Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    ABD-İsrail-İran gerilimi sürüyor: Çatışmalar tüm bölgeye yayılıyor

    5 Mart 2026

    İstanbul’daki bazı belediyelerde kamu emekçilerinden “tavan ücret” ve “sıfır zam” dayatmasına tepki

    5 Mart 2026

    Kuzey ve Doğu Suriye’de 8 Mart etkinlikleri sürüyor

    5 Mart 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Rojava hakikatinin ışığında 1 – Öcalan ve PKK “süreç”e nereden bakıyor?

      5 Mart 2026

      Kapitalizmde ahlaki çürüme, oligarşik iktidar ve şantaj ekonomisi

      2 Mart 2026

      Meslek odalarına neler oluyor?

      2 Mart 2026

      Halkın Hafızası, Toprağın Sesi; Yaşar Kemal

      1 Mart 2026

      Yoksulluğun normalleşmesi ve gündelik hayatın sessiz eğitimi

      27 Şubat 2026
    • Seçtiklerimiz

      Varlık adı önceler

      5 Mart 2026

      ABD-İsrail’in İran saldırısı uluslararası sistemin krizini ortaya çıkardı

      4 Mart 2026

      İran’la savaşın sınırları

      1 Mart 2026

      Laiklik tamamlanmış bir hikaye mi? Bu ülke hiç gerçekten laik oldu mu?

      27 Şubat 2026

      Kemal Türkler 100 yaşında!

      23 Şubat 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      HRANA: İran’daki protestolarda binlerce kişi öldürüldü, yüzlerce çocuk gözaltına alındı

      25 Şubat 2026

      Hatimoğulları: “Halk erken seçim isterse, biz hazırız; mobilizasyon kapasitesi en yüksek partiyiz”

      19 Şubat 2026

      Maden işkolunda bir kadın sendikacı

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Pek Avrupaî bir darbe

    Pek Avrupaî bir darbe

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    AB-IMF’nin, Yunan ve Avrupa sermayesinin tercihi çok açık: Mevcut hükümeti nefes alamaz hale getirerek, bizdeki tabirle ‘üç sente muhtaç ederek’ düşürmek. Böylece tüm Avrupa’ya Thatcher’ın o meşhur TINA’sını (başka bir alternatifin olmadığını) küstahça hatırlatmak.

    İnsan bazen tarih gerçekten tekerrürden mi ibaret sorusunu sormadan edemiyor. Bundan tam 50 yıl önce, 1965 Temmuzunda Yeorgios Papandreu (bugünkünün dedesi) başkanlığındaki merkez sol Enosis Kentru (Merkez Birlik) hükümeti, kralın ve bilhassa ABD’nin baskısıyla çözülmüştü. Papandreu komünist filan değildi. Ancak İç Savaş sonrası oluşan otoriter devlet yapısında belli bir demokratikleşme ve emekçiler lehine kimi ılımlı reformları hedefliyordu. Bu kadarı bile ciddi bir reaksiyona neden oldu. Yerli hâkim sınıf ve ABD, Papandreu hükümetini içerden çökertti. Enosis Kentru milletvekillerinin bir bölümü açıkça satın alınarak hükümetin çoğunluğu kaybetmesine neden olundu. Hükümetin böyle atipik bir darbeyle düşürülmesi, “Temmuz olayları” denen büyük bir toplumsal patlamaya ve kitlesel gösterilere neden olacak ve iki yıl sonra da bu sefer tanklı toplu darbe gelecekti.

    Elli yıl sonra aynı şey yaşanıyor. Geçen gün Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schultz, Alman Handelsblatt gazetesine verdiği mülakatta “Syriza devrine” son verilmesi gerektiğini söylüyordu. Aynı gün, Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı , (yine) Alman Die Welt gazetesine verdiği beyanatta Yunan hükümetinin referandum kararının “yasal olmadığı” iddiasında bulunup geri çekilmesini istiyordu. Artık kimse teknokratik müzakere dilinin inceliklerine sığınmak gereği hissetmiyor. Atış serbest.

    Syriza’yı nefessiz bırakma hamlesi

    AB-IMF’nin, Yunan ve Avrupa sermayesinin tercihi çok açık: Mevcut hükümeti nefes alamaz hale getirerek, bizdeki tabirle “üç sente muhtaç ederek” düşürmek. Böylece tüm Avrupa’ya Thatcher’ın o meşhur TINA’sını (başka bir alternatifin olmadığını) küstahça hatırlatmak. Syriza hükümeti tekrar tekrar taviz vermiş olsa ve “kurumların” teklifini büyük oranda kabul etme noktasına gelmiş olsa da IMF-AB üzüm yemek değil, kelimenin gerçek anlamında bağcıyı, Syriza’yı dövmek istiyor. Yunan hükümetinin “alacaklılar” önünde diz çöktürülmesi, rezil rüsva edilerek kıtada neoliberal ortodoksiye yönelik en ılımlı itirazın dahi Yunan örneğiyle itibarsızlaştırılması, Avrupa sermayesinin temel amacı.

    Bunun adını koyalım: Yunan ve Avrupa sermayesi mevcut hükümetin düşmesini istiyor, bunun olabilmesi için var gücüyle çalışıyor. Avrupa liderleri, Yunan halkına “evet” oyu kullanmaları çağrısında bulunmak için adeta kuyruğa giriyor. Yunan bankacılık sistemine likidite akışının kesilmesi, referandum için hükümetin istediği birkaç günlük uzatma talebinin alelacele reddedilmesi, evet oyu çıkmaması durumunda Yunanistan’ın bir “üçüncü dünya ülkesi” haline geleceği tehditleri ve saire, hep bu hedefi güdüyor. AB Komisyonu Başkanı Juncker “Hayır oyu, Avrupa’ya hayır anlamına gelecektir” diyerek aba altından sopa gösteriyor. Yunan ana akım medyası bu pası alıyor ve inanılmaz bir yüzsüzlükle, her türlü yalana başvurarak, “hayır” oyu çıkarsa Yunanistan için dünyanın sonunun geleceğini ilan ediyor. Syriza hükümetinin bu basınca dayanamayarak geri çekilmesi, çözülmesi, yerine “milli mutabakat” sıfatını taşıyacak bir uysal teknokratlar hükümeti kurulması amaçlanıyor.
    Tankla topla değil, şantajla, ekonomik araçlarla, ülkenin finans sistemini çökerterek, korku ve paniği egemen kılarak gerçekleştirilmeye çalışılan bir darbe bu. Pek “Avrupaî” bir darbe. Yunanistan’da bu aralar sıklıkla kullanılan bir örneğe referansla bu “Avrupaî” darbeyi izaha çalışalım. 1982 yılında yayımlanan Chris Mullin’in (bizde “Pek İngilizvarî Bir Darbe” olarak çevrilen) “A Very British Coup” adlı romanında, İşçi Partisi lideri Harry Perkins, NATO’dan çıkmak, ülkedeki Amerikan üslerinin kapatılması ve kamulaştırmalar dahil işçi sınıfı lehine reformlar yapma gibi vaatlerle başbakan olur. Olur ama bu reformları hayata geçirmeye koyulur koyulmaz da ABD’nin, sermaye çevrelerinin, İngiliz istihbaratının, bürokrasinin ve elbet medyanın dahil olduğu bir konspirasyonla, hükümeti devirmeye dönük “pek İngilizvarî bir darbe” girişimiyle karşı karşıya kalır. Daha sonra hayli popüler bir dizi olan kitaptaki gibi “çiçeği burnunda” Syriza hükümeti de yerli-yabancı sermayenin elbirliğiyle yürüttüğü benzer bir “darbe” girişimiyle karşı karşıya.

    Syriza ne yaptı, ne yapabilir?

    AB ve IMF Yunanistan’ı iflasa, Yunan hükümetini çöküşe sürüklemekte kararlı. Peki Syriza bu kavganın hemen yarın gerektirebileceği adımları (mesela bankaların kamulaştırılması ya da avro’dan çıkış) atmakta kararlı mı? Referandumu geniş kitleleri kendi kaderlerini ellerine almak için seferber etmeye, emekçi halkın özörgütlenmesinin ve eyleminin önünü açmaya dönük bir mecra olarak mı görüyor yoksa basitçe bir pazarlık kozu olarak mı? İkinci anlayışın sonu, yenilgiden başka bir şey olmayacaktır. Syriza maalesef beş ay boyunca geniş kitleleri bir “çatışmaya” hazırlamak, böylece korku iklimine pabuç bırakmamak için hiçbir şey yapmadı. Yapmadığı için de şimdi tehditler karşısında yalpalıyor, liderliğin bir bölümünün kafa karıştırıcı açıklamalarıyla “hayır”ın elini zayıflatıyor.

    Syriza liderliği hem “alttakileri” hem “yukarıdakileri” tatmin edecek mucizevi bir “orta yol” arayışında boş yere ısrar ettiğinden referandum kararını almadan evvel en ufak bir hazırlığa girişmedi. Ekonomi yönetiminde, kilit bürokratik konumlarda hâlâ sağcılar var, medya bütünüyle sermayenin kontrolündeki pervasız bir yalan makinesine dönüşmüş durumda, işverenler işçilerini “evet” lehine gösterilere katılmak ve “evet” oyu vermek için tehdit ediyor. Hükümet ise bütün bunları seyretmekle yetiniyor. Referanduma giderken bu sürecin yönetiminde rol oynayacak kritik idari personelde kimi değişimlerin, medyanın alçakça propagandasının denetimini sağlayacak mekanizmaların, işverenin şantajlarını boşa çıkaracak idari tedbirlerin gündeme gelmemesi ciddi birer hata.

    Syriza hükümeti olayların basıncı karşısında referanduma sürüklendi. Ancak referandum ister istemez emekçilerin yeniden “sahaya inmesinin”, seferber olmasının koşullarını yaratıyor. Teknokratların, hükümet ve uluslararası kurumların temsilcilerinin bitmek bilmeyen pazarlıklarının ardından “sokağın” bir kez daha hareketlenmesinin imkânlarını sunuyor. Syriza’nın beş aylık performansı kitleleri seyirci konumuna itmişti; şimdi bu durum, eylemlerle, “hayır” komiteleriyle, dayanışma inisiyatifleriyle değişiyor. Pazar günü bu “pek Avrupaî darbeye” karşı güçlü bir “hayır” bu dinamizmi daha da kışkırtabilir, kitlelere daha büyük özgüven sağlayabilir. Seçilmiş bir hükümeti devirmek için her yolu deneyen IMF ve AB’nin, “yoksullar doğru karar veremez” diyen (evet bu televizyonda söylendi!) Yunan sermaye sözcülerinin okkalı bir şamar yemesi, sonrası meçhul ama “hayır”ın ilk anlamı bu olacaktır…

    Foti Benlisoy

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Varlık adı önceler

    5 Mart 2026

    ABD-İsrail’in İran saldırısı uluslararası sistemin krizini ortaya çıkardı

    4 Mart 2026

    İran’la savaşın sınırları

    1 Mart 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Erdal Kara

    Rojava hakikatinin ışığında 1 – Öcalan ve PKK “süreç”e nereden bakıyor?

    Ertan Eroğlu

    Kapitalizmde ahlaki çürüme, oligarşik iktidar ve şantaj ekonomisi

    Muhsin Dalfidan

    Meslek odalarına neler oluyor?

    Elif Gamze Bozo

    Halkın Hafızası, Toprağın Sesi; Yaşar Kemal

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    Varlık adı önceler

    Ertuğrul Kürkçü

    ABD-İsrail’in İran saldırısı uluslararası sistemin krizini ortaya çıkardı

    Evren Balta

    İran’la savaşın sınırları

    Adil Okay

    Laiklik tamamlanmış bir hikaye mi? Bu ülke hiç gerçekten laik oldu mu?

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    İstanbul’daki bazı belediyelerde kamu emekçilerinden “tavan ücret” ve “sıfır zam” dayatmasına tepki

    5 Mart 2026

    Polyak Direnişi zaferle sonlandı: İşçiler maaş ve tazminatlarını aldı

    5 Mart 2026

    Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilen Prof. Dr. İbrahim Barut işten çıkarıldı

    3 Mart 2026
    KADIN

    Kuzey ve Doğu Suriye’de 8 Mart etkinlikleri sürüyor

    5 Mart 2026

    8 Mart etkinliklerinde mesaj: Diyarbakır’dan Rojava ve Rojhilat’a kadınlar mücadeleyi büyütüyor

    5 Mart 2026

    Kadın emeği raporu: Türkiye’de kadınlar güvencesiz ve kayıt dışı çalıştırılıyor

    5 Mart 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.