Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Türkiye, Dünya Kupası’na mağlubiyetle başladı: Avustralya’ya 2-0 yenildi

    14 Haziran 2026

    24 saattir yerin 1200 metre altında: Madenciler açlık grevinde, direniş sürüyor

    14 Haziran 2026

    Özel sektör öğretmenlerine Ankara’da polis müdahalesi: Sendika Başkanı gözaltına alındı

    14 Haziran 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Evvel Temmuz: Bir halkın hafızasını savunmak

      11 Haziran 2026

      Arnavutluk Satılık Değildir!

      9 Haziran 2026

      Türkiye’nin acil ihtiyacı, demokrasi cephesi ve enternasyonal dayanışma

      9 Haziran 2026

      Sosyal demokrasi ve aşırı sağ arasına sıkışmak: İspanya deneyimi

      7 Haziran 2026

      Mutlak Butlan sonrası CHP’deki “ikili iktidarın” demokrasi mücadelesindeki yeri

      6 Haziran 2026
    • Seçtiklerimiz

      CHP, devlet aklı ve hakim toplumsal blok

      14 Haziran 2026

      Flamingo Devrimi

      13 Haziran 2026

      Yeni/geç faşizm ve emeğin atomizasyonu

      13 Haziran 2026

      Kürtlüğün tanısal halleri; muayene odasındaki sessizlik

      7 Haziran 2026

      Devlet aklı iktidar blokunun neresine düşer?

      7 Haziran 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      “Avrupa savaşa hazırlanıyor”

      28 Mayıs 2026

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026

      Av. Sevda Karataş: Zulüm varsa direniş de var!

      21 Nisan 2026

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Pek Avrupaî bir darbe

    Pek Avrupaî bir darbe

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    AB-IMF’nin, Yunan ve Avrupa sermayesinin tercihi çok açık: Mevcut hükümeti nefes alamaz hale getirerek, bizdeki tabirle ‘üç sente muhtaç ederek’ düşürmek. Böylece tüm Avrupa’ya Thatcher’ın o meşhur TINA’sını (başka bir alternatifin olmadığını) küstahça hatırlatmak.

    İnsan bazen tarih gerçekten tekerrürden mi ibaret sorusunu sormadan edemiyor. Bundan tam 50 yıl önce, 1965 Temmuzunda Yeorgios Papandreu (bugünkünün dedesi) başkanlığındaki merkez sol Enosis Kentru (Merkez Birlik) hükümeti, kralın ve bilhassa ABD’nin baskısıyla çözülmüştü. Papandreu komünist filan değildi. Ancak İç Savaş sonrası oluşan otoriter devlet yapısında belli bir demokratikleşme ve emekçiler lehine kimi ılımlı reformları hedefliyordu. Bu kadarı bile ciddi bir reaksiyona neden oldu. Yerli hâkim sınıf ve ABD, Papandreu hükümetini içerden çökertti. Enosis Kentru milletvekillerinin bir bölümü açıkça satın alınarak hükümetin çoğunluğu kaybetmesine neden olundu. Hükümetin böyle atipik bir darbeyle düşürülmesi, “Temmuz olayları” denen büyük bir toplumsal patlamaya ve kitlesel gösterilere neden olacak ve iki yıl sonra da bu sefer tanklı toplu darbe gelecekti.

    Elli yıl sonra aynı şey yaşanıyor. Geçen gün Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schultz, Alman Handelsblatt gazetesine verdiği mülakatta “Syriza devrine” son verilmesi gerektiğini söylüyordu. Aynı gün, Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı , (yine) Alman Die Welt gazetesine verdiği beyanatta Yunan hükümetinin referandum kararının “yasal olmadığı” iddiasında bulunup geri çekilmesini istiyordu. Artık kimse teknokratik müzakere dilinin inceliklerine sığınmak gereği hissetmiyor. Atış serbest.

    Syriza’yı nefessiz bırakma hamlesi

    AB-IMF’nin, Yunan ve Avrupa sermayesinin tercihi çok açık: Mevcut hükümeti nefes alamaz hale getirerek, bizdeki tabirle “üç sente muhtaç ederek” düşürmek. Böylece tüm Avrupa’ya Thatcher’ın o meşhur TINA’sını (başka bir alternatifin olmadığını) küstahça hatırlatmak. Syriza hükümeti tekrar tekrar taviz vermiş olsa ve “kurumların” teklifini büyük oranda kabul etme noktasına gelmiş olsa da IMF-AB üzüm yemek değil, kelimenin gerçek anlamında bağcıyı, Syriza’yı dövmek istiyor. Yunan hükümetinin “alacaklılar” önünde diz çöktürülmesi, rezil rüsva edilerek kıtada neoliberal ortodoksiye yönelik en ılımlı itirazın dahi Yunan örneğiyle itibarsızlaştırılması, Avrupa sermayesinin temel amacı.

    Bunun adını koyalım: Yunan ve Avrupa sermayesi mevcut hükümetin düşmesini istiyor, bunun olabilmesi için var gücüyle çalışıyor. Avrupa liderleri, Yunan halkına “evet” oyu kullanmaları çağrısında bulunmak için adeta kuyruğa giriyor. Yunan bankacılık sistemine likidite akışının kesilmesi, referandum için hükümetin istediği birkaç günlük uzatma talebinin alelacele reddedilmesi, evet oyu çıkmaması durumunda Yunanistan’ın bir “üçüncü dünya ülkesi” haline geleceği tehditleri ve saire, hep bu hedefi güdüyor. AB Komisyonu Başkanı Juncker “Hayır oyu, Avrupa’ya hayır anlamına gelecektir” diyerek aba altından sopa gösteriyor. Yunan ana akım medyası bu pası alıyor ve inanılmaz bir yüzsüzlükle, her türlü yalana başvurarak, “hayır” oyu çıkarsa Yunanistan için dünyanın sonunun geleceğini ilan ediyor. Syriza hükümetinin bu basınca dayanamayarak geri çekilmesi, çözülmesi, yerine “milli mutabakat” sıfatını taşıyacak bir uysal teknokratlar hükümeti kurulması amaçlanıyor.
    Tankla topla değil, şantajla, ekonomik araçlarla, ülkenin finans sistemini çökerterek, korku ve paniği egemen kılarak gerçekleştirilmeye çalışılan bir darbe bu. Pek “Avrupaî” bir darbe. Yunanistan’da bu aralar sıklıkla kullanılan bir örneğe referansla bu “Avrupaî” darbeyi izaha çalışalım. 1982 yılında yayımlanan Chris Mullin’in (bizde “Pek İngilizvarî Bir Darbe” olarak çevrilen) “A Very British Coup” adlı romanında, İşçi Partisi lideri Harry Perkins, NATO’dan çıkmak, ülkedeki Amerikan üslerinin kapatılması ve kamulaştırmalar dahil işçi sınıfı lehine reformlar yapma gibi vaatlerle başbakan olur. Olur ama bu reformları hayata geçirmeye koyulur koyulmaz da ABD’nin, sermaye çevrelerinin, İngiliz istihbaratının, bürokrasinin ve elbet medyanın dahil olduğu bir konspirasyonla, hükümeti devirmeye dönük “pek İngilizvarî bir darbe” girişimiyle karşı karşıya kalır. Daha sonra hayli popüler bir dizi olan kitaptaki gibi “çiçeği burnunda” Syriza hükümeti de yerli-yabancı sermayenin elbirliğiyle yürüttüğü benzer bir “darbe” girişimiyle karşı karşıya.

    Syriza ne yaptı, ne yapabilir?

    AB ve IMF Yunanistan’ı iflasa, Yunan hükümetini çöküşe sürüklemekte kararlı. Peki Syriza bu kavganın hemen yarın gerektirebileceği adımları (mesela bankaların kamulaştırılması ya da avro’dan çıkış) atmakta kararlı mı? Referandumu geniş kitleleri kendi kaderlerini ellerine almak için seferber etmeye, emekçi halkın özörgütlenmesinin ve eyleminin önünü açmaya dönük bir mecra olarak mı görüyor yoksa basitçe bir pazarlık kozu olarak mı? İkinci anlayışın sonu, yenilgiden başka bir şey olmayacaktır. Syriza maalesef beş ay boyunca geniş kitleleri bir “çatışmaya” hazırlamak, böylece korku iklimine pabuç bırakmamak için hiçbir şey yapmadı. Yapmadığı için de şimdi tehditler karşısında yalpalıyor, liderliğin bir bölümünün kafa karıştırıcı açıklamalarıyla “hayır”ın elini zayıflatıyor.

    Syriza liderliği hem “alttakileri” hem “yukarıdakileri” tatmin edecek mucizevi bir “orta yol” arayışında boş yere ısrar ettiğinden referandum kararını almadan evvel en ufak bir hazırlığa girişmedi. Ekonomi yönetiminde, kilit bürokratik konumlarda hâlâ sağcılar var, medya bütünüyle sermayenin kontrolündeki pervasız bir yalan makinesine dönüşmüş durumda, işverenler işçilerini “evet” lehine gösterilere katılmak ve “evet” oyu vermek için tehdit ediyor. Hükümet ise bütün bunları seyretmekle yetiniyor. Referanduma giderken bu sürecin yönetiminde rol oynayacak kritik idari personelde kimi değişimlerin, medyanın alçakça propagandasının denetimini sağlayacak mekanizmaların, işverenin şantajlarını boşa çıkaracak idari tedbirlerin gündeme gelmemesi ciddi birer hata.

    Syriza hükümeti olayların basıncı karşısında referanduma sürüklendi. Ancak referandum ister istemez emekçilerin yeniden “sahaya inmesinin”, seferber olmasının koşullarını yaratıyor. Teknokratların, hükümet ve uluslararası kurumların temsilcilerinin bitmek bilmeyen pazarlıklarının ardından “sokağın” bir kez daha hareketlenmesinin imkânlarını sunuyor. Syriza’nın beş aylık performansı kitleleri seyirci konumuna itmişti; şimdi bu durum, eylemlerle, “hayır” komiteleriyle, dayanışma inisiyatifleriyle değişiyor. Pazar günü bu “pek Avrupaî darbeye” karşı güçlü bir “hayır” bu dinamizmi daha da kışkırtabilir, kitlelere daha büyük özgüven sağlayabilir. Seçilmiş bir hükümeti devirmek için her yolu deneyen IMF ve AB’nin, “yoksullar doğru karar veremez” diyen (evet bu televizyonda söylendi!) Yunan sermaye sözcülerinin okkalı bir şamar yemesi, sonrası meçhul ama “hayır”ın ilk anlamı bu olacaktır…

    Foti Benlisoy

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    CHP, devlet aklı ve hakim toplumsal blok

    14 Haziran 2026

    Flamingo Devrimi

    13 Haziran 2026

    Yeni/geç faşizm ve emeğin atomizasyonu

    13 Haziran 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Siyasi Haber

    Evvel Temmuz: Bir halkın hafızasını savunmak

    Aycan E. Prifti

    Arnavutluk Satılık Değildir!

    Nuran Gelişli

    Türkiye’nin acil ihtiyacı, demokrasi cephesi ve enternasyonal dayanışma

    Tuncay Yılmaz

    Sosyal demokrasi ve aşırı sağ arasına sıkışmak: İspanya deneyimi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ümit Akçay

    CHP, devlet aklı ve hakim toplumsal blok

    Kıvanç Eliaçık

    Flamingo Devrimi

    Volkan Yaraşır

    Yeni/geç faşizm ve emeğin atomizasyonu

    Cegerxwîn Polat

    Kürtlüğün tanısal halleri; muayene odasındaki sessizlik

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    24 saattir yerin 1200 metre altında: Madenciler açlık grevinde, direniş sürüyor

    14 Haziran 2026

    Özel sektör öğretmenlerine Ankara’da polis müdahalesi: Sendika Başkanı gözaltına alındı

    14 Haziran 2026

    Özşen Madencilik işçileri yerin 1200 metre altında açlık grevine başladı

    13 Haziran 2026
    KADIN

    KCDP Mayıs 2026 Raporu: 16 kadın katledildi, 33 şüpheli ölüm var

    5 Haziran 2026

    Kızılay Kayseri İl Başkanı Cafer Beydilli’ye çalışan kadınları hedef alan paylaşımı nedeniyle suç duyurusu!

    20 Mayıs 2026

    EŞİK: “Eşitlikten ve laiklikten vazgeçmiyoruz”

    18 Mayıs 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.