Elif Gamze Bozo Haberi / Ankara
Platform, kamuoyuna yaptığı açıklamada olayın bireysel bir trajedi olarak değil, bakım hizmetlerinin büyük ölçüde ailelerin ve özellikle kadınların omuzlarına bırakıldığı sosyal politika anlayışının sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
EŞİK, İzmir’de yaşanan olayın ilk örnek olmadığını hatırlatarak, Denizli’de 2018, Trabzon’da 2023 ve Bursa’da 2024 yıllarında da benzer vakaların yaşandığını anımsattı. Özellikle Trabzon’da engelli kızını öldürdükten sonra intihar eden bir babanın geride bıraktığı, “Ben ölürsem kızıma kim bakacak?” notunun bakım krizinin en çarpıcı göstergelerinden biri olduğu ifade edildi.
Açıklamada, lösemi, ağır hastalıklar, engellilik ve uzun süreli bakım ihtiyacının aileler üzerinde yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal açıdan da ağır yük oluşturduğu belirtilerek, mevcut destek mekanizmalarının bu yükü karşılamaktan uzak olduğu kaydedildi.
EŞİK, bakımın yalnızca kadınların ya da ailelerin sorumluluğu olarak görülmesine karşı çıkarak, kamusal bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, bakım veren kişilere yalnızca evde bakım maaşı verilmesinin yeterli olmadığı; düzenli psikososyal destek, sosyal güvence, yıpranma payı, emeklilik hakkı ve ara bakım hizmetlerinin sağlanmasının zorunlu olduğu ifade edildi.
Platform, “Anne neden bunu yaptı?” sorusundan önce, “Bu insanlar neden bu kadar ağır bir bakım yüküyle yalnız bırakıldı?” sorusunun sorulması gerektiğini belirterek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere kamu kurumlarının sorumluluğuna dikkat çekti.
EŞİK, yaşlı, engelli ve özel gereksinimli bireylerin bakım hizmetlerine erişiminin bir sosyal yardım değil, insan onuruna yakışır yaşam hakkının gereği olduğunu belirtti. Kamusal bakım politikalarının yalnızca bakım alan bireyleri değil, bakım veren aile üyelerini de hak sahibi olarak kabul etmesi gerektiği ifade edilen açıklamada; gündüz ve gece kreşleri, yaşlı bakım merkezleri, engelli rehabilitasyon merkezleri, bakım verenler için “mola evleri” ve erişilebilir yaşam alanlarının yaygınlaştırılması çağrısında bulunuldu.
Platform, savunduğu Mor-Yeşil-Kamucu Politikalar kapsamında bakım emeğinin görünür kılındığı, bakım hizmetlerinin kamusal bir hak olarak örgütlendiği ve sosyal devlet ilkesinin güçlendirildiği bir bakım sistemi kurulması gerektiğini belirterek, “İnsanlara ve gezegene özen gösteren, bakım emeğini değerli kılan politikalar olmadan eşit ve insanca bir yaşam mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
EŞİK, bakımın ailelerin fedakârlığına bırakılan bir yük değil, devletin ve toplumun ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayarak, kamusal bakım politikaları hayata geçirilinceye kadar mücadelesini sürdüreceğini açıkladı.
