Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Rojin Kabaiş soruşturması: “Son çare mezarı açacağız”

    17 Temmuz 2026

    SPACE I 2025 Raporu: Türkiye hapishane nüfusu ve yoğunluğunda Avrupa zirvesinde

    17 Temmuz 2026

    BİSAM Temmuz 2026 raporu: Açlık sınırı 36 bin, yoksulluk sınırı 119 bin lirayı aştı

    17 Temmuz 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Bir teşhir metni olarak Kefernahum

      16 Temmuz 2026

      Kırılma noktası

      15 Temmuz 2026

      İmha ambarları ve kaybolan vakıf eşyaları üzerine yeni sorular

      13 Temmuz 2026

      Ankara’daki NATO Zirvesi ve büyük cambazlık: Jeopolitik pazarlıkların gölgesinde Kürt kartı ve muhalefet tasfiyesi

      13 Temmuz 2026

      Ne AHBAP ne AFAD!

      13 Temmuz 2026
    • Seçtiklerimiz

      DEM Parti kongresine giderken-3 : Yeniden yapılanmanın sosyolojik zemini

      17 Temmuz 2026

      DEM Parti kongresine giderken – 2 : Yeniden yapılanmanın örgütsel zemini

      16 Temmuz 2026

      DEM Parti kongresine giderken – 1 : Yeniden yapılanmanın siyasal iklimi

      15 Temmuz 2026

      Çocuktun, çalıştın ama yoksun!

      14 Temmuz 2026

      NATO zirvesinin ekonomi politiği

      12 Temmuz 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026

      “Açlık grevine biz karar vermedik, buna mecbur bırakıldık”

      27 Haziran 2026

      Mehmet Türkmen: “Baskıyla bu mücadeleyi durduramazlar”

      26 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Dersim soykırımı ve ulus devlet paradigması – Ülker Sarı – Canan Baki

    Dersim soykırımı ve ulus devlet paradigması – Ülker Sarı – Canan Baki

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    ÜLKER SARI – CANAN BAKİ

                                                                                                      Ey mutsuzlar! Kardeşlerinizi boğazlıyorlar,
    göz yumuyorsunuz.
    Çığlıklar duyuluyor,
    ama siz susuyorsunuz.
    Aramızda dolaşıp kurbanını seçiyor zorbanın teki,
    Sessiz kalırsak bize dokunmaz diyorsunuz.
    Bok yiyorsunuz!
    Ne tuhaf yer burası,
    sizler nasıl insanlarsınız!
    Haksızlık varsa bir yerde eğer ayaklanmalı insan.
    Ayaklanma olmuyorsa batsın o şehir yerin dibine.
    Yansın bitsin, kül olsun karanlıklar basmadan!”

                                                                                                                                                 Bertolt Brecht

    1905 yıllarından temelleri atılan, 1938 tarihinde hayata geçirilen dersim soykırımının sonucunda on binlerce insanın yaşamına mal olunmuş,  on binlercesi topraklarını terk etmeye zorlanılmış, binlercesi ailelerinden kopartılarak evlatlık verilmiştir. Bugün de temelleri 1905’e uzanan Dersim soykırımının izlerine rastlamak mümkün. Ulus devlet paradigması ve liberal ekonomi-politiğin bir ürünü olarak örgütlenen soykırım bugün de neo liberal ekonomi politiğin bir sonucu olarak Dersim’in tümünün barajlar altında kalacağı projeler halinde sürdürülmeye devam etmektedir.

    Devletin Kürt meselesine bakış biçimi, Dersim sorununa bakış biçiminden gelmektedir. Dersim sorununa bakış biçimi ise Ermeni soykırımına bakış biçiminden gelmektedir; Ermeni soykırımına bakış biçimi ise yunan katliamlarından gelmektedir. Zincirin halkaları andıran bu durum Türk devletinin politik muhtevasına dair etraflı bilgi sunmaktadır.

    Osmanlı’nın, batının tahakkümü altında kaldığını düşündüğü ilk dönemden itibaren çeşitli revizyonlara giderek Batının tahakkümünü kırmak istemişse de başarılı olamamıştır.  Osmancılık, Batıcılık, İslamcılık, Tanzimat, Islahat Fermanı, Birinci meşrutiyet, İkinci meşrutiyet ve son olarak cumhuriyet argümanına başvurulmuştur. Cumhuriyet projesi tıpkı birinci ve ikinci meşrutiyet gibi söylem düzeyinde işletilmiştir.  Örgütlenmek istenen ulus devlet paradigması ama vizyona taşınan Cumhuriyet. Bu ilginç paradoks her yönüyle düşünmeye ihtiyaçtır, Çünkü ulus devlet argümanı stratejik eksenli ele alınıyorken, aynı anda Cumhuriyetten söz edilme imkanı yoktur.  Cumhuriyet iddiası bu yönüyle ölü doğmuş bir bebektir.  Osmanlı’da fiili işgal koşulları altında iken 1921 anayasasına kadar tek millet, tek bayrak argümanına başvurulmayarak fiili işgal koşullarında diğer etnik kesimlerle bütünlüklü hareket edilmesi tercih etmek zorunda kalınmıştır. 1924 anayasasına gelindiğinde, devletin uzunca zamandır inşa etmeye çalıştığı Türkçülük politikaları ete kemiğe büründürülmüş ve Türkiye cumhuriyeti topraklarında yaşayan herkes Türk ilan edilmiştir. İnkâr ve asimilasyon had safhaya taşınmış. Akabinde de ulus devlet paradigması dayanak alınarak katliam bir furya halinde egemen ulusun çıkarları mahiyetinde yeniden dizayn edilerek işletilmiştir. Dersim soykırımı ulus devlet inşa sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Soruna bu şekilde bakıldığında Mustafa Kemal’in talimat verip vermediği manipülasyonu daha anlaşılır hale gelmektedir. Çünkü katliam gerçek anlamda bir devlet projesi olarak uygulanmış ve temelleri çok daha öncelerden atılmıştır.  Ulus devlet inşasının bir sonucu olarak katliamlara, yasaklara, asimilasyona maruz kalan tek başına Dersimliler değildir. Devletin çıkardığı yasalar ve anayasalarda bizatihi ulus devlet paradigması önünde engel olunacağı düşünülen tüm kesimleri kapsamaktadır.

    Dersim katliamı talimatını kimlerin verdiği, katliamın nasıl yapıldığı sorularının cevabı bugün hiç olmadığı kadar iyi bilinmektedir. Daha evvelinde Dersim’de katliam olduğu ve bunun sorumlularının devlet olduğu ifadelerine hummalı bir şekilde Mustafa Kemal’in izole edildiği cevaplarla karşılık verilirdi.   Şimdi ise Dersim katliamının kimler tarafından yapıldığının etraflı bilgisine sahibiz. Soykırımın talimatının Mustafa Kemal tarafından verildiğini de bilmekteyiz. Bir dipnot olarak, AKP’nin Dersim soykırımında Mustafa Kemal’in rolü ve pozisyonunu ifşa ediyor olmasının ardında, değişen ulus devlet paradigmasının yeni retoriği yatmaktadır.

    Dersim’e dair bugün hiç olmadığı kadar araştırmalar yapılmakta, spesifik çerçeveler çizilmektedir. Devletin Dersim katliamını irdeleyen kesimlerin sorularına bir noktaya kadar cevap olmasının ardında yatan temel faktör Dersim soykırımını bir parti ya da bir klikten kaynaklandığını düşündürmek istemesindir.  Devletin dersim soykıırımına çeşitli açıklamalar yapmak zorunda kalmasının temel etken toplumsal muhalefetin uzun zamandan beri sürdürdüğü mücadele iken, bir başka neden de Ulus devlet paradigmasının bugün küresel düzeyde sonuna geliniyor olmasıdır. Küresel düzeyde ulus devlet paradigması mikro düzeylere çekiliyorken Türk devletinin bu durumdan kopuk hareket etme imkânı bulunmamaktadır.

    Ulus devlet paradigmasının tasfiyesi aynı zamanda geçmişte yaşanılan birçok katliamın da açığa çıkarılmasına yol açmaktadır. Geçmişte devletin bizatihi örgütlediği tüm katliamlar bir şekilde açılarak çeşitli cevaplar verilip sorunun tamamen üzerinin örtülmesi yeni olan bir aklın vazgeçilmez yönelimi olacaktır. Aksi durumda yeni Türkiye retoriğinin cevapsız kalmış katliamlar halkaları üzerinden bina edilme imkânı yoktur. Yeni olanın mutlak suretle bir eskiye sahip olması gerekmektedir. Yeni olan, eskiden farklı olmalıdır. Bu da geçmişte katledenlerin bugün yargılanması halinde olabilir ve Türk egemen sınıfları bu durumu çok öncesinden ön gördüklerinden kaynaklı bugün yeni Türkiye argümanını dizayn ederken aynı zamanda geçmişin tüm ölü kolinize olmuş bilgilerine de çeşitli cevaplar vermeye çalışmaktalar. Bu noktaya kadar gayet anlaşılır olup değişen sosyo-ekonomik yapının gereği olarak sosyo-politik hatta daha çeşitli spesifik yönelimlere gebe olunduğu aşikardır. Sorun geçmişte katledenlerin soykırıma maruz bırakanlara nasıl bir cevap verileceği ve nasıl yargılanacağıdır. Bu duruma en isabetli örnek muhtemelen 12 Eylül darbesinin yargılanması gösterilebilir. Sağdan soldan ve devlet sözcülerinden hep bir ağızdan 12 Eylül darbesinin bir grup cunta tarafından yapıldığı ve devlete askere halka rağmen yapıldığı retoriği işlenmektedir.  Devlet yargılanma süreçlerini olabildiğince kendi aurasının ötesine çekebilmek için yığınla manipülatif argümanlara başvurmakta ve sonuçta geçmişte yapılan soykırımları, katliamları birkaç askerin siyasal fantazileri olarak yansıtmaktadır. 12 Eylül darbesinin bir grup cuntacının yargılanmasıyla sonuca erdirileceğini düşünmek tam bir akıl tutulmasıdır. 12 Eylül darbesinin devlet tarafından yargılanmasını beklemek de bir o kadar manipülatiftir. Dersim soykırımını devletin ele alış şekli de benzer arka planlardan beslenmekte. Soykırımı, tek başına CHP üzerine yıkılarak devletin kendisi aklanmak istenmekte.  Dersim katliamı bir devlet projesidir ve bu projenin bugünkü nihai hali egemen sınıflar ve onun sözcüleri olan devlet partilerinin tümüdür.  Geçmişe dönülerek katliamlara dair söylenen her söz kesintisiz bir biçimde devletin ve egemen sınıfların siyasi ideolojik dokusu ve bunun en önemli nedeni olan sınıfsal karakterinin takendisidir.

    Dersim soykırımına neden karşı durmak gerekiyor?

    Devletin ulus devlet paradigmasının inşa sürecinde sıklıkla katletme, imha etme, manipüle etme saldırılarına başvurduğu bugün çok daha açık şekilde görebilmekteyiz.  Devletin yaptığı katliamlara karşı durabilecek muhalefetin cılızlığını biliyor olması da, katliamları devlet nezdinde ilk elden tercih haline getirmektedir.  Bir katliamın, hak gaspının engellenebilmesinin en kolay en doğrudan yöntemi geniş kesimlerin güçlü muhalefetler örgütleyebilmesinden geçmektedir.  Bir saldırı olduğunda en geniş kesimler saldırının karşısında durabiliyor ve saldırının takipçisi olabiliyorsa saldıran kesimler açısından sorun başlamaktadır. Saldıran kesimlerin yapacağı saldırının sonucunda sermayesinin zarara uğrayacağını ön görüyorsa doğal olarak geri adım atması kaçınılmaz. Çünkü egemenler açısından dinin, ahlakın, vicdanın, hümanizmin, etiğin, kültürün, ekolojinin ömrü sermayeye kâr kattığı sürecedir. Ola ki egemen sınıfların çıkarının zedelenmesi gibi bir durum söz konusu ise egemen sınıfların tüm kuralları ihlal etmesi kaçınılmazdır. Burjuvazinin hümanist ve işçi yandaşı görünümünün ardında yatan en temel etken tam olarak kaybedeceklerinin kazanacaklarından fazla geleceğini düşünmesindendir.

    Sonuç olarak;

    Dersimlilerin, Soma’da katledilen madenci yakınlarının, katledilen Alevilerin, herhangi bir fabrikada öldürülen işçilerin; dilinden, kimliğinden, inancından kaynaklı katliamlara maruz kalmış kesimlerin katillerinin kimler olduğu ortada durmasına karşın katledenlerin sağından solundan ıskalanıyor olması katledilmiş kesimlerin durdukları noktaların gerektirdiği fikirlere karşı yaşadıkları yabancılaşmanın sonucudur. Kendi fikirlerinin ne olduğunu bilmemek, kendi fikirlerinin gerektirdiği amaçları, yaşam şekillerini de bilmemeye yol açmaktadır.  Bu da karşısında kümelenen yanlış fikirlerin doğruluğunu yanlışlığını ayırt edememesine yol açmaktadır.  Dost-düşman ayrımı durduğu noktanın gerektirdiği fikirlerin bilinmesiyle ilintilidir. Patronun daha fazla kâr hırsının sonucunda 301 madencinin sıradan tedbirlerin alınmamasıyla öldürülmüştür. Madencileri öldüren maden sahibinin daha fazla akr amacı, madenin denetimini yapan devlet kurumlarının madendeki yetersizliği pas geçmeleri ise madenden edinilen kardan yapacakları akzancın bir sonucudur. Tüm bu kordinasyon ve hiyerarşinin sözcü mahiyetindeki ismi başbakan cumhur başkanı. Şimdi madende katledilmiş bir işçi yakınının eşini yada çocuğunun ölümüne yol açan asıl nedenlerin tamda kapitalist işleyiş olduğunu bilmesi halinde Başbakan ve eşinin ağlamaklı hallerine inanırmıydı? Yada patronun evlerine ziyarete gelmesine izin verirler miydi.

    Keza Dersim soykırımının ardından Dersim nüfuslu olan kesimlerin CHP’ye oy vermesi AKP’ye oy vermesinden daha az anlaşılır değildir. Bir toplumun belleğinin geçmişte katledilmiş olması ve bu eksende ecdadının uğradığı katliama karşı intikam arzusuyla yetişmesi, yetiştirilmesi geçici çözümler sağlamasına karşın esas çözümlerin manipüle olmasına neden olmaktadır. Dersim’de yaşanılan katliamın sorumlularının bir bütün olarak devlet olduğunu anlatmak yerine katliamı CHP ile açıklamak ve seçim dönemlerinde Dersimlilerin “cellatlarına aşık olduklarını” söylemek devletin katliamdaki rolünü gizlemek isteyen ve aynı zamanda devletle sorunu olmayan kesimlerin aklının ürünüdür. Evet, Dersimlilerin CHP’ye oy vermelerini eleştirelim ama Dersimlilerin AKP’ye oy vermesini de eleştirelim. En doğrusu ise CHP’ye ve AKP’ye oy vermeyelim gibi reformist bir argümana başvurmak yerine Dersimlilere, meclisten bir şey beklememeleri gerektiği devrimci sloganını öğretelim…

    ÜLKER SARI&CANAN BAKİ (15.11.2014)

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    ÖHD’den 6 aylık cezaevi raporu: “Barış sürecine rağmen tecrit ve ayrımcılık sürüyor!”

    9 Temmuz 2026

    Murat Karayılan: “Demokratik siyaset kararımız kesin, devlet güven tesis edecek yasal adımlar atmalı”

    7 Temmuz 2026

    RTÜK’ten NATO Zirvesi öncesi medyaya yayın talimatı

    6 Temmuz 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Asya Erdal

    Bir teşhir metni olarak Kefernahum

    Musa Piroğlu

    Kırılma noktası

    Mahsuni Gül

    İmha ambarları ve kaybolan vakıf eşyaları üzerine yeni sorular

    Cemalettin Efe

    Ankara’daki NATO Zirvesi ve büyük cambazlık: Jeopolitik pazarlıkların gölgesinde Kürt kartı ve muhalefet tasfiyesi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Cengiz Çiçek

    DEM Parti kongresine giderken-3 : Yeniden yapılanmanın sosyolojik zemini

    Cengiz Çiçek

    DEM Parti kongresine giderken – 2 : Yeniden yapılanmanın örgütsel zemini

    Cengiz Çiçek

    DEM Parti kongresine giderken – 1 : Yeniden yapılanmanın siyasal iklimi

    M. Ender Öndeş

    Çocuktun, çalıştın ama yoksun!

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    En düşük emekli aylığında komisyon onayı: 23 bin 552 TL de emekliyi sefaletten kurtaramadı

    14 Temmuz 2026

    İSİG raporu: Bir ayda en az 228, yarım yılda 1.063 ölüm

    14 Temmuz 2026

    AFP’de grevin 9. günü: “Avrupalı gazetecinin yarısı kadar maaşa, 7/24 sahada sömürülüyoruz!”

    14 Temmuz 2026
    KADIN

    Cezaevi izninde vahşet: Antep’te cezaevinden izinli çıkan şahıs, boşandığı kadını katledip intihar etti!

    13 Temmuz 2026

    KCDP 2026 ilk yarı raporunu açıkladı: 150 kadın katledildi, 151 şüpheli ölüm var!

    13 Temmuz 2026

    bianet Haziran 2026 Çetelesi: Erkekler 6 ayda 142 kadını öldürdü, şiddet ve tecrit tırmanıyor

    8 Temmuz 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.