Küresel Sosyal Adalet Direktörü Isabel Ortiz ile yapay zeka yazılım mühendisi Bill Shoulder, yapay zekanın iş gücü piyasaları ve sosyal devlet üzerindeki yıkıcı etkilerini masaya yatırdı. Uzmanların değerlendirmeleri, teknolojik dönüşümün kapitalist sistem içinde işçi sınıfına, güvencesiz çalışmaya ve sosyal haklara yönelik devasa bir tehdide dönüştüğünü açıkça ortaya koyuyor.
Gelişmiş ekonomilerde her üç işten biri yok olma riskiyle karşı karşıya
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) verileri, yapay zekanın dünya genelindeki işlerin yaklaşık yüzde 40’ını doğrudan etkileyeceğini gösteriyor. Ancak bu faturanın en ağır kesileceği yerler, işlerin yüzde 60’ının yapay zekanın insafına açık durumda olduğu gelişmiş ekonomiler. Rapora göre bu ülkelerde her üç işten birinin tamamen ortadan kalkma riski bulunuyor.
“Yapay zeka aristokrasisi” orta sınıfı ve emeği eziyor
Sermayenin kar hırsıyla devreye soktuğu yapay zeka uygulamaları, özellikle büro işleri, müşteri hizmetleri, çeviri, gazetecilik, hukuk, finansal analiz, pazarlama, yazılım ve veri alanlarında çalışan emekçileri en yüksek risk grubu olarak hedef alıyor.
Ortiz ve Shoulder’ın analizlerine göre, bu süreç işçi sınıfı ve beyaz yakalılar için tam bir yıkım senaryosu barındırıyor:
- Güvencesizlik ve Ücret Gaspı: Kitlesel iş kayıpları ücretleri hızla aşağı çekecek, güvencesiz ve esnek çalışmayı egemen kılacak, çalışanların sendikal ve toplu pazarlık güçlerini tamamen zayıflatacak.
- Orta Sınıf Tırpanlanıyor: Toplumsal zenginliğin ve gelirlerin devasa bir bölümü, emeğin elinden alınarak bir avuç teknoloji tekeline (silikon vadisi baronlarına) aktarılacak. Bu durum orta sınıfın hızla erimesine yol açacak.
- Ekonomik Bunalım Kapıda: Orta sınıfın gelirlerindeki sert düşüş, tüketimi bıçak gibi kesecek; bu da küçük işletmeleri iflasa sürükleyerek kapitalizmin yapısal ekonomik durgunluğunu daha da derinleştirecek.
Sosyal devletin tasfiyesi ve kamusal çöküş
Düzenli istihdamın ve güvenceli ücret gelirlerinin ortadan kaldırılması, kapitalist devletlerin can damarı olan gelir vergisi ve sosyal güvenlik primi gibi kamu gelirlerini de kurutacak.
Sermaye karlarını katlarken, faturayı yine halk ödeyecek: İşsizlik yardımı, kamusal sağlık hizmetleri ve sosyal yardımlara ihtiyaç duyan milyonların sayısı çığ gibi büyüyecek. Uzmanlar, vergi gelirlerinin azalmasıyla birlikte emeklilik, kamusal sağlık ve halk eğitim sistemlerinin sürdürülebilirliğinin açıkça tehdit altına gireceği konusunda uyarıyor.
Çözüm teknofatallikte değil, sınıfsal ve siyasi mücadelede
Ortiz ve Shoulder, bu karanlık tablonun kaçınılmaz bir kader olmadığını, her şeyin sınıfsal ve siyasi tercihlerle belirleneceğini vurguluyor. Teknolojinin bir sömürü aracına dönüştürülmesini engellemek için acil kamusal müdahale çağrısında bulunan uzmanlar, şu çözüm yollarına işaret ediyor:
“Hükümetler, yapay zeka şirketlerinin elinde toplanan yüksek karları ağır bir şekilde vergilendirmeli (robot/yapay zeka vergisi), buradan elde edilen kaynaklarla kamusal hizmetleri yeniden güçlendirmeli ve en önemlisi, çalışanlara yapay zekanın üretim süreçlerindeki kullanımında doğrudan söz ve karar hakkı tanımalıdır.”
Yapay zekanın insanlığın ve toplumun yararına mı, yoksa bir avuç sermaye tekelinin doymak bilmez çıkarına mı kullanılacağı, işçi sınıfının örgütlü mücadelesine ve zorlanacak siyasi kararlara bağlı olacak.
