DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi arasındaki entegrasyon sürecine ve Suriye’de şekillenen yeni idari yapıya ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Çiftyürek, gelinen aşamada Rojava’daki özerk kurumların varlığını kaybettiğini iddia ederek sürecin Kürt siyaseti açısından taşıdığı risklere işaret etti.
“Rojava’daki özerk kurumlar tasfiye edildi”
Suriye’de kurulan yeni yapının özerk yönetimi ortadan kaldırdığını savunan Sinan Çiftyürek, entegrasyon kararlarının sonuçlarını şu sözlerle eleştirdi:
“‘Tek Devlet, Ordu, Parlamento/Hükümet ve Bayrak’ hedefleri tamamlandı. Yani Batı Kürdistan’daki askeri-siyasi kurumların özerkliği tasfiye edildi. Mevcut geçici yönetim Kürtlerin millet olarak tanınmasına karşı dururken, Kürtçeyi anayasal bir güvence yerine sadece seçmeli bir hak derecesine indirgemeye çalışmaktadır.”
Mazlum Abdi’nin atanmasına tepki: “Siyaseten onur kırıcı”
Mazlum Abdi’nin Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’nın danışmanlığına atanması kararını da değerlendiren Çiftyürek, Kürt siyasi aktörlerinin bürokratik pozisyonlarla sürecin dışına itilmek istendiğini öne sürdü:
“Mazlum Abdi’nin Şara’nın ‘Danışmanı’ veya müsteşar gibi bürokratik görevler üstlenmesi hem siyaseten onur kırıcı olacak hem de kendisinin siyasetten kopartılmasına yol açacaktır. Bu yaklaşım değişmediği sürece Kürt siyasi liderliği Şam hükümetinde veya bürokratik kademelerde görev almamalıdır.”
Kürt siyaseti için “kırmızı çizgi” vurgusu
Mevcut idari ve hukuki çerçevenin hakları tam olarak karşılamadığını ifade eden Çiftyürek, Kürt siyasetinin temel tutunma noktalarını şu şartlara bağladı:
- Anayasal Statü: Kürt kimliğinin ve varlığının anayasa düzeyinde resmi bir millet olarak tanınması.
- Ana Dilinde Zorunlu Eğitim: Kürtçe eğitimin seçmeli veya geçici modellerle sınırlandırılmayıp ilkokuldan üniversiteye kadar anayasal güvence altında zorunlu eğitim dili olarak kabul edilmesi.
