Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Sezai Temelli: “İmralı Heyeti 24 Mayıs’ta Öcalan ile görüşecek”

    22 Mayıs 2026

    Üniversiteler ayakta, iradeler ortak: Bilgi Üniversitesi’nin kapatılması ve CHP kararına karşı protesto!

    22 Mayıs 2026

    DEM Parti’den CHP İstanbul İl Başkanlığı’na dayanışma ziyareti: “Baskılara karşı hep birlikte mücadele edeceğiz”

    22 Mayıs 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Mutlak butlan ve süreç bağını kurabilmek

      22 Mayıs 2026

      Demokrasi, eşitlik ve halk için ortak mücadele

      22 Mayıs 2026

      Karadeniz Kıyılarında Kaybolan Bir Halk: Çerkes Soykırımı’nın Susturulan Tarihi

      21 Mayıs 2026

      Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz

      21 Mayıs 2026

      Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimine giderken sol parçalanıyor, aşırı sağ avantajını koruyor

      19 Mayıs 2026
    • Seçtiklerimiz

      Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak!

      17 Mayıs 2026

      ODTÜ provokasyonu ve geç faşizmin yeni baskı rejimi

      14 Mayıs 2026

      İş cinayetlerine sessiz kalmak da politiktir

      9 Mayıs 2026

      Ana akım sendikacılığın krizi!

      4 Mayıs 2026

      Madenci direnişinin gösterdikleri

      4 Mayıs 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026

      Av. Sevda Karataş: Zulüm varsa direniş de var!

      21 Nisan 2026

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026

      Newroz, Akitu ve Paskalya: Mezopotamya’nın kadim bayramları yeniden sahipleniliyor

      5 Nisan 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Mor Çatı’da bir gün: Kim bu feministler?

    Mor Çatı’da bir gün: Kim bu feministler?

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Onlar kimine göre eli belinde, kavgacı; kimine göre yanında ‘iki çift laf edemeyeceğiniz’, sayısız kuralları olan kadınlar. Sosyal medyada veya genel internet ortamında kısa bir arama yapsanız, çirkin olduklarından tutun da, pek fazla çoğalmamaları gerektiği yönündeki temennilere kadar pek çok kelamı görebilirsiniz.

    Onlar feministler. Özgecan Aslan’ın ve başka kadınların ölümünden sonra protestoları düzenleyen, kadın çalışmaları, araştırmalar yapan, sorumlu bakanlık ile görüşmelerle mücadelelerini her kademede sürdüren, erkek şiddetine karşı yıllardır seslerini yükselten, bugünlerde ise 8 Mart için hummalı bir çalışma yürüten kadınlar.

    Peki feministler kimler? Hem bunu onlara sormak hem de Dünya Kadınlar Günü için yaptıkları çalışmalara tanık olmak amacıyla bir günümü, bu sene 25 yılını tamamlayan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nda geçirdim. Kapılarını ilk kez BBC Türkçe’ye açıyorlar. Bu yer Türkiye’nin pek çok farklı yerinden kadının dayanışma merkezi.

    Sabah gittiğimde, telaşlı ve gülümser bir kadın açıyor kapıyı. Hızlıca içeri buyur ediyor beni ve bana bir yer gösterip bilgisayarının başına oturuyor. Bu, günün kalanındaki koşturmacanın küçük bir emaresi henüz. Yerlerde torbalar içinde bez çantalar, raflarda kitaplar, duvarlarında onlara başvuran çocukların yaptığı resimlerle rengarenk bir yer burası.

    Bana kapıyı açan Seda, ofisin koordinatörü. Birazdan, ön ve arka tarafı uzun bir koridorla ayrılan ofisi gezdirecek ve her odanın işlevini anlatacak. “Burası gönüllü avukatların görüşme yaptığı yer, burası toplantı salonu, burada gönüllü psikologlarımızın terapi odası…”

    Şiddete uğrayan kadınlara yardım etmeyi değil, onlarla dayanışmayı ilke edinen Mor Çatı, sığınak ile kadınların “güçlenme süreçlerine” destek veriyor. Ofiste sürekli bulunan 6 kişilik bir ekip var. Ancak dönüşümlü olarak ofise gelen gönüllü avukatlar ve psikologlarla birlikte bu sayı artıyor.

    Seda masasının başına dönerken, ben de Nacide’nin yanına gidiyorum. Yarım saat sonra Mor Çatı’nın 25. yılı için düzenleyecekleri dayanışma yemeğinin düzenlemeleriyle ilgilenecek. Çıkmadan onunla konuşuyorum.

    Feminizm geçmişini şöyle anlatıyor: “Aslında çocukluğumdan beri, gençlik dönemleri dahil, eşitsizlikle karşılaştığında tepki veriyordum. Benden önce benim etrafımdakiler feminist demeye başladılar. Politik olarak kendime feminist demem üniversite yıllarında oldu.”

    Peki feministlerle ilgili türlü çeşitli olumsuz algıya ne diyor? Olumsuz algıyı yaratanın erkekler olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Sonuçta erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz ve biz onu yıkma iddiasıyla yola çıkıyoruz. O yüzden tabii ki sevmeyecekler.”

    Beni karşılayan Seda Çavuşoğlu ise biz ile konuşurken bir yandan kapıya bakıyor, bir yandan telefonlara yanıt veriyor. Bazı şirketler, çalışanları adına yaptıkları bağışlar için teşekkür kartı istiyor, bazıları da Mor Çatı’nın çantalarından almak istedikleri için arıyorlar.

    Öğle saatlerinde Seda’yı yakaladığımda önce toplumsal algıyı soruyorum ona da. Bir arkadaşımın feministler için “öcü” benzetmesi yaptığını söyleyip sözü ona bır150308094841_seda_624x351_renginarslanakıyorum: “Hiç değil. Baksana çok tatlıyız. Bence harika kadınlarız! Bu algıya bazen çok öfkeleniyorum. Bir ortama girdiğimde bunu duymamam gerekiyormuş gibi geliyor. Sen erkek düşmanı değilsin değil mi diye sorular da duyuyoruz. Bir taraftan da bu feminist hareketin gücünü de gösteriyor. Bu gücü görünce kadın dayanışmasının ne kadar etkili olduğunu da gösteriyor” diyor.

    Ofisin sosyal çalışmacılarından, yani Mor Çatı’ya ulaşan kadınlarla ilk görüşmeleri yapan ekipten Esen Özdemir ise “Bütün hayatımızı kavga ederek geçirdiğimizi düşünüyorlar. Tabii ki öyle değiliz. Çok eğlenceliyiz üstelik” diyor. Kendi gündelik ilişkilerinde de sohbetlerde feminist olmasıyla ilgili nükteli laflarla karşılaştığını söyleyen, Esen, “Tamamen karikatürize ediyor mücadelenizi, duruşunuzu” diyerek eleştiriyor bu sözleri.

    Bu arada Seda’nın “çok eğlenceliyiz” sözü hayat buluyor Mor Çatı’da. Stresli, zamanla yarışmaları gereken anlarda, sürekli çalan telefonları ardı ardına yanıtlarken bile küçücük bir espriden kahkahalar yükseliyor ofisin içinden.

    Esen faaliyet raporunu tamamlayacağı için onun yanından ayrılıp, ofise az önce gelen gönüllü avukatlardan Esra Baş’ın yanına gidiyorum.

    Diğer sorularımdan önce ise gördüğüm bir açıklamayı soruyorum önce. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir iki saat önce bir açıklama yapmış ve “Bazıları diyor ki bize ana demeyin, biz kadınız. (…) O makama ulaşmak herkesin de kârı değildir” diyerek bu söyleme sahip çıkan kadınları eleştirmişti.

    Esra Baş’a yorumunu soruyorum: “Ben de anneyim. Feminizm ve anne olmak elbette birbiriyle çatışmıyor. Üstelik feminizm, kadınların erkekleşmesi değil. Amacımız kadınların özgürleşmesi” diyor.

    Kendi hikayesini ise şöyle anlatıyor: “Feminizmin sokaktan öğrenilen bir şey olduğunu düşünüyorum. Hayatımda çelişkileri küçük yaştan beri gördüm. Aile içindeki roller, ayrımcılık. Bunun farkında olmak bir isyan duygusu getiriyor beraberinde.”

    Onun yanından ayrılıp, bir şirkete gidecek çantaları almak için gelen orta yaşlı, güler yüzlü bir adamı görüyorum kapının girişinde. Seda çantaları verirken, ikimize dönüp çok nazik bir şekilde “Bu arada efendim, dünya bayanlar gününüz kutlu olsun” diyor. Dünya Kadınlar Günü diye düzeltmemiz nafile; o mahcup bir gülümsemeyle yüzümüze bakıyor, kendi tercihinde ısrarcı.

    Ben oradayken çalan telefonların bir kısmı hukuki yardım için arayan kadınlardan geliyordu. Bu süreci en başından itibaren koordine eden sosyal çalışmacılardan Esen, ne yaptıklarını şöyle özetliyor: “Bir kadını burayı aramasının bile çok zor olduğunu biliyoruz. Onun için çok travmatik bir şey anlattığının bilinciyle dinliyoruz. Kadın nasıl bir şiddet yaşantısının içinde, ne yapmak istiyor, neler yapabilir, riskleri neler gibi şeyleri birlikte değerlendiriyoruz. Sosyal destek bu resmi çıkarmakla ilgili.”

    Hukuki destek almak istiyorsa, buradaki avukatlar onlara avukatlık hizmeti değil, danışmanlık hizmeti sunuyor. Mor Çatı’nın bu yöndeki ilkesini “sosyal hizmet değil dayanışma” diye açıklıyorlar.

    Belki ne yapmadıkları da bu konuda fikir verebilir. Bunu yine Esen açıklıyor: “İnsanlar bir kadını kurtarmak istiyor örneğin. 500 lira verip, evinde yanında kalsın, işlerini yapsın istiyor. Bunu bahşettiğini düşünüyor çünkü. Çocuklara burs verip, koltuğunun altına alıp, fotoğraf çektirmek istiyorlar. Sığınağa gelip kadınlara çiçek vermek, elden para vermek istiyorlar. Birçok profilden insan var bunu yapmak isteyen. Bizde dayanışmadan çok yardım kültürü var. Biz ise yardım kuruluşu değiliz, başvuran kadınlar da mağdur da değil” diyor.

    Gün içerisinde bütün sohbetlerimizde en çok kullandıkları kelimeler ise, kadınların güçlendirilmesi, dayanışma. Kendilerine başvuran kadınların ne kadar güçlü olduklarını ise Seda çarpıcı bir örnekle anlatıyor:

    “Bir gün, bir kadın Mor Çatı’ya gelmeye çalışıyordu ve yolda gelirken beş-altı kez aradı. O sokak mı, şurası mı, bu bina mı diye. Buraya geldi sonunda ve ‘kendimi o kadar mutlu hissediyorum ki beş senedir dışarı çıkmıyordum. Mahalleden öteye gitmemiştim. İlk kez mahallemden çıktım ve adresi bulabildim’ dedi. Adres bulma sürecinde bile güçlenmiş bir kadın olarak geldi buraya. Biz kurtarıcı kadınlar değiliz. Biz onlardan güçlü değiliz zaten. Şiddet yaşadığınız bir evde hayatta kalabiliyorsunuz, bu inanılmaz bir şey. Güçlü olanlar onlar.”

    Çıkmadan önce belki bugün en az sohbet edebildiğim, Mor Çatı’nın muhasebesini tutan Hilal’in de katılımıyla toplu bir fotoğraf çekebiliyorum. Fotoğraftaki neşeleri, benim için bugünün özeti. Onlar kadınların uğradıkları şiddet ve yüzlerce hikaye arasında dayanışmanın keyfiyle gülmeye devam ediyorlar. Saat 5 gibi yanlarından ayrılıp İstiklal Caddesi’ne çıkıyorum. Mor önlükleriyle kadınlar 8 Mart’taki eylemlerine çağrı yapıyorlar.

    Sonra Kadıköy’de düzenlenen, sadece kadınların davetli olduğu sokak partisine gidiyorum. Orada ise sadece kadın sanatçıların söylediği şarkılarla dans ediyor kadınlar. Ajda Pekkan’ın sesinden şu nakarata dolu dolu eşlik ediyorlar her seferinde: “Hür doğdum hür yaşarım.”

    (Bu haber Rengin Arslan’ın çalışması olarak BBC Türkçe’de 8 Mart tarihinde yayınlanmıştır)

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak!

    17 Mayıs 2026

    ODTÜ provokasyonu ve geç faşizmin yeni baskı rejimi

    14 Mayıs 2026

    İş cinayetlerine sessiz kalmak da politiktir

    9 Mayıs 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Muhsin Dalfidan

    Mutlak butlan ve süreç bağını kurabilmek

    Elif Gamze Bozo

    Demokrasi, eşitlik ve halk için ortak mücadele

    Siyasi Haber

    Karadeniz Kıyılarında Kaybolan Bir Halk: Çerkes Soykırımı’nın Susturulan Tarihi

    Mehmet Murat Yıldırım

    Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Fehim Taştekin

    Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak!

    Şebnem Oğuz

    ODTÜ provokasyonu ve geç faşizmin yeni baskı rejimi

    Mehmet Türkmen

    İş cinayetlerine sessiz kalmak da politiktir

    Aziz Çelik

    Ana akım sendikacılığın krizi!

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    MESEM’ler ve OSB’lerdeki meslek liseleri: Eğitim kurumu mu, çocuk işçi bulma kurumu mu?

    17 Mayıs 2026

    Üsküdar’da emekçilerden ara zam haykırışı: “Açlık sınırının altında yaşamayı reddediyoruz”

    17 Mayıs 2026

    Kütahya’da madenciler isyanda: Egetaş Kömür İşletmesi’nde iş bırakma eylemi

    15 Mayıs 2026
    KADIN

    Kızılay Kayseri İl Başkanı Cafer Beydilli’ye çalışan kadınları hedef alan paylaşımı nedeniyle suç duyurusu!

    20 Mayıs 2026

    EŞİK: “Eşitlikten ve laiklikten vazgeçmiyoruz”

    18 Mayıs 2026

    Kadınların sesini sahneye taşıyan “Adımı Hatırla” oyunu yoğun ilgi gördü

    18 Mayıs 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.