Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Mültecilerin canına okuyan belge: Ajanda 2030

    20 Haziran 2026

    Avustralya’dan eski sığınmacılara 17 milyon Euro tazminat

    19 Haziran 2026

    Ay kökenli bir meteoritte keşfedilen mikroskobik kristaller Güneş Sistemi’nin geçmişine ışık tuttu

    19 Haziran 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Sapkınlık dediğiniz bu değil mi?

      18 Haziran 2026

      Mustafa Kemal ve cihat ve de fetva

      18 Haziran 2026

      CHP’nin ötesi

      16 Haziran 2026

      15-16 Haziran direnişinin güncelliğini yitirmeyen anlamı

      15 Haziran 2026

      Evvel Temmuz: Bir halkın hafızasını savunmak

      11 Haziran 2026
    • Seçtiklerimiz

      Mültecilerin canına okuyan belge: Ajanda 2030

      20 Haziran 2026

      CHP krizi ve rejimin dönüşümü: Dört olasılık

      18 Haziran 2026

      En büyük kazanımımız, ortak mücadelemiz

      18 Haziran 2026

      Ağrıyan yere dokunmak

      17 Haziran 2026

      Elias Demetriou: “Kavazoğlu ve Mişaulis karanlığın içinde ışık oldular”

      17 Haziran 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Elias Demetriou: “Kavazoğlu ve Mişaulis karanlığın içinde ışık oldular”

      17 Haziran 2026

      ESU eski Başkanı Fehmi Tony Vergili: “Türkiye Sayfo ile yüzleşmeli, bu adım ülkenin geleceğine yapılacak bir yatırımdır”

      15 Haziran 2026

      “Avrupa savaşa hazırlanıyor”

      28 Mayıs 2026

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Doğru yoldayız…

    Doğru yoldayız…

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    TUNCAY YILMAZ

    Şimdilik rakamların arasında kaybolmayalım. Şüphesiz nerede kimin ne kadar oy aldığını, oyunu arttırdığını ya da düşürdüğünü ayrıntılarıyla incelememiz, sonuçlar çıkartmamız gerekiyor. Ama şimdilik tablonun en genel hatlarını belirlemeye çalışalım.

    Uzun süredir Türkiye’nin demokratikleşmesinin biricik yolunun doğudaki ve batıdaki emek, özgürlük, barış, demokrasi güçlerinin birlikte mücadelesinden geçtiğini savunuyor ve bunun gerçekleşmesi için çaba sarf ediyoruz.  Kürtlerin özgürlük ve eşitlik mücadelesiyle, işçilerin, Alevilerin, demokrat Müslümanların, kadınların, LGBTİ’lerin, gençlerin özgürlük ve eşitlik mücadelesinin asgari demokrasi programı etrafında birleşmesi için emek veriyor, bedel ödüyoruz.

    İşte Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını analiz edeceğimiz tablonun ana rengini ve çizgisini bu perspektif belirliyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin en önemli kazanımı bu rengin ve çizginin daha da belirginleşmesi, kalınlaşması, görünür ve güvenilir hale gelmesidir. Artık tartışmasız bir biçimde Türkiye siyaset arenasının üçüncü ve emekçilerden, ezilenlerden yana biricik kutbu HDK/HDP hattıdır.

    Aslında yerel seçimlerde de bu gerçeklik kendisini göstermişti zaten,  Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte daha da perçinlenmiş oldu. Şüphesiz pek çok eksikliğimiz ve yetmezliğimiz var. Ancak ne olursa olsun yürümemiz, ısrar etmemiz, büyütmemiz gereken yol iyice ortaya çıkmıştır. Sermayenin türlü kombinasyonları karşısında gerçek ve etkili bir alternatif ancak bu toprakların öz güçleri olan, Kürt halk hareketini ve batıdaki emek, demokrasi, özgürlük güçlerini birlikte yürütmekten geçmektedir. Artık hiçbir gerekçe, hiçbir karalama, hiçbir küçümseme, hiçbir zorlama, hiçbir kaçış bu gerçekliğin üzerini kapatamaz!

    Elbette bundan sonra asıl yoğunlaşacağımız nokta eksikliklerimiz ve yetmezliklerimiz olmalıdır. Kısmi başarının sarhoşluğunda savrulup gitmeyeceğiz. Nerede, neyi yanlış yaptık, hangi konuda yetersiz kaldık, hangi konuda sonuç alabildik cesaretle yüzleşeceğiz. Ama yine de tadını çıkartmamız gerekli bir sonuç aldığımız gerçekliğini de bir kez daha vurgulamadan geçmeyelim.

    Şüphesiz asıl kazanan yıllardır emek, barış ve özgürlük güçlerinin önemli bir kesimiyle birlikte inşa etmeye çalıştığımız bu çizgidir. Bu çizgi İmralı’daki Öcalan’dan Kandil’deki gerillaya, Rize’deki Necmettin Öğretmen’den, Muğla’ya, Antep’e, Edirne’ye, Hakkari’ye, Amed’e, İstanbul’a emeklerini, akıllarını, hayatlarını ortaya koyan binlerce militanın eseridir. Ama Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında bu çizgiyi başarılı bir şekilde temsil eden Selahattin Demirtaş’ı ve HDK/HDP kurullarını da atlamayalım.

    Selahattin Demirtaş Kürt Özgürlük Hareketinin olduğu kadar, kadınların, Alevilerin, işçilerin, gençlerin, LGBTİ’lerin, ötekileştirilen halkların, ekolojistlerin de taleplerini sahiplenmeyi içselleştirmiş bir dil tutturmayı başararak Batı’nın dinamiklerin kapısının HDP’ye biraz daha aralanmasına büyük katkı sağlamıştır. Hep birlikte kurduğumuz bu strateji, kullanılan bu dil üzerinde ısrar etmemiz gereken yol ve dildir. Daha ince bir değerlendirme yapmaya oturduğumuzda söyleyeceğimiz eksiklikler var elbette. Eleştiriden de özeleştiriden de kaçınmayacağız. Bu hareket bugüne kadar böyle gelişti, bundan sonra da böyle gelişecek. Bu yine de ilk oturumda işaret edebileceğimiz eksiklikleri dile getirmekten alı koymasın bizleri.

    Daha güçlü bir destek olabilirdi

    Cumhurbaşkanı adayımızı yerel seçimler sonrasında HDP’nin yeniden şekillendiği bir süreçte belirledik. Bir yandan kongre gerçekleşti, yönetimler, eşbaşkanlar değişti bir yandan da Cumhurbaşkanı adayımızı belirlemeye çalıştık. Bu sıkışıklığın yarattığı eksiklikleri herkes mazur görecektir. Ancak benim kanaatim yaşadığımız sıkışıklık dışında da bu süreci çok iyi yönetemedik. Kamuoyundaki “adayınız kim” baskısı, bizi tüketmemiz gerekli süreçleri tüketmeden adım atmaya zorladı.

    Biraz daha açarsam, ben daha hassasça, kapsayıcı, esnek ve ustaca yönetilmiş bir aday belirleme sürecinin sonucunda adayımızın arkasında daha geniş bir toplumsal mutabakatın sağlanabileceğini düşünüyorum. Yarım ağız, utangaçça, sitem dolu destek ya da mesafe koymalar pozitif ve enerjik bir desteğe dönüştürülebilirdi.

    Bu vesileyle bir kez daha vurgulamak istiyorum, HDK/HDP artık Türkiye siyasi arenasının emekçilerden ve ezilenlerden yana en önemli oyun kurucusudur. Bundan sonra bu sorumluluğun ağırlığıyla davranmak zorundayız. Bizim kutbumuzda olmaları gerektiğini düşündüğümüz tüm güçleri HDK/HDP’nin etrafına toparlamak en öncelikli olarak bizlerin görevidir. Burada asla “ne oldu”culuğa düşülmemeli.

    Şimdi tüm devrimci, demokratik güçler yeni bir hesaplaşma yaşıyor. Biz bu hesaplaşmanın etken parçası olmalı, dost güçleri, toplumsal dinamikleri birlikte yürümeye ikna edecek katkılarda bulunmalıyız. Yapacağımız tüm açıklamalar, değerlendirmeler onlarla birlikte daha güçlü bir yürüyüşü inşa etmek istediğimiz konusunda şüpheye yer bırakmayacak tonlamada olmalı.

    Daha kolektif, daha kurumsal

    Evet, bu bir Cumhurbaşkanı seçimiydi. Yani tek kişinin seçimiydi. Ve elbette kampanyanın Selahattin Demirtaş’ın etrafına örülmesi eşyanın tabiatıydı. Ancak ben yine de işletilebilecek kolektivite ve kurumsallıkta eksik kalındığını düşünüyorum. Bunu yine HDP’nin yaşadığı geçiş sürecine verebiliriz ama ne yaşandığını açığa çıkartmak HDP’nin yeniden inşasında nelere dikkat etmemiz gerektiğini de ortaya koyacaktır. Konunun ayrıntısı başka bir yazının konusu, şimdilik eksikliğe vurgu yapmakla yetinelim.

    Toplumsal dinamiklerle ilişkiler

    HDK/HDP kurulduğundan bu yana belki de ilk defa Batı’nın sorunlarıyla Doğu’nun sorunlarını bu kadar ustaca buluşturabildi. İlk defa Kürt halkının barış ve özgürlük talebiyle Batı’nın eşitlik ve demokrasi taleplerinin aslında bir ve aynı şey olduğunu anlatabildi. Somalı madenci ailelerinin acısıyla Roboski’de, Gezi’de yitirdiklerimizin ailelerinin acılarının kaynağının da çaresinin de aynı olduğunu gösterebildi. Bu dil, bu tarz çok kıymetlidir ve bize kazandıracak olan dildir. Ama yetmez!

    Biz şimdilik toplumsal dinamiklerle buluşacağımız alanın sadece kapısını aralayabildik. Henüz tam anlamıyla o alana girmiş bile sayılmayız. Ama gördük ki yönümüz, yolumuz buraya çevirdiğimizde sonuç alabiliyoruz. Genel olarak Alevilerle ama özellikle Hatay’da Arap Alevilerle, tüm baskılara rağmen Karadeniz halklarıyla, aydınlanmacı, Kemalist tabana rağmen Trakya ve Ege’deki seküler kesimlerle, kadınlarla ve LGBTİ’lerle kurulan bağlar çok önemli. Şimdi bu dinamiklerle derinlemesine ilişkilenme zamanı. Sadece tarihsel anmalarda, gündem olduğunda değil, her gün, her an, günlük hayatlarının parçası olarak toplumsal dinamiklerle ilişkili kalmanın yollarını bulmak ve o yollara girmek zorundayız. Sadece siyasal söylemlerle yetinmeden, eleştirel zemine hapsolmadan, gündelik yaşamın parçası olacak kurucu, yapıcı bir akıl ve pratik sergilemeliyiz. Ancak o zaman araladığımız kapıyı sonuna kadar açabilir ve onların bizi, bizim onları sürekli ve güçlü bir şekilde etkileyebileceğimiz kanalları açmış oluruz.

    Daha da sola!

    Şimdi halklarımız açısından gerçek bir alternatif olma imkanını daha güçlü bir şekilde yakaladık. Toplumun daha geniş kesimleri gözlerini, kulaklarını, yüreklerini bize açtı. Ve tabi ki egemenler de! Bu yükselişimizden rahatsız olanlar bizi bir yandan yolumuzdan çıkarmaya uğraşacaklar, diğer yandan da yolumuzu kapatmaya çabalayacaklar.

    Bu konuda kaba müdahalelerden korkmamak gerekir. Bu güne saldırı, gözaltı, tutuklama, tehdit tarzı müdahaleleri çokça yaptılar ve hareketi durdurmadılar. Çatı Partisi çalışmasının vücut bulmaya başladığı ilk günlerdeki KCK ve Devrimci Karargah tutuklamaları bu “kaba müdahalelerin” en kabalarıydı, etkisiz kaldı.

    Asıl tedbir almamız ve kendimizi şerbetlememiz gereken daha incelikli müdahalelerdir. Bu hem programatik düzlemde hem de örgütsel düzlemde karşımıza çıkacaktır.

    Biz HDK/HDP’yle belki de dünya devrim hareketine katkı sağlayacak bir model deneyimliyoruz. Elbette bu konudaki tek model biz değiliz. Bizden önce yola çıkmış ve epey yol almış, başarmış ya da başarısız kalmış modeller söz konusu. Brezilya İşçi Partisi, FMLN, Syriza, Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi bunlardan ilk akla gelenleri. Ama biz de kendi özgün tarihimize ve dinamiklerimize dayanarak yeni bir model deneyimliyoruz. Bu modeli kendi özgünlüğünde sürdürme, dönüşümlerini içsel gelişimine bağlı olarak yapma konusunda uyanık olmak durumundayız. Erken ya da olgunlaşmamış dönüşümler, iç ve dış kamuoyunun yüzeysel baskısıyla gerçekleşecek müdahaleler tüm binanın çökmesine neden olacak taşları yerinden oynatabilir.

    HDK/HDP programı Türkiye ve Kürdistan devrimci/demokratik hareketlerinin onlarca yıllık birikimleri, dünya deneyimlerinden çıkan dersler ve güncel durum tahlilleri üzerine şekillendi. İnsanlığı tüketen kapitalizm/kapitalist modernite karşısında tüm antikapitalist güçlerin devrimci demokratik birliğinin programıdır bizim programımız. İşte garantiye almamız gereken en önemli şeylerin başında bu antikapitalist programımız gelmektedir. En tehlikeli ve incelikli müdahalelerin buraya geleceğinden kimsenin şüphesi olmamalı. Biz güçlendikçe bizi bu düzenle barışık, sistem içi bir hareket haline getirmeye çalışanlar çok olacak. O zaman hep birlikte insanlığa vereceği hiçbir şey kalmayan kapitalizmi aşmaya hedefleyen antikapitalizm bayrağını hep en yukarıda tutalım. Bu düzenden bunalmış milyonları ancak bu düzeni yıkmayı ve yerine daha adil, daha özgür, daha eşitlikçi bir düzen kurmayı hedefleyenler gerçek bir dönüşüm gücü haline getirebilirler, bu düzeni onarmaya çalışanlar değil!

    Ve elbette bu hattın karşılık bulabilmesi için emekten, özgürlüklerden ve eşitlikten yana, sosyalizan bir hattı daha görünür ve örgütlü hale getirmemiz gerekiyor. Ezilen ve yok sayılan halkların, kadınların, Alevilerin ve ötekileştirilen inançların, inançsızların, gençlerin, kentine ve doğasına sahip çıkanların sesi, örgütü, umudu olmayı başarmalıyız. Ama unutmayalım ki asıl olarak 77 milyon nüfusun aileleriyle birlikte 65 milyonunu oluşturan işçilere, işsizlere ve küçük üreticilere/esnafa dokunan, onların taleplerini programlaştıran ve pratikleştiren bir hareket demokratik dönüşümün dinamosu olmayı başaracaktır. Buna uzak değiliz, yeter ki başladığımız yürüyüşü büyüterek sürdürelim. Yeter ki küçük ırmaklarımızı büyük nehrimizde birleştirmeye devam edelim.

    Tuncay Yılmaz

    SYKP Eşgenel Başkanı

    11.08.2014

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Cumhurbaşkanlığı Seçimi: İki düşmana karşı politik katılım ve ret seçenekleri – Metin Kayaoğlu

    15 Eylül 2015

    Seçimlerde siyasal İslam ikliminin ağırlığı ya da kime oy vermeli? – Adil Okay

    15 Eylül 2015

    Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair – Partizan

    15 Eylül 2015
    Destek Ol
    Yazılar
    Mehmet Murat Yıldırım

    Sapkınlık dediğiniz bu değil mi?

    Nevzat Onaran

    Mustafa Kemal ve cihat ve de fetva

    Niyazi Aytaç

    CHP’nin ötesi

    Muhsin Dalfidan

    15-16 Haziran direnişinin güncelliğini yitirmeyen anlamı

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ercüment Akdeniz

    Mültecilerin canına okuyan belge: Ajanda 2030

    Cuma Çiçek

    CHP krizi ve rejimin dönüşümü: Dört olasılık

    Ertuğrul Kürkçü

    En büyük kazanımımız, ortak mücadelemiz

    M. Ender Öndeş

    Ağrıyan yere dokunmak

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Ankara’da bakanlık önünde öğretmenlere polis müdahalesi: 8 gözaltı sonrası tüm öğretmenler serbest bırakıldı

    19 Haziran 2026

    Eğitim Sen İskenderun Şubesi’nden öğretmenlere yönelik polis müdahalesine tepki

    17 Haziran 2026

    Bolu’da maden ocağında göçük: Bir işçi mahsur kaldı

    17 Haziran 2026
    KADIN

    Derya Buçan davasında ilk duruşma: Tutukluluk devam etti, aile ve kadın örgütleri “Adalet” istedi

    17 Haziran 2026

    Erkek şiddetinden kaçıp İsviçre’ye sığınan kadın ve İki çocuğuna sınır dışı tehdidi

    16 Haziran 2026

    KCDP Mayıs 2026 Raporu: 16 kadın katledildi, 33 şüpheli ölüm var

    5 Haziran 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.