Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    AİHM Büyük Dairesi’nden Osman Kavala kararı: “Derhal serbest bırakılmalı”

    25 Ağustos 2026

    Sanatçı Deniz Türkali’den çözüm sürecine destek çağrısı: “Barış sanatçılara nefes aldırır”

    25 Ağustos 2026

    Eğitim-Sen’in 6. Demokratik Eğitim Kurultayı başladı: Laik, parasız ve anadilde eğitim talepleri öne çıktı

    25 Ağustos 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Amedspor özelinde kültürel hegemonya ve toplumsal barış: Kürt meselesinde popüler kültürün rolü

      24 Ağustos 2026

      Barışın, dostluğun ve sevginin ortak noktası: Muhittin Kaya

      23 Ağustos 2026

      İçişleri Bakanı: ‘Türk olmayanlara’ dikkat

      21 Ağustos 2026

      AKP-MHP kendi görüşlerini yasa haline getirdi, Kürtlere ve tüm topluma dayatıyor

      21 Ağustos 2026

      Kürtler yüzme biliyor…

      19 Ağustos 2026
    • Seçtiklerimiz

      Özgür Müftüoğlu ile Kürt meselesi ve emek mücadelesi üzerine söyleşi

      24 Ağustos 2026

      Sınıfı sonradan eklememek: Türklük Sözleşmesi, anti-kolonyalizm ve politik ekonomi üzerine bir diyalog

      24 Ağustos 2026

      Davanın saflığı, siyasetin gerçekliği Kürtlerin özneleşmesi, değişimin siyaseti ve “ihanet”in kolaylığı

      22 Ağustos 2026

      Modern çitleme: İlk ve son sömürge kadınlar

      19 Ağustos 2026

      25 yıl 25 başlık: AKP’nin emek bilançosu!

      17 Ağustos 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Vahşet sahili

    Vahşet sahili

    FEHİM TAŞTEKİN Gazete Duvar için yazdı: HTŞ Alevileri eski rejimle özdeşleştirdiği için onlara reva görülen her türlü iğrençliğe hafifletici sebep ve taraftar bulabiliyor. Colani kendi meşruiyetine halel gelmesin diye ulusal birlik ve bir arada yaşamdan bahsetti. Hatta bir soruşturma komisyonu da kurdu. Fakat Alevileri mürted olarak gören kadrolarla hükmetmeye çalışıyor. Dava arkadaşları alenen bütün sahili Alevilerden temizlemekten söz ediyor... Kendinden olmayanların canlarını, mallarını ve ırzlarını helal sayanlarla toplumsal barış temin edilemez. Bunlarla gelecek kurulamaz.
    Fehim Taştekin10 Mart 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Hakan Fidan 2017’de MİT Başkanı olarak gizli bir toplantıda “Aşırılıkçı gruplarla bağlarını kesmen lazım” diye akıl verdiğinde Ebu Muhammed el Colani, İdlib gibi bir yerde emirliğini koruyabilmek için El Kaide’den henüz yeni ayrılmıştı. Pragmatik bir boşanmaydı. Radikallerden uzaklaş denilen liderin kendi örgütü (Nusra) zaten IŞİD’in Suriye yapılanmasıydı. İdlib’teki müttefikleri de El Kaide ile bağlantılı örgütlerden oluşuyordu. Hedef tahtasından çıkmasını sağlayacak ‘değişen lider’ görüntüsüne ihtiyaç vardı. Gücü tekeline alabilmek için bu örgütlerden bir kısmını tasfiye etti. Kendini onlardan koparmadı, onları içine aldı. Colani rejimin yıkılmasını takiben Ahmed el Şara adıyla Halk Sarayı’na kurulduğunda Fidan’ın bu kez Dışişleri’nin patronu olarak eski IŞİD ve El Kaide militanına diplomasinin yolunu yordamını göstermesi gerekti. Bu değişim meşruiyet merdivenlerini adımlamasını da kolaylaştırdı. Artık o sadece İslamcı örgütlerin finansörlerinin değil Batılı ortaklarının gözünde de “Suriye Cumhurbaşkanı” idi. Küresel El Kaide ağından gelen yabancılar dahil cihatçı liderlere rütbeler verip yeni rejimin komutasına yerleştirmesi de sorun edilmedi. Yabancı milislere vatandaşlık da vaat etti. Lidere yapılan makyaj tutmuştu fakat değişim mühendislerinin tökezlediği yer, Colani’yi komutan bilen kadroların ve tekfirci müttefiklerinin inanç ve eylem bütünlüğünü korumadaki ortodoksluğuydu. Bu gerçeklik Suriye’ye Alevi katliamı olarak kendini hatırlattı.

    ***

    Alevilere yönelik insanlık dışı suçlar her seferinde HTŞ’nin kurduğu Genel Güvenlik İdaresi ile ilgisinin olmadığı hikayesiyle geçiştirildi. Her melanet ‘bilinmeyen grupların işi’ ya da ‘bireysel taşkınlıklar’ yalanıyla hafifletildi. Humus’un batısındaki köylerde olduğu gibi bir yeri önden basan HTŞ güçleri ‘iyi polis’, aynı yere bir saat sonra gelip iğrenç suçlarla hayatları karartan güçler ‘kötü polis’ rolündeydi. 8 Aralık’tan bu yana Alevilere bedel ödettirmenin yolu buydu. Böylece HTŞ kazandığı meşruiyeti kaybetmeyecekti.

    Üç aydır evleri basılan, gözaltına alınıp cesetleri yol kenarlarına atılan, sahada infaz edilen, hakaret işiten, azarlanan, tokatlanan, tekmelenen, köpekler gibi yerlerde süründürülüp havlamaya zorlanan ve cesetleri çiğnenen insanların görüntülerini ve hikayelerini takip ediyoruz.

    Mezhepçi bir dille konuşup saldırmanın hazzını yaşayan güruhun yapıp ettikleri sonunda sahil bölgesini patlattı. Yağmur indirecek bulut kendini belli eder. Sahildeki operasyonu “Esad artıklarının güvenlik güçlerine saldırılarına” bağlayanlar bir önceki sahneyi karanlıkta bırakıyor. Hangi dış güce bağlanırsa bağlansın patlama bir birikimin sonucu. Ve bir de tetiklenme noktası var.

    HTŞ güçleri 4 Mart’ta Lazkiye’nin Datur mahallesinde gürültülü bir operasyon yürüttü. Yani terör estirdi. “Domuz Aleviler; sizi öldürmeye geliyoruz, başlarınızı ezeceğiz” diyerek şehre girdiler. Rastgele ateş açtılar. Bir anne bebeği ile birlikte öldü. Ertesi gün yine geldiler; fırında ekmek kuyruğunda bekleyen 15 yaşında bir genç ve yaşlı bir adamın canını aldılar. Makineli tüfeklerle evlere ve arabalara rastgele ateş açarak yürüttükleri bu operasyonlara kendi ifadeleriyle “Devrik rejimin artıklarını avlama” diyorlar. O iki günde gözaltına alınanların hiçbiri silahlı değildi.

    Ardından 6 Mart’ta Ceble’de Esad dönemindeki çatışmalarda yıldızı parlayan Albay Süheyl Hasan’ın köyü Beyt Ana’ya baskın düzenlendi. Köye gelen HTŞ güçleri 20 yaşında bir genci sorgulamak için karakola götürmek istedi. Akrabaları genci karakola kendilerinin getireceğini, sorgulandıktan sonra geri alacaklarını söyledi. Anlaşmazlık çatışmaya döndü. HTŞ’den takviye güç istendi. Gelen konvoy yakındaki Daliye köyü tarafında pusuya düşürüldü ve 13 görevli öldürüldü.
    İki köy helikopter ve toplarla bombalandı. Bazı yerlerde HTŞ kontrolü kaybetti. HTŞ’nin Savunma Bakanlığı sahile askeri güçler sevk etti. Çatışma sahil şeridindeki Lazkiye, Ceble, Tartus ve Banyas’ın yanı sıra iç kesimdeki Hama ve Humus’ta Alevi sivillere yönelik katliama dönüştü.

    Suriye ve Diasporadaki Yüksek Alevi İslam Konseyi rejim kalıntıları bahanesiyle halkın terörize edildiğini, evlerin bombalandığını, masumların katledildiğini ve bunlardan HTŞ yönetiminin sorumlu olduğunu belirtip halkı meydanlara çağırdı. Ayrıca sahil bölgesine BM koruması talep etti.

    Buna karşın HTŞ de Hama, Humus, Halep ve Deyr el Zor’da kendi taraftarlarına sokaklara döktü. İdlib’te camilerde hoparlörlerden cihat çağrısı yapıldı. İhvan’ın uzantısı Dünya Müslüman Alimler Birliği, Colani’den isyana bilgelikle ama sert bir şekilde tepki verilmesini istedi. Diğer kentlerden HTŞ ve müttefik güçler böylece Alevi avına çıktı.

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre çatışmalarda HTŞ güçlerinden 231 kişi, silahlı Alevi güçlerinden 250 kişi öldü.
    Fakat çatışmalarla hiçbir ilgisi olmayan insanlar sokakta, evlerinde ya da bahçelerinde hedef alındı. Sivil kayıplar 830’u buldu. Gerçek rakamın bunun çok üstünde olduğu tahmin ediliyor. Köy ve şehirlerden kaçanlar korkudan dönemedikleri için cesetler alınmayı bekliyor.

    Vilayetlere dağılım açısından Lazkiye’de 519, Tartus’ta 220, Hama’da 85 ve Humus’ta 6 sivil katledildi. Bazı evler yağmalandı, bazıları ateşe verildi.

    Gözlemevi “Lazkiye ve Tartus kırsalındaki bölgeler tanklar ve SİHA’larla ağır bombardımana maruz kalıyor” diyor.

    ***

    Gazeteci Jenan Musa, Banyas’ta katledilen bir ailenin hikâyesini yazdı. Musa’ya göre diş hekimi Ruba el Şeyh, kocası Dr. Bessam Subh, oğulları diş hekimliği öğrencisi Haydar ve 10. sınıf öğrencisi Vard evlerinde vahşice katledildi. Ruba’nın yeğeni gazeteci Hala Mansur anlatıyor:

    “Bütün aile öldürüldü. Teyzem, kocası, iki oğulları. Soğukkanlılıkla öldürüldüler. Çatışmalarla hiçbir ilgileri yoktu. Onlar doktordu, öğrenciydi. Suriye’yi yeniden inşa etmeye yardım edebilecek insanlardı. Bunun yerine katledildiler. Teyzem bu korkunç ekonomik durumda hastalarına yardım etti. Kocası Suriyelileri bir araya getirmeye çalıştı. Oğulları bu ülkenin geleceği olabilirdi. Herkes dehşet içinde. Kimse cesetleri hastaneye taşımaya cesaret edemiyor. Bölgede kaç kişinin öldürüldüğünü bile bilmiyoruz. Tüm cesetler hala yerlerinde.”

    Banyas’ta Adnan Hassan da kendi akrabalarının başına geleni aktarıyor: “Banyas’ta sokağa çıkma yasağı vardı. Kimse sokakta yürüyemiyordu. Sonra yaklaşık 15 araçlık bir HTŞ konvoyu şehre girdi. Apartman apartman dolaştılar. Mezhebiniz nedir? Dininiz nedir? diye sordular. Verilen yanıt kimin yaşayıp kimin öldüğünü belirledi. Bir apartmanda yedi Alevi mühendis ve bir Hristiyan mühendis infaz edildi. Binadaki tek Sünni mühendis kurtuldu. Yeğenimin kocası Sinan Cireva karısı ve çocuklarının önünde öldürüldü. Komşuları Alevi çift öldürüldü. İnfazdan sonra daireleri yağmaladılar, kadınlardan telefon, para ve altın çaldılar.”

    Bunları anlatan kişi Esad döneminde hapis yatmış, sonra ülkeyi terk etmiş ve rejimin yıkılmasına destek vermiş eski bir muhalif.

    Jenan Musa olup bitenleri “Azınlıkları hedef alan mezhepsel tasfiye” olarak niteliyor.

    El Ahbar da Banyas’ın Kusur mahallesinde yaşayan Rima adlı kişinin yaşadıklarına yer veriyor. Rima diyor ki; “Genel Güvenlik Güçleri rejim kalıntılarını arama gerekçesiyle evimizi bastı. Aileme mezhepçi küfürler ettiler; ardından binaya rastgele kurşun yağdırdılar. Üst katta bir akrabamız yaralandı. Bu grup gitti; bir saat sonra maskeli 5 kişi geldi. Eve girip paramızı, altınlarımızı ve cep telefonlarımızı gasp ettiler. Giderken parktaki bir aracı ateşe verdiler, bir aracı da taradılar.” Yine Banyas’ta bir evde mühendis Kamil Süleyman, öğretmen olan karısı Heba el Ali, 7 yaşındaki oğulları Ali ve 5 yaşındaki kızları Mella’yı katlettiler.

    Cihatçıların kendi çektikleri videolar insanın kanını donduruyor.

    ***

    Çatışmayı tetikleyen gelişmeler olurken Esad döneminin komutanlarından Ğıyas Süleyman Della bir askeri konsey kurduklarını ilan etti. Konsey hedeflerini Suriye topraklarını işgalci ve terörist güçlerden kurtarmak; HTŞ rejimini devirip mezhepçi baskı unsurlarını dağıtmak; vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak; ulusal, demokratik, egemen, birleşik ve eşit temeller üzerinde devleti yeniden inşa etmek diye sıraladı. Konseyde eski Çöl Şahinleri Komutanı Muhammed Mahrez Cabir ve eski saha komutanı Yaser Ramazan gibi isimlerin yer aldığı öne sürüldü ama bu yerel kaynaklar çok kalabalık olmadıklarını söylüyor.

    Bunun yanı sıra “Suriye İslami Direniş Cephesi” adıyla bir grup adına bir bildiri yayımlandı. Dış destekli terör ve çoklu işgale karşı kurtuluş çağrısı yapıldı. Bildiride bu direnişe Fransız sömürgeci güçlerine karşı savaşan Alevi lider Şeyh Salih el Ali, Kürt lider İbrahim Hananu ve Dürzi lider Sultan Paşa el Atraş Suriye halkını birleştiren devrimci liderler olarak referans gösterildi.

    Kendilerine Sahil Kalkanı adını veren bir grup da “HTŞ’ye karşı Kürtler, Şiiler, Dürziler ve onurlu Sünnileri ayaklanmaya davet eden bir video yayımladı. Bu grupların askeri gücü muamma.

    Fakat silahlı oluşumlar potansiyel olarak Alevileri tamamen mezhepsel bir temizlikle karşıya bırakma tehlikesi taşıyor. Bölge insanların başından beri istediği tek şey emniyet içinde yaşamak, fazlası değil.

    El Cezire ve HTŞ’nin diğer propaganda aygıtları bu askeri oluşumları İran, Hizbullah, Iraklı Şii milisler ve Suriye Demokratik Güçleri’yle (SDG) ilişkilendirmeye çalışıyor. Fakat somut olarak ortaya konulan ne bir bilgi ne de bir bağlantı var. Mevcut koşullarda gerçekçi de değil. Dış destekçi diye adı geçenlerin her biri kendi dert ve açmazlarıyla meşgul. Elbette Alevilerin başına gelenler SDG’nin neden silahlara veda edemeyeceğine dair anlatısına güç katıyor. İsrail’e bağlayanlar da az değil. Fakat İsrail’in ilgisi Dürzilerin yaşadığı Süveyde’yi de içine alan güney Suriye’ye yönelik. Sahil şeridinde İsrail muhibbi de kolay kolay çıkmaz. İnfaz edilmek üzere olan bir insanın imdat demesini saymazsanız. İşte binlerce insan korunmak için Himeymim’deki Rus askeri üssüne sığındı. Çaresizce.

    ***

    İnsanların üç aydır aradığı tek şey yeni yönetimle hesaplaşmak değil güvenceydi. HTŞ yetkilileri 8 Aralık sonrasında Alevi ileri gelenleriyle birkaç toplantı yapmıştı. Bu toplantılarda Aleviler “Şehirlerimizi, köylerimizi terörize eden operasyonlar yapmayın, aradığınız isimleri bize verin biz size teslim edelim” dediler. İşbirliğine hazır olduklarını söylediler. Ama tekfirci tayfa bildiği yolda devam etti.

    Colani merkezle henüz anlaşamamış Kürtler ve Dürzilerle yaptığı üst düzey görüşmelerin bir benzerini Alevilerden esirgedi. Amerikan destekli SDG’yle savaşı göze alamıyorlar. Dürzilerle de günün sonunda anlaşabileceklerini düşünüyorlar. Ve tabii güneyde tampon bölge kurmaya çalışan İsrail faktörü de devreye girdi. Aleviler en kırılgan ve savunmasız halka. O tarafta atış serbest. Cihatçılar sahile inmek için can atıyor. HTŞ de devlet olmak için Alevileri kum torbası olarak kullanıyor. Gücünün yettiği yere gidiyor; bu şekilde ülkenin geri kalanına devlet dersi veriyor. Sahile sürdükleri hiçbir askeri gücü ve silahı Suriye’yi adım adım işgal eden İsrail’e doğrultamadılar.

    Dış güçlerin parmağını arayanlar evvela iç savaşı kışkırtan mezhepçi şiddeti görmek zorunda. Çatışma beraberinde dış müdahaleleri de getirir. Bölünmüş, kana bulanmış ve zayıf düşmüş bir Suriye en fazla İsrail’in işine yarar.

    ***

    HTŞ Alevileri eski rejimle özdeşleştirdiği için onlara reva görülen her türlü iğrençliğe hafifletici sebep ve taraftar bulabiliyor. Avrupa Birliği bile Alevi katliamını değil HTŞ’ye saldırıyı kınamayı tercih etti. Colani kendi meşruiyetine halel gelmesin diye ulusal birlik ve bir arada yaşamdan bahsetti. Hatta bir soruşturma komisyonu da kurdu. Fakat Alevileri mürted olarak gören kadrolarla hükmetmeye çalışıyor. Dava arkadaşları videolar çekiyor; alenen bütün sahili Alevilerden temizlemekten söz ediyor. Alevileri ve Şiileri Hıristiyan ve Yahudilerden daha şiddetli düşman addedip “Katli vaciptir” diyen İbn Teymiyye’nin çağdaş takipçileri “Emeviler döndü” diye avaz avaz bağırıyor.

    Esad Alevi olmasaydı dahi mezhepçi düşmanlık değişmezdi. Alevilerin aşağılanıp, tehdit ve taciz edildiği tarih Baas döneminde kesintiye uğradı. Bu kesinti bile giden rejimin bütün günahlarının sırtlarına vurulmasına yetti. Fakat sanıldığı gibi Esad zamanında ayrıcalıklı değillerdi; paşa paşa da yaşamadılar. Sefalet sıralamasında bütün kesimlerin önündeydiler, Türkmenler hariç.

    Hasılı çatışma zayıf olanın felaketidir. Nüfusun savunmasız halkaları için sürgün ve mezhebi temizlik demektir.
    Ulusal birlik diye hassasiyeti olan herhangi bir güç mezhepçi saiklerle hareket etmez. Bu pratikler ülkeyi patlatır ki patlattı. Tescilli terör örgütleriyle Suriye yeniden kurulamaz. Kendinden olmayanların canlarını, mallarını ve ırzlarını helal sayanlarla toplumsal barış temin edilemez. Bunlarla gelecek kurulamaz.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Özgür Müftüoğlu ile Kürt meselesi ve emek mücadelesi üzerine söyleşi

    24 Ağustos 2026

    Sınıfı sonradan eklememek: Türklük Sözleşmesi, anti-kolonyalizm ve politik ekonomi üzerine bir diyalog

    24 Ağustos 2026

    Davanın saflığı, siyasetin gerçekliği Kürtlerin özneleşmesi, değişimin siyaseti ve “ihanet”in kolaylığı

    22 Ağustos 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Toros Korkmaz

    Amedspor özelinde kültürel hegemonya ve toplumsal barış: Kürt meselesinde popüler kültürün rolü

    Taner Taş

    Barışın, dostluğun ve sevginin ortak noktası: Muhittin Kaya

    Nevzat Onaran

    İçişleri Bakanı: ‘Türk olmayanlara’ dikkat

    Mahir Sayın

    AKP-MHP kendi görüşlerini yasa haline getirdi, Kürtlere ve tüm topluma dayatıyor

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Siyasi Haber

    Özgür Müftüoğlu ile Kürt meselesi ve emek mücadelesi üzerine söyleşi

    Şebnem Oğuz

    Sınıfı sonradan eklememek: Türklük Sözleşmesi, anti-kolonyalizm ve politik ekonomi üzerine bir diyalog

    Siyasi Haber

    Davanın saflığı, siyasetin gerçekliği Kürtlerin özneleşmesi, değişimin siyaseti ve “ihanet”in kolaylığı

    Volkan Yaraşır

    Modern çitleme: İlk ve son sömürge kadınlar

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Eğitim-Sen’in 6. Demokratik Eğitim Kurultayı başladı: Laik, parasız ve anadilde eğitim talepleri öne çıktı

    25 Ağustos 2026

    Doruk Madencilik işçilerinin eylemi 29. gününde: “Sadaka değil, alın terimizi istiyoruz”

    24 Ağustos 2026

    Maden işçilerinin Bakanlık önündeki eylemi 14. gününde: “Haklarımızı alana kadar gitmiyoruz”

    23 Ağustos 2026
    KADIN

    TKDF Temmuz 2026 Raporu: İlk 7 ayda 231 kadın erkek şiddeti ve şüpheli ölümler sonucu hayatını kaybetti

    6 Ağustos 2026

    1930 tarihli gizli genelge: Kadın öğretmenlere makyaj, takı ve gösterişli kıyafet yasağı

    5 Ağustos 2026

    EŞİK kuruluş yıl dönümünde duyurdu: “İstanbul Sözleşmesi’nden ve haklarımızdan vazgeçmiyoruz”

    1 Ağustos 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.