Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Rojava halkı ana dili için sokakta: “Kürtçe 3 saatlik seçmeli derse sığdırılamaz, resmi dil olmalı!”

    17 Eylül 2026

    A101 Genel Merkezi önünde işçi eylemi: “İşçinin suyu ve yemeği üzerinden kâr hesabı yapılmaz!”

    17 Eylül 2026

    Cemil Bayık’tan “çözüm süreci” değerlendirmesi: “Çerçevenin temeli yetersiz, pratik adımlar atılmalı ve İmralı’nın önü açılmalı”

    17 Eylül 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Bir bedenin sınırları, diğer kadının yapabildikleri değildir

      10 Eylül 2026

      Soldaki şovenizmin tezahürleri ve devrimci mücadele hattı

      9 Eylül 2026

      Belgelerle Türkiye’nin mezarlık politikası: Cumhuriyetten günümüze kültür kırımı ve hafıza tasfiyesi

      9 Eylül 2026

      6-7 Eylül faili Başbakan Menderes’in fiilleri

      8 Eylül 2026

      6-7 Eylül’den Çerçeve Yasa’ya tarihsel hafıza ve demokratik dönüşüm

      6 Eylül 2026
    • Seçtiklerimiz

      Bunun adı cadı avı

      17 Eylül 2026

      Sürecin dili, Hatimoğulları’nın rolü

      15 Eylül 2026

      Almanya: Ulusalcılığın faşizmle imtihanı

      10 Eylül 2026

      Okullar açılırken

      6 Eylül 2026

      Sendikalar ve hak arama özgürlüğü üzerine

      31 Ağustos 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » İşaret fişeği atıldı

    İşaret fişeği atıldı

    ÜMİT AKÇAY Evrensel için yazdı: Bugün soru artık yalnızca enflasyonun kaç puana düşeceği değildir. Asıl soru şudur: Türkiye bu programdan düzenli bir çıkış mı yapacak, yoksa çıkış yine kriz biçiminde mi gerçekleşecek? (...) Mesele yalnızca program değiştirmek değil, aynı döngüden çıkıp çıkamayacağımızdır.
    Ümit Akçay19 Nisan 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Birkaç haftadır küresel politik ekonomideki gelişmeleri ele alıyordum. Bu hafta yeniden Türkiye’ye dönüyorum. Türkiye ekonomisi hem savaşın yarattığı yeni dış şoklarla yüzleşmeye başladı hem de uygulanan ekonomik programın nereye varacağı sorusu yeniden gündeme geldi.

    Bu kez eleştiri muhalefetten, sendikalardan ya da KOBİ’leri ve emek yoğun sektörleri temsil eden sermaye kuruluşlarından gelmedi. Bankacılık sektörünün önemli bir isminden geldi. İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın açıklamaları, Mehmet Şimşek’in yürüttüğü programın sınırlarını işaret eden önemli bir çıkıştı. Her ne kadar sonradan sözlerinin bir kısmını tadil etmeye çalışsa da bu açıklamalar mevcut programın bir yere varmayacağını gösteren bir işaret fişeği olarak okunabilir.

    Üç program

    Aran’ın açıklamalarına gelmeden önce, bir adım geri çekilip, konunun bağlamını ele alalım.[1]  Türkiye ekonomisinin 2001 sonrasındaki seyrini anlamak için üç programdan söz edebiliriz. İlki 2000’lerdeki Derviş programıydı. İkincisi, bu programın 2013 sonrasında sürdürülemez hale gelmesinin ardından ortaya çıkan arayışların uç bir biçimi olan Nebati programıydı. Üçüncüsü ise Nebati programını takip eden Şimşek programıdır.

    Bu üç program ilk bakışta birbirinden çok farklı görünebilir. Derviş programı IMF destekli bir istikrar programıydı. Nebati programı düşük faiz, rekabetçi kur ve kredi genişlemesine dayanan bir denemeydi. Şimşek programı ise yeniden yüksek faiz, dezenflasyon, mali disiplin ve sermaye girişlerine yaslanan bir restorasyon girişimidir.

    Ancak farklılıkların altında ortak bir sınır var: Üçü de Türkiye ekonomisinin dünya iş bölümündeki yerini değiştirecek bir üretim stratejisine sahip değildi.

    Derviş’in sınırı

    Derviş programı 2001 krizinden sonra finansal sistemi yeniden düzenledi, kamu maliyesini disipline etti ve enflasyonu düşürdü. Ancak Türkiye ekonomisinin üretken kapasitesini dönüştürecek, özel sektör yatırımlarını verimli alanlara yönlendirecek, sanayide teknolojik dönüşümü sağlayacak bir çerçeve sunmadı. Bu eksiklik tesadüfi değildi. Çünkü Derviş programı bir kalkınma programı değil, bir istikrar programıydı. Özelleştirmeler ve sermaye hareketlerine açıklık bu dönemin temel yönelimleriydi.

    Sonuçta TL’nin değerlenmesi ithalatı ucuzlattı, bu sayede enflasyon kontrol altına alındı. Ancak bunun yan etkisi, yerli üretim kapasitesinin aşınması ve cari açığın sistematik hale gelmesi oldu. Ekonomik büyüme giderek sermaye girişlerine bağımlı hale geldi.

    Bu model bir süre çalıştı. Ama çalışmasının nedeni Türkiye ekonomisinin üretim yapısını dönüştürmesi değildi. Küresel likidite bolluğu ve Avrupa Birliği çıpasının yarattığı beklentiler bu modeli taşıdı. Bu dış koşullar değiştiğinde modelin sınırları görünür hale geldi.

    Nebati programı

    Nebati programı tam da bu tıkanmanın içinden doğdu. Ancak o da bir kalkınma programı değildi. Nebati programı şu mantığa dayanıyordu: TL değer kaybederse ithalat pahalılaşacak, daha önce ithal edilen bazı mallar Türkiye’de üretilmeye başlanacak, ihracat artacak ve cari açık kapanacaktı. Buna “piyasacı ithal ikamecilik” denebilir. Yani planlama olmadan, seçici sanayi politikası olmadan, teknolojik dönüşüm stratejisi olmadan, yalnızca faiz ve kur hareketiyle sanayi dönüşümü bekleniyordu.

    Bu nedenle Nebati programı, Derviş programının aynadaki aksiydi. Derviş programı değerli TL ve sermaye girişleriyle piyasanın kaynakları etkin dağıtacağını varsaymıştı. Nebati programı ise değersiz TL ve rekabetçi kurla piyasanın sanayide dönüşüm yaratacağını varsaydı.

    Sonuç ağır oldu. Kur şoku fiyatlara hızla yansıdı. Enflasyon patladı. Gelir dağılımı bozuldu. Ücretliler, emekliler ve sabit gelirli kesimler ağır kayıp yaşadı. Türkiye’de post neoliberalizmin ilk başarısız örneği bu şekilde ortaya çıktı.

    Şimşek restorasyonu

    Şimşek programı, Nebati programını tasfiye etmek üzere devreye sokuldu. Faizler artırıldı, kredi genişlemesi sınırlandı, iç talep baskılandı, reel ücretler ve emek yoğun üretim yapan küçük işletmeler üzerindeki basınç artırıldı. Ancak bütün bunlar Türkiye ekonomisinin üretim yapısını dönüştürmek için değil, yeniden sermaye girişlerini çekmek ve rezervleri toparlamak için yapıldı.

    Bu nedenle Şimşek programı, Türkiye’nin dünya iş bölümündeki yerini değiştirmeyi hedeflemeyen bir bağımlı finansallaşma programıdır. Büyüme yeniden dış kaynak girişlerine, finansal güvene ve uluslararası yatırımcıların beklentilerine bağlanmaktadır. Bu modelin en büyük sorunu şudur: Ülkenin geleceğini büyük ölçüde ülke dışındaki gelişmeler belirler. Küresel faizler, petrol fiyatları, jeopolitik riskler ve sermaye akımlarının yönü içerideki programın kaderini tayin eder.

    Bugün yaşanan da tam olarak budur.

    Çatlak

    Hakan Aran’ın açıklamaları bu nedenle önemli. Aran, mevcut programın KOBİ’lere, sanayiciye ve iş insanına iyi gelmediğini, esas olarak bozulan dengeleri onarmaya odaklandığını söyledi. Bu sözler mevcut programın sınıfsal yapısını ve çelişkilerini yansıtıyor.

    İç talebin baskılanması, yüksek faiz, kredi koşullarının sıkılaşması ve kamu maliyesinin toparlanması, yalnızca emekçileri değil, reel sektörün emek yoğun üretim yapan kesimlerini de sıkıştırıyor.

    Diğer yandan döviz kredisine erişimi olan büyük sermaye kesimleri, TL’deki yüksek faizin yarattığı olumsuzluklarla karşılaşmıyor. Aksine, bu kesimler özel sektöre verilen örtük kur garantisi sayesinde, yerli ‘carry trade’ oyuncusu olarak, yüksek faiz politikasından yararlanıyor.

    Mevcut çatlak, savaşın yarattığı yeni koşullarla daha da derinleşiyor. Petrol fiyatları, enerji arzı, navlun maliyetleri, doğal gaz fiyatları ve gıda fiyatlarına gübre üzerinden yansıyan maliyet artışları, enflasyonun yalnızca iç taleple açıklanamayacağını bir kez daha gösteriyor. Merkez Bankası faizi daha da artırabilir. Talebi daha fazla kısabilir. Kredi kanallarını daha da daraltabilir. Ama enerji arz şokunu ortadan kaldıramaz. Petrol fiyatlarını düşüremez. Dışa bağımlı üretim yapısını kısa vadede değiştiremez.

    Yanıtsız sorular

    Şimşek programının en büyük açmazı burada: Bir çıkış programı yok.

    Enflasyon beklendiği kadar düşmezse ne olacak? Reel sektör ve çalışanlar bu baskıya ne kadar dayanacak? İşsizlik artarsa, şirket bilançoları bozulursa, kredi kanalları tıkanırsa program hangi noktada sürdürülemez hale gelecek? Bir de, bir an için bir mucize olduğunu ve enflasyonun düştüğünü varsayalım. Sonrası ne olacak?

    Bu soruların yanıtı yok.

    Sonuçta ekonomi ya düşük büyüme ve yüksek toplumsal maliyet sarmalına girer ya da program bir noktada düzenli bir çıkış yerine krizle sonlanır.

    Kısır döngüden çıkmak

    İşaret fişeği atıldı. Bu açıklamaların önemi yalnızca bir banka genel müdürünün mevcut programa itiraz etmesi değil. Önemli olan, programın dayandığı sermaye içi mutabakatın da çözülmeye başlamasıdır.

    Şimşek programı, Nebati döneminin yarattığı hasarı onarmayı vadetmişti. Ancak bunu Türkiye ekonomisinin yapısal bağımlılıklarını değiştirmeden yapmaya çalışıyor. Tam da bu nedenle, savaşın ve enerji şokunun ilk ciddi basıncıyla birlikte programın sınırları görünür hale geldi.

    Bugün soru artık yalnızca enflasyonun kaç puana düşeceği değildir. Asıl soru şudur: Türkiye bu programdan düzenli bir çıkış mı yapacak, yoksa çıkış yine kriz biçiminde mi gerçekleşecek?

    Derviş programının sınırı Nebati programını, Nebati programının sınırı Şimşek programını doğurdu. Şimşek programının tıkanması ise yeni bir arayışın kapısını aralıyor. Bu kez mesele yalnızca program değiştirmek değil, aynı döngüden çıkıp çıkamayacağımızdır.


    1. İşlemeyen “üç programın” daha kapsamlı bir değerlendirmesi için, Krizin Gölgesine En Uzun Beş Yıl kitabımdaki sekizinci bölüme bakılabilir.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Bunun adı cadı avı

    17 Eylül 2026

    Sürecin dili, Hatimoğulları’nın rolü

    15 Eylül 2026

    Almanya: Ulusalcılığın faşizmle imtihanı

    10 Eylül 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Elif Gamze Bozo

    Bir bedenin sınırları, diğer kadının yapabildikleri değildir

    Kerem Berk

    Soldaki şovenizmin tezahürleri ve devrimci mücadele hattı

    Mahsuni Gül

    Belgelerle Türkiye’nin mezarlık politikası: Cumhuriyetten günümüze kültür kırımı ve hafıza tasfiyesi

    Nevzat Onaran

    6-7 Eylül faili Başbakan Menderes’in fiilleri

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ohannes Kılıçdağı

    Bunun adı cadı avı

    Musa Özuğurlu

    Sürecin dili, Hatimoğulları’nın rolü

    Ertuğrul Kürkçü

    Almanya: Ulusalcılığın faşizmle imtihanı

    Ebru Z. Yıldırım

    Okullar açılırken

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    A101 Genel Merkezi önünde işçi eylemi: “İşçinin suyu ve yemeği üzerinden kâr hesabı yapılmaz!”

    17 Eylül 2026

    Smart Güneş işçileri üretimi durdurdu: “Arkadaşlarımız işe dönene kadar fabrikayı terk etmiyoruz!”

    12 Eylül 2026

    İSİG Meclisi raporu açıklandı: Ağustos’ta en az 226, sekiz ayda 1509 işçi iş cinayetlerinde katledildi!

    11 Eylül 2026
    KADIN

    Ayşe Tokyaz’ı katleden eski polis Cemil Koç’a ağırlaştırılmış müebbet

    9 Eylül 2026

    bianet Ağustos 2026 Çetelesi: Erkekler en az 25 kadını katletti, 35 kadının ölümü şüpheli

    8 Eylül 2026

    Mor Çatı’dan şiddete maruz bırakılan kadınlar için feminist rehber: “Ruhsal destek hayati önemde”

    7 Eylül 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.