Maden şirketinin fütursuzca sürdürdüğü çalışmalar bölgedeki ekosisteme onarılmaz zararlar veriyor. Köylülerin Muğla Orman Bölge Müdürlüğüne verdikleri şikayet dilekçelerine göre, maden sahası yüzünden köye su taşıyan 2,5 kilometrelik hat parçalandı. Köylülerin gözü gibi baktığı Hasan Dayı Pınarı (Hasandede), Çakaldere Pınarı, Tahtalı Pınarı ve Oliyan Pınarı gibi kadim su kaynakları ya tamamen kurudu ya da kurumaya yüz tuttu.
Doğa katliamı suyla da sınırlı kalmadı; son iki ayda köylülerin en önemli geçim kaynağı olan 1.500’ün üzerinde fıstık çamı ile 23 meyve ağacı baltalandı. Tepkilerden çekinen şirketin, ağaç kesimlerini gece yarısı gizlice yürüttüğü ve kesilen ağaçları toprağın altına gömerek gizlemeye çalıştığı iddia edildi.
Binlerce yıllık arkeolojik miras dozerlerin altında
Maden yağması sadece doğayı değil, bölgenin tarihsel hafızasını da yok ediyor. Kuleyanı mevkii başta olmak üzere, antik dönemlerde insanların erzak ve buğday deposu olarak kullandığı tarihi kovuklar, mağaralar, antik ev duvarları ve sit alanlarına sınır konumdaki arkeolojik kalıntılar dozerlerle acımasızca tahrip ediliyor.
82 yaşındaki Bekir Dayı’nın isyanı: “Böyle olursa burada yaşanır mı?”
Doğanın ve çocukluğunun adım adım yok edilişine tanıklık eden 82 yaşındaki köy sakini Bekir Kocabıyık (Bekir Dayı), evinin hemen dibindeki vadiye hafriyat dökülmek istenmesine şu sözlerle isyan etti:
“Şirket gelip buraya hafriyat, pasa dökecekmiş. Kepçeler, kamyonlar kapımızın içine kadar girdi. Evlerimizin, tarlalarımızın dibini çöplüğe çevirecekler. Böyle olursa burada yaşanır mı, biz nereye gidelim?”
Dinamitler evleri çatlatıyor, arılar ölüyor, işçiler can veriyor
Köylülerin resmi makamlara sunduğu suç duyurusu niteliğindeki dilekçeler, madenin bölgedeki yaşamı nasıl felç ettiğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor:
- Evler Çatlıyor: Herhangi bir anons yapılmadan patlatılan şiddetli dinamitler yüzünden yer sarsılıyor, köylülerin evlerinin duvarlarında derin çatlaklar oluşuyor ve hayvanlar ürküyor.
- Üretim Bitiyor: Toz ve sarsıntı sebebiyle bölgedeki bal ve süt üretimi dibe vurdu, toplu arı ölümleri baş gösterdi.
- İş Cinayetleri: Dilekçede ayrıca, şirketin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini hiçe sayması nedeniyle maden çalışmalarında bugüne kadar 3 işçinin göçük altında kalarak hayatını kaybettiği vurgulandı.
Köylüler, Anayasa’nın 56. maddesindeki “sağlıklı çevrede yaşama hakkı” uyarınca bu talanın acilen durdurulmasını istiyor. Ancak resmi kurumlara yapılan onca başvuruya rağmen, maden şirketinin yıkımı tüm hızıyla sürmeye devam ediyor.
Kaynak: Evrensel/Özer Akdemir
