Editör: Mehmet Murat YILDIRIM
Halkların Eşitlik ve Demokratik Partisi (DEM Parti), Suriye’de son dönemde artan askeri gerilim ve kuşatma politikalarına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Merkez Yürütme Kurulu imzasıyla yapılan açıklamada, 2011’den bu yana Suriye halklarının geleceğini ipotek altına alan çatışmalı sürecin yeni bir şiddet sarmalına sürüklendiği uyarısı yapıldı. Açıklamada, barışın ancak bütünlüklü ve tutarlı bir iradeyle mümkün olabileceği vurgulandı.
DEM Parti, Halep’te çatışmaların durdurulduğuna dair kararlar alınmasına rağmen Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine yönelik kuşatmanın yeniden başlatıldığına, bölgeyle iletişimin kesildiğine ve sivillerin doğrudan hedef alındığına dikkat çekti. Sivillere yönelik ablukanın kabul edilemez bir suç olduğu belirtilen açıklamada, sahadaki askeri dayatmaların barış ve çözüm arayışlarını bilinçli biçimde gölgelediği ifade edildi.
Uluslararası Koalisyon ile Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Deyr Hafir’de gerçekleştirdiği görüşmelerin hemen ardından aynı bölgenin ağır silahlarla hedef alınmasının açık bir provokasyon olduğu kaydedildi. Ahmet el-Şara ve komutasındaki cihatçı yapıların, Deyr Hafir’de sağlanan uzlaşıyı hedef alan saldırılarını Tişrin Barajı, Tabka, Rakka ve Deyr ez-Zor kırsalında sürdürdüğü belirtildi.
Açıklamada, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin Halep’in doğusundaki güçlerin Fırat’ın doğusuna çekileceğini açıklayarak iyi niyet beyanında bulunduğu saatlerde saldırıların gerçekleşmesinin, müzakere zeminini ortadan kaldırmaya dönük bir girişim olduğu vurgulandı.
Geçici Şam Hükümeti’nin tutumunun çözüme değil çözümsüzlüğe hizmet ettiği belirtilen açıklamada, 10 Mart Mutabakatı’nı ihlal eden tarafın bu hükümet olduğu ifade edildi. Suriye’deki krizin özünde siyasi bir kriz olduğu vurgulanarak, kalıcı çözümün kültürel ve idari jestlerle değil, halkların ve inançların öz iradesini tanıyan demokratik bir anayasa ile mümkün olacağı kaydedildi.
Alevilerin, Dürzilerin ve Hıristiyanların haklarının güvence altına alınmadığı, inanç özgürlüklerinin tanınmadığı bir sistemde toplumsal barıştan söz edilemeyeceği belirtilirken, Suriye genelinde demokratikleşmenin ve adem-i merkeziyetçi bir yapının anayasal güvence altına alınması gerektiği vurgulandı.
Türkiye’ye ilişkin bölümde ise, Türkiye’de bir çözüm sürecinden söz edilirken aynı dönemde Kuzey-Doğu Suriye’de Kürtlerin statüsünü ve demokratik kazanımlarını hedef alan politikaların yürütülmesinin ciddi bir siyasi tutarsızlık olduğu ifade edildi. Açıklamada, “Sınırın bu tarafında yurttaş denilenlere, öbür tarafında düşman muamelesi yapılamaz” denilerek, barışın parçalı değil bütünlüklü bir irade gerektirdiği vurgulandı.
DEM Parti, Abdullah Öcalan ile 17 Ocak’ta yapılan görüşmede Suriye’deki gelişmelerin de ele alındığını hatırlattı. Açıklamaya göre Öcalan, Suriye’deki çatışmaları Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni baltalama girişimleri olarak değerlendirdi ve sorunların diyalog, müzakere ve ortak akılla çözülebileceğini ifade etti. Bu kritik süreçte Öcalan’ın daha aktif rol alabileceği koşulların acilen yaratılması gerektiği belirtildi.
DEM Parti açıklamasını, Halep’te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine yönelik kuşatmanın kaldırılması, Deyr Hafir, Tişrin Barajı, Tabka, Rakka ve Deyr ez-Zor bölgelerindeki saldırıların derhal durdurulması ve Suriye’de anayasal çözüm yolunun yeniden işletilmesi çağrısıyla sonlandırdı. Açıklamada, “Suriye’de barışı savunmak, Ortadoğu halklarının eşitliğini ve ortak geleceğini savunmaktır” denildi.
