Mem Ararat geçtiğimiz günlerde X hesabından yaklaşık 5 dakikalık bir video paylaştı. Videoyu ilk izlemeye başladığımda, son yıllarda Mem Ararat ile Kürt halkı, özellikle de Kürt özgürlük hareketi arasında oluşan mesafeye dair bir özeleştiri ya da yüzleşme göreceğimi düşündüm. Ancak gördüğüm kadarıyla ortada böyle bir durum yok. Tam tersine, Mem Ararat kibirinden ve egosundan hiçbir şey kaybetmeden, hatta daha da sertleşerek kendisini haklı çıkarmaya çalışıyor.
Konuşmasının özeti şu: Yapım şirketi Kom Müzik’le yaşadığı kişisel ve ticari anlaşmazlığı bütün Kürt siyasetine ve Kürt özgürlük hareketine mal etmeye çalışıyor. Kom Müzik’le yaşadığı problemi HDP’ye, DEM Parti’ye, Kürt kurumlarına ve genel olarak Kürt özgürlük hareketine bağlayarak meseleyi büyütüyor. Oysa ortada temelde bir şirket-sanatçı anlaşmazlığı var. Bunun detaylarını ne halk bilmek zorunda ne de herkes bu konuda taraf olmak zorunda.
Daha önce de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Harbiye Açıkhava’yı kendisine tahsis etmemesi üzerinden benzer bir mağduriyet dili kurmuştu. “Kürtler size oy verdi” diyerek, bugün karşısına aldığı DEM Parti ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin siyasal pozisyonunu kendi kişisel çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışmış; Kürt oylarını ve bu siyasal gücü bir baskı unsuru gibi göstermiş, adeta aba altından sopa göstermişti. Bugün de benzer bir yaklaşımı DEM Parti’ye ve Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı sürdürmeye devam ediyor.
Asıl sorun şu: Kendisine yıllarca destek veren, şarkılarını dinleyen, konserlerine giden Kürtlerin neden son yıllarda kendisine mesafe koyduğunu sorgulamak yerine, sürekli yeni bir mağduriyet hikâyesi yazıyor. Oysa bu mesafenin oluşmasında en büyük pay, bizzat kendi söylemleri ve tavırları olabilir. Daha önce yaptığı bazı paylaşımlarda kendisini “siyaset üstü” gördüğünü, hiçbir Kürt partisiyle bağı olmadığını söylemesi de ciddi tepki çekmişti. İşine geldiğinde Kürt halkının desteğini isteyen, eleştiri geldiğinde ise herkese tepeden bakan bir dil kullanan bir profil ortaya çıkıyor.
Başarı, dinlenme rakamları, büyük konserler ve popülerlik belli ki Mem Ararat’ın egosunu ciddi biçimde büyütmüş. Kendini adeta dokunulmaz bir yerde görüyor. Sanki dört parçada yaşayan bütün Kürtlerin elindeki işi bırakıp onun kişisel sorunlarını çözmesi gerekiyormuş gibi bir yaklaşım sergiliyor. Yapım şirketiyle yaşadığı problem, onun gözünde bütün Kürdistan’ın sorunu hâline gelmiş durumda.
Oysa insanların sorduğu soru oldukça basit: Kom Müzik’le yaptığı sözleşmenin detaylarını neden herkes sahiplenmek zorunda olsun? Bir sanatçının şirketiyle yaşadığı ticari kriz neden bütün Kürt halkının meselesi hâline getirilsin? Bu kadar kişisel bir meseleyi kolektif bir kırılma gibi sunmak samimi durmuyor.
Gerek kendi paylaşımı gerekse birkaç saat sonra avukatının yaptığı açıklamalar, yaşanan problemi bütün Kürt dünyasına mal etmeye çalışan bir çizgideydi. Bu da insanlarda şu hissi uyandırıyor: Mem Ararat artık eleştiri kabul etmeyen, sürekli haklı olduğunu düşünen ve çevresindeki herkesi suçlayan bir ruh hâline girmiş durumda.
Belki de bugün yaşananlar onun için bir dönüm noktasıdır. Çünkü insan bazen başarıyı yönetemediğinde, kendi kurduğu yüksek yerden düşmeye başlar. Mem Ararat’ın bugün yaşadığı şey biraz da buna benziyor. Kürt siyasetine, kurumlarına ve yıllarca kendisini sahiplenen çevrelere rest çekerek kurduğu bu dil, belki de onun için bir çözülme döneminin başlangıcı olabilir.
Yazık etti kendisine.
