Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun (KSK) 70. oturumu, 9–19 Mart 2026 tarihleri arasında New York’ta gerçekleştirildi. Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında en önemli küresel platformlardan biri olan KSK70, bu yıl hem hakların daraltılmasına yönelik girişimler hem de buna karşı yükselen uluslararası feminist dayanışma ile öne çıktı.
KSK70’in öncelikli teması, “tüm kadınlar ve kız çocukları için adalete erişimin güçlendirilmesi ve eşitlikçi hukuk sistemlerinin teşvik edilmesi” olarak belirlendi. Ancak oturum boyunca paylaşılan veriler, toplumsal cinsiyet eşitliğinde ilerlemenin hâlâ sınırlı olduğunu ortaya koydu. Buna göre kadınlar, erkeklerin sahip olduğu hakların yalnızca yaklaşık yüzde 64’üne sahip ve mevcut hızla bu farkın kapanması yüzyıllar sürebilir.
Toplantıya damga vuran en kritik tartışma ise “toplumsal cinsiyet (gender)” kavramı üzerinden yaşandı. Özellikle ABD delegasyonu, toplumsal cinsiyet eşitliği ve üreme hakları gibi temel kavramların metinden çıkarılması ya da zayıflatılması yönünde girişimlerde bulundu. Bu durum, Uzlaşılmış Sonuçlar metninin yeniden oylamaya açılmasına yol açtı. Metin, ABD’nin negatif oyuna rağmen kabul edilirken, bu gelişme KSK tarihinde önemli bir kırılma olarak değerlendirildi.
Süreç, sivil toplumun da güçlü tepkisine sahne oldu. Kadın Hakları Grubu (Women’s Rights Caucus) tarafından hazırlanan ortak mektup ülke delegasyonlarına iletilirken, BM Kadın Sivil Toplum Bölümü Direktörü Lopa Banerjee, küresel sistemin norm temelli yapısından uzaklaşarak çıkar temelli ilişkilere yöneldiğine dikkat çekti.
Kabul edilen raporda, Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu başta olmak üzere uluslararası taahhütler yeniden teyit edilirken, uygulamada ciddi boşluklar olduğu vurgulandı. Ayrımcı yasaların kaldırılması, adalete erişimin güçlendirilmesi, kadınlara yönelik şiddetle mücadele ve hesap sorulabilirlik mekanizmalarının geliştirilmesi temel öncelikler arasında yer aldı.
Öte yandan dijitalleşme KSK70’in öne çıkan başlıklarından biri oldu. Dijital alanın hem fırsatlar hem de yeni eşitsizlikler yarattığına dikkat çekilerek, dijital uçurum, çevrim içi şiddet ve algoritmik önyargılar önemli riskler arasında sıralandı. Özellikle yaşlı kadınların dijital ve sosyal dışlanması, birçok oturumda “görünmeyen eşitsizlik” başlığı altında ele alındı.
Türkiye’den sivil toplum kuruluşlarının aktif katılımı da dikkat çekti. Kırmızı Biber Derneği, Patiska Platformu, SistersLab ve Kadın Koalisyonu’nun ortaklaşa düzenlediği “Kadın, Bilgelik, Web: Kimse Çevrim Dışı Kalmasın” başlıklı etkinlikte, dijitalleşmenin kadınların adalete erişimi üzerindeki etkileri tartışıldı. Etkinlikte özellikle yaşlı kadınların dijital dışlanmasının yapısal bir adalet sorunu olduğu vurgulandı.
KSK70, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yalnızca uluslararası normların varlığıyla değil, bu normların uygulanması, güçlü siyasi irade ve sivil toplum iş birliğiyle mümkün olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Oturumdan çıkan en net mesaj ise şu oldu:
“Dijital erişim bir ayrıcalık değil, eşitlik ve adaletin temel bir parçasıdır.”
