Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Küresel Sumud eylemcileri MSC Maya gemisini engellemeye çalıştı

    21 Nisan 2026

    Tuncer Bakırhan’dan okul saldırıları çıkışı: “Bu katliamlar münferit değil”

    21 Nisan 2026

    Özgür Özel CHP Grubu’ndan meydan okudu: “Macaristan gibi yeneceğiz!”

    21 Nisan 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Nitelikli okul, nitelikli eğitim için de demokratik toplum

      21 Nisan 2026

      Çocukların kanı üzerinde yükselen karanlık

      17 Nisan 2026

      Yapay zekâ: İşçi sınıfı mücadelesi ve komünizm

      17 Nisan 2026

      Erdoğan ve Netanyahu: Ekokırımın iki mimarı

      14 Nisan 2026

      Macaristan “başardı”: Goodbye Victor Orbán!

      13 Nisan 2026
    • Seçtiklerimiz

      Okul saldırıları hakkında kısa bir değini

      20 Nisan 2026

      Ortak sorunlar, ayrı 1 Mayıs’lar!

      20 Nisan 2026

      İşaret fişeği atıldı

      19 Nisan 2026

      İsrail hem Yahudiler hem de Yahudi olmayanlar için bir tehlikedir: Siyonizmin antisemitizmi üzerine

      18 Nisan 2026

      Halkların demokratik, toplumsal ve ekolojik ittifakı

      17 Nisan 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026

      Newroz, Akitu ve Paskalya: Mezopotamya’nın kadim bayramları yeniden sahipleniliyor

      5 Nisan 2026

      Dr. Levent Koşar: ‘İşçi sağlığı bir sağlık sorunu değil, sınıf mücadelesi sorunudur!’

      1 Nisan 2026

      Gazze’de soykırım hâlâ sona ermedi

      26 Mart 2026

      Iskalanmış Hayatlar: Tarihsel ayrımcılık, deprem ve Domariyi yitirmek

      23 Mart 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Yeni bir kriz dalgası mı?

    Yeni bir kriz dalgası mı?

    Siyasi Haber14 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Seçtiklerimiz – Korkut Boratav Sol için yazdı

    Son günlerde Batı ekonomik basını ısrarla sormaya başladı: Yeni bir kriz dalgası mı?

    2007-2008’de ABD’de patlak veren finansal krizin tekrar etme olasılığından söz edilmiyor. Kastedilen, dünya ekonomisinin çevresinde yer alan ülkelerde odaklaşan farklı bir kriz dalgası…

    Farklı; ama yeni değil… Yirminci yüzyılın son yirmi yılını kapsayan ve yeni yüzyıla uzanan bir krizler dizisi hatırlanıyor. Hepsi, Üçüncü Dünya’daki neo-liberal dönüşümlerle yakından ilgilidir.

    ***

    Neo-liberalizmin başlangıcı, genellikle Thatcher-Reagan yönetimlerine (1980 civarına) bağlanır. İlk aşamadaki temel hedef, Batı toplumlarındaki refah devleti düzenlemelerinin tasfiyesi olarak ortaya çıkar.

    Ancak, genellikle göz ardı edilen bir evveliyatı da vardır. Latin Amerika’daki bazı askeri dikta rejimleri, 1970’li yılların ikinci yarısında ülkelerini neo-liberal deneylerin laboratuvarları haline dönüştürdüler. Cuntalar, Şili, Arjantin ve Brezilya ekonomilerinin yönetimini, Friedman doktrininin tezgâhından geçmiş iktisatçılara devretti.

    Stratejik hedef, Latin Amerika’da köklü bir geleneği olan “kalkınmacı”, popülist modellerin tasfiyesiydi. Kaynak tahsisinde ve bölüşümde piyasa mekanizması ve sermayenin talepleri belirleyici oluyor; sol örgütler ve sendikalar baskı altına alınarak işgücü piyasaları esnekleştiriliyordu.

    Bu malûm reçeteye ek olarak getirilen bir de “deneysel reform” vardı: Döviz piyasalarının ve sermaye hareketlerinin serbestleşmesi… Öylesine “erken bir deney” ki, aynı tarihlerde Batı Avrupa’da yabancı sermaye akımları (doğrudan yatırımlar dışında) sıkı sıkıya denetlenmekteydi.

    Latin Amerikalılar dolarla, üstelik değişken faizlerle dört nala borçlandılar. Dış açıklar tırmandı. Bu canlılık, FED Başkanı Volcker’in faizleri yüzde 20’ye çıkarması nedeniyle 1981’de son buldu. Bu faizler borçlanmayı durdurdu; dövizli krediler ödenemedi. Üçüncü Dünya’da serbestleşmiş sermaye hareketlerine ilişkin bu ilk deney ağır bir borç kriziyle sonuçlandı.

    ***

    Sonraki yıllarda klasik neo-liberal reçete, “Güney” coğrafyasının çeşitli bölgelerine (örneğin 12 Eylül döneminde Türkiye’ye) taşındı; fakat, sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi dışta bırakılarak… Latin Amerika borç krizinin uyarıları, bu “deneysel” adımın ertelenmesinin gerekçesini oluşturdu.

    Ne var ki, sermayenin sınırsız tahakküm tutkusu, bir noktaya kadar frenlenebildi. 1980’li yılların sonlarında sermaye hareketlerini sınırlayan, köstekleyen tüm “ulusal” kural ve kısıtların kaldırılması, emperyalist metropoller, IMF ve Dünya Bankası tarafından açıkça talep edilmeye başlandı Çin ve Hindistan gibi bir-iki istisna dışında Güney coğrafyasının tümü adım adım teslim alındı.

    Üretken-yatırımcı sermaye akımları (doğrudan yatırımlar) esasen serbest olduğuna göre, bu yeni “liberalizasyon dalgası”, esas olarak finans kapitalin programıydı. Ancak, bu hamle sınıfsal içeriğiyle değil, sınıflar-ötesi bir küreselleşme söylemi ile sunuldu. Kuramsal, olgusal ve tarihsel yanlışlar; hatta yalanlar üzerine oluşturulan bu ilkel söyleme göre sermayenin sınırsız “özgürlüğü”, yoksul ülkelere refahın, bir anlamda cennetin anahtarlarını vadetmekte idi.

    ***

    Ne var ki, neo-liberal dönüşümlerin bu son adımı da krizlere açılan bir eşik oldu. Latin Amerika’nın bir önceki borç krizi, çeşitlenerek ve yaygınlaşarak tekrarlandı. Bunalımların ön-koşulları sermaye hareketlerinde abartılı bir canlanma ile oluştu. Krizlerin patlak vermesi ise, spekülatif fonlarda, çeşitli dış ve iç nedenlerle tetiklenen “ani durma veya hızlı çıkışlar” sonunda gerçekleşti. Döviz piyasalarında oluşan yoğun çalkantı ve gerilimler, banka ve borç krizlerine dönüştü; ekonomik daralma ile sonuçlandı.

    1994-2002 arasında Meksika’dan başlayıp, Türkiye’ye iki kere uğrayan; Doğu Asya’yı çalkalayan; Rusya güzergâhından tekrar Latin Amerika’ya geçen bir dizi finansal ve ekonomik bunalımdan söz ediyorum. ABD’de patlak veren 2007-2008 bunalımının bir yıl içinde Doğu Avrupa ve Türkiye’ye yansımasını da ekleyebilirim. Avro Bölgesi’nin çevresinde 2011’de yoğunlaşan borç krizi de, aynı çerçeveye yerleştirilebilir; şu farkla ki, ulusal paralar ve döviz piyasaları var olmadığı için, bunalım buralarda daha sert seyretmiştir.

    Krizlerin büyük çoğunluğunda metropol sermayesinin alacakları devletler tarafından üstlenilir ve bu operasyona IMF aracılık eder. Çevre ekonomilerine özgü krizler bu nedenle metropol ekonomilerinde olumsuz yansımalara yol açmamıştır.

    ***

    İşte bugünlerde ortaya atılan “yine mi?” sorusu, neo-liberalizmin çevre ekonomilerine armağan ettiği belli bir kriz türüyle ilgilidir. Geçmiş krizlerin başlangıç aşamalarının ana göstergeleri tekrar ortaya çıkmıştır. Soru, bu nedenle gerçekçidir.

    Sol Gazetesi 04.01.14

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Okul saldırıları hakkında kısa bir değini

    20 Nisan 2026

    Ortak sorunlar, ayrı 1 Mayıs’lar!

    20 Nisan 2026

    İşaret fişeği atıldı

    19 Nisan 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Kenan Temir

    Nitelikli okul, nitelikli eğitim için de demokratik toplum

    Mehmet Murat Yıldırım

    Çocukların kanı üzerinde yükselen karanlık

    Muhsin Dalfidan

    Yapay zekâ: İşçi sınıfı mücadelesi ve komünizm

    İrem Kabataş

    Erdoğan ve Netanyahu: Ekokırımın iki mimarı

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Sertan Batur

    Okul saldırıları hakkında kısa bir değini

    Aziz Çelik

    Ortak sorunlar, ayrı 1 Mayıs’lar!

    Ümit Akçay

    İşaret fişeği atıldı

    Yakov M. Rabkin

    İsrail hem Yahudiler hem de Yahudi olmayanlar için bir tehlikedir: Siyonizmin antisemitizmi üzerine

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Bakanlık önündeki 110 işçi gözaltına alındı

    21 Nisan 2026

    Ankara’ya ulaşan madencilere polis müdahalesi: Sendika yöneticileri gözaltında

    20 Nisan 2026

    Bekaert işçileri grevde: “Direne direne kazanacağız!”

    19 Nisan 2026
    KADIN

    Gemlik’te kadınlardan barış yürüyüşü: “Müzakere koşulları derhal oluşturulmalı”

    19 Nisan 2026

    İskoçya’da sistematik erkek şiddet sonucu ölüme sürüklenen kadının davasında 8 yıl ceza

    12 Nisan 2026

    AKP’li vekilden “tek taraflı boşanma” çıkışı: Kadın örgütlerinden tepki

    11 Nisan 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.