Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Emek sömürüsü yapan kurum İşçi Filmleri Festivali’ni ağırlıyor: Mağdur edilen Sevgi Şen gazetemize konuştu

    5 Temmuz 2026

    Bilgi Üniversitesi 21 yıllık Tarih profesörü Bülent Bilmez’in görevine son verildi: “Karar gerekçesiz ve siyasi”

    5 Temmuz 2026

    İmamoğlu kararına imza atan rektöre öğrencilerden sırt dönme protestosu

    4 Temmuz 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      NATO Zirvesi’nin ötesi

      3 Temmuz 2026

      Ateşin sesindeki hakikat: Madımak

      2 Temmuz 2026

      Madımak katliamını unutma, unutturma!

      1 Temmuz 2026

      Türkiye İşçi Partisi’nin enternasyonalizm sorunu: Devletçilik, milliyetçilik ve tarihle yüzleşememek

      23 Haziran 2026

      Sapkınlık dediğiniz bu değil mi?

      18 Haziran 2026
    • Seçtiklerimiz

      Teşbihte hata olur…

      2 Temmuz 2026

      NATO Zirvesi’nin akla getirdikleri

      29 Haziran 2026

      2016’da kaldırılan dokunulmazlıklar ve CHP’nin rolü

      22 Haziran 2026

      Emeklilerin birliği ve dayanışması!

      22 Haziran 2026

      Mültecilerin canına okuyan belge: Ajanda 2030

      20 Haziran 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026

      “Açlık grevine biz karar vermedik, buna mecbur bırakıldık”

      27 Haziran 2026

      Mehmet Türkmen: “Baskıyla bu mücadeleyi durduramazlar”

      26 Haziran 2026

      Elias Demetriou: “Kavazoğlu ve Mişaulis karanlığın içinde ışık oldular”

      17 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » S. Demirtaş’ın sosyalistlere çağrısı ve gündemdeki seçenek: “Birleşik, demokratik, çoğulcu emek siyaseti”

    S. Demirtaş’ın sosyalistlere çağrısı ve gündemdeki seçenek: “Birleşik, demokratik, çoğulcu emek siyaseti”

    Siyasi Haber6 Kasım 2021
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Zeki KILIÇASLAN* yazdı – Demirtaş Türkiye siyasetindeki esas boşluk alanının emek/sınıf siyaseti olduğunu ve toplumsal muhalefetin ancak bu alandan büyüyebileceğini görmüştür. Emeğin siyasetini gözeten bu teşekkülde “emekçilerin huzuruna ortak bir tutum belgesi” ile çıkmak ve sosyalist grupların ötesinde güçlü bir siyasal emek tarafı oluşturmak gerekmektedir.

    AK Parti-MHP hükümetinin sonu çoktan yaklaştı, Türkiye yeni bir dönemece doğru gidiyor. Ama bilinmezler çok çünkü ulusal ve uluslararası düzlemde kendisine bu kadar suçlamada bulunulmuş ve potansiyel yargılanma tehditleri altındaki hükümet yöneticileri ve güçlü ortaklarının “iktidarsız” kalmaya tahammül edip, normal bir muhalefet partisi olarak siyasi ve günlük yaşamlarını kaldıkları yerden devam ettirebilmeleri pek de olası görünmüyor. Bu nedenle en geç Haziran 2023’te yapılması gereken seçimlerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değil. Bir sınır ötesi operasyon bahane edilerek seçimlerin ertelenebileceği söyleniyor. Bununla birlikte, hükümetin değişmesi kaçınılmaz gibi görülüyorsa bazı egemen güç odaklarının bu değişimi nasıl karşılayacakları da belirsizliğini koruyor. Değişimi halkın “helal demokratik oyları“ ile mi yoksa anti-demokratik yollarla mı tercih edeceklerini bilmiyoruz. Pekâlâ “Erdoğan iktidarı gidecekse onu da biz yaparız” diye düşünerek “halkı Erdoğan’dan kurtarma” şerefine nail olmak isteyebilirler. Özetle tercihler ve dengeler, olası 2023 seçiminin kaderini ve karakterini belirleyecek. 

     

    Birçok cevapsız soru ortadadır ve bizim daha ilerisini gözeterek hareket etmemiz gerekiyor. 

    Tahmin edildiği gibi seçimleri muhalefet kazanırsa “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”                                  vaadinden başka ülkenin temel yakıcı sorunları için güçlü bir program ortaya koyamamış bu günkü muhalefetin olası koalisyon iktidarında ülkenin nasıl bir siyasal rotaya gireceği ve neye evirileceği büyük bir belirsizlik olarak duruyor. Ardı ardına gelebilecek ikinci ve muhtemel üçüncü seçimler yeni “demokratik” bir evreye girişimizin kapısı mı olacak yoksa açlık ve kıtlık tehditlerinin beklendiği Global kaotik ortam ve bölgesel gerilimler temelinde milliyetçilik dozu ve sertliği daha da artarak yenilenmiş otoriter bir rejime mi sürükleneceğiz?

     

    Bütün bunlar bilinmiyor. Ama bilmemiz gereken bir şey var o da bu gidişin önemli belirleyici faktörünün toplumsal muhalefetin örgütlü gücü ile ilişkili olacağıdır. Bugün Türkiye “demokratik” siyasetinin başat sorunu nedir dersek her halde buna verilebilecek en iyi cevap toplumun çok büyük çoğunluğunu oluşturan işçi ve emekçilerin, gerçek bağımsız bir siyasal taraftan yoksun olması ve yine kadınların siyasal temsilindeki eksikliktir denilebilir.

    Dini, mezhebi, etnik kimlik ve yaşam tarzı üzerinden konsolidasyon sağlayan dört ana siyaset bugün Türkiye siyasi iklimini belirleyicisi olmaktadır. Kürt halkının haklı taleplerini siyasete taşıyan HDP bu anlamda bir sahiciliğe sahiptir. Ancak her ne kadar radikal demokrat bir siyasal programa sahip olsa ve içinde bazı sosyalist grupları barındırsa da tarihsel nedenlerle esas olarak Kürt siyasal hareketinin temsili durumundadır ve seçmenler tarafından da genelde böyle algılanmaktadır.

    İçinde yaşadığımız siyasal boşluk, açık şekilde emek/sınıf siyaseti alanındadır ve düzen partileri de bunu gayet iyi görmektedir. Gerek muhalefetin ekonomi temelli, yoksulluk ve pahalılık vurgulu söylemi gerekse de iktidarın seçime doğru emek kesimlerinin ağzına bir parmak bal çalmaya yarayacak türdeki bazı adımları (EYT, 3600 ek gösterge, asgari ücrette anlamlı artış, çiftçiye ek destek gibi) bu siyasetin eksikliğinin açık göstergesidir. Mesela muhalefetin yükselen aktörü Meral Akşener’in, geçtiğimiz hafta, direnişçi Indomie Adkoturk işçilerini temsilen bir kadın işçiyi grup toplantısına çıkarıp konuşturarak “işçilerin siyasal temsilcisi“ rolüne göz kırpması dikkat çekicidir. Bu nümayiş karşısında artık iktidarın sesi haline gelmiş olan TRT’nin direnişçi işçinin konuşması sırasında yayını kesmesi de ayrıca manidardır. Bu örnek bize hükümetin de muhalefetin de topluma değen siyaseti çok iyi bildiğini göstermektedir. 

     

    Selahattin Demirtaş, 04.10.21’de Diken’de yayınlanan ve geniş yankı bulan yazısında şöyle söylüyor: “Parti, hareket, kişi ayırımı yapmaksızın tüm sol ve sosyalist güçler, bir konferansta bir araya gelerek hem seçime kadar nasıl ortak bir mücadele yürüteceklerini hem seçimlerde nasıl ortak bir tutum alabileceklerini tartışabilir. Sol ve sosyalist güçler, hem seçimlerin ardından demokrasinin inşasında nasıl roller alabileceklerini ve hem de emek mücadelesini yeni dönemde nasıl başat hale getirebileceklerini tartışıp netleştirmek ve emekçilerin huzuruna ortak bir tutum belgesi, bir yol haritasıyla çıkmayı başarmak zorundadır.” Ardından şu ifadeleri kullanıyor: “İlle de herkesin bir tek partide buluşup birleşmesi de gerekmiyor. Uygun yöntemlerle, solu iktidar ortaklığına taşıma gayreti içinde olmak gerekir. Meclise, bürokrasiye ve iktidara olabildiğince nitelikli, birikimli sol, emekçi kadroyu taşıyabilmek, temel hedeflerden olmalıdır.” 

     

    Sosyalist güçlerin çoğunun sanki her şey yolunda imiş ve yeni arayışlara da çok gerek yokmuş gibi kendi hallerinden “çok memnun” olan görüntüleri ve tutumları ve ayrıca bazılarının da bir veya birkaç milletvekili kazanma hesapları ile sınırlı faaliyetleri devam ederken, Demirtaş’ın yaptığı böyle bir çağrı çok kıymetlidir. Demirtaş böylesi bir dönemde Türkiye siyasetindeki esas boşluk alanının emek/sınıf siyaseti olduğunu ve toplumsal muhalefetin ancak bu alandan büyüyebileceğini görmüştür. Bu çağrının ana ekseni sadece sosyalist parti ve grupların bir araya gelmesi değildir. Emeğin siyasetini gözeten bu teşekkülde “emekçilerin huzuruna ortak bir tutum belgesi” ile çıkmak ve sosyalist grupların ötesinde güçlü bir siyasal emek tarafı oluşturmak gerekmektedir.

    Bugün Türkiye’nin “en solda” kabul edilen işçi sendikalarının üyeleri dahi, büyük oranda sağ siyasetlere oy vermektedir. Politik tercihlerin dini, mezhebi, etnik kimlikleri ve yaşam tarzını esas alarak şekillendiği ülkemizde bu durum herkesçe beklenen ve bilinen bir vakadır. Bununla birlikte yükselen “sınıfçı” eğilimi de görmeliyiz. Yıllardır süren kimlik temelli milliyetçi-muhafazakâr siyaset tümüyle iflas etmiş ve bu ekonomik kriz ortamında inandırıcılığını iyice yitirmiştir. İşçi, emekçi ve yoksul halk kesimlerinin desteklerinin muhalefete dönmekte olduğu açıktır. Şu durumda Türkiye’de “sağın alternatifi yine sağdır” yaklaşımından çıkılması ve yüzünü sınıfa ve emeğe dönen bir siyasetin oluşturulması gerekmektedir. Gerek ekonomik nedenler, gerek baskı ve yolsuzluklar nedeniyle iktidardan kopan emekçi kitlelere, politik birlik için kültürel kimlik ve felsefe dayatan yaklaşımlardan çıkılması ve kapsayıcı bir sınıf/emek siyasetinin inşa edilmesi zorunludur. Bu siyasal yaklaşım bugün olduğu gibi sadece Marksist-Leninist düşüncenin herhangi bir yorumuna dayanan politik bir birlik de olmamalıdır. Kendini nasıl tanımlarsa tanımlasın emek, demokrasi, özgürlük amacıyla mücadele etmek isteyen bütün sınıf güçlerini ortak ve temel bir program etrafında kapsamayı hedefleyen ve bu eğilimlerin görünür olmasını da garanti altına alan birleşik, çoğulcu bir siyasal yapı gereklidir. Bu nedenle öncelikle birleşik bir emek siyasetinden yana olan bütün emek güçlerinin seçimlerle sınırlı olmayan ortak bir siyasal tutum oluşturma amacı ile bir konferansta bir araya gelmeleri anlamlı ve olumlu bir hedef olacaktır. 

     

    Birlik arayışının siyasal çerçevesi özet olarak, kapitalizmin yarattığı üretim ve mülkiyet ilişkilerine karşı güncel ekonomik-sosyal hak ve özgürlük taleplerinden kalkarak mücadele etmek, Kürt meselesinde eşitlik temelli barışçı bir çözümü ve ittifak yaklaşımını esas almak, toplumsal cinsiyetten kaynaklanan eşitsizliklere, ayrımcılığa ve doğanın yıkımına karşı durmak gibi çizilebilir.

     

    Bu kadar farklılaşmış ve bölünmüş sosyalist siyasal kadro ve eğilimlerin “tek bir ideolojik hat” etrafında hemen birleşmeleri mümkün olmadığı gibi zaten bir sınıf/kitle siyasal hareketi için istenen bir şey de değildir.  Dolayısıyla öne çıkması gereken birlik modelinin, birlik içindekilerin isterlerse kendi siyasi partilerini, eğilimlerini sürdürebilecekleri bir “emek çatı partisi” niteliğinde olması kaçınılmaz gibi görünmektedir. 

     

    *İşçinin Kendi Partisi, BİZ (Birleşik İşçi Zemini)

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Güç siyasetle yapılır

    18 Aralık 2021

    Devrimci durum ve emek cephesi

    6 Kasım 2021

    Demokrasi mücadelesinin üç temel sorunu

    5 Kasım 2021
    Destek Ol
    Yazılar
    Tuncay Yılmaz

    NATO Zirvesi’nin ötesi

    Asya Erdal

    Ateşin sesindeki hakikat: Madımak

    Muhsin Dalfidan

    Madımak katliamını unutma, unutturma!

    Toros Korkmaz

    Türkiye İşçi Partisi’nin enternasyonalizm sorunu: Devletçilik, milliyetçilik ve tarihle yüzleşememek

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    Teşbihte hata olur…

    Özgür Müftüoğlu

    NATO Zirvesi’nin akla getirdikleri

    Murat Sevinç

    2016’da kaldırılan dokunulmazlıklar ve CHP’nin rolü

    Aziz Çelik

    Emeklilerin birliği ve dayanışması!

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Sermayeye vergi muafiyeti, emekliye sefalet ücreti

    3 Temmuz 2026

    MESEM raporları: MEB 13, İSİG en az 20 öğrencinin yaşamını yitirdiğini açıkladı

    1 Temmuz 2026

    Ağaç A.Ş. işçileri 6 yıl sonra güvenlik soruşturmasıyla işten çıkarıldı

    1 Temmuz 2026
    KADIN

    EŞİK’ten 12. Yargı Paketi uyarısı: “Eşit miras hakkı tehlike altında”

    27 Haziran 2026

    Batman’da şüpheli şekilde yaşamını yitiren Rojwelat Kızmaz’ın otopsi raporu ortaya çıktı: Tırnak örneğinde erkek DNA’sı bulundu

    25 Haziran 2026

    TJA’nın Özel Batman Şifa Bakım Merkezi önündeki adalet nöbeti devam ediyor

    21 Haziran 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.