Haber Merkezi, (SH)
Mardin’in Dargeçit ilçesinde yaşanan ve kamuoyunda “Dargeçit JİTEM Davası” olarak bilinen yargılama süreci, Yargıtay’ın verdiği düşme kararıyla hukuksuzluk sarmalına girdi. Daha önce yerel mahkeme tarafından verilen beraat kararları üst mahkemelerce onanmışken, Yargıtay’ın bu hamlesiyle dosya cezasızlık ile mühürlendi.
Yargıtay beraat kararını bozdu ama yargılamayı bitirdi
Dargeçit’te yaşanan kayıplarla ilgili yargılama sürecinde sanık sandalyesinde oturan ve aralarında üst düzey rütbelilerin de bulunduğu 18 sanık hakkında verilen beraat kararı Yargıtay’dan döndü ancak sonuç değişmedi.
- Sanık profili: Aralarında dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire ve Dargeçit Merkez Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz’ın da bulunduğu isimler “taammüden öldürme” suçundan yargılanıyordu.
- Yargı süreci: Adıyaman 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2022’de verdiği beraat kararı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yerinde bulunmuştu.
- Zamanaşımı kalkanı: İHD avukatı Erdal Kuzu’nun itirazı üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, beraat kararını bozmasına rağmen 30 yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın düşürülmesine oy birliğiyle hükmetti.
Dargeçit’te ne yaşandı?
Dargeçit’te 29 Ekim 1995 ile 8 Mart 1996 tarihleri arasında yaşananlar, devlet içindeki karanlık yapıların çocukları dahi hedef aldığını gösteren acı bir tablo olarak kayıtlara geçti.
- Kaybedilen çocuklar: Davut Altınkaynak (12), Seyhan Doğan (14) ve Nedim Akyön (16) gözaltına alındıktan sonra bir daha kendilerinden haber alınamadı.
- Sivil ve asker ölümleri: Mehmet Emin Aslan, Abdurrahman Olcay, Abdurrahman Coşkun, Hikmet Kaya ve Süleyman Seyhan ile birlikte olayları ihbar edebileceği değerlendirilen uzman çavuş Bilal Batırır da kaybedilenler arasındaydı.
- Kemiklere yıllar sonra ulaşıldı: Kaybedilenlerin bir kısmına ait kemikler, olaydan yıllar sonra yapılan kazılar sonucu bulundu.
Dava kapsamında askerler, korucular ve uzman çavuşlar hakkında ağır suçlamalar bulunmasına rağmen, Yargıtay’ın bu kararı kamuoyunda “cezasızlık politikasının devamı” olarak yorumlandı.
