Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Madımak katliamını unutma, unutturma!

    1 Temmuz 2026

    Gazeteci Fatma Sibel Gürcihan, Berat Albayrak paylaşımı nedeniyle gözaltına alındı

    1 Temmuz 2026

    Adana’da NATO karşıtı bildiri dağıtan ve pankart asan 9 kişi gözaltına alındı

    1 Temmuz 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Madımak katliamını unutma, unutturma!

      1 Temmuz 2026

      Türkiye İşçi Partisi’nin enternasyonalizm sorunu: Devletçilik, milliyetçilik ve tarihle yüzleşememek

      23 Haziran 2026

      Sapkınlık dediğiniz bu değil mi?

      18 Haziran 2026

      Mustafa Kemal ve cihat ve de fetva

      18 Haziran 2026

      CHP’nin ötesi

      16 Haziran 2026
    • Seçtiklerimiz

      NATO Zirvesi’nin akla getirdikleri

      29 Haziran 2026

      2016’da kaldırılan dokunulmazlıklar ve CHP’nin rolü

      22 Haziran 2026

      Emeklilerin birliği ve dayanışması!

      22 Haziran 2026

      Mültecilerin canına okuyan belge: Ajanda 2030

      20 Haziran 2026

      CHP krizi ve rejimin dönüşümü: Dört olasılık

      18 Haziran 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026

      “Açlık grevine biz karar vermedik, buna mecbur bırakıldık”

      27 Haziran 2026

      Mehmet Türkmen: “Baskıyla bu mücadeleyi durduramazlar”

      26 Haziran 2026

      Elias Demetriou: “Kavazoğlu ve Mişaulis karanlığın içinde ışık oldular”

      17 Haziran 2026

      ESU eski Başkanı Fehmi Tony Vergili: “Türkiye Sayfo ile yüzleşmeli, bu adım ülkenin geleceğine yapılacak bir yatırımdır”

      15 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Madımak katliamını unutma, unutturma!

    Madımak katliamını unutma, unutturma!

    MUHSİN DALFİDAN yazdı: 33 yıl önce "Müslüman Türkiye” sloganları ve “Ya Allah Bismillah, Allahu Ekber!” tekbirleriyle,  33 aydın, sanatçı ve genci katleden şeriatçı ve faşist zihniyetin işbirliği, günümüz İslami faşizminin taşlarını döşeyen önemli bir uğraktı. Ancak bu gerçek, 33 canın Alevi oldukları için katledildikleri gerçeğini ikincilleştirmemelidir.
    Muhsin Dalfidan1 Temmuz 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email


    1993 yılı PKK’nin ateşkes ilan edeceği haberleriyle başlar. Bu kulis bilgileri yıllardır süren “kirli savaşın” bitmesi ve Kürt sorununun barışçıl çözümü için bir başlangıç olabilir umudu yaratır, baskı ve şiddetten canı yananlarda. Ama “gizli” eller devreye girdiğinden midir “bilinmez”, Cumhuriyet tarihinin en “karanlık” yıllarından biri olur, 1993 yılı. Kürt Dosyası üzerinde çalışan Gazeteci Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 tarihinde evinin önündeki aracına binip kontağı çevirmesiyle birlikte, araca yerleştirilen bombanın patlaması sonucu katledilir. 28 Ocak tarihinde yine evinin önünde lav silahıyla suikast girişimine uğrayan Musevi sermayedar yara almadan kurtulur. Sonrasında ardı ardına gelir “şüpheli” ölümler. Eski Maliye Bakanı ve ailesi Gerede yakınlarındaki “trafik kazasında” hayatlarını kaybederler. 17 Şubat’ta dönemin Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis içinde bulunduğu uçağın kalkışından kısa süre sonra “düşmesi” sonucu yaşamını yitirir. Belirtmek gerekir ki, Eşref Bitlis’in ölümünden kısa bir süre önce, Kürt coğrafyasında konuşlanmış “Çekiç Güç”ün gönderilmesi gerektiğini dillendirmesi manidardır.  Ardından zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal 17 Nisan’da “kalp krizi” sonucu vefat eder. Tuğgeneral Bahtiyar Aydın,  JİTEM’in ünlü ismi binbaşı Cem Ersever, DEP milletvekili Mehmet Sincar’ın öldürülmesiyle suikastlar hız kesmez. Ateşkes süreci provokasyonlara yenik düşer.

    “Devlet dersinde” ölümler devam eder. 2 Temmuz 1993 günü Sivas’taki Madımak Oteli yakılır. Pir Sultan Abdal Şenlikleri için kente gelen 33 aydın, sanatçı, ozan ve semah ekibinde yer alan gençler,  şeriatçı-bozkurtçu katillerce diri diri yakılarak katledilirler. Herbiri kendine özgü birer acı, suikast, katliam olan bu olaylar içinde Madımak katliamını 33. yılında bir kez daha toplumsal belleğimizdeki tozunu alarak unutmayacağımızı ve unutturmayacağımızı cümle aleme hatırlatıyoruz.

    2 Temmuz’da olan neydi?

    Madımak katliamını anlamak ve belleğimizi tazelemek için, neler olduğunun kısa bir özetini yapalım. Tarih boyunca hep baskı altında yaşamlarını sürdüren Alevilerin manevi önderi Pir Sultan Abdal, 16. Yüzyılda Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde doğmuş ve yaşamış bir halk ozanıydı. Pir Sultan Abdal için dört yıldır şenlik düzenlenmekteydi. İlk kez Sivas Valiliği ve Kültür Bakanlığı nezdinde devlet tarafından da desteklenen 4. Pir Sultan Abdal Şenliği için yurtiçi ve yurtdışından canlar, Sivas’a gelmişti. Şenliğin ilk iki gününün Sivas merkezde, sonraki iki günün Pir Sultan Abdal’ın doğup yaşadığı Banaz’da gerçekleştirilmesi planlanmıştı.

    Şeriatçı ve faşist siyasi kişilikler hem yerelde hem ülke düzeyinde günler öncesinden şenliği hedef alan açıklamalar yapmaya başlarken, yerel basın da yayınlarıyla bunlara eşlik etmekteydi. “Müslüman Kamuoyuna” başlıklı bildiriler dağıtılarak katliam için ortam hazırlanmaktaydı. Şenliğin ikinci günü olan 2 Temmuz’da Cuma namazından çıkanlar ve yönlendiricileri “Sivas laiklere mezar olacak”, “Sivas Aziz’e mezar olacak”, “Vali istifa” sloganları ve tekbirler eşliğinde,  önce şenliği Sivas merkeze taşıma önerisinin sahibi Valiliğe, sonra şenliğin yapıldığı kültür merkezine doğru yürüyüşe geçti.

    Kültür Merkezinin kapı, pencere ve çerçevelerini kırdılar. Şenliğe katılanlara taş ve sopalarla saldırdılar. Onlarca kişi yaralandı. Hızını alamayan saldırganlar, Pir Sultan heykelini tahrip ettiler. Yerinden sökülen heykeli ele geçirerek şehir merkezine kadar sürüklediler.

    Saldırgan gruplar kâh Valilik, kâh Kültür Merkezi önünde eylem ve saldırılarını sürdürürken, devlet görevlileri hiçbir önlem almıyorlar ve saldırganlara engel olmuyorlardı. Vali, Emniyet Müdürü ve Tugay Komutanı saldırganlara müdahale etmek yerine, Ankara’ya bilgi vermek ve destek istemekle yetiniyordu.

    Şenliğe davet edilen yazar, sanatçı ve semah ekibi gençler,  kaldıkları otele sığınmışlardı. Saldırganlar akşama doğru otele yöneldiler. Madımak Oteli önündeki saldırganlar gittikçe kalabalıklaştılar. Oteli taş yağmuruna tuttular ve ardından ateşe verdiler. “Yak yak!”, “Cehennem ateşi bu” sloganları eşliğinde yanmakta olan otelin etrafını kuşatmaya devam ettiler. Büyük çoğunluğu Alevi olan 33 davetli ile 2 otel görevlisi yanarak ve/veya dumandan boğularak can verdi bu katliamda.

    Yangına ve saldırganlara müdahale edilmeyiş hali, yargılama sürecinin seyrini de belirledi. Polis kayıtlarına göre 15.000 kişinin katıldığı saldırılar nedeniyle sadece 200 kişi hakkında soruşturma açıldı. Sivas Asliye ve Ağır Ceza Mahkemesi ve Kayseri DGM’de açılan davalar, sonrasında Ankara DGM’ye taşındı. 20 günde tamamlanan soruşturma sonucunda açılan davalarda görevsizlik kararları, temyiz süreçleri sonucu dosyalar bir mahkemeden diğerine uzun süre gitti geldi. Nihayet Ankara 1 Nolu DGM “yangın çıkararak birden fazla adamı öldürme” suçunu, “faili belli olmayan adam öldürme” suçuna dönüştürdü ve indirimli ceza verdi.  Yargıtay’ın kararı bozmasıyla DGM 27’si tutuklu 98 sanıktan 38’i için idam kararı verdi. Ancak idam cezası kalktığı için cezalar ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi. Sonraki yıllar Cumhurbaşkanı affıyla tahliye edilenler oldu. Dava katledilen canların aileleri tarafından AYM’ye taşındı. 2014 yılından günümüze AYM’de hala sonuçlanmamış durumda. Yakalan-a-mayan sanıklar için,  savcı 30 yıllık zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesini talep etti ve mahkeme 14 Eylül 2023’de davayı düşürdü.

    Daha fazla ayrıntıya gerek yok. Zira dava sürecinin ayrıntıları mahkeme tutanaklarında ve basında yer alıyor. Sadece ifadesi bile alın-a-mayan davanın 1 numaralı sanığı, o dönemin Refah Parti’sinden Sivas Belediyesi Meclis Üyesi Cafer Erçakmak’ın durumunun, sanıkların korunup kollandığının en açık göstergelerinden biri olduğunu vurgulayayım. Cafer Erçakmak’ın yurt dışında olduğu raporları hazırlanırken, ölümüyle bunun gerçek olmadığı görüldü. Interpol Bülteni’yle aranırken, 10 Temmuz 2011 tarihinde Sivas’ta kalp krizi sonucu öldüğü ve Yukarı Tekke Mezarlığı’na gizlice defnedildiği ihbarıyla Sivas’ta olduğu ortaya çıkmıştı. Savcılık kararıyla mezarı açılıp yapılan DNA incelemesi sonucu cenazenin ona ait olduğu tespit edildi.

    Madımak katliamı ve rejimin kodları

    Madımak katliamıyla ilgili, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel kodlarını es geçen her tespit eksik ve yanılsamalı olacaktır. Zira Madımak katliamı bu kodlarda saklıdır. Dünden bu güne değişmeyen bu kodların başta gelenlerini sıralarsak: Birincisi Cumhuriyet Türk’tür! Bu Kürtler başta olmak üzere farklı ulusal kimlikleri tarihi boyunca yok saymak, inkâr etmek, baskı uygulamak ve asimilasyona tabi tutmak demektir. İkincisi, Cumhuriyet Erkektir! Bu erkeklik hali,  kadına yönelik erkek şiddetini meşru görme ve gösterme, kadını erkeğe tabi kılmak ve toplumsal cinsiyet rolü olarak erkek egemen ideolojinin tahakkümü altında baskılamak demektir. Üçüncüsü, Cumhuriyet Sünni’dir!  Devletin dini kodunu oluşturan Sünnilik, farklı inançlara kapalılık ve baskı demektir. Aleviler başta olmak üzere farklı inanç gruplarını tahakküm altında tutmak, varlıklarını ve gelişimlerini engellemek demektir. Devletin tüm kodları tekçilikle malûldür ve farklı olan baskılanmalı ve/veya yok edilmelidir.

    Madımak’ta katledilen canlar, devletin temel kodlarında dışlanan oldukları/Alevi oldukları için katledildiler. Laikliği savundukları, çoğu sosyalist ve/veya demokrat oldukları da doğrudur. Ama önce Aleviydiler ve Alevi oldukları için katledildiler. Bu yalın gerçeği görmemek, Madımak katliamının utancının ortağı olmak demektir. Bu acıyla ve katliamla yüzleşilemeyeceği gibi, laik, demokrat ve sosyalist olmanın da hakkı verilmiş olmaz.

    Evet Madımak’ta devletin Sünni İslam tekçiliği belirleyicidir. Devlet tarihi boyunca bu kodla hareket etmese ve toplumu bu koda göre ayrımcılığa tabi tutmasa, Aleviler ötekileştirilen olmayacaktı. Tarih boyunca katledilmeyeceklerdi. Maraş, Çorum ve Madımak Alevi katliamları da yaşanmayacaktı.

    Dolayısıyla Madımak katliamı basitçe “şeriatçıların” laikleri yakması olarak açıklanamaz.  Zira bu açıklama, o günkü DYP-SHP hükümetinin işbaşında olduğunu, Başbakan yardımcısı Erdal İnönü’nün kılını kıpırdatmadığını, ”yetkim yoktu” bahanesinin arkasına sığındığını, devletin tüm kurum ve güçleriyle 8 saat boyunca katliama seyirci kaldığı gerçeğini görünmez kılar. Devlet’in “dini kodunu” ve Alevilere karşı soğukluğunu örter, dahası Alevileri görünmez kılar.

    Madımak katliamı Cumhuriyet’in tekçi temel kodlarından olan “Sünni Müslüman” olma kodunu bir kez daha görünür kıldı. Madımak’ta yaşanan, ötekileştirilen Alevilerin katledilmesidir. O gün saldırgan grup Pir Sultan Abdal’ın heykelini parçalayıp kent meydanına kadar sürüklerken, Pir Sultan nezdinde Alevileri parçalayıp sürüklüyordu. Hiç kimse bu temel gerçeği bir başka kimlik, ideolojik tutum ve yönelimle açıklamamalıdır. Sivas’taki Alevi ölümü/kıyımı, tüm çıplaklığıyla utancımız olarak kabul edilmelidir ki, acılarımız birbiriyle yarıştırılmasın; dışlanan dinin mensuplarının, ezilen ulusların, ezilen cinsin ve sömürülen sınıfın acıları kendi özgünlük ve tekilliklerinin kabulü ve farkındalığıyla birleştirilebilsin. Birlikte tüm utançlara karşı mücadele edilebilsin.

    Aleviler ve özgürlükçü laiklik

    Cumhuriyetin bu ideolojik, örgütsel ve yapısal kodlarından Aleviler de nasibini aldı ve almaya devam ediyorlar. 1924 yılında kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı tekçi bir din anlayışının temsili üzerinden o günden bu güne icraatını sürdürüyor. Devlet, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurarak, İslam dininin nasıl yorumlanacağını ve makbul yorumun ne olduğunu belirleyen bir kurumsallaşma mekanizmasını oluşturdu. Bu mekanizma eliyle, Sünni İslam yorumunu “resmi din” kabul eden ve diğer inançları dışlayan, baskılayan yer yer yasaklayan bir devlet politikası Cumhuriyet tarihi boyunca sürdürülmektedir.

    Alevilerin ve diğer inançtaki insanların inançları doğrultusunda özgürce yaşayabilecekleri koşulların oluşması,  ancak özgürlükçü laiklik anlayışımın toplumsallaştırılmasından geçebilir. Devletin hiçbir inanç grubunu diğerine tercih etmediği, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın dağıtıldığı, devletin din yorumuna dayalı kuralları devletçe belirlenen “resmi laiklik” anlayışını terk ettiği ve devletin dine karışmadığı özgürlükçü laiklik ortamı, tüm inanç gruplarının eşitliği ve özgürlüğünün temel güvencesidir. Bu bağlamda devletin yapısı, işleyişi ve ideolojik yönelimiyle hiçbir dini inancın anlayışı ve kurallarıyla hareket etmeyeceği, tüm inançlara eşit mesafeli duracağı demokratik bir hukuk sistemini yerleştirmesi için mücadele, özgürlükçü laikliğin tesisine kadar ıskalanmayacak öneme sahiptir. Madımak katliamı bu mücadelenin duraksamadan sürdürülmesi gerektiğini göstermiştir. 

    Madımak ve “Utanç Müzesi” talebinin anlamı

    Alevi örgütleri, İnsan hakları örgütleri ve katledilen canların yakınları, 33 canımızın diri diri yakıldığı katliamın mekânı Madımak Oteli’nin, “Utanç Müzesi” yapılarak toplumsal belleğimize kazandırılması için yıllardır mücadele ediyorlar. Devlet bu talebi hep görmezlikten geldi. Yetmedi, reddetti ve oteli kamulaştırarak 2011 yılında” Sivas Bilim ve Kültür Merkezi” olarak faaliyete açtı.

    “Utanç Müzesi” talebi katliamlarla yüzleşme talebidir, farklı inançların barış içinde bir arada yaşaması iradesidir ve bunun için çaba göstermek gerekir. Ama devlet Cumhuriyet tarihi boyunca yapageldiğini yaptı. Yüzleşmeyi değil inkârı, inançların kardeşliğini değil, Sünni İslam tekçiliğini, toplumsal belleği diri tutmayı değil unutturmayı seçti.

    Unutturma mekânı ‘Bilim ve Kültür Merkezi’nin “anı köşesinde” yakılan canlarımızın isimleriyle birlikte şeriatçı-katil güruhtan ölen iki kişinin de ismine yer verilmesi, katliam gerçeğinin üstünü örtmenin ve unutturmanın açık kanıtlarındandır.

    Bu toprakların vicdan sahibi devrimci demokratları, ezilen inançlardan milyonlarca insan, her inançtan inanan ve inanmayan demokratlar; toplumsal belleğin diri tutulması, devlet destekli katliamlarla, devletin inanç ve kimlik üzerinden sürdürdüğü inkâr politika ve icraatlarıyla yüzleşilmesi, barış içinde bir arada yaşamanın koşullarının sağlanması için; “Utanç Müzesi“ talebini her yıl olduğu gibi bu yıl da yüksek sesle haykıracaktır.

    Toplumun kendi acılarına bakarak belleğimizi diri tutmamızı engelleyip, onun yerine kurgulanmış ve çarpıtılmış hafızaları sürüme sokup yeni zulümlerin icra edilmesine karşı mücadele sürüyor/ sürecektir.

    “Devlet dersinde” katliamdan günümüze

    33 yıl önce “Müslüman Türkiye” sloganları ve “Ya Allah Bismillah, Allahu Ekber!” tekbirleriyle,  33 aydın, sanatçı ve genci katleden şeriatçı ve faşist zihniyetin işbirliği, günümüz İslami faşizminin taşlarını döşeyen önemli bir uğraktı. Ancak bu gerçek, 33 canın Alevi oldukları için katledildikleri gerçeğini ikincilleştirmemelidir. Alevilerin tarih boyu inkâr ve baskıya maruz kalmaları ve devletin İslam dinini “Sünni İslam” temelinde kendi tekelinde toplaması gerçeğini perdelememelidir. Aileviler üzerinde kontrol ve tahakkümün, her dönem devlet politikası olarak hükmünü icra edegeldiği bir tarihsellikte, Madımak katliamı, Alevi ölümünü perdeleyen “şeriatçı kalkışması” basitliğinde görülemez.

    Devletin tekçi kodları zemininde emperyalizmin planlaması, desteği, onayı ve işbirlikçilerinin icraatıyla, Madımak’ta Aleviler katledildi ve bu günlere gelindi. Elbette her katliam gibi Madımak katliamının da Alevi katliamı olarak kendi biricikliğini kabul etmek, 1993 öncesinden başlayıp günümüze kadar taşları döşenen siyasal İslam yürüyüş yolunun tahkiminden ve İslami faşizme karşı mücadeleden ayrı düşünüleceği anlamına gelmez/gelmemeli. Bu bilinçle emperyalizme ve işbirlikçi İslami faşizme karşı, Alevilerin ve tüm inançların eşitliğinin zemini ve güvencesi özgürlükçü laiklik için mücadele, hemen şimdi! diyenleriz.

    Acılarımızı birbiriyle yarıştırmadan ve birbirine eklemlemeden; her acının kendi özgünlüğünü teslim etme cesareti, iradesi, açıklığı ve kararlılığıyla acılarımızı birleştirerek; Aleviler başta olmak üzere tüm inanç gruplarının özgür ve eşit olduğu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve kadına yönelik erkek tahakkümünün geriletildiği, ötekileştirilen kimliklerin nefes aldığı, Kürt halkı başta olmak üzere farklı ulusların özgürce bir arada yaşadığı Demokratik Cumhuriyet için ileri! diyenleriz.

    Sosyal olmayan cumhuriyet gerçek anlamda demokratik de olamayacağı için, Demokratik ve Sosyal Cumhuriyet için mücadeleye devam! diyenleriz.

    Canlar bir olalım!

    01.07.2026

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Türkiye İşçi Partisi’nin enternasyonalizm sorunu: Devletçilik, milliyetçilik ve tarihle yüzleşememek

    23 Haziran 2026

    Sapkınlık dediğiniz bu değil mi?

    18 Haziran 2026

    Mustafa Kemal ve cihat ve de fetva

    18 Haziran 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Muhsin Dalfidan

    Madımak katliamını unutma, unutturma!

    Toros Korkmaz

    Türkiye İşçi Partisi’nin enternasyonalizm sorunu: Devletçilik, milliyetçilik ve tarihle yüzleşememek

    Mehmet Murat Yıldırım

    Sapkınlık dediğiniz bu değil mi?

    Nevzat Onaran

    Mustafa Kemal ve cihat ve de fetva

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Özgür Müftüoğlu

    NATO Zirvesi’nin akla getirdikleri

    Murat Sevinç

    2016’da kaldırılan dokunulmazlıklar ve CHP’nin rolü

    Aziz Çelik

    Emeklilerin birliği ve dayanışması!

    Ercüment Akdeniz

    Mültecilerin canına okuyan belge: Ajanda 2030

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    MESEM raporları: MEB 13, İSİG en az 20 öğrencinin yaşamını yitirdiğini açıkladı

    1 Temmuz 2026

    Ağaç A.Ş. işçileri 6 yıl sonra güvenlik soruşturmasıyla işten çıkarıldı

    1 Temmuz 2026

    Niğde’deki havai fişek fabrikası patlamasında 2 kişi tutuklandı

    30 Haziran 2026
    KADIN

    EŞİK’ten 12. Yargı Paketi uyarısı: “Eşit miras hakkı tehlike altında”

    27 Haziran 2026

    Batman’da şüpheli şekilde yaşamını yitiren Rojwelat Kızmaz’ın otopsi raporu ortaya çıktı: Tırnak örneğinde erkek DNA’sı bulundu

    25 Haziran 2026

    TJA’nın Özel Batman Şifa Bakım Merkezi önündeki adalet nöbeti devam ediyor

    21 Haziran 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.