Aydın’da faaliyet gösteren Denge gazetesinin Facebook hesabından 25 Ağustos’ta yapılan bir paylaşım, gazeteci İrem Delice’nin tutuklanmasına uzanan bir adli süreci başlattı.
Gazetenin sosyal medya hesabında siyah zemin üzerine büyük harflerle “Erdoğan vefat etti” ifadesine yer verildi. Paylaşımın altında ise gazetenin internet sitesinde yayımlanan bir habere ait bağlantı paylaşıldı.
Link üzerinden habere ulaşan kullanıcıların, söz konusu haberin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili olmadığını gördüğü belirtildi. Haberin, Gülşen Erdoğan isimli bir yurttaşın vefat duyurusu olduğu aktarıldı.
Ancak paylaşımda yalnızca “Erdoğan” soyadının öne çıkarılması ve kullanılan tasarımın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hayatını kaybettiği izlenimi yaratması üzerine sosyal medyada tepkiler yükseldi.
Gazeteci tutuklandı
Paylaşımın ardından Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturmanın, Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinde düzenlenen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu kapsamında yürütüldüğü öğrenildi.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan gazeteci İrem Delice, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Mahkemeye çıkarılan Delice hakkında tutuklama kararı verildi. Delice, kararın ardından cezaevine gönderildi.
Bir sosyal medya paylaşımından tutukluluğa
Soruşturmanın temelinde, paylaşımın haberin gerçek içeriğinden farklı bir algı oluşturduğu yönündeki değerlendirme bulunuyor. Ancak bir sosyal medya paylaşımının ardından gazetecinin tutuklanması, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskının boyutunu bir kez daha gündeme getirdi.
AKP iktidarı döneminde gazeteciler hakkında açılan soruşturmalar, verilen hapis cezaları ve tutuklamalar, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet hakkında yapılan eleştiri ya da paylaşımların ağır adli yaptırımlarla karşı karşıya kalabildiğini gösteriyor.
Denge gazetesindeki paylaşımın yarattığı tartışma ayrı bir başlık olsa da, bir gazetecinin tutuklanması, ifade özgürlüğü açısından çok daha ağır bir sonuç doğuruyor.
İrem Delice’nin tutuklanmasıyla birlikte Türkiye’de gazetecilerin yalnızca yayımladıkları haberler nedeniyle değil, sosyal medya paylaşımları üzerinden de özgürlüklerinden mahrum bırakılabildiği bir tablo ortaya çıkmış durumda.
Adli süreç ise devam ediyor.
