Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    ‘CHP’ye operasyon yüz yıllık demokratik birikimin tasfiyesine yöneliktir’

    25 Mayıs 2026

    Kıbrıs Seçimleri: Neo-Faşizmin Yükselişi ve Düzen Siyasetinin Krizi

    25 Mayıs 2026

    Çin’de maden faciası: 82 işçi hayatını kaybetti, ciddi güvenlik ihmalleri var!

    25 Mayıs 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Mutlak butlan ve süreç bağını kurabilmek

      22 Mayıs 2026

      Demokrasi, eşitlik ve halk için ortak mücadele

      22 Mayıs 2026

      Karadeniz Kıyılarında Kaybolan Bir Halk: Çerkes Soykırımı’nın Susturulan Tarihi

      21 Mayıs 2026

      Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz

      21 Mayıs 2026

      Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimine giderken sol parçalanıyor, aşırı sağ avantajını koruyor

      19 Mayıs 2026
    • Seçtiklerimiz

      Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak!

      17 Mayıs 2026

      ODTÜ provokasyonu ve geç faşizmin yeni baskı rejimi

      14 Mayıs 2026

      İş cinayetlerine sessiz kalmak da politiktir

      9 Mayıs 2026

      Ana akım sendikacılığın krizi!

      4 Mayıs 2026

      Madenci direnişinin gösterdikleri

      4 Mayıs 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      ‘CHP’ye operasyon yüz yıllık demokratik birikimin tasfiyesine yöneliktir’

      25 Mayıs 2026

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026

      Av. Sevda Karataş: Zulüm varsa direniş de var!

      21 Nisan 2026

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » UNESCO Karşı Forum: Yaşamı, doğal ve kültürel varlıkları korumaya kararlıyız

    UNESCO Karşı Forum: Yaşamı, doğal ve kültürel varlıkları korumaya kararlıyız

    Siyasi Haber27 Temmuz 2016
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    UNESCO Karşı Forum toplantısının bugün yayımlanan Sonuç Bildirgesi’nde “İster Türkiye’de, isterse dünyada, doğal ve kültürel varlıklara karşı devletler tarafından yürütülen “sistematik saldırıların, ancak toplumsal dayanışmayla engelleneceğini biliyoruz. Yaşamı, kültürel ve doğal varlıkları, dayanışmaya katılmak isteyen herkesle birlikte korumaya k

    Karşı Forum: Yaşamı, doğal ve kültürel varlıkları korumaya kararlıyız


    UNESCO Dünya Miras Komitesi'nin 10-20 Temmuz tarihleri arasında İstanbul'da yapılan toplantısı sırasında, "UNESCO neyi koruyor?" başlığıyla bir Karşı Forum da toplandı. "Dünya Miras Alanları’ndaki yıkımlar gündeme dahi alınmayarak, bunlardan sorumlu T.C. Devleti’nin ev sahipliğinde ve tüm bu olanlar görmezden gelinerek bir toplantı yapılmasını kabul edilemez bulan" demokratik kitle örgütleri, meslek ve emek örgütleri, ekoloji mücadeleleri, hukukçular, sosyologlar, çeşitli disiplinlerden koruma uzmanları gibi kişi ve kurumlar bir araya gelerek bir Karşı Forum örgütledi. Bu toplantıda Dünya Miras Listesi’ne giren ve/veya listede yer almayan tüm varlıkların korunmasına yönelik deneyimler, mücadeleler paylaşıldı.


    19 Temmuz 2016 UNESCO Karşı Forum toplantısının Sonuç Bildirgesi bugün yayımlandı. Bildirge'de "İster Türkiye’de, isterse dünyada, doğal ve kültürel varlıklara karşı devletler tarafından yürütülen "sistematik saldırıların, ancak toplumsal dayanışmayla engelleneceğini biliyoruz. Yaşamı, kültürel ve doğal varlıkları, dayanışmaya katılmak isteyen herkesle birlikte korumaya kararlıyız…" denildi.


    UNESCO Karşı Forum toplantısının Sonuç Bildirgesi'nin tam metnini sunuyoruz.


    Yaşamı, Doğal ve Kültürel Varlıkları Korumaya Kararlıyız[1]


    UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin (DMK) 10-20 Temmuz 2016 tarihleri arasında, İstanbul’da 40. Toplantısı sırasında, Dünya Miras Listesi’ne Türkiye’den 2015 yılında kabul edilmiş olan Diyarbakır Kalesi ve Hewsel Bahçeleri’nin tampon bölgesi Sur Mahallesi savaş ve inşaat makinalarıyla, 1985 yılında Liste’ye girmiş olan İstanbul tarihi alanları ise, yenileme projeleri ile sermaye birikimi için yerle bir edilmekteydi. Dünya Miras Alanları’ndaki yıkımlar gündeme dahi alınmayarak, bunlardan sorumlu T.C. Devleti’nin ev sahipliğinde ve tüm bu olanlar görmezden gelinerek bir toplantı  yapılmasını kabul edilemez bulan demokratik kitle örgütleri, meslek ve emek örgütleri, ekoloji mücadeleleri, hukukçular, sosyologlar, çeşitli disiplinlerden koruma uzmanları gibi kişi ve kurumlar biraraya gelerek bu konuda çalışmaya başladı.


    Forum hazırlık toplantılarında, Türkiye’den Dünya Miras Listesi’ne kabul edilmiş yerler UNESCO DMK bağlamında ele alınırken, listeye alınmayan doğal ve kültürel varlıkların durumu ve nasıl korunacağı da gündeme geldi. Koruma sorununun aslında politik ve ekonomik bağlamda ülkenin bütün varlıklarını etkilediği, dolayısıyla doğal ve kültürel varlıkların genel kültür politikalarından bağımsız bir biçimde seçmeci bir yaklaşımla ele alınarak korunamayacağı, buradan hareketle, kültürel ve doğal dokuları bizzat yerinde, halklarla birlikte korumak gerektiği düşünüldü. Bu tartışmalarla büyüyerek örülen çalışmalar sonucunda bir araya gelen 68 kurumun çağrısı ile, 19 Temmuz 2016 tarihinde geniş bir katılımla düzenlenen “UNESCO Neyi Koruyor” başlıklı Karşı Forum’da; Dünya Miras Listesi’ne giren ve/veya liste’de yer almayan tüm varlıkların korunmasına yönelik deneyimler, mücadeleler paylaşıldı. Karşı Forum; Irak’ta ve Bingazi/Libya’da yıkımı yaşayan halklardan da karşılık buldu.


    UNESCO’nun politikaları bağlı bulunduğu Birleşmiş Milletler’de olduğu gibi, üye devletlerin yaklaşımlarıyla belirlenmektedir. Bu durum, UNESCO’ya bağlı Dünya Miras Komitesi’nde de geçerlidir. UNESCO Dünya Miras Komitesi’nde üye devletler diplomatlar ile temsil edilmektedir. Dolayısıyla üye devletlerin dünya miras alanları ile ilgili koruma sorunlarına ilişkin değerlendirmelerinin esasını  uzman kuruluşların bilimsel tespitleri oluşturur, ancak bunların yanı sıra, üye ülkelerin diplomatik çabaları ve finansal desteğinin de değerlendirmeleri etkilemesi kaçınılmaz görünmektedir. Finansal desteğin artması, üye devletin DMK içindeki etkisini de arttırmaktadır. DMK yapısı gereği, Dünya Miras Alanı ilan edilen varlığın yerelinde çalışan uzman kurumların ya da demokratik kitle örgütlerinin çalışmalarını doğrudan referans kabul etmez, sadece taraf devletin ve danışman kuruluşların resmi raporlarını dikkate alır. Bir diğer yandan DMK’nın taraf devletin Dünya Miras Alanı’nı koruyup korumadığını sorgulama yükümlülüğü olduğu halde, koruma sorunlarına diplomasi aracılığıyla yaklaşan DMK’nın bu sorgulamayı tarafsız bir biçimde yapamayacağı açıktır. Örneğin Diyarbakır Kalesi ve Hewsel Bahçeleri’nin oluşturduğu kültürel peyzajın tampon bölgesinde bulunan Kurşunlu Camii, Dört Ayaklı Minare, kiliseler gibi tescilli yapıların ve yüzlerce yıllık yaşam alanlarının büyük bir bölümü, Roma döneminden kalan tarihi sokak dokusu, devlet tarafından sürdürülen savaş ve yıkım nedeniyle zarar görmüş, aynı devlet Mart ayında operasyonları sonlandırdığını ilan etmiş olmasına rağmen, yerel yönetim ve halkın Sur İlçesi’ne girişini engellemiş, iş makineleri ile tescilli kültür varlıklarından geriye kalan kalıntı ve izleri de yok etmiştir. Bu acil durum karşısında, yerel yönetim, demokratik kitle örgütleri ve hukuk platformları hazırladıkları raporu UNESCO DMK Delegelerine yollayıp, komiteyi çeşitli biçimlerde bilgilendirdiği halde; Türkiye’nin ev sahipliği ve dönem başkanlığı nedeniyle, UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin 40. Toplantısı’nda tüm bunlar tartışılmadan, önceden hazırlanmış standart tedbirler içeren taslak karar oybirliği ile onaylanarak geçilmiştir.


    Ne yazık ki, kültürel ve doğal varlıkları tehdit eden uygulama örnekleri oldukça fazladır. Kapitalizmin; kriz süreçlerinde, sermayenin saldırılarını arttırarak doğal ve kültürel varlıkları inşaat, enerji, madencilik gibi sektörler aracılığıyla talan ettiğini biliyoruz. Türkiye’de korunması gereken varlıkların, Dünya Miras Listesi’nde yer alsın veya almasın, kentsel dönüşüm uygulamalarıyla, barajlarla, acele kamulaştırma kararları, savaş vb. “araçlarla” sermaye birikimi sürecine sokulmakta olduğuna tanıklık etmekteyiz: İstanbul’da, deniz dolgusu ve tüneller ile tahrip edilen 8500 yıllık izlere ulaştığımız Yenikapı çevresi, yapılaşma baskısı altındaki Boğaziçi kıyıları, Boğaz’ın ön görünüm bölgesi, Haliç, Haydarpaşa ve çevresi, Adalar, diğer yandan 3. Köprü, 3. Havalimanı, kanal talanıyla karşı karşıya olan İstanbul’un solunum alanı ve su rezervi olan Kuzey Ormanları; baraj tehdidi altındaki Hasankeyf, taş ocakları nedeniyle tahrip olan Antalya çevresindeki arkeolojik alanlar, Bartın’daki geleneksel doku, şirketlerin saldırıları altındaki dereler gibi pek çok kültürel ve doğal varlığın korunarak geleceğe aktarılması güçtür.


    Türkiye’de tahribat, yıkım ve dönüşüm, kültürel varlığın bulunduğu her bölge için farklı yöntemlerle yürütülmektedir. Örneğin Sur’da merkezi yönetimin politik kararları, savaş araçları ve iş makinalarıyla yerel yönetim dışlanarak uygulanmaktadır. Diğer yandan süreç ve uygulamalar, İstanbul’da Sulukule, Süleymaniye, Ayvansaray-Toklude’de ve Tarlabaşı’nda, merkezi yönetimin yörüngesinde karar üreten yerel yönetimlerce yürütülmektedir.


    Kültürel yapılar aynı zamanda, beraberindeki doğal varlıklardan ayrıştırılmaya çalışılmaktadır. Bunun en belirgin örneklerini İstanbul Kara Surları ile Yedikule Bostanları’nın ve Diyarbakır Surları ile Hewsel Bahçeleri’nin ilişkisinde görmekteyiz. Kültürel varlıklar, bağlamlarından, somut olmayan değerlerinden, bu değerleri üreten halklardan, bulundukları ekosistemden koparılmakta, tarihsel, doğal, kültürel ve sosyolojik kimlikleri yitirilmektedir.


    Öte yandan kültürel ve doğal varlıklar, kitlesel turizm için sermaye kaynağı olarak algılanmaktadır. Arkeolojik alanlara turistik çekicilik kazandırabilme amacıyla, kazıların bilimsel programları ve/veya ekiplerine müdahale edilmekte, baskı yapılmaktadır. Sermaye baskısı sonucunda konut yapılarının konaklama tesislerine dönüşmesi ile İstanbul-Sultanahmet örneğinde olduğu gibi, mahalle dokuları kaybolmaktadır.


    Yapılan politik müdahaleler kültürel varlıkların yok edilmesinin yanı sıra, orada yaşayan halkların yerinden edilmesine, kültürlerinin yok olmasına, sosyal dokunun bozulmasına, sınıfsal yapılarının dönüşmesine de neden olmaktadır. Bu şekilde hem toplumsal bellek yok edilmekte, hem de mekanla insan ilişkisini oluşturan duygusal bağlar koparılmaktadır. Kentlerimizde halkların binlerce yıldır birlikte yaşanmışlıkları ile Kürtler, Süryaniler, Ermeniler, Rumlar, Ezidiler, Türkler kültürel izler bırakmışlardır; “tekçilik” anlayışıyla bu izler de yok edilmek istenmektedir.


    Kültürel varlıklara yönelik yıkım ve talanın, iktidarın bilinçli tahribatına yönelik etkileri arttıracak şekilde hukuki zemine dayandırılarak yapılmaya çalışılması ve hukukun bu şekilde araçsallaştırılması daha da can yakıcıdır. Örneğin 2863 sayılı Koruma Yasasına karşın 2005 yılında çıkarılan 5366 sayılı “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında”ki yasa dayanak alınarak İstanbul’da Süleymaniye, Sulukule, Ayvansaray ve Tarlabaşı’ndaki yıkımlar yapılmıştır. Bir diğeri ise, 2012 yılında çıkarılan 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında” ki yasadır. 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası’nın Acele Kamulaştırma hükmünü düzenleyen 27. Maddesi ise, bilhassa Diyarbakır Sur’da yapılan yıkımlara dayanak yapılmıştır. Bu süreçte, koruma bölge kurulları ve koruma yüksek kurulunun işleyiş biçimlerinde de değişiklikler gerçekleştirilmiştir. 2011 Yılında kültürel ve doğal varlıkların birbirinden ayrılmasına, ayrı koruma kurulları tarafından incelenmelerine, bu varlıkların sorumluluğunun farklı bakanlıklar kapsamına alınmalarına yol açacak yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu değişiklikler, kültürel ve doğal varlıkların ayrılmaz bir bütün olduğu yerlere yönelik müdahalenin kolaylaşmasına zemin oluşturmuştur. Tüm bu müdahalelere karşı hukuki bir mücadele hattı da yürütülmeye devam edilmektedir. Örneğin Sur’da yapılan yıkımlara karşı avukatların oluşturduğu platformla bu yıkımlar raporlanmış ve devamında 750 dava açılmıştır. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Diyarbakır Barosu tarafından da benzeri hukuki süreçler yürütülmektedir. Acele kamulaştırma ve riskli alan kararlarının iptali için davalar açılmış ve Sur bölgesinde yapılan hafriyat çalışmalarının tarihi ve kültürel yapılara verdiği zararların tespiti istenmiştir. Ancak yapılan idari başvurular ve açılan davalarda, özellikle dernekler adına yürütülenlerde, esasa dair cevap verilmeyerek usul tartışmaları ile hukuki süreç etkisiz kılınmaya çalışılmıştır. İstanbul Fener ve Balat’ta yenileme projesine karşı açılan davalar, yerel mahkemelerce sosyal dokuyu değiştireceği gerekçesiyle kabul edilmiştir. Ancak yerel yönetim Danıştay’da süreç devam etmekteyken, aynı alan için yeni bir proje üreterek hukuki mücadeleyi boşa düşürmeye çalışmaktadır. Tüm bu hukuki süreçlerde gerek idarenin, gerekse yargının verdiği kararlar, yaşam alanlarını ve kültürel varlıkları korumak üzere bir araya gelerek örülen direniş hattını açık biçimde kırmayı hedeflemektedir. 


    Doğal ve kültürel varlıkların; bulundukları ortamdan, yaşamdan koparılarak nesneleştirilerek saklanacak varlıklar olmadığı ortadadır.


    Bu bağlamda “UNESCO Neyi Koruyor?” sorusu ile başlanan forumda görülmüştür ki, UNESCO DMK, Dünya Mirası ilan ettiği yerlerin korunmasında yapısı gereği giderek daha pasif kalmaktadır. Komitenin toplantıları, üye devletlerin koruma sorunlarını görmezden gelip, birbirlerini aklamalarına neden olmakta, listeye alınmış yerlerin ise, korunmalarını etkin biçimde denetleyememektedir. Nitekim DMK’nın 40. Toplantısı, Türkiye’den Dünya Miras Listesi’ne girmiş iki önemli örneğin, Diyarbakır ve İstanbul’un koruma sorunlarının açıkça değerlendirmeye alınmadığı bir toplantı olmuştur. Bu durumda, UNESCO DMK, öncelikle kültürel ve doğal varlıkları korumak yerine, üzerindeki finansal ve diplomatik baskı oranında aslında sorgulamakla yükümlü olduğu üye devleti ve dolayısıyla kendisini korumakta olduğu söylenebilir.


    Kültürel varlıklar toplumlar gibi canlıdır ve koruma bu gerçek dikkate alınarak yapılmalıdır. Özünden, köklerinden koparılmış şekilde yanlış restorasyonlar yapılarak yürütülen, ideolojik ya da turizm amaçlı restorasyon yaklaşımları, halk tarafından sahip çıkılamayan kültür varlıklarını yok etmek için devletler tarafından stratejik olarak kullanılmakta ve ne yazık ki Dünya Mirası Komitesi gibi kurumlar bu amaca alet olabilmektedir. 


    “ UNESCO Neyi Koruyor?” başlığı ile bir araya gelen Karşı Forum’un yol haritası:


    • UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin kültür varlıklarının korunması hedefiyle belirlediği ilkeler çerçevesinde, büyük bir hassasiyetle değerlendirerek Dünya Miras Listesi’ne kabul ettiği kültür varlıklarının sahibi kabul ettiği devletler tarafından geleceğe yönelik olarak korunmasında etkili ve tarafsız bir denetleme/ yaptırım gücü oluşturamadığını, bu durumun kurumsal yapısına içkin sorunlardan kaynaklandığını tespit etmiştir.
    • UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer almanın önemi yadsınamaz ancak kültürel ve doğal varlıkların korunmasının gerekliliğine inanan ve bu yolda çalışan insanların bu listede var olmanın ve kalmanın koruma açısından da bir anlamı olması beklentisinde haklı olduklarını ortaya koymuştur.
    • Bu nedenle bir arada olmaya ve büyümeye devam edecektir.
    • Bileşenlerinin etkileşimini artırmak için toplantılarını düzenli olarak sürdürecektir.
    • Dünya Miras Listesi’nde olsun veya olmasın koruma altında olan bölgelerde yerel halkla toplantılar yapacak ve dayanışmayı büyütecektir.
    • Koruma alanlarında gözlemlerini sürdürecek, sorunları belgelemeye devam edecek ve bunları kamuoyu ile açık olarak paylaşacaktır.
    • Uluslararası dayanışmalarla iletişim kurup ortak etkinlikleri arttıracak, kültürel ve doğal varlıklar üzerindeki tahribatlar ve bunlara karşı yürütülen koruma çalışmalarını görünür kılacaktır.
    • Kültürel ve doğal varlıkların koruma-yaşatma sorunlarına karşı mücadelede kullanılan hukuki araçlar ve etkili savunma yöntemlerini ülke ve dünya çapında ortaklaştıracak, deneyimlerini kuramsal bilgiye dönüştürecektir.
    • Tüm bunları doğal ve kültürel varlıkları, bu varlıkları üreten ve birlikte yaşayan halkları, dolayısıyla somut ve somut olmayan değerleriyle bir bütün halinde ele alarak yaptığı işler üzerinden kurumsal kimliğini örmeye çalışacaktır.


     


    İster Türkiye’de, isterse dünyada, doğal ve kültürel varlıklara karşı devletler tarafından yürütülen sistematik saldırıların, ancak toplumsal dayanışmayla engelleneceğini biliyoruz. Bu bilinçle, kültürel varlıklara, yaşam alanlarına ve yaşam hakkımıza yönelen her türlü siyasi müdahale ve askeri darbelerin halklar tarafından dayanışmayla ve örgütlenerek durdurulacağına inanıyoruz.


    Yaşamı, kültürel ve doğal varlıkları, dayanışmaya katılmak isteyen herkesle birlikte korumaya kararlıyız…


     


    [1] 19 Temmuz 2016 UNESCO Karşı Forum Sonuç Bildirgesi


     

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    EKODOSD: “Bir tarihin çöküşünü hep birlikte izliyoruz”

    20 Mayıs 2026

    Erdoğan’ın imzasıyla 23 ilde büyük kıyım: 1 milyon metrekarelik orman alanı sınır dışına çıkarıldı!

    19 Mayıs 2026

    Kuşadası Kent Dayanışması’ndan belediyeye acil çağrı: “Rant projesine karşı kendi meclis kararınıza sahip çıkın, imar planına dava açın!”

    18 Mayıs 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Muhsin Dalfidan

    Mutlak butlan ve süreç bağını kurabilmek

    Elif Gamze Bozo

    Demokrasi, eşitlik ve halk için ortak mücadele

    Siyasi Haber

    Karadeniz Kıyılarında Kaybolan Bir Halk: Çerkes Soykırımı’nın Susturulan Tarihi

    Mehmet Murat Yıldırım

    Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Fehim Taştekin

    Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak!

    Şebnem Oğuz

    ODTÜ provokasyonu ve geç faşizmin yeni baskı rejimi

    Mehmet Türkmen

    İş cinayetlerine sessiz kalmak da politiktir

    Aziz Çelik

    Ana akım sendikacılığın krizi!

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    MESEM’ler ve OSB’lerdeki meslek liseleri: Eğitim kurumu mu, çocuk işçi bulma kurumu mu?

    17 Mayıs 2026

    Üsküdar’da emekçilerden ara zam haykırışı: “Açlık sınırının altında yaşamayı reddediyoruz”

    17 Mayıs 2026

    Kütahya’da madenciler isyanda: Egetaş Kömür İşletmesi’nde iş bırakma eylemi

    15 Mayıs 2026
    KADIN

    Kızılay Kayseri İl Başkanı Cafer Beydilli’ye çalışan kadınları hedef alan paylaşımı nedeniyle suç duyurusu!

    20 Mayıs 2026

    EŞİK: “Eşitlikten ve laiklikten vazgeçmiyoruz”

    18 Mayıs 2026

    Kadınların sesini sahneye taşıyan “Adımı Hatırla” oyunu yoğun ilgi gördü

    18 Mayıs 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.