‘‘Ey ölüm terzileri, ev yıkıcılar, sürgün ustaları…
Ey kardeşliğin süreğen kışı. Bir halkın onuruna yağan kar.’’[1]
Bugün 1 Ağustos, George Habaş’ın doğumunun üzerinden 101 yıl geçti. Ve son gelişmeleri de düşünürsek El Hekim’in mirasını konuşmak için tarihi bir andayız. O yüzden bu yazı, George Habaş’ın hayat hikayesini bugüne taşımakla birlikte aslında ondan öte bir amaç taşıyor. Çünkü El Hekim’in mirası aslen bir direniş çizgisidir. Ve bugün bu direniş çizgisiyle masada olan ‘‘silahsızlanma’’ planı arasında bir gerilim olduğu da aşikar.
El Hekim: Direniş geleneğinin portresi
1925’in 1 Ağustos’unda Filistin Lidde’de Ortodoks bir ailenin bir çocuğu oldu. George idi adı. Fakat tarih ve mücadele onu başka bir isimle yazacaktı. 1948 yılında ailesi ile birlikte Filistin’den sürüldüğünde yirmili yaşlarının başında bir gençti. 1947’de başlayan bu sürgün dalgası esasen 750 bin Filistinlinin yurdundan edilmesi ile sonuçlanan korkunç bir tarihsel dönemeçti. Ama bu sürgünler bağlamında Lidde’nin özgül bir tarafı vardı. 9-13 Temmuz 1948’deki Operasyon Dani sırasında, işgalci güçler Lidde (Lod) ve Remle’yi ele geçirdiler. Ve yüzlerce köylünün sığındığı Lidde Ulu Camii kuşatıldı. Bunun akabinde Lidde Ulu Camii’ne sığınmış olan onlarca silahsız kişi işgalci güçler tarafından katledildi. Şehirlerin tamamen işgalci güçlerin eline geçmesinin ardından 13 Temmuz’da İsrailli komutanlar geride kalan tüm Filistinlileri ‘‘yaş gözetmeksizin’’ zorla sürgün ettiler. Ve çocuk, yaşlı ve hastaların da dahil olduğu 70 bin insan Lidde ve Remle’den sürgün yollarına düştüler.
Batı Şeria yönünde dar bir çöl yoluna uzanan bu tehcir, tüm Filistinlilerin hafızasında derin bir yara açarken George Habaş’ın dünyaya bakışını da derinden etkiledi. Bu yurdundan edilme onun hayatını ve geleceğini geri dönülmez bir şekilde değiştirdi. Ardından George, Beyrut’ta tıp okurken burada biriktirdiği öfke ile Filistin mücadelesinin öznelerinden biri haline geldi. Birbiri ardına eklenen sürgün ve savaşların yakıcı atmosferinde George Habaş, başka bir tarihsel sorumluluğu omuzlamaya çok yakındı. Ve en nihayetinde 1967 Arap-İsrail Savaşı’ndaki ağır yenilginin ardından, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) kuruldu. George Habaş, FHKC’nin kurucu lideri oldu. Artık Filistin’in özgürlük mücadelesinde yeni bir dönem başlamıştı. Çünkü FHKC için mesele yalnızca toprak değildi. FHKC, bölgesel bir Arap birliğini ve Filistin’in bağımsızlığını talep ettiği kadar yoksul Filistin halkları içinde sosyalizmi de örgütleyen bir yapı idi. Ve FHKC’nin kesin bir mayası vardı: tavizsiz bir mücadele ve direniş. Onların direncinde İspanya İç Savaşı’nda asla geri adım atmayan Asturyalı madencilerin iradesi vardı.
Bu tarihsel yolculukta George Habaş, yalnız FHKC’nin değil bütün Filistin halklarının bilgesi ve önderi haline geldi ve ‘‘El Hekim’’ diye anılır oldu. Ve El Hekim, 1948 sürgününde içine işlemiş tüm o öfkesini kuşanmayı bir gün bile bırakmadı. Tam da bu yüzden çelikleşmiş bir irade ve tavizsiz bir direnişle bir ömür geçirdi. Ve bundan mütevellit bugün George Habaş’ın hikayesine bakmak bir direniş portresine bakmaya benziyor. Ve o direniş portresinin bugünlere bıraktığı en büyük mirası: direniş ve daima mücadele.
Bugünün ‘‘Silahsızlanma’’ projesini El Hekim’in mirası ile okumak
El Hekim’in doğum gününe bir gün kala 31 Temmuz günü Filistin mücadelesinin göbeğinde duran bir gelişmeye uyandık. ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya üzerinden, Barış Kurulu bünyesinde yürütülen görüşmeler sonucunda Hamas ve Gazze’deki diğer tüm silahlı grupların tamamen silahsızlanması konusunda ‘‘tarihi bir anlaşmaya’’ varıldığını duyurdu. Trump’a göre silahsızlanma tamamlandıkça İsrail güçleri Gazze’den kademeli olarak çekilecek ve Gazze’nin yönetimi ‘‘Barış Kurulu’’ ile eşgüdümlü çalışacak yeni bir Filistin hükümetine devredilecek. Sürecin Uluslararası İstikrar Gücü ile yeni kurulacak Filistin polis teşkilatının gözetiminde ilerleyeceğini ekleyen Trump, tüm silahların bırakılacağını bu vesile ile ilan etmiş oldu.[2]
Fakat bu açıklamaya ve Trump’ın açıklamasında satır aralarında görülen nüanslara dikkatli yaklaşmakta yarar var. Bir kere bu ilanda son gelişmeler ‘‘20 maddelik Gazze planının uygulanması açısından önemli bir aşama’’ olarak tarifleniyor. Ve Filistin özgürlük güçlerinin tümü henüz bir açıklama yapmamış olsa da bu 20 maddelik Gazze planına dair yaklaşımların bilgisine sahibiz. Daha evvel de FHKC-Genel Komutanlığı, bu ilanın da ana dayanağı olan bu planı ‘‘direnişe dayatılan bir teslimiyet formülü’’ diye tanımlamış ve kesin olarak reddetmişti.[3] Ayrıca bu açıklamanın satır aralarında ve 20 maddelik planda görünen ‘‘dış ülke vesayeti’’ tehlikesi de yine daha evvel zikredilmişti. Tam da bu gerekçelerle FHKC’nin 2025’te acil tutum çağrısı yaptığını da hatırlatmakta fayda var.[4] Yani El Hekim’in devamcılarından henüz bir açıklama gelmese de takınacakları tutumun, geçmiş tutumları ve mücadele gelenekleri ile uyumlu olacağını düşünmek en akla yatkın senaryo.
Filistin mücadelesinin diğer unsurlarındaki kuşku ve uyarılar
FHKC harici Filistin özgürlük cephesi bileşenlerinden gelen uyarıları da dikkate almakta yarar var. Bu ilanın ardından Hamas müzakere heyeti üyesi Gazi Hamad’ın Katar merkezli Al Jazeera televizyonunda ‘‘İşgal güçleri anlaşma kapsamındaki taahhütlerini tamamen yerine getirmedikçe, direnişin silah bırakması hakkında hiçbir adım atmayacağız.’’[5] demiş olması da önemli bir açıklama. Hamas adına konuşan Gazi Hamad’ın verdiği onayın şarta bağlı olduğu vurgusu yine oldukça dikkat çekici. Bir diğer odak olan Filistin İslami Cihad Hareketi sözcüsünden ‘‘Medyada, Filistinli gruplar ile düşman arasında bir anlaşmaya varıldığına dair ilan edilen bilgiler doğru değildir. Mevcut haliyle buna çekince koyuyoruz.’’[6] şeklinde bir açıklama gelmiş olması da yine üzerine düşünülmesi gereken bir diğer mesele.
Tanıdık tehlikelerin panzehiri: Ulusların kendi kaderini tayin hakkı
Bütün bu denklemler hesaba katıldığında bu tablo, tanıdık bir örüntü sunuyor: Filistin hareketi içinde, dış güçlerin (ABD ve Barış Kurulu) önerdiği ‘‘siyasi çözüm’’ formülleri ile direniş ve mücadeleyi merkeze koyan odaklar arasında süregelen bir gerilim.
George Habaş’a dönersek, o da 2000 yılında Oslo Anlaşması’nı sert biçimde eleştirirken bu formüllerin gerçek bir yüzleşme içermeyen tabiatına dikkat çekmişti. Bugünkü tartışmanın da özünde benzer bir mesele var. Silahların bırakılmasının gerçek bir egemenlik ve adalet karşılığında mı olacağı net değil. Filistin özgürlük güçleri tam da bu sebeple ya bu meseleyi reddediyor ya da meseleye şüphe ile yaklaşıyor. Eşit, adil ve yüzleşme içeren bir barış süreci inşa edilmedikçe uluslararası güçlerin Filistin halkına dayattığı antlaşmaları ele alırken dikkatli olmakta yarar var. Ve El Hekim’in ısrarla vurguladığı şu anlayışı asla unutmamalıyız: Filistin meselesi, mültecilik, soykırım ve tehcirlerle yüzleşme ve tam bağımsızlık taleplerinden koparılarak sadece bir ‘‘güvenlik’’ sorununa indirgenemez. Ve tam da bu yüzden bir ‘‘silahsızlanma’’ planı ile çözülemez. Ve şüphe yok ki Filistin’e gelecek gerçek bir barış uluslararası güçlerin eliyle değil, Filistinlilerin iradesi ile inşa olacaktır. Bunun sağlanması için de mücadele ve direniş en meşru mekanizmadır.
Sonuç olarak bu tanıdık tehlikelerin ve konuyu güvenlik sorununa indirgeyen geçici barış süreçlerinin tek bir panzehiri var: Ulusların kendi kaderini tayin hakkı. Yine bu, gerçek ve adil bir barışın en vazgeçilmez koşulu olmayı bugün de sürdürüyor. O yüzden son tahlilde Filistin’in kaderini Filistinlilerin direnişi ve mücadelesi belirleyecektir. Ve Filistin özgür olana ve soykırımcılar ve savaş suçluları yargılanana kadar verilen her mücadele meşruiyetini korumaktadır.
[1] Şükrü Erbaş, Size Barış Deniliyor
[2]https://tr.euronews.com/2026/07/31/trump-hamasin-silahsizlandirilmasi-ve-israilin-gazzeden-cekilmesini-ongoren-anlasmayi-duyu
[3] https://www.middleeasteye.net/news/palestinian-factions-concern-donald-trumps-gaza-peace-plan
[4] https://thecradleturkiye.com/articles/fhkcden-trumpin-gazze-planina-karsi-ortak-tutum-icin-acil-toplanti-cagrisi
[5] https://www.f5haber.com/dunya/trumpin-iddiasi-ortaligi-karistirdi-hamas-ve-islami-cihaddan-art-arda-aciklamalar-6954152
[6] https://www.middleeastmonitor.com/20260731-islamic-jihad-says-reported-deal-between-palestinian-factions-israel-inaccurate
