Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında üstlendiği kritik lojistik rol ve taşıdığı manevi değerle kent tarihinin en önemli unsurlarından biri olan Merdivenköy Tekkesi, 1925 yılında çıkarılan 677 sayılı Kanun ile kapatılmasının ardından uzun yıllar bakımsızlık ve denetimsizlikle karşı karşıya kaldı. Namazgahı, tarihi çeşmesi, havuzları ve asırlık çınarlarıyla geniş bir külliye niteliği taşıyan yapı topluluğu, özellikle 1950’li yıllarda ciddi bir mekansal tahribat sürecine girdi.
Atatürk Kitaplığı Arşivi’nde yapılan incelemeler, bu tahribatın yalnızca halk arasındaki dedikodulardan ibaret olmadığını, dönemin önde gelen mimarlarından Hüsrev Tayla tarafından resmi makamlara bildirilen somut bir ihbar dosyası olduğunu kanıtlıyor.

Bir mimarın tarihi ihbarı
Atatürk Kitaplığı Arşivi’nde muhafaza edilen ve Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı’na hitaben yazılan 3 sayfalık daktilo metni, bir mimarın toplumsal ve mesleki sorumluluk örneğini belgeliyor. Aynı içeriğin üç nüsha halinde çoğaltılmış olması, belgenin Kurul üyelerine dağıtılmak üzere hazırlandığını gösteriyor.
Dilekçede doğrudan bir tarih bulunmasa da muhatap kurum olan Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 1951 yılında kurulmuş olması, ihbarın 1951 veya sonrasındaki yıllarda kaleme alındığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Ayrıca belgedeki imza, Atatürk Kitaplığı Arşivi’nde yer alan diğer Hüsrev Tayla evrakındaki imzalarla birebir örtüşüyor.
Daktilo hatası gerçek tahribatı gizleyemedi
Tayla’nın kaleme aldığı ihbar metninde göze çarpan en dikkat çekici ayrıntılardan biri de metindeki daktilo hatası. Dilekçede yer alan “havuzlarında takip edildiği” ifadesinin, cümlenin akışı ve mahalle sakinlerinin beyanlarına yapılan atıflar incelendiğinde belirgin bir yazım hatası olduğu anlaşılıyor. Metnin bağlamı, kastedilen hususun havuzların “tahrip edildiği” yönünde olduğunu açıkça gösteriyor.
Hüsrev Tayla’nın Yüksek Kurul’a sunduğu raporda öne çıkan tespit ve yasal talepler şu şekilde sıralanıyor:
- Namazgah alanının işgali: Tekke önünde bulunan tarihi namazgah alanının üzerine izinsiz bir imalathane inşa edilerek alanın işgal edilmesi.
- Çeşme ve havuzların tahribi: Külliye bünyesindeki tarihi çeşmenin kısmen harap edilmesi ve mahalle sakinlerinin ifadesine göre alandaki havuzların tahrip edilmesi.
- Doğal dokunun katledilmesi: Parsel üzerinde yer alan asırlık tarihi çınarların yok edilmesi.
- Yasal işlem ve yıkım talebi: İzinsiz yapılan kaçak imalathane inşaatının derhal yıktırılması, zarar gören tarihi kısımların tamir edilmesi ve bu tahribata sebebiyet veren şahıs veya kurumlar hakkında kanuni kovuşturma başlatılması.
Cevapsız kalan sorular ve koruma bürokrasisi
Arşiv kayıtlarında yapılan detaylı araştırmalara rağmen, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun Tayla’nın bu ihbarına resmi bir yanıt verip vermediğine ya da söz konusu imalathane işgaline karşı cezai bir işlem başlatıp başlatmadığına dair henüz net bir belgeye ulaşılamadı.
Bu durum, 1950’li yılların koruma bürokrasisindeki aksaklıkları ve denetimsizlik ortamını tartışmaya açarken şu kritik soruları da beraberinde getiriyor:
1. Merdivenköy Tekkesi’ndeki imalathane işgali ve fiziki yıkım tam olarak hangi tarihte başladı ve ne kadar sürdü?
2. Tarihi namazgah üzerine imalathane kurarak alanı işgal eden özel veya tüzel kişilerin kimlikleri tespit edilebildi mi?
3. Dilekçede adı geçen taşınmaz tahribatın yanı sıra Tekke’nin taşınır kültür varlıkları, yazma eser kütüphanesi ve haziresi de bu yağma sürecinden etkilendi mi?
1951’den 2019’a: İşgalden kurumsal korumaya
1950’li yıllarda yaşanan kontrolsüz tahribat sürecine karşın, alanın tescil ve koruma süreçleri sonraki yıllarda kurumsal bir nitelik kazandı. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 08.08.2019 tarihli ve 6499 sayılı kararı, Merdivenköy Tekkesi’nin geçirdiği mekansal dönüşümü belgelemesi açısından tarihi bir karşılaştırma imkanı sunuyor.

Kadıköy Merdivenköy Mahallesi 189 Pafta, 737 Ada, 11 Parsel’de yer alan ve mülkiyeti Mehmet Ali Hilmi Dede Vakfı’na ait olan tescilli Şahkulu Sultan Külliyesi hakkındaki 2019 tarihli kararda, alanda yapılması planlanan yeni yemekhane binası değerlendirildi. Kurul, tescilsiz yemekhane binasının inşası sırasında tescilli ihata duvarının sökülerek yeniden örülmesi yönündeki teklifi reddetti. Tescilli duvara zarar verilmeden, söküm yapılmaksızın itinalı bir çalışma yürütülmesi şart koşuldu.

Bir kentsel mirasın bocalama tarihi
Hüsrev Tayla’nın arşivinden çıkan ihbar yazısı ile 2019 yılına ait Koruma Kurulu kararı birlikte değerlendirildiğinde, Merdivenköy Tekkesi’nin yarım asrı aşkın bir süre boyunca kaçak yapılaşma, denetimsiz işgal, tahribat ve nihayetinde resmi koruma kararları arasında sıkışıp kalan bir kentsel miras alanı olduğu netleşiyor. Tayla’nın dilekçesi, şahsi bir başvuru olmanın ötesinde, Türkiye’nin mimarlık ve koruma tarihine ışık tutan birincil elden tarihsel bir belge niteliği taşıyor.
Dosya haber değerlendirmesi
Bu konu, taşıdığı arşivsel değer, birincil elden tarihsel belgeler (1951 sonrası Hüsrev Tayla dilekçesi ile 2019 Koruma Kurulu kararı) ve içerdiği tarihsel/kentsel çelişkiler nedeniyle nitelikli bir “Dosya Haber” (İnceleme / Araştırma Haberi) yapısına tamamen uygundur.
1. Zaman derinliği ve arşiv verisi: Sadece anlık bir gelişmeyi değil, 1950’lerden günümüze uzanan 70 yıllık bir kentsel koruma sürecini belgeleriyle karşılaştırmaktadır.
2. Kamu yararı ve fikri takip: Türkiye’nin önde gelen mimarlarından birinin geçmişte yaptığı resmi ihbarın izini sürerek günümüzdeki resmi kararlarla bağ kurmakta ve kent bilincine katkı sağlamaktadır.
3. Açık sorular ve araştırma boyutu: Haberin içinde yer alan cevapsız sorular, konunun gelecekte yeni arşiv çalışmalarıyla derinleştirilmesine imkan tanımaktadır.
