Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    İşaret fişeği atıldı

    19 Nisan 2026

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den Barselona’da demokrasi çağrısı: “Kurtuluş yok tek başına”

    19 Nisan 2026

    IŞİD’ten Deyrizor’da çifte saldırı: Petrol tankeri ve güvenlik görevlisi hedef alındı

    19 Nisan 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Çocukların kanı üzerinde yükselen karanlık

      17 Nisan 2026

      Yapay zekâ: İşçi sınıfı mücadelesi ve komünizm

      17 Nisan 2026

      Erdoğan ve Netanyahu: Ekokırımın iki mimarı

      14 Nisan 2026

      Macaristan “başardı”: Goodbye Victor Orbán!

      13 Nisan 2026

      Öğretmenlik Meslek Kanunu pedagojik reform mu, hegemonik yeniden yapılanma mı?

      10 Nisan 2026
    • Seçtiklerimiz

      İşaret fişeği atıldı

      19 Nisan 2026

      İsrail hem Yahudiler hem de Yahudi olmayanlar için bir tehlikedir: Siyonizmin antisemitizmi üzerine

      18 Nisan 2026

      Halkların demokratik, toplumsal ve ekolojik ittifakı

      17 Nisan 2026

      İran savaşı asıl şimdi mi başlıyor?

      13 Nisan 2026

      Emperyalizmin krizi

      12 Nisan 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026

      Newroz, Akitu ve Paskalya: Mezopotamya’nın kadim bayramları yeniden sahipleniliyor

      5 Nisan 2026

      Dr. Levent Koşar: ‘İşçi sağlığı bir sağlık sorunu değil, sınıf mücadelesi sorunudur!’

      1 Nisan 2026

      Gazze’de soykırım hâlâ sona ermedi

      26 Mart 2026

      Iskalanmış Hayatlar: Tarihsel ayrımcılık, deprem ve Domariyi yitirmek

      23 Mart 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Yapay zekâ: İşçi sınıfı mücadelesi ve komünizm

    Yapay zekâ: İşçi sınıfı mücadelesi ve komünizm

    MUHSİN DALFİDAN yazdı: Sermaye YZ teknolojisini değişim değeri üretmek için kullanırken, işçi sınıfı ve ezilenler komünizmin inşasında kullanım değeri üretmek için kullanırlar/kullanmak zorundadırlar. Bu temel fark, YZ teknolojisinin doğanın kaynaklarını talan etmeden ve ekolojik yıkımlara yol açmadan; insanlığın sömürüsüz, sınıfsız, sınırsız ve devletsiz bir toplum idealine hizmet etmesinin garantisini oluşturur.
    Muhsin Dalfidan17 Nisan 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Makalenin önceki bölümünde[1] Yapay Zeka’nın (YZ) sermaye birikim rejiminin kapitalizm ve geleceği bağlamında ne anlam taşıdığının çerçevesini çizmeye çalıştım. Kapitalist YZ’den söz ediliyorsa kapitalizmin iki temel sınıfından biri olan işçi sınıfından bağımsız söz kurmak anlam yitimine yol açar. Zira YZ’yi üreten işçi sınıfı, el koyan sermaye sınıfıdır. Bu bağlamda ürettiği YZ teknolojisinin işçi sınıfının konumuna, mücadelesine, örgütlenmesine ve parçası olduğu doğaya etkilerini görmeden ve görüneni analiz edip politika üretmeden yol yürünemez. Dolayısıyla YZ’nin gerek kapitalizm koşullarında işçi sınıfı mücadelesine, gerekse devrim sonrası komünizmin inşasına ilişkin etkilerine dair, uzun erimli ve sürekli yenilenen söze ihtiyaç var. Bu makale, hızla gelişmekte olan YZ teknolojisinin, sınıf mücadelesi ve komünizmin imkânlarına etkilerinin analizine hizmet edecek perspektifin oluşturulmasına katkı yapabilirse amaca hizmet etmiş olacaktır. Zira meselemiz, ne teknik olarak YZ algoritmalarının kavranması ve anlatımı, ne de istatistiksel ve raporlamalardaki verilerin aktarımı değil, sınıfsal ve/veya toplumsal etki ve sonuçlarının anlamına dairdir. Elbette istatistiksel veriler ve veri raporları önemlidir. Ancak sınıf perspektifi eksik ise, verisel bilgilenme işe yaramaz ve sınıf politikasına tahvil edilemez.

    YZ işçi sınıfı ve ezilenlerin mücadelesine hizmet edebilir mi?

    YZ’nin ezilenlerin iyiliğine kullanımı, ancak sermaye birikim rejiminin üretim aracı olarak sermaye mülkiyetine son verilerek, ezilenlerin mülkiyetine geçmesiyle mümkün olabilir. Bu da esas olarak emperyalist kapitalist sistemin devrim yoluyla alaşağı edilmesini gerektirir. Ama not düşmek gerekir ki; YZ’nin ezilenlerin iyiliğine kullanımı, sermaye YZ teknolojisinin amaç, ideoloji ve kurumsallığıyla birlikte el değiştirerek, işçi sınıfının eline geçmesiyle otomatik olarak gerçekleşmeyecektir. İşleyiş sistemi, kurumsallığı, amacı ve ideolojisiyle değişim değeri üretmeye odaklanan sermaye YZ’sinin terk edilip; kalkınmacılığa ve kapitalizmle rekabete değil, kendi işleyişi, kurumsallığı, ideolojisi ve amacı merkezinde kullanım değeri üretimine odaklanan “komünist YZ teknolojisinin” üretimiyle mümkün olabilecektir. Bu temel gerçek kapitalizm koşullarında YZ teknolojisine ilgisiz kalınacağı anlamına gelmez. Aksine sınıf mücadelesinde yararlanma imkânlarını realize etmek ve sermayenin YZ teknolojisinin yıkımlarına karşı mücadele, sınıf mücadelesinin önemli güncel veçhelerindendir.

    Sermaye YZ’sine karşı seçenek yaratmak mümkün mü?

    YZ veri merkezlerinin soğutulması için su kaynaklarının tüketilmesine karşı mücadele sermaye birikimi için emek sömürüsünü katmerleştiren, su kaynaklarını yağmalayan, devasa enerji kullanımıyla küresel ısınmaya yol açan, savaşları ve ekolojik yıkımı zirveye taşıyan, veri hırsızlığını normalleştiren ve bireyden topluma gözetim ve denetim için işlev yüklenen küresel sermaye tekellerinin YZ veri merkezlerine karşı; emek sömürüsüne, ekosistem yıkımlarına, savaşlara, ırkçılığa, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı mücadele eden tüm ezilenlerin YZ teknolojisi veri merkezlerini inşa etmek, emperyalist kapitalist sistem içinde olmanın kısıtlarına rağmen mümkün.

    Bunun için öncelikle mali bağımsızlık önemli. Bu nedenle YZ veri merkezleri kurma işi, toplumsal ve siyasal mücadele dinamiklerinin kolektif omuzladığı bir iş olarak icra edilebilir. Buna kullanıcıların katılım payı ve ezilenlerin gönüllü katkıları eklenebilir. Bu imkânla YZ sermayenin teknoloji tekellerinden bağımsız, veri hırsızlığı yapmayan ve kişisel verilerin piyasaya saçılmasını önleyen, enerji tüketimini minimize eden (kullanım değeri üretimine denk gelen enerji), su tüketimini de rasyonel seviyelerde tutan YZ teknolojisi geliştirilebilir. Alternatif YZ teknolojilerinin üretim ve kullanım süreçlerinin denetiminin ezilenlere açık ve şeffaf biçimde yapılması önem arz eder.

    YZ teknolojisinin dijital savaş tekniklerine karşı mücadele

    YZ teknoloji tekelleri silikon vadisindeki “temiz” ve ışıl ışıl vitrinlerinden ibaret değil. YZ modellerini eğitmek ve çalmalarını sürdürmek için devasa donanım ve enerjiye ihtiyaçları var. Bunun astronomik maliyetleri var. Bu maliyetleri devletlere karşılatmak gerekiyor. Tekellerin devletlerin askeri aygıtlarıyla giderek içi içe girmelerinin nedenlerinden başta geleni bu gerçek. Bu durum karşılıklı ve devletler de teknolojiyi askeri ihtiyaçlar için kullanmak, YZ savaş teknolojisine sahip olmak ve kontrol etmek istiyor.

    Bu bağlamda,  YZ teknolojisi tekelleri emperyalist kapitalizmin hegomonik devletlerinin savaş güçlerine güç katmak ve ekonomik savaşta el yükseltmek için icra ettikleri altyapı hizmetleri dahil vergisel, mevzuat vb. her türlü desteğini arkasına almış bulunuyor. Bu tekeller, YZ teknolojisini sermaye tahakkümünün elverişli aracı olarak sermaye birikiminin en kârlı alanı askeri ihtiyaçlar doğrultusunda da geliştirmekte ve elinde tutmaktalar. Bu gerçekliği gören bir yerden, genel olarak emperyalist paylaşım savaşlarına, özel olarak dijital savaş tekniklerine karşı küresel karşı hareketleri örgütlemek tüm ezilenlerin ortak sorumluluğundadır.

    Ekoloji Mücadelesinin ve emek sömürüsünün yeni aksı: YZ

    Doğru bir mücadele ve örgütlenme hattının inşası, neyle karşı karşıya olduğumuzu anlamakla başlar.

    Bu anlayışla mevcut durumun öne çıkan özelliklerinin altını çizmekle başlayalım: Dünya küresel ölçekte iki katmanlı hale gelmiş bulunuyor. Sanal (dijital) ve reel (fiziki) katman. Aynı zamanda dijital teknoloji sonucu küresel ölçekte herkesin herkesle ilişki kurabildiği, bilginin küresel ölçekte dolaşıma sokulduğu ve büyük ölçüde ulaşılabilir olduğu küresel bir ağ toplumuyla karşı karşıyayız. Bu ağ toplumunun yine dijital teknolojiyle mümkün olan bir diğer özelliği gözetim toplumu olmasıdır. Bu gerçekler örgütlenme ve mücadele perspektifini oluştururken dikkate alınmak durumundadır.

    Madencilik ruhsatlarının artması, her yerin maden sahası haline getirilmeye çalışılması ve nadir toprak elementlerine (NTE) olan ilginin artması, dijital teknolojiler ve YZ teknolojisiyle doğrudan ilgilidir. Veri depolama donanımlarını ve sunucularını içeren devasa veri toplama merkezleri; sadece bakır, kobalt, nikel, lityum, kömür gibi madenlere değil; disprosyum, neodim gibi nadir toprak elementlerine de ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenlerle ekolojik yıkım ve katmerli emek sömürüsü, bağımlı ülkelerin ezilenlerinin kâbusu haline gelmiş durumda. YZ veri merkezlerinin ve tedarik zincirinin yarattığı emek sömürüsü ve ekolojik yıkımlar küresel ölçeğe yayılmakta.

    Bu gelişmeler metropollerde yoğunlaşan teknoloji işçilerinin bir kısmını, yeni işçi aristokrasisi haline getirirken, sınıfın çoğunluğuyla olan uçurumu büyütmektedir. Bu uçurum sınıf içinde cinsiyet temelli eşitsizliklerde de artmakta, bağımlı ülkelerin işçi sınıfları YZ teknolojisinin görünmeyen yüzü, devasa veri merkezlerinin donanımının üretiminde çifte sömürülerek ve madenlerde can vererek bedel ödemektedirler. YZ teknolojisinin arkasındaki bu emeğin görünmezliğini görünür kılmak gerekiyor. Yüksek teknoloji YZ donanım üretimlerinin yapıldığı taşeron üretim merkezlerindeki çalışma koşullarına ve hammadde girdileri için bağımlı ülkelerde ‘at koşturan’ maden şirketlerinin çifte emek sömürüsüne karşı mücadeleyi, birbiriyle bağlı biçimde sürdürmek gerekiyor.

    YZ veri merkezleri yüzbinlerce sunucu, sabit disk, grafik kartı gibi çeşitli donanımlar içeren depolardır. Bu depoların çalışması için devasa elektik enerjisine gerek duyulmaktadır.  Uluslararası Enerji Ajansı verileri, dünya ölçeğindeki elektrik tüketiminin %1,5’inin bu veri merkezlerinde tüketildiğini ortaya koymaktadır. Bu tüketimin, her yıl diğer sektörlerdeki tüketimin artış oranından dört kat daha fazla oranda olmak üzere %15 artacağı belirtiliyor.[2]

    YZ teknoloji şirketleri için bu tüketim normal ve yıkım umurlarında değil. OpenAI CEO’su Sam Altman Hindistan’daki 2026 Yapay Zekâ Etki Zirvesinde verdiği demeçte, “İnsanlar bir yapay zeka modelini eğitmenin ne kadar enerji gerektirdiğinden bahsediyorlar, ancak bir insanı eğitmek de çok enerji gerektiriyor… Zeki hale gelmeden önce yaklaşık 20 yıl yaşamanız ve bu süre boyunca tükettiğiniz tüm yiyecekler gerekiyor”[3]  diyebiliyor. Altman’ın bu umursamazlığı ve karşılaştırmadaki aymazlığı,  tehlikenin boyutlarını görmek açısından dikkat çekici.

    Bu yıkım ve dizginlenmemiş sömürü girdabından, işçi sınıfı örgütlerinin ve ekoloji hareketlerinin dijital teknoloji tekelleri başta olmak üzere küresel sermaye şirketlerine karşı, cesaretle militan bir ortak mücadele hattını ve barikatını örmeleriyle çıkılabilir.

    Dolayısıyla, YZ teknolojisi veri merkezlerinin devasa elektrik tüketimine ve bunun yol açtığı küresel ısınmaya, su kaynaklarının, diğer yeraltı kaynaklarının yağmalanmasına ve bu yağmanın yol açtığı ekolojik yıkımlara karşı küresel mücadeleyi örgütlemek gerekiyor. Bunun için işçi sınıfından ekoloji hareketlerine kadar kapsayıcı uluslararası dayanışma ağlarının örgütlenmesi temel öneme sahip.

    Yine YZ teknolojisi iş süreçlerini daha bir parçalı hale getiriyor. Üretimin mekân ve zaman birliğini zayıflatıyor.  Esnek ve geçici çalışma biçimlerini yaygınlaştırırken güvencesizliği normalleştirip genelleştiriyor. YZ teknolojisi üreticisi bilim emekçilerinin bir kısmı, yeni işçi aristokrasisi haline gelirken büyük kısmı işçileşiyor. Sermayenin bu dizginlenmemiş “dijital sömürüsüyle”, ancak işçi sınıfının birleşik mücadele ve örgütlenmesiyle baş edilebilir. Bu da yetmez ve tekrar vurgulamak gerekir ki; başta ekolojik mücadele dinamikleri olmak üzere tüm ezilen kesimlerin mücadelesi ile işçi sınıfının mücadelesini ortak zeminde örgütlemek zorunluluktur.

    Ayrıca durumun diğer bir boyutunu da işaret etmekte yarar var. YZ tekellerinde çalışan işçiler veri merkezlerinde çalışan sınırlı sayıdaki mühendis ve teknisyenlerden ibaret değil. Tedarik zincirinde doğrudan tekeller bünyesinde ya da bağlı şirket ve sektörlerde çalışan küresel ölçeğe yayılmış bir dijital endüstri ağı var. Veri merkezleri işçileri, yazılım ve veri mühendisliği işçileri, çip endüstrisi işçileri, elektronik imalat ve montaj işçileri, nadir toprak elementi çıkarma ve işleme işçileri, dijital teknoloji altyapısı işçileri vb. Bu devasa büyüklükteki küresel endüstri ağına karşı birleşik ağ örgütlenmesiyle mücadele edilebilir ve bu geleneksel olan ile dijital olanın da birleştirilmesini gerektirir.

    YZ’nin tetiklediği meslek hastalığı tanımı ve mücadelesi

    Sermaye, YZ teknolojisi ile iş süreçlerini parçalarken, işçileri sürekli izleyerek ve denetim altında tutarak hem işin yoğunlaşmasına, hem de üretimin verimliliğinin artmasına odaklanmaktadır. YZ uygulamalarıyla sürekli izlenme ve yoğun çalışma hali işçilerin gerek fiziksel, gerek zihin sağlığını bozmaktadır. Stres, kaygı bozukluğu, kalp damar hastalıklarının artışı, depresyon yaygınlaşmakta ve bunun sonucu meslek hastalığı ve iş kazaları da artmaktadır. Bu bağlamda meslek hastalığı tanımının kapsamının genişletilmesi, tedavi ve hak tesisi konusunda daha sistematik mücadele gerekiyor.

    Günlük çalışma saatlerinin kısaltılması mücadelesi

    1840’larda makineleşmenin doruğa ulaştığı koşullarda çalışma koşullarının rahatlayacağı ve verimliliğin artışıyla çalışma sürelerinin de kısalacağı propaganda ediliyordu. Otomasyonun arttığı dahası otomasyondan otonomasyona geçildiği YZ teknolojisi döneminde, yine aynı terane tekrar ediliyor. Evet, makineleşmede olduğu gibi YZ teknolojisiyle de tek tek işlerde rahatlama, kolaylık oluşabilmekte, ama bu işçilerin daha rahat çalışmasına yol açmıyor, tersine teknoloji daha yoğun çalışmaya ve gündelik yaşamın daha bir zorlaşmasına yol açarken, günlük çalışma sürelerini de kısaltmıyor. Çünkü kapitalizm piyasa için meta üretiyor ve değişim değeri üretmenin sınır yok. Çalışma saatlerini sınırlama şöyle dursun, esnek çalışma biçimleriyle çalışma saatlerinin sınırını ortadan kaldırma ve giderek uyku dışında tüm zamanın çalışma saati haline dönüştürülmesi gerçekleşiyor. Sefalet ücreti dayatmaları sonucu ek ve geçici işlerle, hem çalışma süreleri hem güvencesizlik yaygınlaştırılıyor. Toplumsalın fabrikaya, gündelik zaman diliminin çalışma saatine dönüştürüldüğü kapitalizmin YZ çağında, günlük çalışma saatlerinin düşürülmesi, hatta haftanın üç günü çalışılması,  azami günlük çalışmanın 4, haftalık çalışmanın 20 saate düşürülmesi talebi, hem işsizliği, güvencesiz çalışmayı önlemenin,  hem de iş zamanının gündelik yaşama yayılmasını önlemenin talebi olarak yükseltilmelidir. Bu talebe paralel ücretlerin düşürülmemesi tam tersine boş zaman değil, kendi için zamanı değerlendirebilecek düzeye yükseltilmesi talebi mücadeleye içerilmelidir.   “Kendi için zaman ödeneği” için mücadele edilmelidir. Sermayenin, boş zamanı da tüketim emtiasına dönüştürüp,  yeni ihtiyaçlar yaratarak boş zamanı da sermaye birikimi için satmasının önüne geçecek çalışmalar yapılmalıdır.

    Güvencesiz çalışmanın yaygınlaşarak sermaye birikim rejiminin “normali” haline gelmesine karşı mücadele

    Dijital teknolojiler ve YZ teknolojisi işçi istihdamını yok etmiyor. Elbette işsizlik artıyor ve işsiz ile faal işçi arasındaki ayrım silikleşiyor. Ama asıl yıkım, güvencesiz çalışmayı yaygınlaştırarak sermaye “normali” haline getirmesidir. YZ teknolojileri birçok işi ortadan kaldırırken daha fazla yeni işin ortaya çıkmasına yol açıyor. Ancak bu işlerin ezici çoğunluğu, esnek ve geçici çalışma biçimleri temelinde güvencesiz işler. Bu nedenle sermayenin YZ çağında sınıf mücadelesinin merkezi alanlarından biri güvencesizlikle mücadeledir.

    Ancak unutulmamalıdır ki, güvencesizleştirme salt teknolojinin yarattığı yeni işlerden kaynaklanmıyor. Uzun tarihsel dönemdir süren işçi hareketinin kriz ve yenilgi koşullarının, güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasına etkisi büyüktür. Bu bağlamda güvencesiz çalışmanın panzehri de işçi hareketinin güvenceli-güvencesiz, sendikalı-sendikasız kesimleriyle birleşik mücadele ve örgütlenmesini sağlamak olacaktır.

    Güvencesiz çalıştırma bir sistemdir. Bunun bir amacı, bu amaca uygun bir ideolojisi ve bunlara uygun bir kurumsallığı mevcut. Bunun karşısında kendi araçlarımızı yaratarak durabiliriz.

    Sermaye sisteminde aksi kanıtlanmadığı sürece uygulama yasalardan önce gelir. Bunu unutmayalım.

    Bugün firmalarda nitelikli işlerde çalışan işçiler ve idari kadrolar çoğunlukla beyaz yakalı olarak kabul edilir. Ve bu işçilere hiçbir yasal dayanağı olmadığı halde fazla mesai ücreti ödenmez.  Bu uygulamaya karşı çıkan da olmaz. İlgili denetçiler de konunun üzerine gitmez. Uygulama yasa muamelesi görür.

    Yine YZ’nin cilalı paravanı arkasında birçok yeni iş alanı güvencesiz çalışan işçilerin çalışmasına sahne olmaktadır. Örneğin dijital içerik üreticileri, bu güvencesizlikten nasibini almaktadırlar.  Sosyal güvenceden yoksun, işsiz kaldığında hiçbir hakka sahip olmayan, çalışmadığında aç kalan bu kişiler işçi kabul edilmemektedirler. Bu kişilerin kendi adlarına çalışmaları kimi yasal düzenlemelerle kabul görmüş bulunuyor. Ancak bu çözüm değil. Bu kişilerin emek harcadıkları, dolayısıyla işçi oldukları kabul edilmelidir. İşçi olarak hak mücadelesi temelinde örgütlenmelidirler.

    Yine bugün “esnaf kurye” diye bir meslek “icat” edildi. YZ uygulamalarıyla kendilerine sipariş yönlendirilen, yine YZ uygulamalarıyla adres bularak en hızlı biçimde teslimat yapmaları sağlanan bu kişiler işçi olarak görülmemektedirler. Hastalıkta ve iş kazasında hiçbir güvenceleri yoktur. Neredeyse 24 saat çalışarak ancak geçinebilmektedirler. Güvencesiz ve “kelle koltukta” çalıştıkları yetmemekte,  bir de işçi sayılmamaktadırlar. Malını taşıttıran sermaye sahibi,  hiçbir risk almadan ve hiçbir maliyete katlanmadan kuryelerin emeği üzerinden kârına kâr katmaktadır. Burada öncelikli olan işçi statüsünün yasalaştırılması mücadelesi olmalıdır.

    Veri hırsızlığına karşı yeni tip bir birleşik mücadele

    YZ tekelleri kişisel verilerimiz dahil her tür veriyi hak hukuk tanımadan kendi merkezlerinde toplamaktadır. Bu verileri kârına kâr katmak ve ekonomik, siyasal sosyal boyutlarda dünya halklarını manipüle etmek için kullanmaktadır. Bunun için işsizden, faal işçiye, yazılımcısından, sağlık işçisine, bilim emekçisinden, eğitim emekçisine, lojistik işçisine tüm işçi sınıfı kesimlerinin birlikte hareket etmesi ve birlikte mücadele etmesinden başka çare yoktur.  Her kesim kendi verilerini diğer kesimin verileriyle ilişkilendirip ağ örgütlenmeleriyle veri hırsızlığına karşı durabilirler.

    YZ teknolojisi ve sendikaların tutumu

    Konumuz genel olarak sendikaların durumu ve krizi olmadığı için sendikaların yapısal sorunları ve çözümlerine girmeyeceğim. Sadece YZ teknolojisiyle ilgili kimi konu başlıklarına dikkat çekmekle yetineceğim. Öncelikle sendikalar kendilerini sadece üyeleriyle sınırlı sorumluluk yüklenme kolaycılığından çıkmalıdırlar. Tüm işçilerin ve işsizlerin sorunları temelinde örgütlenmeli ve mücadele etmelidirler.

    Birleşik mücadele ve örgütlenme için sendikalar bakış açılarını değiştirmek durumundalar. Günümüz sendikacılığı kolaycılık (kitlesel üretim birimleriyle sınırlı faaliyet, belediyelerde örgütlenme vb.) ve yetinmecilikle maluldür. Bu kolaycılık ve elindekileri koruyarak idare etme tutumundan uzaklaşmalıdırlar. Sınıfın tüm bileşenlerini kapsayan talepleri öne çıkararak sendikasız ve güvencesiz çalışan işçileri de kapsayan mücadele ve örgütlenme perspektifiyle hareket eder hale gelmelidirler.

    Bu yaklaşımla, YZ bağlamında yaşamın bir toplumsal fabrikaya dönüştürülmesi ve iş yaşamının sınırlarının silikleşip tüm hayatı sarmasına karşı mücadele etmelidirler. YZ’nin insan kontrolünde çalışması prensibinin genel kabul görmesinin mücadelesini vermelidirler. İşçilerin sürekli gözetime tabi tutulmasına ve hiçbir mahremiyetleri kalmayacak biçimde izlenerek denetlenmelerine karşı mücadele etmelidirler. İşçilerin YZ teknolojisine denk gelen eğitim ve beceri kazanmaları için beceri kurslarının maliyetini sermaye sahiplerine yükleyecek yasal düzenlemeler yapılması mücadelesini öncelemelidirler. Kişisel verilerin korunması ve işyerlerinde uygulanan YZ algoritmalarının şeffaflığı konusunda mücadele etmelidirler.

    Evrensel Temel Gelir (ETG) tuzağı

    Çalışma ihtiyacının giderek azalacağı ve evrensel temel gelir yoluyla komünizme geçileceği yaklaşımı sermaye gerçeğini kavramaktan yoksundur. Bu yaklaşımı savunanlar, YZ’nin yarattığı ekolojik yıkımları, baskı ve gözetim toplumu yaratmadaki rolünü ve askeri yönünü göz ardı ederek barışçıl geçişle komünizme geçilebileceği hayali kuruyor.  Evrensel temel gelir tartışmalarına sadece post-kapitalist ve post-marksistler değil, YZ teknolojisi tekelleri de ilgi göstermektedir. Neden acaba?

    Çünkü temel gelir komünist toplumun ilk evresinin bir unsuru olabilir ama asla öncülü olamaz ve teknoloji tekelleri savunusuyla komünizmin kapısını değil,  katmerli sömürünün kapısını sonuna kadar açacağı nettir.

    Zira YZ tekelleri ETG’yi, var olan güvencesizliği ve işsizliği yok etmek adına mevcut sosyal güvence sisteminin ikamesi olarak düşünmektedirler. Böylece bir taş ile iki kuş vuracaklar. Hem sosyal güvence maliyetlerinden kurtulacaklar, hem de emekçilere “ölümü gösterip sıtmaya razı etmiş” olacaklar. Sonuçta yoksulluğa çare olarak sunulan ETG yoksulluğu artıran bir uygulama olarak yaşamımızda yer alabilecektir.

    Dolayısıyla görünüşte işsizliğe çare gibi duran bu önermenin, tüm yetersizliklerine rağmen zorlu mücadelelerle elde edilen sosyal güvence haklarını tırpanlamanın aracı olarak hüküm icra etmesine karşı durulmalıdır. Sosyal güvenlik ve güvence sisteminin etkinleştirilerek yaygınlaştırılmasına ek olarak uygulanmasında ısrarlı olunmalıdır. Dolayısıyla ETG, iyi mi kötü mü tartışmasının ötesinde, sermayenin ezilenlerin iyiliğini istemeyeceğinin bilinciyle, sermayenin kendine yük olan sosyal güvenlik haklarından kurtulma manevraları karşısında uyanık olmalı ve topyekûn saldırılarına karşı topyekûn mücadele edilmelidir.

    YZ ve komünist saflardaki iki uç yaklaşım

    YZ her ne kadar SSCB döneminde geliştirilen sibernetik kavramını unutturmanın kavramsallaştırması olarak tedavüle sokulduysa da, içi boş ve sahte bir olguyu işaret etmemektedir. Reel dünya kadar sanal dünyanın varlığı da, çıplak gerçek olarak yaşamımıza girmiş bulunmaktadır.

    Bu bağlamda bir tarafta, YZ’nin bir “sahtemasyon” dan ibaret olduğunu iddia eden, üretim ve iş süreçlerine ciddi etkilerinin olacağı söylemini, sermayenin ideolojik propagandasına indirgeyen ve küçümseyen yaklaşımlar var. Bu kesim  “sizi gözden çıkarılabilir olduğunuza inandırmalarına izin vermeyin” yaklaşımıyla YZ etkisini yok saymaktadır.

    Diğer yanda, YZ’nin dönüştürücü gücünü abartarak sınıf mücadelesinin gereksizleştiğini savunanlar, kapitalizmin post-kapitalizme ilerlediğini, YZ sayesinde kapitalizmin kendiliğinden sonunun geleceğini ve komünizme geçileceğini savunan post-marksistler var. Bunlar YZ’nin kapitalist üretim ve iş süreçlerinde yaptığı/yapacağı değişiklikler sonucu, ücretli emek sömürüsünün ortadan kalkacağına inanmaktadırlar.  Bu yaklaşım sermaye birikim rejimi yasalarını ıskalayan ve kapitalizmin ancak bir devrimle alaşağı edilebileceği bilimsel gerçeğine karşı, kapitalizmi ehlileştirerek aşma yolunu savunanların ufku daha doğrusu ufuksuzluğudur.

    Her iki uç yaklaşımla ideolojik mücadele edilmelidir. İşçi sınıfının ürettiği ama sermayenin el koyduğu sermaye birikimi aracı YZ gerçeğini, sınıf perspektifiyle analiz edip sermaye karşıtı politika geliştirerek örgütlenme ve mücadeleyi etkinleştirmek, işçi sınıfı ve ezilenlerin acil önceliklerinden olmalıdır.

    Sonuç

    Teknoloji ve en gelişkin YZ teknolojisi komünizmin inşası için muazzam bir imkândır. Lakin YZ teknolojisi sınıflar üstü bir olgu değildir. Bugün esas olarak sermaye sınıfının elinde olup sermayenin sömürü düzeninin çıkarlarına kullanılmaktadır.

    YZ teknolojisinin üretim aracı olarak sermayenin mülkiyetinde olduğunu göz ardı eden her yaklaşım, sınıf mücadelesini ıskalayan soyutlamalar yapmaktan ibaret kalmaya mahkûmdur.

    Elbette işçi sınıfı ve ezilenler de, sermaye düzenine karşı mücadelede yapay zeka teknolojisi dahil iki katmanlı (reel ve sanal) dünyanın tüm imkanlarından yararlanır/yararlanmak için çaba gösterir. Bu bir şeydir ve gereklidir.

    Ancak işçi sınıfı ve ezilenler ne zaman ki, sermaye düzenini yıkıp, egemen sınıf olarak kendi iktidarlarını inşa ederler; işte o zaman YZ teknolojisi, işçi sınıfının özgür üreticiler toplumunun inşasında değerlendireceği bir imkâna dönüşür. Zira işçi demokrasisinin elindeki bir araçtır artık.

    Toplumsal ve siyasal mücadelelerin, teknolojik gelişmelerden ve onun günümüzdeki en üst versiyonu YZ teknolojisinden etkilenmeden sürdüğü ve süreceği fikrinden de; YZ’nin kapitalizmin sonun getireceği ve komünizmin kapılarını sonuna kadar açan bir maymuncuk işlevi göreceği yanılsamasından da uzak durmak gerek.

    YZ teknolojisi kapitalizmde artı-değer sömürüsünü artırarak sermaye birikimi için kullanılırken, ilk evresi dahil komünizmde, emeğin özgürleşmesi, toplumsal üretimin bollaşması ve herkese hakça paylaştırılabilmesine hizmet eder. Yani YZ kullanımı ve işlevi, üretim araçlarının kapitalist özel mülkiyetinin temel olduğu ve üretimin daha fazla kâr elde etme amacına odaklandığı kapitalist toplumla; üretim araçlarının kolektif mülkiyetinin temel olduğu ve üretimin kâr güdüsüyle değil, toplumsal paylaşım amacıyla yapıldığı komünist toplumda tamamıyla farklıdır.

    Ancak bilinmelidir ki, emperyalist kapitalist sistemle kalkınmacılık alanında rekabet başta olmak üzere ekonomik ve askeri büyümeye endeksli “komünist YZ”, sermayenin yarattığı benzer yıkımlardan kendini kurtaramaz. Sermaye YZ teknolojisini değişim değeri üretmek için kullanırken, işçi sınıfı ve ezilenler komünizmin inşasında kullanım değeri üretmek için kullanırlar/kullanmak zorundadırlar. Bu temel fark, YZ teknolojisinin doğanın kaynaklarını talan etmeden ve ekolojik yıkımlara yol açmadan; insanlığın sömürüsüz, sınıfsız, sınırsız ve devletsiz bir toplum idealine hizmet etmesinin garantisini oluşturur.

    15.04.2026


    [1] https://siyasihaber10.org/yapay-zeka-kapitalizmin-ihyasi-mi-sonu-mu/

    [2] https://www.iea.org/reports/energy-and-ai/energy-demand-from-ai

    [3] https://www.theguardian.com/technology/2026/feb/23/sam-altman-openai-energy-use-datacenters

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Çocukların kanı üzerinde yükselen karanlık

    17 Nisan 2026

    Erdoğan ve Netanyahu: Ekokırımın iki mimarı

    14 Nisan 2026

    Macaristan “başardı”: Goodbye Victor Orbán!

    13 Nisan 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Mehmet Murat Yıldırım

    Çocukların kanı üzerinde yükselen karanlık

    Muhsin Dalfidan

    Yapay zekâ: İşçi sınıfı mücadelesi ve komünizm

    İrem Kabataş

    Erdoğan ve Netanyahu: Ekokırımın iki mimarı

    Ercan Jan Aktaş

    Macaristan “başardı”: Goodbye Victor Orbán!

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ümit Akçay

    İşaret fişeği atıldı

    Yakov M. Rabkin

    İsrail hem Yahudiler hem de Yahudi olmayanlar için bir tehlikedir: Siyonizmin antisemitizmi üzerine

    Ertuğrul Kürkçü

    Halkların demokratik, toplumsal ve ekolojik ittifakı

    Akdoğan Özkan

    İran savaşı asıl şimdi mi başlıyor?

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Bekaert işçileri grevde: “Direne direne kazanacağız!”

    19 Nisan 2026

    Ankara’ya madenci çıkarması: “Vur vur inlesin, Ankara bu sesi dinlesin!”

    18 Nisan 2026

    Temel Conta işçilerine şafak operasyonu: Onurlu direnişe gözaltı kıskacı!

    17 Nisan 2026
    KADIN

    İskoçya’da sistematik erkek şiddet sonucu ölüme sürüklenen kadının davasında 8 yıl ceza

    12 Nisan 2026

    AKP’li vekilden “tek taraflı boşanma” çıkışı: Kadın örgütlerinden tepki

    11 Nisan 2026

    Tedbir var, koruma yok: 2025’te 1 milyonu aşkın karar, şiddet sürüyor

    9 Nisan 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.