Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Suriye’deki Alevi katliamlarına karşı Samandağ’da kitlesel miting

    7 Mart 2026

    Rojava hakikatinin ışığında 2 – Öcalan “çıta”yı niçin düşürdü?

    7 Mart 2026

    Sahada kahraman, masada yalnız: Kürtlerin jeopolitik gerçeği

    7 Mart 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Rojava hakikatinin ışığında 2 – Öcalan “çıta”yı niçin düşürdü?

      7 Mart 2026

      Sahada kahraman, masada yalnız: Kürtlerin jeopolitik gerçeği

      7 Mart 2026

      Rojava hakikatinin ışığında 1 – Öcalan ve PKK “süreç”e nereden bakıyor?

      5 Mart 2026

      Kapitalizmde ahlaki çürüme, oligarşik iktidar ve şantaj ekonomisi

      2 Mart 2026

      Meslek odalarına neler oluyor?

      2 Mart 2026
    • Seçtiklerimiz

      Tekno-faşizm, ırkçılık ve “IQ genetiği”

      6 Mart 2026

      Varlık adı önceler

      5 Mart 2026

      ABD-İsrail’in İran saldırısı uluslararası sistemin krizini ortaya çıkardı

      4 Mart 2026

      İran’la savaşın sınırları

      1 Mart 2026

      Laiklik tamamlanmış bir hikaye mi? Bu ülke hiç gerçekten laik oldu mu?

      27 Şubat 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      HRANA: İran’daki protestolarda binlerce kişi öldürüldü, yüzlerce çocuk gözaltına alındı

      25 Şubat 2026

      Hatimoğulları: “Halk erken seçim isterse, biz hazırız; mobilizasyon kapasitesi en yüksek partiyiz”

      19 Şubat 2026

      Maden işkolunda bir kadın sendikacı

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Pırıl pırıl olmayanları da savunuyoruz

    Pırıl pırıl olmayanları da savunuyoruz

    MERAL SOZEN Bianet için yazdı: Şimdi yeniden soralım: Gerçekten ne için mücadele ediyoruz? Adalet herkes için mi, yoksa sadece “pırıl pırıl” olanlar için mi? Eğer herkes içinse, dili de buna göre kurmak zorundayız. Yoksa tam da karşı çıktığımızı düşündüğümüz sistemi güçlendiririz.
    Meral Sözen6 Nisan 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Son günlerde haksız ve hukuksuz gözaltılara, işkenceye, adaletsiz yargı süreçlerine karşı yükselen tepkilere baktığımızda, sadece devletin ve medyanın dilini değil, muhalefetin dilini de sorgulamamız gerekiyor. Çünkü bazen en büyük tuzak, en güçlü itirazların içine sinsice yerleşiyor.

    Gözaltına alınan, tutuklanan veya saldırıya uğrayan gençler için sıkça şu ifadeler kullanılıyor: “Pırıl pırıl çocuklar”, “Bu ülkenin en iyi üniversitelerinde okuyorlar”, “Ülkenin geleceği onlar.” Peki, neden? Bir insanın haksızlığa uğramaması için pırıl pırıl olması mı gerekiyor? Pırıl pırıl derken neyi kastediyoruz? Işıl ışıl, tertemiz, lekesiz, sorunsuz bir bedeni, bir ruhu mu? Siyah olan, kirli görünen, öfkeli olan, hayata tutunamayan, işsiz kalan, sisteme ayak uyduramayanlar ne olacak? Onları savunmayacak mıyız?

    Bu dil, sadece masumiyet iddiası taşımıyor, aynı zamanda normu ve hiyerarşiyi de yeniden üretiyor. Çocuk diyerek onları korumaya çalışırken aslında politik özneliklerini ellerinden alıyoruz. Onlar çocuk değil, genç, yetişkin ve en önemlisi politik bilinçleriyle hareket eden insanlar. Çocuk demek, masumiyet atfetmekle birlikte, aynı zamanda “bilmiyorlar, kandırıldılar” imasını da içeriyor. Oysa ne yaptıklarını gayet iyi biliyorlar ve bu yüzden cezalandırılıyorlar.

    Başarı vurgusu da başka bir tuzak. “Ülkenin en iyi üniversitelerinde okuyorlar” diyerek onları ayrıcalıklı bir yere koyarken, farkında olmadan şöyle demiş oluyoruz: Eğer en iyi üniversitelerde okumuyor olsalardı, eğer “başarısız” olsalardı, eğer toplumun gözünde “kaybeden” olsalardı, bu kadar savunmaya değer olmayacaklar mıydı? Buradaki mantık, tam olarak engellilik meselesinde karşımıza çıkan “sakat bedenin inşası” tartışmasını hatırlatıyor: Engelliler ancak çalışabiliyorlarsa, üretime katılabiliyorlarsa kabul ediliyor. Tıpkı şimdi bu gençlerin ancak “geleceğe katkı sağlayacak” bireyler oldukları ölçüde değerli bulunmaları gibi.

    Ama tam da burada, daha köklü bir sorun var: Engellilik dediğimiz kavramın kendisi zaten yapay bir icat. İnsanları bedensel ve zihinsel olarak çalıştırılabilir olup olmamalarına göre ayıran bir sistemin ürünü. Sanayi devriminden bu yana, insanlar önce “çalışabilir” ve “çalışamaz” olarak kategorize edildi. Sonra çalışamayanlar “eksik” sayıldı, sonra bu eksiklik bir “kusur” gibi görüldü, sonra bu kusuru düzeltecek rehabilitasyon mekanizmaları kuruldu. Bir noktadan sonra da artık herkes, en ufak bir farklılık gösterdiğinde bu sisteme göre tanımlanır hale geldi. “Engelli” kavramı böyle doğdu. Bugün iş bulamayan, sisteme uyum sağlayamayan, toplumun düzenine dahil olamayan herkesin maruz kaldığı ayrımcılık, işte o ilk kırılma anlarının bir devamı.

    Sağlamcılık dediğimiz şey, sadece fiziksel veya zihinsel farklılıkları dışlamaz. Aynı zamanda, normun dışına çıkan herkesi, çalışamayanı, üretime katılamayanı, “pırıl pırıl” olmayıp göze batacak kadar “düzensiz” olanı marjinalleştirir. İşte tam da bu yüzden, gözaltına alınan bu gençleri savunurken kullanılan dilin nereye yaslandığını iyi görmek gerekiyor. Eğer yalnızca “başarı hikayesi” olanları, yalnızca “gelecek vadedenleri” savunuyorsak, zaten en baştan yeniliyoruz demektir. Çünkü bu, toplumun sadece “çalıştırılabilir” olanlara hak tanımasıyla aynı mantığın ürünü. Oysa mesele parlaklık değil, haklılık.

    Bir insanın hak ihlaline uğramaması için başarılı, masum, pırıl pırıl veya ülkeye faydalı olması gerekmez. Haksızlık haksızlıktır. İşkence işkencedir. Hukuksuzluk hukuksuzluktur. Sınıfı, kimliği, geçmişi, geleceği ne olursa olsun, bir insanın adalet talebi değerlidir.

    Üstelik bu süreçte sadece sağlamcı ve hiyerarşik bir dil değil, cinsiyetçilik ve ırkçılık da kendini gösteriyor. Tutuklananlar savunulurken kullanılan cinsiyetçi küfürler, öfkenin erkeklik üzerinden kodlanması, “terörist değiliz” diyerek birilerinin aslında gerçekten “terörist” olduğunun ima edilmesi… Tüm bunlar, iktidarın belirlediği dil çerçevesine farkında olmadan boyun eğmek anlamına geliyor.

    Şimdi yeniden soralım: Gerçekten ne için mücadele ediyoruz? Adalet herkes için mi, yoksa sadece “pırıl pırıl” olanlar için mi? Eğer herkes içinse, dili de buna göre kurmak zorundayız. Yoksa tam da karşı çıktığımızı düşündüğümüz sistemi güçlendiririz.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Tekno-faşizm, ırkçılık ve “IQ genetiği”

    6 Mart 2026

    Varlık adı önceler

    5 Mart 2026

    ABD-İsrail’in İran saldırısı uluslararası sistemin krizini ortaya çıkardı

    4 Mart 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Erdal Kara

    Rojava hakikatinin ışığında 2 – Öcalan “çıta”yı niçin düşürdü?

    Ömer Bölüm

    Sahada kahraman, masada yalnız: Kürtlerin jeopolitik gerçeği

    Erdal Kara

    Rojava hakikatinin ışığında 1 – Öcalan ve PKK “süreç”e nereden bakıyor?

    Ertan Eroğlu

    Kapitalizmde ahlaki çürüme, oligarşik iktidar ve şantaj ekonomisi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Siyasi Haber

    Tekno-faşizm, ırkçılık ve “IQ genetiği”

    Ertuğrul Kürkçü

    Varlık adı önceler

    Ertuğrul Kürkçü

    ABD-İsrail’in İran saldırısı uluslararası sistemin krizini ortaya çıkardı

    Evren Balta

    İran’la savaşın sınırları

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Direnişteki işçilerden 8 Mart etkinliği

    6 Mart 2026

    Bekaert’ta TİS görüşmeleri sürüyor: İşçiler 1,5 yıllık kaybın telafisini istiyor

    6 Mart 2026

    İstanbul’daki bazı belediyelerde kamu emekçilerinden “tavan ücret” ve “sıfır zam” dayatmasına tepki

    5 Mart 2026
    KADIN

    CHP’li Kadim Durmaz’dan doğum borçlanması için kanun teklifi

    7 Mart 2026

    Direnişteki işçilerden 8 Mart etkinliği

    6 Mart 2026

    KCDP raporu: Şubat ayında 23 kadın öldürüldü, 29 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu

    6 Mart 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.