Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    İsrail’den Gazze ve Lübnan’a saldırılar: 2’si bebek, 4’ü çocuk en az 16 kişi katledildi

    7 Eylül 2026

    AHBAP Derneği soruşturmasında 5’inci dalga: 20 ilde 53 kişi hakkında gözaltı kararı

    7 Eylül 2026

    Çerkezköy’de Kürt dili ve kültürü derneğine silahlı saldırı

    7 Eylül 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      6-7 Eylül’den Çerçeve Yasa’ya tarihsel hafıza ve demokratik dönüşüm

      6 Eylül 2026

      Kalıcılığı sınırlandırılmış bir sergi: Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi

      5 Eylül 2026

      1 Eylül Dünya Barış Günü’nün düşündürdükleri: Muhalefet, savaş ve birleşik mücadele

      3 Eylül 2026

      Erken cumhuriyet dönemi Türk müzeciliğinde kurumsal ve bilimsel zaafiyetler: İki rapor üzerinden bir değerlendirme

      2 Eylül 2026

      Annemin Uyurgezer Geceleri: Geçmişe makyaj yapsanız değişir mi…

      2 Eylül 2026
    • Seçtiklerimiz

      Okullar açılırken

      6 Eylül 2026

      Sendikalar ve hak arama özgürlüğü üzerine

      31 Ağustos 2026

      Müzakere ve mücadele

      28 Ağustos 2026

      Özgür Müftüoğlu ile Kürt meselesi ve emek mücadelesi üzerine söyleşi

      24 Ağustos 2026

      Sınıfı sonradan eklememek: Türklük Sözleşmesi, anti-kolonyalizm ve politik ekonomi üzerine bir diyalog

      24 Ağustos 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Korona günlerinde ölüm oruçları ve sapla samanı ayırmak

    Korona günlerinde ölüm oruçları ve sapla samanı ayırmak

    Siyasi Haber13 Nisan 2020
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Metin KIYAN yazdı: “Süleyman Soylu bir televizyon programında şunları söyledi:
    ‘Helin Bölek’i ölüme yatırdılar, öldürdüler, gittiler ziyaret ettiler. Yamyamlarda var bu yöntem, başka kimsede yok.'”

     


    Grup Yorum solisti Helin Bölek’in aramızdan ayrılmasının ardından ölüm oruçları bir kez daha tartışma gündemine oturdu. Ölümün ardından bir kesim kendisini öyle bir şekilde ortaya koydu ki, onlar yaşamı savunurlarken, Helin Bölek’e destek verip taleplerini gündeme getirenler ölümü kutsayanlar oluverdi. Aslında biz bu siyasal tavra 2000 yılındaki ölüm oruçlarındaki süreçten aşinayız fakat o zamanlarda eylemlere verilen kitlesel destekler nedeniyle bu tip sesler daha cılız çıkıyordu. Bugünün farkı ise eylemci sayısının sınırlı olması ve eylemlere geçmişte olduğu gibi kitlesel bir desteğin olmaması. 


    Helin Bölek’in taleplerini dile getirerek kabul edilmesi için uğraşmak mı yaşamı savunmaktı, yoksa insanın kendi yaşamını ortaya koyan eylem tipinin yanlışlığını anlatarak eylemcileri vaz geçirmeye çalışmak mı yaşamı savunmaktı? Velhasıl sapla saman karışınca kimilerinin de kafası karıştı, işin içinden çıkamadıkları bir paradoksa dönüştü. Konu yaşam ve ölüm olunca ajitasyon ve demagoji düzeyi yüksek yorumlar ortalığı kaplayıverdi. Gelin bir kaç başlıkta sapla samanı ayırmaya çalışalım.


     


    vhQLRK


     


    Tarihsel olarak açlık grevleri ve ölüm oruçları


    Açlık grevleri ve ölüm oruçları hak arama amacı ile tarihte çokça başvurulmuş bir eylem biçimi.  Ghandi’den Nazım Hikmet’e, IRA üyesi siyasi tutuklarından Tibet özgürlük savaşçılarına, Tamillere kadar bir çok birey veya örgütün başvurduğu bu eylemler bazen kazanımlarla, bazen yok edilmelerle sonuçlandı. Yok edilmeyle sonuçlananlar bile önemli ölçüde ses getirdi. Türkiye’de de siyasi tutukluların yer aldığı onlarca açlık grevi ve ölüm orucu eylemi gerçekleşti. En son kitlesel açlık grevlerinden biri ise Tekel işçilerinin Ankara’da gerçekleştirdiği eylemdi. Ölüm orucu, daha çok uyarı niteliğinde başlayan açlık grevinin, kişilerin ölümü göze aldığını beyan ettiği ileri aşaması olarak nitelenebilir. Dolayısı ile kategorik olarak ayırmak mümkün görünmemektedir.


    Açlık grevleri ve ölüm oruçlarını bir yöntem olarak reddetmek, tarihte birçok kere başvurulan ve kazanımlarla sonuçlanan bir yöntemi reddetmek anlamına gelir. Konjonktürel olarak bakıldığında bir eylem biçimin doğru olmadığı, yeri olmadığı söylenebilir fakat siyasal mücadelelerin araçları çok çeşitlidir ve bunları konjonktüre bakarak tümden reddetmek doğru değildir. Yarın mücadelenin hangi aşamasında bizleri nelerin beklediğini, hangi eylem biçimlerine başvurulması gerektiğini kimse önceden söyleyemez.


     


    Konjonktürel olarak açlık grevleri ve ölüm oruçları 


    Kitlesel ölümlerin beklendiği koronavirüs günlerinde açlık grevi veya ölüm orucu eylemlerinin duyarlılık yaratarak kazanımlarla sonuçlanması oldukça zayıf bir ihtimaldir. Herkesin kendi canının derdine düştüğü bir ortamda insanların bu ana gündemle bağlantılı olmayan başka bir gündem için harekete geçmesi olanaklı görünmemektedir. Dolayısı ile konjonktürel olarak doğru bir yöntem benimsenmediğini söyleyebiliriz. Fakat bunu söylemek, “yaşamı savunuyoruz” diyerek ölenleri bir kez daha öldürenlerin tavırlarını haklı çıkarmaz, buna birazdan değineceğiz.


     


    İnsan hayatını ortaya koyan eylem biçimi olarak ölüm oruçları


    Ölüm orucu bir feda eylemidir. Bireyin kendi özgür iradesi ile kendi hayatını genellikle toplumsal bir çıkar için ortaya koymasıdır. Tehlikeye atılan, eylemcinin kendi yaşamıdır, başka bir kişiye zarar verilmesi söz konusu değildir. Bu nedenle günümüzün etik değerleri açısından tartışılabilecek bir yanı yoktur. Zira başka bir insanın bedeni üzerine karar verme hakkımız yoktur. Açlık grevlerine ilişkin tıbbi müdahale prosedürlerinde bile beslenmeyi reddeden bilinçli bir hasta damardan beslenemez. Dahası Dünya Tıp Birliği’nin 2010 Malta Bildirgesi’nde zorla beslemenin insanlık dışı ve aşağılayıcı bir hareket olduğu belirtilmiştir.


    Devrimci siyasal özneler açısından, feda eylemleri yerine kitlelerin kendi çıkarları için, kitlesel eylemleri yeğlenir fakat bu kitlesel eylemlerin de irili ufaklı birçok eylemin ve çabanın bir ürünü olarak ortaya çıktığı da yadsınamaz. Feda eylemlerine gelince, “bizim anlayışımıza tamamen ters” denilip geçilemez. Öyle dönemler gelir ki, başka hayatları kurtarmak için kişilerin kendilerini feda etmesinin anlaşılmaz ya da yanlış bir tarafı olmaz. Aslında bugün o dönemlerden birini yaşıyoruz. Her ülkede binlerce sağlık çalışanı, insanları yaşatmak için kendi yaşamlarını tehlikeye atarak virüse karşı ön cephede mücadele veriyorlar. Dolayısı ile feda eylemlerini peşinen reddetmek doğru değildir.


     


    Devlete karşı tavır ve devrimci dayanışma açısından ölüm oruçları


    Yukarıda açlık grevi ve ölüm oruçlarının devrimciler için hem insani açıdan hem de eylem biçimi olarak peşinen reddedilemeyeceğini ancak konjonktürel olarak doğru veya yanlışlığının tartışılabileceğini söylemeye çalıştık. Kritik soru ise şudur: Böyle bir eylemi konjonktürel-taktik veya yöntem olarak yanlış bulmanıza rağmen, sizin iradeniz dışında ortaya çıkıyorsa nasıl tavır alırsınız?


    Bu soruya verilecek belli başlı bir kaç yanıt olabilir: Ya başarılı olmasını istersiniz, bu durumda yapılacak şeyler bellidir: Eylemi desteklersiniz, seslerini duyurmaya çalışırsınız, taleplerin yerine getirilmesi için devleti sıkıştırırsınız, ya da hiç birşey yapamıyorsanız en azından köstek olmazsınız. Bir diğer ihtimal, sizin iradenizin dışında çıkan bu eylemin başarısız olmasını istersiniz. Çeşitli nedenlerle böyle düşünenler olabilir. Böyle düşünenlerin yazının geri kalanını okumalarına gerek yok, çünkü bu yazı onlarla tartışmayı hedeflemiyor, tartışılacak bir şey de yok zaten. Üçüncü bir ihtimalle de, “bu konjonktürde başarılı olması imkansız” veya “bu tip eylemler yanlış”, “insanların boşu boşuna ölmesine seyirci kalmamalıyız” diyebilirsiniz.


     


    VATK7y


    Bu yazı esas olarak bu kesimle tartışmak için kaleme alındı. Çünkü insanların ölmemesi konusunda samimiyetlerinden şüphe duymadığımız bu kesim, eylemi ile amaçladığı şeyin tam tersinin gerçekleşmesine hizmet ediyor. Burada söylemek istediğimiz şeyi yumuşatarak söylemeye çalıştığımızı fark etmişsinizdir.


    İnsani bir amaçla, köşelerinizden, sosyal medya hesaplarınızdan paylaştığınız yazılarda neler yazdınız? Örgütün ölümü kutsadığından girdiniz, “yaşam kutsaldır” deyip direnişçilerin yaşaması için seslerini duyurmaya çalışanları eleştirdiniz, insanların özgür iradelerini yok sayıp onları örgütün piyonları pozisyonuna sokarak hiçleştirdiniz. Kabul edin, eylemcileri eylemden vaz geçirmek eylemcileri bir kere bile ziyaret etmemiş olanların ya da onlarla herhangi bir yakın bağı olmayanların gazete veya sosyal medya köşelerinde yazdıkları yazılarla olacak bir iş değil. Yine kabul edin ki sizden önce eylemcinin en yakın çevresindeki onlarca insan onları vazgeçirmek için ellerinden geleni yapmıştı.


    Peki sizin bu mücadeleniz neye hizmet etmiş oldu? Grup Yorum’un türkülerini yasaklayan, üyelerini tutuklatan, üyelerine işkence eden devletin temsilcisi Süleyman Soylu bir televizyon programında şunları söyledi:


    "Helin Bölek'i ölüme yatırdılar, öldürdüler, gittiler ziyaret ettiler. Yamyamlarda var bu yöntem, başka kimsede yok." 


    İşte tam da her şeyin en büyük sorumlularından biri olan bu zatın en ufak bir sorumluluk hissetmeden, bu kadar rahat, bu kadar pişkin açıklamalar yapabilmesine hizmet ettiniz. Tam da iktidarın istediği şeyi yaptınız. “Yaşamı savunuyoruz” diye onları devletin karşısında güçsüzleştirdiniz. Devletin kılını kıpırdatmasına gerek yoktu. Öleni bir kere daha öldürdünüz, yaşama tutunmaya çalışanı kahrettiniz.


    Helin Bölek’in ve arkadaşlarının mücadelesine saygıyla.


     

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    6-7 Eylül’den Çerçeve Yasa’ya tarihsel hafıza ve demokratik dönüşüm

    6 Eylül 2026

    Kalıcılığı sınırlandırılmış bir sergi: Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi

    5 Eylül 2026

    1 Eylül Dünya Barış Günü’nün düşündürdükleri: Muhalefet, savaş ve birleşik mücadele

    3 Eylül 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Toros Korkmaz

    6-7 Eylül’den Çerçeve Yasa’ya tarihsel hafıza ve demokratik dönüşüm

    Korkut Akın

    Kalıcılığı sınırlandırılmış bir sergi: Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi

    Şebnem Oğuz

    1 Eylül Dünya Barış Günü’nün düşündürdükleri: Muhalefet, savaş ve birleşik mücadele

    Mahsuni Gül

    Erken cumhuriyet dönemi Türk müzeciliğinde kurumsal ve bilimsel zaafiyetler: İki rapor üzerinden bir değerlendirme

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ebru Z. Yıldırım

    Okullar açılırken

    Bedri Tekin

    Sendikalar ve hak arama özgürlüğü üzerine

    Ertuğrul Kürkçü

    Müzakere ve mücadele

    Siyasi Haber

    Özgür Müftüoğlu ile Kürt meselesi ve emek mücadelesi üzerine söyleşi

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Direniş kazandı: Gökay Çakır ve Başaran Aksu serbest!

    4 Eylül 2026

    Cezaevinden mesaj gönderen Başaran Aksu: “Rejimin tek dayanağı sömürü, korkuyorlar”

    4 Eylül 2026

    İBB Ağaç AŞ’de 126 günlük direniş zaferle sonuçlandı: İşten çıkarılan işçiler işe iade edildi

    3 Eylül 2026
    KADIN

    Kadın hakları mücadelesinin simge ismi Gloria Steinem 92 yaşında yaşamını yitirdi

    3 Eylül 2026

    Gülistan Doku soruşturması: 5. dalga operasyonunda adliyeye sevk edilen 3 kişiden 1’i tutuklandı

    31 Ağustos 2026

    DEM Parti Milletvekili Ceylan Akça Cupolo’dan Sultan Kara cinayeti tepkisi: İhmaller Meclis gündemine taşındı

    31 Ağustos 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.