Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    14 maddede faşizm: Umberto Eco

    29 Eylül 2026

    İSİG Meclisi Ağustos 2026 raporunu açıkladı: Bir ayda 226 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi

    29 Eylül 2026

    Netanyahu’nun Abu Dabi’ye gizli ziyareti ifşa oldu: 7 Ekim istihbaratını yalanlatma çabası sonuçsuz kaldı

    29 Eylül 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Öfkenin filozofu Fanon -4- Devrimci sınıf ya da devrimci özneye bakışı

      27 Eylül 2026

      Öfkenin filozofu Fanon -3- İçindeki köleyi öldürmek

      26 Eylül 2026

      Şimdi ne olacak? Berlin seçimlerinden sonra birkaç not ve Sahra Wagenknecht

      25 Eylül 2026

      Öfkenin filozofu Fanon -2- Efendi-köle diyalektiği

      25 Eylül 2026

      Öfkenin filozofu Fanon -1- Öfkeyi hatırlamak

      24 Eylül 2026
    • Seçtiklerimiz

      14 maddede faşizm: Umberto Eco

      29 Eylül 2026

      “Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim”

      21 Eylül 2026

      COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

      20 Eylül 2026

      Bunun adı cadı avı

      17 Eylül 2026

      Sürecin dili, Hatimoğulları’nın rolü

      15 Eylül 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Bin haftadır Galatasaray’da adalet arayan Eren: Bir mezar istiyoruz

    Bin haftadır Galatasaray’da adalet arayan Eren: Bir mezar istiyoruz

    Adalet mücadelelerinin bininci haftasında “karanfillerle donatılacak bir mezar” taleplerinin olduğunu belirten İkbal Eren, “Bu ülke eğer karanlıktan aydınlığa çıkacaksa bu Galatasaray Meydanı’ndan olacak" dedi.
    Siyasi Haber24 Mayıs 2024
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Cumartesi Anneleri’nin, 1990’lı yılların karanlığında onbinlerce insanın gözaltında kaybettirilmesi/katledilmesi ile birlikte başlayan mücadeleleri, bininci haftasına girdi. 27 Mayıs 1995’te kayıpların bulunması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda buluşan Cumartesi Anneleri’nin amansız mücadelesi her türlü engelleme, zorluk ve baskıya rağmen devam ediyor.

    20 Kasım 1980’de gözaltında kaybettirilen Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren’de 95’ten bu yana, bir kayıp yakını olarak Galatasaray Meydanı’nda adalet arayanlardan. İkbal Eren, bininci haftasına giren adalet mücadelelerine dair Mezopotamya Ajansı’n (MA) konuştu.

    “Faşistlerin hedefindeydik”

    İstanbul’un Beyoğlu’na bağlı Hasköy semtinde 4 çocuklu bir ailede büyüdüğünü belirten Eren, 1975 yılında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Eğitim Fakültesi’nde, gözaltında kaybettirilen ağabeyi Hayrettin Eren’in Moda Yabancı Dil Yüksek Okulu’nda okuduğunu söyledi. O yıllarda “faşistlerin” hedefinde oldukları için okula daha güvenli gidebilmek adına babalarının emekli maaşıyla bir araba aldığını ifade eden Eren, “Babamızın derdi bizi korumaktı. İkimizin de araçla okula gidip gelmemizi istiyordu. Ama öyle olmadı. Bir gün bile birlikte okula gidip gelemedik” dedi.

    Ülkedeki ekonomik kriz nedeniyle birçok şeyi sorguladıklarını ve böylelikle politik bir kimliğe sahip olduklarını anlatan Eren, “Sorgulamalar sizi bir yere kanalize ediyordu. Biz de ülkenin bu gerçeklerini gördüğümüzde kendi yolumuzu bulduk. Şimdi bakınca iyi de yaptık diyorum” ifadelerini kullandı.

    “Birçok kez evimiz kurşunlandı”

    Ağabeyi Hayrettin Eren’in hümanist, resim yapmayı ve müziği seven, insan ilişkileri iyi olan bir kişiliğe sahip olduğunu sözlerine ekleyen Eren, ağabeyinin öncü biri olduğunu dile getirdi. Bu durumun ağabeyi Eren’i “faşistlerin” hedefinde olmasına neden olduğunu vurgulayan Eren, “Evimiz hedef haline geldi ve defalarca tarandı. Gece yatarken evimizin kurşunlandığı çok oldu” dedi.

    Eren, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir gece, evin önünde bir araç ağabeyimi bekliyordu. İçindekilerle göz göze geldik. Daha sonra evimiz tarandı. Sürekli polis ve asker tarafından da evimiz basılıyordu. Evimiz gözetleniyordu. Annem ve babam çiçekleri çok severdi, balkonumuz çiçeklerle doluydu. Dışarıdan geldiğimde balkona çıkıp çiçekler içinde biraz nefes almak istesem, biraz çiçek saksılarının yanında dursam, o gece evimiz saksıların için bir şey sakladığımız iddia edilerek basılırdı. Saksılar ters çevrilirdi.”

    Ağabeyi son görüş

    Baskılar nedeniyle evlerini Avcılar’a taşıdıklarını ve 12 Eylül Darbesi’ni burada karşıladıklarını söyleyen Eren, darbe gecesinde ağabeyinin evde olmadığını ve annesi ile birlikte onu aramaya çıktıklarında ağabeyi ile karşılaştıklarını kaydetti.

    Eren, “1980 yılının 19 Kasım günüyü. Ağabeyimle biz Avcılar girişinde karşılaştık. O arabası ile eve doğru geliyordu. O zaman Avcılar böyle değil, girişinde küçük küçük dükkanlar vardı. Küçük bir kasaba gibiydi burası. Orada ağabeyimle karşılaştık ve sohbet ettik. Bize, ‘Eve uğrayacağım, duş alacağım, üstümü başımı değiştirip çıkacağım’ dedi. Ağabeyimi en son orada gördüm. Daha sonra birkaç gün oldu eve gelmedi. Sonra bir arkadaşımız ağabeyimin gözaltına alındığını söyledi” dedi.

    Gözaltına aldıklarını inkar ettiler

    Ağabeyi Eren’in Karagümrük Karakolu’na götürüldüğünü öğrendiklerini belirten Eren, “Ben de arandığım için karakola gitmedim. Annem ile babam Karagümrük Karakolu’na gittiler. Orada ‘Biz onları Gayrettepe Karakolu’na sevk ettik’ demişler. Bizimkiler aynı gün Karagümrük’ten Gayrettepe’ye gitti. Fakat orada da, ‘Burada Hayrettin Eren diye biri yok’ dediler. Yani gözaltı defterine bakıp da üç dört saat önce biz gönderdik diyenler, üç dört saat sonra inkara başladılar. ‘Size yanlış bilgi verilmiş, biz böyle bir kişiyi almadık’ dediler. Niyet belliymiş ama biz anlayamamışız. İyi niyetli düşünüp hastaneleri arıyoruz, tanıdıklara soruyoruz. Annem zaman zaman Gayrettepe Karakolu’na gidiyor” şeklinde konuştu.

    “Aracı karakolun bahçesindeydi”

    Gözaltına alınan ağabeyenin arabasını karakolun bahçesinde gördüklerini dile getiren Eren, “Arabayı görünce 90 günlük gözaltı süresi dolduktan sonra bırakırlar, diye düşündük. Annem arabamızı gördükten sonra ‘Oğlum burada yok diyorsunuz ama araba burada. Niye yalan söylüyorsunuz’ gibi biraz sesini yükselttiğinde annemi oradan tartaklayarak uzaklaştırdılar. Ondan sonra arabayı da oradan alıp başka bir yere götürmüşler. Araba da yok oldu. 90 gün doldu, haber yoktu. İstanbul’daki bütün cezaevlerinin önüne gidip ağabeyimin fotoğrafını gösteriyorduk, içeridekilere sormalarını istiyorduk. Süreç çok kötü bir süreç olduğu için, demokrasi yok, sesinizi duyurabileceğiniz hiçbir yer yok. Gazete yok, televizyon yok. Belli bir süre sonra daha fazla telaşlanmaya başladık” diye belirtti.

    Annelerin cezaevi önündeki örgütlenmeleri

    1982’de kardeşi Faruk Eren’in de gözaltına alındığını ve 3 yıl Metris Cezaevi’nde tutulduğunu ifade eden Eren, annesi Elmas Eren’in bu süreçte cezaevi önünde sürekli diğer tutsakların anneleriyle bir araya geldiğini söyledi. Annelerin cezaevi önünde kimsenin yapamadığı bir örgütlenmeyi oluşturduklarını vurgulayan Eren, “Anneler kendi aralarında öyle bir örgütlendiler ki ülkenin her tarafına gittiler. O dönemde Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Emniyet Müdürü, kim varsa kapısını çalıyorlardı. Daha sonra 1986’da İnsan Hakları Derneği kuruldu. Annem de kuruluşunda yer aldı” ifadelerini kullandı.

    “Cumartesi Anneleri onların oyununu bozdu”

    1989’da ağabeyi ile ilgili bir röportaj verdiğini ve bu röportajdan sonra kayıp ailelerinin sayısının fazla olduğunu öğrendiklerini dile getiren Eren, 1990’lı yıllardan sonra “kayıp” ifadesinin daha fazla kullanıldığına tanık olduklarını söyledi. Eren, Hasan Ocak’ın kaybedilmesi ile birlikte Ocak ailesinin başlatmış olduğu eyleme kayıp yakınlarının da yavaş yavaş katılmaya başladığını söyleyerek, “O döneme kadar İHD’de çok sayıda basın açıklaması yapmıştık. Cumartesi eylemleri başladıktan sonra ilk 27 Mayıs 1995’te oturmaya başlamışlardı. Biz de katıldık. Sonra yavaş yavaş Cumartesi günleri Galatasaray Meydanı’na gelen kayıp aileleri ile tanıştık ve ne kadar çok olduğumuzu gördük. O zamana kadar biz kendimizi yalnız hissediyorduk. Birlikte olduğumuzda sesimizi daha çok yükselttik. Cumartesi Anneleri eylemi ile bu ülkede gözaltında kaybetme olgusu ülke gündemine oturdu. Galatasaray Meydanı’nda başlayan eylem yani Cumartesi Anneleri onların oyununu bozdu.”

    Karanfillerle donatılacak bir mezar…

    Cumartesi Anneleri/İnsanları olarak kayıpların akıbeti için bin haftayı geride bıraktıklarını ve bu süreçte birçok kazanım elde ettiklerini dile getiren Eren, en önemli kazanımın kaybetmelerin önünü kesmek olduğunu söyledi. Zaman içinde bazı kayıpların katledildiklerini öğrendiklerini ve kemiklerine ulaştıklarını belirten Eren, taleplerinden birinin kesin olan faillerin yargılanması olduğunu söyledi.

    “Failleri biliyoruz” diyen Eren, “Ben Hayrettin’ in ne zaman gözaltına alındığını, nereye götürüldüğünü biliyorum. Dolayısıyla 20 Kasım’da Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli olan terörle mücadelede çalışan herkes Hayrettin’in kaybedilmesinden sorumludur. O dönemde Mehmet Ağar Gayrettepe Terörle Mücadelede Şube Müdür Yardımcısı idi. Ben ağabeyimin faillerini biliyorum, diğer failler de biliniyor çünkü tanıklar var. Bu faillerin yargılanmasını istiyoruz. Bizimle yüzleşmesini istiyoruz. En önemli şey biz sevdiklerimizi istiyoruz, kemiklerini istiyoruz. Annelerimiz yavaş yavaş yok oluyor. Benim annem oğlunun kemiklerine razı olmuştu, ona ait bir mezar istiyordu, ‘Karanfillerle donatılacak bir mezar yapmak istiyorum’ diyordu. Bizim mezar talebimiz, Uluslararası Gözaltında Kaybetmelere Karşı Sözleşmelerin imzalanması, faillerin yargılanması” dedi.

    “Galatasaray Meydanı’na sahip çıkın”

    Eren, sözlerini şöyle noktaladı: “Bizim için 1 hafta da aynı, 10 hafta da aynıdır. Çünkü hepsinde yaşadığımız şey aynı. Titreyerek gidiyoruz, bininci haftada da aynı şekilde gideceğiz. Ama bininci hafta olduğu için biraz daha kamuoyu oluşturmak lazım. Bu önemli bir şey tabi çünkü kitle desteği her zaman demokrasi mücadelesinde en önemli şeydir. Bizim de burada verdiğimiz şey demokrasi mücadelesidir. Bu ülke eğer karanlıktan aydınlığa çıkacaksa bu Galatasaray Meydanı’ndan olacak. Onun için herkesin oraya sahip çıkmasını istiyorum.”

    (Ömer İbrahimoğlu / MA)

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    İSİG Meclisi Ağustos 2026 raporunu açıkladı: Bir ayda 226 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi

    29 Eylül 2026

    Netanyahu’nun Abu Dabi’ye gizli ziyareti ifşa oldu: 7 Ekim istihbaratını yalanlatma çabası sonuçsuz kaldı

    29 Eylül 2026

    İran’da bir ayda 6’sı kadın en az 79 kişi idam edildi

    29 Eylül 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Volkan Yaraşır

    Öfkenin filozofu Fanon -4- Devrimci sınıf ya da devrimci özneye bakışı

    Volkan Yaraşır

    Öfkenin filozofu Fanon -3- İçindeki köleyi öldürmek

    İsa Can Artar

    Şimdi ne olacak? Berlin seçimlerinden sonra birkaç not ve Sahra Wagenknecht

    Volkan Yaraşır

    Öfkenin filozofu Fanon -2- Efendi-köle diyalektiği

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Volkan Yaraşır

    14 maddede faşizm: Umberto Eco

    Ercüment Çervatoğlu

    “Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim”

    Ümit Akçay

    COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

    Ohannes Kılıçdağı

    Bunun adı cadı avı

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    İSİG Meclisi Ağustos 2026 raporunu açıkladı: Bir ayda 226 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi

    29 Eylül 2026

    Zonguldak TTK’de iş cinayeti: Kömür silosuna düşen maden işçisi Ufuk Demir yaşamını yitirdi

    29 Eylül 2026

    Cizre’de iş cinayeti: Temizlik işçisi hayatını kaybetti

    28 Eylül 2026
    KADIN

    Erkekler kadın cinayetleri ve şiddete karşı yürüyecek

    28 Eylül 2026

    Bir günde 2 kadın katledildi

    25 Eylül 2026

    Erkek şiddeti durmuyor: Sakarya, Konya ve Hatay’da 3 kadın katledildi!

    21 Eylül 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.