Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken genel merkezde kapsamlı bir basın toplantısı düzenledi. Gündemdeki sıcak gelişmelere dair çarpıcı açıklamalarda bulunan Doğan; öğretmenlerin açlık grevinden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne, İmralı’daki tecrit koşullarından 20 Eylül’de yapılacak büyük kongre hazırlıklarına kadar kritik başlıkları değerlendirdi.
“Öğretmenlerin açlık grevinde 4. gün: Baskı ve işkenceye varan muamele kabul edilemez”
Türkiye’de yıllardır çözülemeyen yapısal sorunların başında eğitim emekçilerinin durumunun geldiğini belirten Ayşegül Doğan, Ankara’da eylemde olan öğretmenlere yönelik sert müdahalelere tepki gösterdi:
“Günlerdir hakları için mücadele eden özel sektör öğretmenleri ile mülakat mağduru öğretmenlerden bahsediyorum. Son derece meşru hakları için dördüncü günü bugün süresiz açlık grevlerinin. Bir ülkede öğretmenler talepleri için açlık grevine girmek durumunda kalıyorlarsa; üstelik gözaltı, baskı ve neredeyse işkenceye varan muameleyle karşı karşıya kalıyorlarsa, işte değişmeyen gündemlerin başında gelen konu budur.”
Öğretmenlerin taban maaş hakkı, güvenceli çalışma ve mülakat mağduriyetlerinin giderilmesi taleplerinin sonuna kadar arkasında olduklarını vurgulayan Doğan, Milli Eğitim Bakanlığına ivedilikle diyalog kurma ve gözaltılara son verme çağrısında bulundu.
“Çerçeve yasa Temmuz ayında Meclis’e gelmeli”
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin artık hukuki bir zemine oturtulmasının ertelenemeyecek bir zorunluluk olduğunu ifade eden Doğan, yasal güvencenin kaçınılmaz bir aşamaya geldiğini söyledi. DEM Parti İmralı Heyeti’nin Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile yaptığı görüşmelere değinen Doğan, şu eleştirilerde bulundu:
- Meclis Başkanlığı Temenni Makamı Değildir: “Meclis Başkanının çerçeve yasanın zamanlamasına dair heyetimizle hemfikir olması önemli ancak yetersizdir. Kendisi sorumluluk alması gereken makamdadır, temennide bulunma makamında değil.”
- Geciktirenler Vebal Altında: “İktidar ya da devlet içinde her kim ki bu sürecin yasal çerçevesinin zamana yayılmasına, geciktirilmesine neden oluyorsa çok büyük bir vebal ile karşı karşıya kalır. Bu, Türkiye’nin geleceğinden çalınan her an demektir.”
Doğan, geçiş hukuku yasası/çerçeve yasanın en geç Temmuz ayında Meclis gündemine getirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Öcalan’ın koşulları sürece uygun hale getirilmeli”
İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ın dış dünya ile iletişim kanallarının açılması gerektiğine dikkat çeken Doğan, “Sayın Öcalan’ın farklı kişi, kurum ve çevrelerle daha etkin görüşebilmesini sağlayacak düzenlemelerin önünde engel bulunmadığı söyleniyor. Madem engel yok, neden gereği yapılmıyor? Artık hem iletişim olanaklarının genişletilmesi hem de koşulların yürüyen sürece uygun hale getirilmesi gerekiyor” diyerek ziyaretlerdeki belirsizliklerin son bulmasını istedi.
20 Eylül Kongresi ve “İsim Değişikliği” açıklaması
DEM Parti’nin 5. Olağan Büyük Kongresi’nin 20 Eylül’de Ankara Arena Spor Salonu’nda yapılacağını resmi olarak duyuran Doğan, bu sürecin sadece bir yönetim değişimi değil, köklü bir yenilenme ve yeniden yapılanma hamlesi olacağını belirtti.
Bir gazetecinin “Kongrede partinin ismi değişecek mi?” sorusunu da yanıtlayan Doğan, genişleme stratejisinin masada olduğunu şu sözlerle ifade etti:
“Amacımız büyümek. Büyümek için, genişlemek için, daha büyük bir kapsayıcılık için ne gerekiyorsa yapacağız. Elbette bütün olasılıklar konuşulacak. Büyük kongremize korkuyla değil umutla; umudu büyüterek, korku duvarlarını bir bir birlikte yıkarak gideceğiz.”
“Ortadoğu’nun tamamının demokrasiye ihtiyacı var”
Uluslararası siyasete ve bölge dengelerine de değinen Doğan, ABD ile İran arasında savaşı bitirmek üzere varılması beklenen İsviçre merkezli mutabakatı olumlu karşıladıklarını belirtti. Bu savaş riskinin Ortadoğu’da yıkıcı bir dönemi tetikleme potansiyeli taşıdığını ifade eden Doğan, bölgede kalıcı huzurun ancak ve ancak topyekun bir demokratikleşmeyle sağlanabileceğini vurguladı.
