırı kararlarla ilgili tüm hukuki yollara başvuracağız” ifadelerini kullandı.
“LGBTİ+’lar hedef gösterilemez”
Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nin kamuoyuna yaptığı açıklamada ise Aydın Valiliği’nin kullandığı dilin kamu otoritesi eliyle LGBTİ+’ları hedef gösterdiği belirtilerek şu çağrı yapıldı:
“Hiçbir kamu kurumu insanların cinsel yönelimini ve cinsiyet kimliğini ayrımcılık gerekçesi haline getiremez. Devletin görevi ayrımcılık üretmek değil, herkesin hak ve özgürlüklerini güvence altına almaktır.”
Açıklamada ayrıca demokratik kitle örgütleri, sendikalar, siyasi partiler ve insan hakları savunucuları ayrımcılığa karşı ortak tutum almaya çağrılırken, “LGBTİ+’lar vardır. Eşit yurttaşlardır. Bu kent de, bu ülke de hepimizindir. Nefret değil, eşitlik kazanacak” denildi.
