Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Soma’da maden ocağında göçük: 2 işçi yaşamını yitirdi, 3 madenci için zamanla yarış sürüyor

    1 Ekim 2026

    Mabel Matiz’in “Ha Leylim” klibine iddianame düzenlendi: 3 dakika 51. saniyedeki dans sahnesi “müstehcenlik” sayıldı

    1 Ekim 2026

    DEM Parti’li erkeklerden kadın katliamlarına karşı yürüyüş: “Kadını öldüren erkeklikten utanıyoruz”

    1 Ekim 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Öfkenin filozofu Fanon -4- Devrimci sınıf ya da devrimci özneye bakışı

      27 Eylül 2026

      Öfkenin filozofu Fanon -3- İçindeki köleyi öldürmek

      26 Eylül 2026

      Şimdi ne olacak? Berlin seçimlerinden sonra birkaç not ve Sahra Wagenknecht

      25 Eylül 2026

      Öfkenin filozofu Fanon -2- Efendi-köle diyalektiği

      25 Eylül 2026

      Öfkenin filozofu Fanon -1- Öfkeyi hatırlamak

      24 Eylül 2026
    • Seçtiklerimiz

      Rejimin ‘kültür savaşı’ davetiyesi – gönderene iade

      1 Ekim 2026

      14 maddede faşizm: Umberto Eco

      29 Eylül 2026

      “Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim”

      21 Eylül 2026

      COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

      20 Eylül 2026

      Bunun adı cadı avı

      17 Eylül 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » SYRİZA yeterince radikal mi?

    SYRİZA yeterince radikal mi?

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    ED ROOKSBY – Syriza’ya ilişkin olarak bir kısım soldan, programının yeterince radikal olmadığı yönünde yapılan eleştiriler yanlış eleştirilerdir. Zira Syriza’nın programı halkın desteğini alacak kadar ılımlı, bir o kadar da kendi radikalleşmesini içinde taşıyan bir program niteliğindedir.

    Çeviri: Mustafa Durmuş

    Syriza’ya ilişkin olarak bir kısım soldan, programının yeterince radikal olmadığı yönünde yapılan eleştiriler yanlış eleştirilerdir. Zira Syriza’nın programı halkın desteğini alacak kadar ılımlı, bir o kadar da kendi radikalleşmesini içinde taşıyan bir program niteliğindedir.
    Birkaç yıl öncesinde radikal sol bir partinin bir AB ülkesinde politik gücü ele geçirme noktasında olduğunu düşünmek bile mümkün değildi. Oysa son kamuoyu yoklamalarına göre bu Pazar günkü seçimlerin galibi Syriza olacak. Her ne kadar tek başına iktidar olabilecek çoğunluğu elde edememe ihtimali yüksek ise de, Syriza’nın kurulacak bir olası koalisyon hükümetinin anahtar partisi olacağı kesin.
    Son iktisadi krizden bu yana, uygulanmakta olan katı kemer sıkma saltanatına karşı ortaya çıkan bu gelişme, kuşkusuz, hem içerde hem de dışarıdaki egemenleri endişelendirdi. Örneğin Avrupa Komisyonu başkanı, Jean-Claude Juncker Yunanlı seçmenleri, aşırı akımların iktidar olması halinde Yunanistan ve avro bölgesinde ortaya çıkabilecek risklere dikkat çeken bir ince tehdit ile uyardı.
    Bu aşırılık iddiaları ve uyarılarına karşın, gerçekte Syriza’nın talepleri son derece ılımlı ve duyarlılık içeren taleplerdir. Programının odağında Yunanistan’ın ülkeyi felce uğratan dış borçlarının yarısının silinmesi için müzakere yapmak, kemer sıkmaya son vermek ve kamusal yatırımlar aracılığıyla büyümeyi ve istihdamı teşvik etmek gibi taahhütler yer alıyor. Bu öneriler ayrıca Syriza’nın haklı bir biçimde ‘insanlık krizi’ olarak adlandırdığı, daha çok da yoksulluğu anlatan sorunu çözmeye yönelik olarak önerilen, ücretsiz elektrik sunumu, sübvansiyonlu yemek ve yoksullara konut sunumu gibi önlemlerle destekleniyor.
    Kemer sıkma politikaları uygulanmaya başladığından bu yana Yunanistan’da işsizlik oranı % 25’in üzerine çıktı, ekonomi % 25 dolayında küçüldü, ücretler ve emekli maaşları düşürüldü, evsizlerin, intihar edenlerin ve bebek ölümlerinin sayısında ciddi bir artış gerçekleşti. Bu gerçekler dikkate alındığında Syriza’nın talepleri ne saçma ne de ütopiktir.Bunlar basit bir gerçeğe dayanmaktadır: Dış borçlar ödenemez bir düzeye çıkmış durumda ve bırakın her vatandaşın yeterli yiyecek bulması, başını sokacak bir evinin olması ya da onuruyla yaşamasına imkan sağlayacak temel kaynaklara erişme hakkı gibi etik konuları, kemer sıkma politikaları insanlara felaket getirmekten başka bir işe yaramamıştır. Bunların hiç biri aşırılık olarak değerlendirilmemelidir. Tersine, gerçek aşırılar, sıradan bir Yunanlı açısından daha fazla kemer sıkma, daha fazla zorluk ve daha fazla aşağılanmayı kapsayan politikalarda ısrar edenlerdir.
    Syriza böyle ılımlı bir duruş sergilediğinden diğer sol grupların çok sert eleştirilerine maruz kalıyor. Örneğin Yunanistan Komünist Partisi (KKE) Syriza’yı oportünizm ile suçlarken, KKE’nden daha az sekter bir tavır sergileyen Yunan Antikapitalist Cephe (Antarsya) seçimlerde Syriza ile işbirliği yapmayacağını, zira programının yeterince radikal olmadığını açıkladı. Uluslar arası soldan de benzer eleştiriler geldi. Bunların temelinde de, Syriza’nın sistemi karşısına almak yerine, onun içinde ve onu yönetmeye talip olduğu, dolayısıyla da bu anlamda radikal olmadığı, hatta mevcut koşullar altında solun politik emellerini de dizginlemekte olduğu suçlamaları yer alıyor.
    Bu eleştiriler birbiriyle yakından alakalı üç nedenden ötürü hatalıdır, yanlıştır.
    İlk olarak, Bu eleştirileri yapanların alternatif olarak ne sundukları açık değildir. Zaten bunların çoğunluğu için Syriza konusundaki itirazın ana nedeni partinin kapitalist bir toplumda ve kapitalist bir devletin içinde bir hükümet kurma niyetinin doğal bir sonucu olarak önerdiği reformların detayları değildir. Onlara göre böyle bir strateji ihanete yol açacaktır. Zira kapitalist kurumları kullanmak isteyen her hangi bir parti sistemin kendi mantığı içinde tuzağa düşecektir. Dolayısıyla da bu mücadeleye ihanet ile sonuçlanacaktır.
    Ancak, Yunanistan’da yıllardır süren toplumsal mücadeleleri hatırlayalım. Kitlesel gösteriler, kamu binalarının işgali, otuzdan fazla genel grev tüm bunlar kemer sıkmayı önleyemediği gibi, sosyalist dönüşüm konusunda da yol açıcı olmadı. Toplumsal mücadelenin ya da mobilizasyonun tek başına yeterli olmadığı açıktır. Dolayısıyla da sorun politik gücü ele geçirme ihtiyacı ile yüzleşme sorunudur. Yunanistan işçi sınıfının, taleplerini gerçek anlamda hayata geçirebilecek bir politik araca ihtiyaç vardır.
    Bu bağlamda, Marksist eleştiriler, “işçilerin Sovyetik organları” hatırlatması yapıyorlar. Buradaki sorun şudur: Yıllar süren toplumsal mücadelelere rağmen bu tür organlar hala yeterince oluşmamışsa ve bunların oluşma belirtileri de çok cılızsa bu tür öneriler ayakları havada öneriler olarak kalırlar. Mevcut durum itibariyle de somut ve ciddi öneriler olmaktan çıkıp sadece iyi dileklere dönüşürler. Gerçekten de bu tür eleştiriler bu tür organların nasıl oluşacağına ilişkin somut bir şeyler söylemiyor ve belirsiz terimlerle konuyu ele alıyorlar.
    Diğer taraftan Syriza, mevcut koşullarda, mücadelenin geldiği noktanın mevcut politik yapıları kullanacak olan sol bir hükümetin kurulmasını gerektirdiğini kavramış durumdadır ve bu mücadele, bu iktidar oluşun beraberinde getireceği sözü edilen tüm bu risklerin, sorunların ve çelişkilerin sorumluluğunu almaya hazırdır. Yani sadece Syriza Yunanistan’daki acil durumla yüzleşebilecek ciddiyette ve somutlukta bir plan sunmaktadır. Diğer taraftan soldan gelen eleştirilerin birçoğu kaçamak bir duruştan öte bir duruş sergilememektedir. Böyle bir duruş da ailelerini besleyebilmek, kirasını ödeyebilmek için mücadele eden kitlelerin gözünde her hangi bir pratik karşılık bulmamaktadır. Bu nedenden dolayı da KKE ve Antarsya’nın bu seçimlerde komik düzeylerde oy alması sürpriz olmayacaktır.
    İkinci olarak, Syriza’nın reform önerileri sıradan Yunanlının, iş, daha iyi ücret, yeterli gıda ve konut gibi acil ihtiyaçları ile denk düşmektedir. Bu nedenle de Syriza’nın programı seçmenlerde yankı bulmakta ve Partiyi iktidarın eşiğine kadar taşımakta ve görünüşte radikal ama bütünüyle soyut devrimci taleplerin çok az politik çekiciliğine rağmen, bu program acil ve gerçek değişimi gündeme getirmektedir.
    Üçüncü olarak, Syriza’nın manifestosu, tüm bu ılımlılığına rağmen, muhtemelen yerli ve yabancı sermaye güçleriyle doğrudan bir çatışmaya neden olacaktır. Zira bu programın sermayenin kendi koyduğu koşullarda kapitalizmin yönetimi programı olmadığı açıktır. Bu nedenle de olası bir Syriza hükümeti, örneğin, ciddi sermaye kaçışları, bankalara hücumlar, yatırımcıların yatırımlarını durdurmaları, çok uluslu şirketlerin ülkeden çekilmesi ve hatta AB’den gelebilecek engellemeler ve şantajlarla karşı karşıya kalacaktır. Keza devlet ile ciddi bir hesaplaşma da söz konusu olacaktır, zira polis güçlerinin yarısından fazlasının 2012 genel seçimlerinde neo faşist Altın Şafak Partisi’ni desteklediği bilinmektedir.
    Böylece, iktidara geldiğinde Syriza, şu iki yoldan birini tercih etmek zorunda kalabilir: Ya karşılaşacağı sert direniş nedeniyle sözünden ve taahhütlerinden geri dönecek ya da borç iptalleri, bankaların kamulaştırılması, kapalı fabrikaların kamulaştırılması gibi reformlarını sürdürmek ve daha ileriye götürmek için daha kararlı davranacak ve daha fazla bastıracaktır.
    Kuşkusuz bunlardan hangisinin gerçekleşeceği ile ilgili net şeyler söylemek mümkün değildir. Ancak, programı ve sözleriyle yarattığı halk desteği veri alındığında, Syriza’nın ilk seçeneğe yönelerek geri çekilmesi gelecekteki seçimlerde kendini yok etmesi anlamına gelecektir. Bu nedenle de sonucu belirleyen şey, büyük ölçüde, ona desteğini veren kitlelerin kurulacak bir Syriza hükümetini sözlerine sadık kalmaya zorlama konusundaki kararlılığı olacaktır. Pazar günü elde edilecek bir zafer bu yönde yeni bir mücadele dalgasının da önünü açacaktır.
    Burada temel konu Syriza’nın pragmatik seçim taahhütlerinin kararlı ve tutarlı bir uygulaması ve savunusunun partinin şu anki hedeflerini daha da ilerletmesini sağlayabilecek yeni önlemlerin önünü açabileceği gerçeğidir. Bu bağlamda Syriza’nın ılımlı programının kendi içinde radikalleşmesinin dinamiklerine sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu dinamikler Yunan halkının günlük ihtiyaçlarını ve endişelerini gözeten program taleplerinde köklerini bulmaktadır. Syriza içinde faaliyet gösteren antikapitalist güçler, devrimci toplumsal değişimin, kurulu düzenin izin verdiği sınırları zorlayan ve kendi yaşamlarını kolaylaştırmayı, onurlarını savunmayı hedefleyen ortak akla ve duyguya hitap eden önlemlerin sıradan insanların kolektif deneyimlerinden oluştuğunu kavramış, görmüş durumdadırlar.

    Kaynak: Ed Rooksby, “Is Syriza Radical Enough?”, http://www.newleftproject.org , 22 January, 2015).
    Yazar Ed Rooksby , Sol Birlik üyesi olup, Ruskin College’de (Oxford) siyaset bilimi dersleri vermektedir.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    İspanya, emperyalizmin şekillendirdiği ancak halkın özlemleriyle yoğrulmuş bir Dünya Kupası’nı kazandı

    21 Temmuz 2026

    Küresel gıda ekonomisi çocukları nasıl öldürüyor?

    16 Temmuz 2026

    Sağcı popülizm neoliberalizmi öldürmedi

    11 Temmuz 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Volkan Yaraşır

    Öfkenin filozofu Fanon -4- Devrimci sınıf ya da devrimci özneye bakışı

    Volkan Yaraşır

    Öfkenin filozofu Fanon -3- İçindeki köleyi öldürmek

    İsa Can Artar

    Şimdi ne olacak? Berlin seçimlerinden sonra birkaç not ve Sahra Wagenknecht

    Volkan Yaraşır

    Öfkenin filozofu Fanon -2- Efendi-köle diyalektiği

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    Rejimin ‘kültür savaşı’ davetiyesi – gönderene iade

    Volkan Yaraşır

    14 maddede faşizm: Umberto Eco

    Ercüment Çervatoğlu

    “Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim”

    Ümit Akçay

    COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    İSİG Meclisi Ağustos 2026 raporunu açıkladı: Bir ayda 226 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi

    29 Eylül 2026

    Zonguldak TTK’de iş cinayeti: Kömür silosuna düşen maden işçisi Ufuk Demir yaşamını yitirdi

    29 Eylül 2026

    Cizre’de iş cinayeti: Temizlik işçisi hayatını kaybetti

    28 Eylül 2026
    KADIN

    DEM Parti’li erkeklerden kadın katliamlarına karşı yürüyüş: “Kadını öldüren erkeklikten utanıyoruz”

    1 Ekim 2026

    Süresiz nafaka iptal edildi, mağduriyet kapıda

    30 Eylül 2026

    Erkekler kadın cinayetleri ve şiddete karşı yürüyecek

    28 Eylül 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.