Baştan belirteyim, ben ne CHP’liyim ne de yıllardır yürüttükleri siyasetin hayranıyım. Özür Özel döneminde de yerel yönetimlerdeki aksaklıklardan tutun, izlenen genel çizgiye kadar eleştirecek onlarca husus olduğunu gayet iyi biliyorum. Ancak bugün Özgür Özel ve ekibinin “Baba Ocağı” dediği CHP’ye veda edip yeni parti startını vermesiyle yaşanan bu büyük kopuş, sadece parti içi bir ayrışma olarak görülmemeli. Özel’in grup konuşmasında dile getirdiği “Gerekirse bu ülke için hep birlikte ateşten gömleği giyeceğiz” resti, tıkanan siyasette yeni bir çıkış arayan milyonlar için umudun ve cesur bir başlangıcın habercisi olma iddiasını taşıyor.
Karşımızda, iktidarın devlet gücüyle ana muhalefeti tasfiye etme hamlesi ve bu hamleye kendi koltuk ikballeri için omuz veren bir “eski vesayet” gerçeği varken, bu yeni yol yürüyüşü muhalefet seçmenine sıkıştığı karanlıkta bir ışık sunmayı hedefliyor.
Yeni parti startı
İktidarın siyaset tarzını zaten biliyoruz. Kendisine alternatif olabilecek, oy potansiyeli taşıyan kim varsa oyun dışı bırakmak temel stratejileri. Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere seçilmiş isimlerin ve muhalefet aktörlerinin siyaseten engellenmesi bu planın ilk safhasıydı. Özgür Özel ve ekibi ise tam bu kuşatma karşısında, partideki kanalların tıkandığını görerek radikal bir adım attı ve yeni parti startını verdi.
Peki, bu tablo karşısında CHP’nin eski yönetimi ve Kemal Kılıçdaroğlu ne yaptı? Mahkeme koridorlarında aranan meşruiyetin ardından şimdi de ekranlara çıkıp “Partiyi bölmek, ayrılmak Erdoğan’a hizmet etmektir” söylemine sarıldı.
Kendi tabanına kulak tıkamış, parti yönetimini mahkeme kararlarıyla geri almış bir anlayışın, değişim arayanlara ‘Erdoğan’a hizmet ediyorsunuz’ tarzında ahlak dersi vermesi siyasi basiretsizliğin zirvesidir.
Koltuk Israrı
Sormak gerekiyor: Muhalefet seçmeninin umudu kırılırken, sandık iradesi hiçe sayılırken ve alternatifsiz kalan kitleler yeni bir çıkış ararken, mevcut durumu muhafaza etmek kimin işine yarıyor?
Seçilmiş belediye başkanları görevden alınırken gıkı çıkmayanlar, halkın değişim talebini karşılamak için yeni yol açanları “partiyi bölmekle” suçluyor. CHP’nin kurumsal yapısını iktidarın elinde bir enstrümana dönüştüren bu zihniyet, asıl büyük hizmeti iktidara kendisi sunmaktadır.
Eski düzenin ayrıştırıcı gerçeği ve yeni siyasetin birleştirici umudu
Kemal Kılıçdaroğlu ve çevresindeki ekibin “mutlak butlan” çığırtkanlığıyla yürüttüğü süreç, muhalefeti içeriden çökertme projesinden başka bir şey değildir. Yıllarca sandıkta kazanılamayan başarıyı, şimdi iktidarın sunduğu hukuki boşluklardan ve mahkeme koridorlarından medet umarak elde etmeye çalışmak, siyasi basiretsizliğin zirvesidir.
Zamanında “Türkiye’nin Birleştirici Gücü” sloganıyla boy gösterenler ise bugün koltuğu teslim etmemek ve ikbal hesaplarını korumak adına, değişim arayan kitleleri engelleyen, muhalefeti içeriden bölen “Türkiye’nin en büyük ayrıştırıcı gücü” haline gelmiştir. Mahkeme kapılarında ve televizyon ekranlarında “Partiden ayrılmak Erdoğan’a hizmettir” diyerek koltuğa sarılan bu vesayetçi anlayış, tarihin yanlış tarafında kalmaya mahkûmdur.
Ancak siyaset boşluk kabul etmez. “Ateşten gömleği giyerek” yola çıkan Özgür Özel ve ekibinin başlattığı bu yeni hareket, bir kopuş değil, iktidarın baskılarına ve muhalefetin iç krizlerine sıkışmış geniş kitleleri kapsayacak yeni ve birleştirici bir siyasi mimarinin başlangıcı olabilir. Eski yapıyı felç eden ayrıştırıcı anlayışa karşı yeni dinamik, muhalefet seçmeni için umut haline gelmiş durumda..
