Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Yaşama yolculuk

    26 Ocak 2026

    Kobane köylerine saldırı: Çelebiyê ve Xirab Hişk bombalanıyor

    26 Ocak 2026

    Yeni Yaşam Gazetesi çalışanı Zilan Gül Diyarbakır’da gözaltına alındı:

    26 Ocak 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Geçici ortaklıktan tasfiyeye: Suriye Demokratik Güçleri’nin yapısal yalnızlaşması

      22 Ocak 2026

      21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

      20 Ocak 2026

      Emperyal düzen, taşeron iktidarlar ve Rojava’ya karşı ortak sessizlik

      20 Ocak 2026

      Öldürülen bir beden, yaşayan bir vicdan: Hrant Dink

      18 Ocak 2026

      14 Ocak İş bırakma eyleminin geride bıraktıkları

      16 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      Yaşama yolculuk

      26 Ocak 2026

      Neden Rojava’yı savunmalıyız?

      25 Ocak 2026

      Saatler yine savaşa kuruldu

      25 Ocak 2026

      Davos’ta yankılanan büyük ikame korkusu: Göç, robotlar ve Çin

      23 Ocak 2026

      Hrant’ın katlinin güncelliği

      19 Ocak 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025

      Duygusal Olan Politiktir – KESK’li Kadınların Mücadele Deneyimleri

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Scholz’un çantasındaki pazarlık

    Scholz’un çantasındaki pazarlık

    ERCÜMENT AKDENİZ İlke TV için yazdı: Öyle görülüyor ki, nüfus bakımından yaşlanan Avrupa’nın istihdam krizine bulduğu yeni çözüm, artık Türkiye’nin de örnek aldığı bir model olacak. Slogan olarak ifade edersek durum tam da şu şekilde; “Mülteciler defolsun, yerine geçici sözleşmeli göçmen işçiler getirilsin”. Hatta gerekirse göçmenler “çalışma izni”nden de muaf tutularak güvencesiz halde sömürülsün.
    Ercüment Akdeniz19 Ekim 2024
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Avrupa Birliği Yeni Göç ve İltica Paktı’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte mülteci haklarına yönelik oldukça sert tedbirler gündemde. İltica başvuruları ve deport işlemleri hızlandırıldı. 1951 Cenevre Mülteciler Sözleşmesi’nde bu kadar gedik açılabileceği kimsenin aklına gelmezdi. Öyle ki AB temsilcileri, alınan kararlar sonrası sevinç gözyaşı bile döktüler!

    Mülteci haklarında daha ne kadar gedik açılabilir derken, bir hamle de İtalya’dan geldi. Aşırı sağ parti lideri ve Başbakan Georgia Meloni, erkek mültecilerin Arnavutluk’a gönderilmeye başlandığını açıkladı. AB üyeliğine fasıl açılması karşılığında Arnavutluk yönetiminin yeni plana fit olduğu anlaşılıyor. Bu plana göre İtalya her yıl 36 bin mülteciyi Arnavutluk’a gönderebilecek. Peki, Arnavutluk ne yapacak? Arnavutluk’a verilen görev tıpkı Türkiye gibi bir “mülteci deposu” olmak. Ama arada şöyle bir fark var; göç ve iltica işlemleri tamamlanmamış erkek mültecilerin işlemleri Arnavutluk’taki kamplarda yapılacak. Esaretin mülteciler için ne kadar süreceği ise belli değil. Üstelik iltica başvurusu reddedilenlerin deport edilmesine dair vebal Arnavutluk’un boynuna kalacak.

    Göçmen düşmanlığıyla tanınan Meloni yeni planı şu sözlerle ifade etti: “Bu yeni, cesur ve eşi benzeri görülmemiş bir yol olmakla birlikte Avrupa ruhunu mükemmel bir şekilde yansıtan ve AB üyesi olmayan diğer ülkelerle de izlenebilecek bir yol”. Hak ihlalinde gerçekten “eşi benzeri olmayan bir yol” bu. Zira Arnavutluk’a kurulan mülteci kampları “Guantanamo Kampları”na benzetiliyor. Meloni cesur çünkü evrensel mülteci hukuk normlarına meydan okuyor.

    Peki, AB Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen ne dedi? Elbette Avrupa medeniyetinden söz etmedi. Leyen, adeta medeniyet tabutuna son çivileri çakarak Meloni’ye selam çaktı: “İtalya-Arnavutluk protokolünün faaliyete geçmesiyle birlikte bu deneyimden pratikte de dersler çıkarabileceğiz”. Leyen, üye devletlere mektup yazarak sınır dışı etmeleri arttırmak için bu “kararlı eylem”e sarılma çağrısı yaptı. Mektubun içinde sadece Arnavutluk yok, Türkiye’ye biçilen yeni görevler de var. 2016’da imzalanan Geri Kabul Anlaşması’na övgü yaparak Türkiye’nin sırtını sıvazlayan Leyen, kesenin de ağzını açtı. Şimdi 1 milyar avroluk ek ödeme yolda. Göçmenler ve güvenlik alanında yüksek düzeyli siyasi diyalog da yanında bonus olarak veriliyor.

    Türkiye’ye AB’nin geri gönderme merkezleri kurulur mu?

    Tam da bu dönemde (yani bugün) Almanya Başbakanı Olaf Scholz Türkiye’ye geldi. Ajandasında birçok kalem var. Fakat en yakıcı olanları, askeri uçak antlaşması ve yeni göç pazarlıkları.

    AB’nin yeni göç stratejisine; Balkan ülkelerinde ve olabilirse AB dışındaki ülkelerde “Geri Gönderme Merkezleri”ni inşa etme faaliyeti de eklenmiş oldu. Yani deport edilenler kadar deport işlemi uzun sürenlerin de dış ülkelerde depolanması hedefleniyor. Nitekim Leyen, “AB dışında sığınma başvurusu reddedilenler için geri gönderme merkezleri kurma fikri üzerinde durmalıyız” demişti. Bu çerçevede Almanya sırasıyla Mısır, Moritanya ve Tunus ile anlaşmalar gerçekleştirdi. Scholz’un çantasındaki dosyada bu kez Türkiye pazarlığı var. AKP hükümetinin çantasında ise para pazarlığının dışında Eurofighter uçaklarının alımı, Barış Pınarı Harekâtı sonrasında konan örtük silah ambargosunun kaldırılması, Avrupa’ya vize kolaylığı ve Gümrük Birliği’ne dair kolaylaştırıcı adımların olduğu ifade ediliyor.

    Almanya basınında, Türkiye’ye sağlanan fonların mültecileri Suriye ve Afganistan’a zorla sınır dışı etmek için kullanıldığı da yazıldı. Dolayısıyla AB ve Almanya bir taşla iki kuş vurmak istiyor. Bir yandan Türkiye’nin zorla sınır dışı etme pratiğine yeşil ışık yakarken, diğer yandan AKP Hükümeti’ni Türkiye’ye kurulacak AB Geri Gönderme Merkezleri için ikna etmek istiyor. Ekonomik ve siyasi bakımdan oldukça sıkışmış görünen, mülteci pazarlıklarında ise son derece pragmatist bir tecrübeye sahip olan AKP Hükümeti’nin şimdi nasıl bir tutum alacağı ise merak konusu.

    Savaş ve yeni göç ihtimaline deportizasyon bariyeri

    Avrupa ve Almanya’nın yeni göç stratejisini ve Geri Gönderme Merkezleri’ni transfer etme hevesini sadece birikmiş olgularla düşünmemek gerek. Çünkü Gazze’de işgal, Lübnan’da savaş ve olası İran müdahalesi milyonlarca insanın göçü anlamına geliyor. Ukrayna etrafındaki ateş çemberi de benzer bir göç dinamiğine işaret. Dolayısıyla AB göç rejimi yerinde saymıyor, yeni savaş düzenine göre kendini yeniliyor. Gelenlerden çok gelecek mültecileri durdurmaya yönelik bir gayret bu. Depolama ve geri gönderme sisteminin AB dışındaki ülkelerde inşa edilmesi de bu öngörüye dayanıyor. Savaşı ihraç edenler savaşın dramatik bakiyesi olan göç hareketlerini de az gelişmiş ülkelere bariyer kurarak durdurmak istiyor.

    Yeni “göç yönetimi”ne dair adımların bir amacı da Avrupa’da yükselen aşırı sağı durdurmak (!) AB’nin dümeninde oturan sosyal demokrat partiler “aşırı sağ” korkuluğunu kullanarak adeta mültecilere savaş açmış bulunuyorlar. Bu gerici adımı iç politika malzemesi yapmaktan da geri durmuyorlar.

    Mülteci yerine yabancı işçi formülü

    Tam da bu süreçte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı göç alanında yeni bir düzenlemeye gitti. Buna göre; ekonomik, sosyo-kültürel ve teknolojik alanlar ile eğitim konularında Türkiye’ye önemli hizmet ve katkı sağlayabileceklerle ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca bildirilen yabancıların çalışma izninden muafiyeti 6 aydan 3 yıla çıkarıldı.

    Öyle görülüyor ki, nüfus bakımından yaşlanan Avrupa’nın istihdam krizine bulduğu yeni çözüm, artık Türkiye’nin de örnek aldığı bir model olacak. Slogan olarak ifade edersek durum tam da şu şekilde; “Mülteciler defolsun, yerine geçici sözleşmeli göçmen işçiler getirilsin”. Hatta gerekirse göçmenler “çalışma izni”nden de muaf tutularak güvencesiz halde sömürülsün.

    AB bu uygulamaya itiraz eder mi? Umurlarında bile değil. Çünkü bu modelin patenti AB tekellerinde ve mülteci haklarını yok sayarak onlar da bu modeli uyguluyorlar. Kaldı ki, AB kurmayları, “Türkiye göçmen deposu olsun da ne olursa olsun” çizgisindeler.

    Hak savunucuları, emek örgütleri ve demokrasi güçleri savaş politikaları ve yeni göç rejimi konusunda daha fazla söz kurmalılar. Çünkü süreç çok hızlı ilerliyor.

    Kaynaklar:

    • https://www.hurriyet.com.tr/dunya/meloninin-goc-formulu-abye-ornek-olabilir-italya-siginmacilari-arnavutluka-yolluyor-42563161
    • https://gazeteoksijen.com/dunya/scholz-gocmen-anlasmasi-hayaliyle-geliyor-225704
    • https://www.bloomberght.com/nitelikli-yabanci-isciye-calisma-izni-muafiyeti-alti-aydan-uc-yila-uzatildi-2362309

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Yaşama yolculuk

    26 Ocak 2026

    Neden Rojava’yı savunmalıyız?

    25 Ocak 2026

    Saatler yine savaşa kuruldu

    25 Ocak 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ömer Bölüm

    Geçici ortaklıktan tasfiyeye: Suriye Demokratik Güçleri’nin yapısal yalnızlaşması

    Muhsin Dalfidan

    21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

    Remzi Altunpolat

    Emperyal düzen, taşeron iktidarlar ve Rojava’ya karşı ortak sessizlik

    Toros Korkmaz

    Öldürülen bir beden, yaşayan bir vicdan: Hrant Dink

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Tülay Hatimoğulları

    Yaşama yolculuk

    Siyasi Haber

    Neden Rojava’yı savunmalıyız?

    Fehim Taştekin

    Saatler yine savaşa kuruldu

    Evren Balta

    Davos’ta yankılanan büyük ikame korkusu: Göç, robotlar ve Çin

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) YouTube
    EMEK

    Migros depolarında isyan büyüyor: Sefalet zammına karşı direniş 12 depoya yayıldı

    25 Ocak 2026

    Torbalı’daki Migros deposunda iş bırakma: Yüzde 28’lik zam teklifi reddedildi

    24 Ocak 2026

    Direnen metal işçileri kazandı

    21 Ocak 2026
    KADIN

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi: Rojava’da direnen Kürt halkının ve kadınların yanındayız

    20 Ocak 2026

    Kuşadalı kadınlar barış için buluştu

    16 Ocak 2026

    Kadın cezaevlerinde hak ihlali iddiaları Meclis’te: Sağlık ve iletişim kısıtlamaları gündemde

    15 Ocak 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.