Meclis Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Kürt meselesini Türkiye’nin en yakıcı ve uzun soluklu sorunlarından biri olarak nitelendiren Özgür Özel, sorunun adının doğru koyulması gerektiğini ifade etti.
Özel, partisinin duruşunu ve yaklaşımını şu sözlerle özetledi:
- Tarihsel tutarlılık: Kürt meselesine anketlere veya seçim takvimine bakarak yaklaşmadıklarını vurgulayan Özel, ilkeli bir duruş sergilediklerini ve çözümün şiddet yerine siyaset zemininde aranması gerektiğini kaydetti.
- Müzakere yöntemine eleştiri: İktidarın süreci kapalı kapılar ardında yürüttüğünü ve toplumsal mutabakat fırsatını heba ettiğini savunan Özel, geçmişte yaşanan özensizlikleri ve verilen sözlerin tutulmamasını eleştirdi.
“Hayır deme hakkımız olsa da barışın önünü açacağız”
Parti olarak süreç boyunca ağır hukuki ve siyasi baskılara maruz kaldıklarını belirten Özgür Özel, teklife “hayır” demeleri yönünde yoğun talepler aldıklarını ancak sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerini vurguladı:
- Milletin barış hakkı: Cumhurbaşkanı adaylarının tutuklandığını ve partilerine yönelik adli süreçler yaşandığını hatırlatan Özel, kendi haklarını milletin barış hakkının önüne koymayacaklarını ifade etti.
- Kapıyı kapatmayacağız: Silahların susması için bir imkan doğduğunu ve bu kapıyı kapatan taraf olmayacaklarını söyleyen Özel, asıl mücadelenin demokratikleşme ve adalet zemininde devam edeceğini belirtti.
Teklifteki eksiklikler ve “Yedinci Bölüm” vurgusu
Özgür Özel, kanun teklifinin içeriğine ilişkin ciddi eleştiriler de yöneltti:
- Eksik düzenlemeler: Hazırlanan teklifin, Komisyon raporunun yalnızca 6. maddesini içerdiğini ve özensiz düzenlendiğini savunan Özel; uzun tutukluluklar, siyasallaşmış yargı, Can Atalay ve Selahattin Demirtaş’ın durumuna dair somut bir adım atılmadığını söyledi.
- Demokratikleşme sorumluluğu: Komisyon raporunun demokratikleşmeyi öngören 7. bölümünün Cumhur İttifakı tarafından unutturulmaya çalışıldığını öne süren Özel, AK Parti’nin kaçındığı çözüm ve demokratikleşme sorumluluğunu üstleneceklerini beyan etti.
