Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Varto’da JES projesine karşı hukuk savaşı: Şirket davaya müdahil olmak istiyor!

    6 Mayıs 2026

    Kayyım yönetimindeki Hakkari’de çöp krizi: Atıklar köylerin dibine dökülüyor!

    6 Mayıs 2026

    Adalet Bakanlığı’ndan “Faili meçhul” dairesi: Diyarbakır’da 70 dosya yeniden açılıyor

    6 Mayıs 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      6 Mayıs: Darağaçlarını aşan bir devrimci hafıza

      6 Mayıs 2026

      Her bijî Amedspor!

      2 Mayıs 2026

      Devrimciler de ölür, ama…

      2 Mayıs 2026

      1 Mayıs alanında bir gazeteci: Not defterim ve kameram

      30 Nisan 2026

      1 Mayıs’ı yeniden işçi sınıfının mücadele günü haline getirmek

      30 Nisan 2026
    • Seçtiklerimiz

      Ana akım sendikacılığın krizi!

      4 Mayıs 2026

      Madenci direnişinin gösterdikleri

      4 Mayıs 2026

      Mali’den Kıbrıs’a acayip ortaklıklar: Darbeler, İslamcılar, seküler ayrılıkçılar, Ukraynalılar ve Fransızlar

      3 Mayıs 2026

      2026’da emeğin durumu

      3 Mayıs 2026

      Ermeniler, Aleviler, “kılıç artıkları” ve devlet

      30 Nisan 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026

      Av. Sevda Karataş: Zulüm varsa direniş de var!

      21 Nisan 2026

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026

      Newroz, Akitu ve Paskalya: Mezopotamya’nın kadim bayramları yeniden sahipleniliyor

      5 Nisan 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Bazen yüzde 10, yüzde 45’ten büyüktür!- Seyfi Öngider

    Bazen yüzde 10, yüzde 45’ten büyüktür!- Seyfi Öngider

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Türkiye on ikinci cumhurbaşkanını seçmek için 10 Ağustos’ta sandığa gidecek. AKP cephesi ilk turda Tayyip Erdoğan’ın seçileceğinden emin gözüküyor ve sürekli bu fikri işleyerek diğer adaylara oy vermeyi düşünen seçmenlere “bu yaz sıcağında boşuna zahmet etmeyin” mesajı veriyor. Katılım düşük olursa Erdoğan’ın ilk turda seçilme ihtimali artıyor gerçekten ancak mevcut kutuplaşma ve HDP adayı Selahattin Demirtaş’ın giderek etkisini artıran kampanyası dikkate alındığında 10 Ağustos’ta seçim bitecek gibi görünmüyor. Büyük ihtimalle 24 Ağustos’ta tekrar sandığa gidilecek ve ikinci tura kaldığında Erdoğan’ın işi sanıldığından daha zor olacak.

    On birinci cumhurbaşkanının seçileceği 2007 ilkbaharından aylar önce kaleme aldığım ve o zamana kadar Çankaya’dan gelmiş geçmiş on cumhurbaşkanının seçilme hikâyelerini aktardığım Çankaya’nın Bütün Adamları adını taşıyan kitabımın ilk baskısında şöyle demiştim:

    “Mayıs 2007’de seçilmesi gereken Türkiye Cumhuriyeti’nin on birinci cumhurbaşkanına ilişkin tartışmalar bir yıl önce, Mayıs 2006’da başladı ve dolayısıyla bu cumhurbaşkanlığı seçiminin de bir krize gebe olduğu anlaşıldı. Hatta daha o zamandan itibaren bir tür kriz haline geldi bile. Tartışmanın bu kadar erken başlaması ve iktidar partisi AKP’ye, lideri Tayyip Erdoğan’a yönelik daha büyük bir siyasal planın bir parçası olarak gündeme oturması yanıltıcı olmamalıdır. AKP gibi, bırakın hükümette olmasını, varlığı bile bazılarınca ‘rejime tehdit’ olarak görülen bir iktidar partisinin lideri Çankaya’ya çıkmayı düşündüğü için kriz çıkmış değildir. Gerçek şu ki, Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimi demek çoğunlukla kriz demektir, krizsiz cumhurbaşkanı kolay kolay seçilmez.”

    Nitekim öngördüğüm kriz ordunun e-muhtıra vermesine, zamanın Anayasa Mahkemesi’nin skandal “367 kararı” alarak Meclis’in cumhurbaşkanı seçmesine engel olmasına kadar gitti. Sonuçta 22 Temmuz 2007’de seçime giden AKP güçlenerek Meclis’e gelince yine de liderini, partinin 1 numarasını Çankaya’ya çıkaramadı, 2 numarasını, Abdullah Gül’ü çıkardı. (İlginç olan noktalardan biri şu ki, o günlerde AKP adayı olarak adı geçenlerden biri bugünün CHP-MHP adayı Ekmeleddin İhsanoğlu idi. Çünkü en önemli tartışma konusu cumhurbaşkanı olacak adamın eşinin başının kapalı olmamasıydı ve İhsanoğlu’nun eşi de başörtülü değildi.)

    Yine kriz?

    On birinci cumhurbaşkanının seçimine ilişkin krizi seçime giderek aşan AKP soruna köklü bir çözüm getirmek üzere anayasal bir düzenleme yaptı ve artık cumhurbaşkanını Meclis’in değil halkın seçmesine karar verildi. Ancak bu da on ikinci cumhurbaşkanının seçiminin bir krize dönüşmesine engel olmuş gibi görünmüyor. Şu anda üç tane cumhurbaşkanı adayı ve krize dönüşmekte olan bir seçim süreci var.

    Peki, neden böyle oluyor? Abdullah Gül’ün seçilme hikâyesini de ekleyerek genişletilmiş yeni baskısını yapılan Çankaya’nın Bütün Adamları’nın önsözünde şöyle deniyor:

    “Yedi yıl önce siyaseten henüz rüştünü ispatlamamış, sistem ve devlet tarafından yeterince meşru görülmeyen AKP’nin liderinin Çankaya’ya çıkması engellenirken bugün, AKP iktidarının on ikinci yılında liderinin yine 864 rakımlı tepeye çıkması engellenmeye çalışılıyor. Çünkü Erdoğan eğer Çankaya’ya çıkarsa ‘bütün yetkilerini kullanacağını’, ‘terleyen cumhurbaşkanı’ olacağını açıkça ilan etmiş bulunuyor. Dolayısıyla başkanlık veya yarı-başkanlık sistemi gibi bir büyük siyasal değişiklik, daha doğrusu rejim değişikliği yapmak istiyor ama bunu da bir ulusal uzlaşma, bir konsensüs arayarak yapmayı denemiyor. Böyle bir anlayışı yok. ‘Demokrasi sandıktır’ diyerek, çoğunluğun desteğini alırsam istediğimi yaparım, demeye getiriyor.

    “Oysa demokrasi çoğunluğun iradesinden ibaret değildir; azınlığın da haklarının gözetilmesi ve özellikle de azınlığın çoğunluk olmasının yollarının, kanallarının açık olmasıdır; taraflar arasında empati ve diyalogdur; uzlaşmadır; gerektiğinde mutabakat aramaktır… Bunların olmadığı yerde demokrasi olmaz, kriz ve çatışma olur. On ikinci cumhurbaşkanının seçimi öncesinde Türkiye’nin bu kadar gergin, bu kadar çalkantılı, bu kadar hassas olmasının nedeni budur.”

    Üç aday, iki proje

    Üç aday var; ama 2007’de on birinci cumhurbaşkanı seçimi sırasında aynı saflarda yer alan Erdoğan ve İhsanoğlu bugün rakipler ancak adaylık konuşmalarına aynı dualarla başlayıp bitirdiklerine göre aralarındaki farkın siyasi konjonktürden kaynaklandığı söylenebilir.  Erdoğan 12 yıllık iktidarını 10 yıl daha “tek adam” olarak sürdürmek için “Türk usulü başkanlık” arayışında, İhsanoğlu ise mevcut sistemin Erdoğan’ın önünü kesmek üzere ortaya sürdüğü bir isim. Erdoğan’ın başkanlık rejimine engel olması ve parlamenter sistemin devamını sağlamasından öte İhsanoğlu’ndan bir şey beklenmiyor. Dolayısıyla yeni bir siyasi iddiası veya Erdoğan’a siyaseten bir “meydan okuması”ndan söz edilemez.

    Bu bağlamda aslında aynı milliyetçi-muhafazakâr kumaştan olan Erdoğan ile İhsanoğlu’na karşı üçüncü aday Selahattin Demirtaş’ın kumaşı ise çok farklı ve doğal olarak adaylığının siyasi anlamı da farklı. HDP Eşbaşkanı Demirtaş her şeyden önce 30 yıldır süren bir isyan hareketinin içinden çıkıp gelen, demokratik ve özgürlükçü bir hareketin sözcüsü olarak Erdoğan’a siyaseten meydan okuyor. Erdoğan’ın önünü kesmek için değil AKP’nin Türkiye’nin geleceğine ilişkin ortaya koyduğu siyasi projeye alternatif bir proje önermek üzere aday olmuş bulunuyor. Erdoğan’ın despotik “tek adam rejimi”ne karşı İhsanoğlu mırıl mırıl bir parlamenter sistem savunusu yaparken Demirtaş mevcut rejimi de eleştirerek ve onu da aşmak üzere özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik bir Türkiye’yi inşa etmek gerektiğini yüksek sesle dile getiriyor.

    Gezi isyanı gibi…

    Üç aday içerisinde en güçlüsü olarak gözüken ve pişkince kullandığı onca devlet olanağına rağmen “devlete karşı milletin adayı” olduğunu söylemekte beis görmeyen Erdoğan’ın “tek adam” rejimine karşı İhsanoğlu mu daha iyi mücadele eder, Demirtaş mı? Söz gelimi İhsanoğlu yüzde 45, Demirtaş yüzde 10 oy aldı, hangisi Erdoğan’ın siyasi hesaplarını bozabilecek, onun despotik emellerine engel olabilecek güce sahiptir? Özellikle Erdoğan’ın “tek adam” hevesinden ve giderek artan İslami tonlamasından büyük rahatsızlık duyan ama Demirtaş’ın içinden geldiği Kürt isyanından da tedirgin olan ve kendisini solda gören/hisseden kesimler bu soruları sormalı ve yanıtlarını da iyi düşünmelidirler.

    Demirtaş oylarını yüzde 6-7 civarından yüzde 10’lara ve hatta daha da üzerine çıkarırsa bu sonuç Türkiye’yi Gezi isyanı gibi ferahlatır. Yüzde 10 civarında oy demek yaklaşık 5 milyon seçmen, aileleriyle birlikte 10 milyondan fazla insan demektir. Bu milyonların bilinçli ve örgütlü bir şekilde karşı çıktığı hiçbir şeyi ne Erdoğan ne de bir başkası gerçekleştirebilir. Gezi isyanı sırasında sokağa dökülen insan sayısı bundan çok daha azdı ama Erdoğan unutamadığı bir yenilgiye uğradı. Hâlâ rüyalarında Gezi kâbusu görüyor, bu hali diline, politik söylemine yansıyor. Demirtaş’ın oylarındaki büyük artış yeni bir Gezi etkisi yaratacaktır. Erdoğan’ın despotik emellerinin engellenmesi için önemli bir güç birikimi yapılmış olacaktır. İhsanoğlu’na oy verecek yüzde 45’ten çok Demirtaş’a oy verecek yüzde 10’a güvenmek gerekir. O yüzde 45’i de harekete geçirecek, mücadeleye çekecek olan o yüzde 10’dur.

    Unutulmamalıdır ki, siyaset aritmetikten çok cebire benzer; önündeki ve ardındaki değerlerle birlikte hesaplandığında bazen 10, 45’ten büyüktür! (SÖ/HK)

    * Çankaya’nın Bütün Adamları, Seyfi Öngider, Genişletilmiş 4. Baskı, Temmuz 2013, Aykırı Yayınları

     

    Not: Bu yazı bianet.org sitesinden alınmıştır.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Yavaş-Sarıgül-İhsanoğlu – Tekin Yılmaz

    15 Eylül 2015

    Sultan Tayyip bildiğiniz gibi – Yiğithan Kavukçu

    15 Eylül 2015

    Benzerlere değil, yeniye ve değişime oy ver

    15 Eylül 2015
    Destek Ol
    Yazılar
    Ömer Bölüm

    6 Mayıs: Darağaçlarını aşan bir devrimci hafıza

    Mehmet Murat Yıldırım

    Her bijî Amedspor!

    Muhsin Dalfidan

    Devrimciler de ölür, ama…

    Mehmet Murat Yıldırım

    1 Mayıs alanında bir gazeteci: Not defterim ve kameram

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Aziz Çelik

    Ana akım sendikacılığın krizi!

    Aziz Çelik

    Madenci direnişinin gösterdikleri

    Fehim Taştekin

    Mali’den Kıbrıs’a acayip ortaklıklar: Darbeler, İslamcılar, seküler ayrılıkçılar, Ukraynalılar ve Fransızlar

    Ümit Akçay

    2026’da emeğin durumu

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Filistin Gazeteciler Sendikası’nın Dünya Basın Özgürlüğü Günü mesajı: Basın özgürlüğü slogandan ibaret değildir

    4 Mayıs 2026

    Eti maden gümüş A.Ş. maden sahasını terk etti: İşçiler altı aydır maaş alamıyor

    3 Mayıs 2026

    1 Mayıs’ta biri MESEM öğrencisi 5 iş cinayeti

    2 Mayıs 2026
    KADIN

    Meksika’da Kadın Cinayetlerine Karşı Ulusal Yasa’nın yolu açıldı

    30 Nisan 2026

    İstiklal Kadınları Hareketi ve Femonasyonalizm

    27 Nisan 2026

    Kuşadası’nda kadınlardan “Cezasızlık Düzeni”ne isyan: “Faillerin arkasındaki devlet gücünü biliyoruz”

    24 Nisan 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.