(MA)
Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle düzenledikleri eylemlerinin 1097’ncisinde Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bu haftaki eylemde 1996 yılında kaybedilen Talat Türkoğlu’nun akıbeti soruldu.
Talat Türkoğlu’nun kaybedilişi
Eylemde basın metnini okuyan Sebla Arcan, Talat Türkoğlu’nun 29 Mart 1996’da Edirne’den İstanbul’a dönmek üzere yola çıktığını ve o günden sonra kendisinden bir daha haber alınamadığını hatırlattı.
“Takip edildi, kaybedildi”
Arcan, Türkoğlu’nun Edirne’ye giderken ve kaldığı süre boyunca sivil polisler tarafından takip edildiğini yakınlarına anlattığını belirterek, 1 Nisan 1996’dan sonra tüm izlerin kaybolduğunu ifade etti. Ailenin ve İnsan Hakları Derneği ile Uluslararası Af Örgütü’nün başvurularının sonuçsuz kaldığını söyledi.
“İtiraflara rağmen soruşturma yürütülmedi”
1997 yılında JİTEM mensubu Kasım Açık’ın itiraflarında Türkoğlu’nun işkenceyle öldürüldüğünü ve bedeninin Meriç Nehri’ne atıldığını anlattığını aktaran Arcan, bu beyanlara rağmen etkin bir soruşturma yürütülmediğini vurguladı.
Ailenin iç hukukta sonuç alamaması üzerine başvurduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmettiği hatırlatıldı. Buna rağmen dosyada ilerleme sağlanamadığı ifade edildi.
AYM başvurusu ve cezasızlık eleştirisi
Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurunun “süre aşımı” gerekçesiyle kabul edilemez bulunması da eleştirildi. Açıklamada, “Zaman aşımının arkasına saklanmayın, hakikati açığa çıkarın” çağrısı yapıldı.
Kardeşinden çağrı: “Vazgeçmeyeceğiz”
Talat Türkoğlu’nun kardeşi Münibe Türkoğlu ise yıllardır adalet arayışını sürdürdüklerini belirterek, “Yakınlarımızı size hep hatırlatacağız. Gerçekler ortaya çıkarılsın, failler yargılansın” dedi.
Türkoğlu’nun işçi kimliği ve siyasi görüşleri nedeniyle hedef alındığını ifade eden Münibe Türkoğlu, annelerinin vasiyetinin de “aramaktan vazgeçmemek” olduğunu söyledi.
