Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Cumartesi Anneleri, Mehmet Şirin Maltu’nun akıbetini sordu

    7 Şubat 2026

    Mersin Limanı’nda sendikalı oldukları için işten atıldılar: 185 işçi direnişte

    7 Şubat 2026

    Van’da kış ortasında su krizi: Esnaf bidonlarla ayakta duruyor

    7 Şubat 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt siyasetinin gerçekliği

      6 Şubat 2026

      6 Şubat: Rant, beton, yıkım

      6 Şubat 2026

      İktidarın uyuşturucuyla mücadele söylemi, ahlak rejimi ve cezalandırma siyaseti

      6 Şubat 2026

      Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 2 / Emperyalist hiyerarşinin değişken karakteri

      5 Şubat 2026

      Kürtler için garanti mi, sessiz tasfiye mi?

      30 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      Textum Dergi’de “Otoriter Emek Rejimleri ve Fiilî İşçi Eylemleri” dosyası

      4 Şubat 2026

      ‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu?

      1 Şubat 2026

      Emperyalizm ve enternasyonalizm

      29 Ocak 2026

      Dayanışma yaşatır: Rojava

      28 Ocak 2026

      ABD’den genel grev manzaraları

      26 Ocak 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025

      Duygusal Olan Politiktir – KESK’li Kadınların Mücadele Deneyimleri

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » İklim krizi gökte mi, yerde mi?

    İklim krizi gökte mi, yerde mi?

    MEHMET HORUŞ İlkeTv’ye yazdı: Sermaye, gezegenin geleceği için öngörülen süre, saatin tik takları gibi her an aleyhimize işlerken halen krizi fırsata çevirme formülleriyle oyalanıyor. Yenilenebilir enerji sektörü bir süredir buradan semirmeye devam ediyor.
    Mehmet Horuş22 Aralık 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    İklim krizi, bildik anlamda bir doğa olayı olmadığı gibi doğanın evrimsel gelişiminin bir sonucu da değil. Atmosferik ya da meteorolojik niteliği, nedenleri üzerine kafa yorarken göksel çağrışımlar yapıyor olabilir. İklim inkarcıları, bu göksel boyutunu fırsata çevirerek iklim krizinin sorumlusu olan şirketleri ve sermaye düzenini perdelemek istiyorlar. Diğer ekolojik sorunlarda olduğu gibi iklim krizinin ilahi nedenlerden kaynaklandığını ileri sürenlerle dünyanın doğal evriminin sonucu olduğunu savunanlar, sermayenin sorumluluğunu gizlemek ortak noktasında buluşuyorlar.  İklim tartışmaları üzerinden sergilenen bu gerici akımların dünyadaki aşırı sağ ve otoriter iktidarların etrafında kümelenmeleri tesadüf değil. Bir yanda küresel sermayenin ve onun etrafında öbekleşmiş her türden gerici, otoriter akımlar diğer yanda dünyanın daha çok güneyinde yaşayan emekçiler, yerli halklar, kadınlar ve iklim mültecileri yer alıyor. Ekoloji mücadelesinin strateji ve program tartıştığı bugünlerde sorunun kaynağı üzerinde netleşmekte yarar var.

    İklim krizinin nedenleri kadar somut sonuçları da barınma, susuzluk, kuraklık, gıda güvenliği, savaşlar, salgın hastalıklar ve daha pek çok veçhede karşımıza çıkıyor. Özellikle kış aylarında büyükşehirlerde yaşanan sellerden ve yaz aylarında meydana gelen orman yangınlarından sonra bu felaketlerin iklim değişikliğinden mi yoksa altyapı sorunlarından mı kaynaklandığı tartışılıyor. Çoğu meselede olduğu gibi bu konuda da iki ayrı uçta kamplaşabiliyoruz. İklim krizinden kaynaklandığını ileri sürenlerin bir kısmı bunu yerel yönetimleri aklamak için mazeret olarak kullanıyor. Bu tavır, sigorta şirketlerinin sorumluluk almamak için doğa olaylarını mücbir sebep kabul etmelerine benzetilebilir. Karşıt cephe ise meteorolojik açıdan sıra dışı bir durum olmadığını tek nedenin altyapı politikaları olduğunu ispatlama telaşına düşüyor. Anlaşılması zor bir iklim ikilemi yaratılıyor. İklimi yere göğe sığdıramayan bu her iki tutum da kendi tezini kanıtlamaktan ziyade karşı tarafın tezini çürütmeye odaklanıyor. Halbuki, altyapı sorunlarıyla birleşince iklim krizinin sonuçları çok daha yıkıcı bir hal alıyor.  Olan biteni bu sadelikte ele almak mümkündür.

    Meramımızı daha iyi anlatabilmek için Sovyet bilim insanı Vernadski’nin 1926 yılında yayınlanan kitabına adını da veren “Biyosfer” kavramına başvurabiliriz. Aynı zamanda jeokimya ve biyokimyanın kurucuları arasında sayılan Vernadski’nin biyosfer teorisi Antroposen tartışmalarında da çokça refere ediliyor. Biyosfer teorisine göre, atmosfer bağımsız bir yaşam bölgesi olmayıp litosfer ve hidrosfer ile etkileşim halindedir. Dolayısıyla yer ve gök birbirinin içine geçmiştir. Vernadski, biyosferi “dünyanın zarfı” olarak tanımlayarak oksijen, azot ve karbondioksitin oluşumunu canlılarla ilişkileri içinde ele alır. Bitki ve hayvanlar da organik ve inorganik dünyayla kurdukları ilişki içinde biyosferi etkilerken insan da gezegende diğer canlılar gibi bu etkileşim içinde var olur.  Böylece Vernadski’nin veciz formülüne ulaşırız: “solunum gezegensel bir olgu olmalıdır”. Bu, sonuç olarak, kelebeğin kanat çırpışı örneğindeki gibi tek bir insanın nefes alıp verişi, bütün bir gezegenle etkileşim içinde gerçekleşiyor. Vernadski’nin hassas terazisine her gün kullanılan petrol, kömür, maden, endüstriyel tarım ve hayvancılığın yarattığı emisyonları koyarsak, sermayenin tercihlerinin gezegen üzerindeki yıkıcı kapasitesini daha iyi anlayabiliriz. Faili belli büyük bir gezegen suçu işleniyor.  Hangi teknik gerekçenin arkasına saklanılırsa saklanılsın iklim krizinin failini gizleyen her öneriden uzak durmalıyız.

    Kapitalist sistemin bitip tükenmeyen enerji açlığının ve doğayı sınırsız hammadde kaynağı olarak gören üretimciliğin bir sonucu olarak bugün “aşırı iklim olayları” yaşanıyor. Bu nedenle fosilden çıkıp iklim krizini durdurmak için bir karar almalıyız. Ama önce karar vericilerin elinden bu karar alma yetkisini devralmak zorundayız. En son gerçekleşen COP30 İklim Zirvesi’ne ev sahibi Brezilya’yı saymazsak en geniş katılımı fosil lobisi gerçekleştirdi. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde iklim zirvesi sonuç bildirisinde fosilden çıkış konusunda net bir politika belirtilmedi. Sermaye, gezegenin geleceği için öngörülen süre, saatin tik takları gibi her an aleyhimize işlerken halen krizi fırsata çevirme formülleriyle oyalanıyor. Yenilenebilir enerji sektörü bir süredir buradan semirmeye devam ediyor. Neyse ki “yenilenebilir” denilen teknolojilerin kısa sürede zararları görüldüğünden ekoloji hareketleri içinde güneş ve rüzgarı alternatif görenlerin sayısı azaldı.

    İklim krizine karşı ancak enerji, maden, su, ulaşım, tarım, kentleşme ve diğer pek çok başlıkla birlikte ortak ve tutarlı bir mücadele programı inşa edilebilir. Ayakları yere basan bir bakış açısına ihtiyacımız var.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Textum Dergi’de “Otoriter Emek Rejimleri ve Fiilî İşçi Eylemleri” dosyası

    4 Şubat 2026

    ‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu?

    1 Şubat 2026

    Emperyalizm ve enternasyonalizm

    29 Ocak 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Zeynel A. Göçer

    Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt siyasetinin gerçekliği

    Mehmet Murat Yıldırım

    6 Şubat: Rant, beton, yıkım

    Remzi Altunpolat

    İktidarın uyuşturucuyla mücadele söylemi, ahlak rejimi ve cezalandırma siyaseti

    Siyasi Haber

    Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 2 / Emperyalist hiyerarşinin değişken karakteri

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Siyasi Haber

    Textum Dergi’de “Otoriter Emek Rejimleri ve Fiilî İşçi Eylemleri” dosyası

    Fehim Taştekin

    ‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu?

    Ertuğrul Kürkçü

    Emperyalizm ve enternasyonalizm

    Ercan Jan Aktaş

    Dayanışma yaşatır: Rojava

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Mersin Limanı’nda sendikalı oldukları için işten atıldılar: 185 işçi direnişte

    7 Şubat 2026

    CHP’li Fındıklı Belediyesi’nde TİS imzalandı: İşçilere yılda 6 ikramiye

    5 Şubat 2026

    Kocaeli Emek ve Demokrasi Platformu’ndan Migros işçileriyle dayanışma çağrısı

    5 Şubat 2026
    KADIN

    Nebahat Yükçü’nün katiline ağırlaştırılmış müebbet

    5 Şubat 2026

    Afganistan’da kadınlara yönelik baskılar derinleşiyor: Taliban’ın ceza tüzüğüne ve eğitim yasağına sert tepki

    3 Şubat 2026

    Kadına yönelik şiddet ve tacize karşı ILO 190 Birleşik Metal-İş ile MESS arasındaki toplu sözleşmeye girdi

    2 Şubat 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.