İstanbul Minerva Han’da, TÜSEV yürütücülüğünde ve Sabancı Vakfı’nın desteğiyle 16 Haziran’da önemli bir taahhüt imzalandı: “İklim Değişikliği ile Mücadele için Türkiye Ulusal Filantropi Taahhüdü.” Ortak hareket vaadiyle duyurulan ve 7 ilkeyi barındıran bu metne 30 kuruluş imza attı. Ancak imzacı holdinglerin ticari faaliyetleri ve karbon ayak izleri, taahhüdün vitrini ile sahadaki gerçekler arasındaki derin çelişkiyi ortaya koyuyor.
İklim taahhüdüne imza atan eller fosil yakıt, maden ve çimento musluklarını tutuyor
Taahhüdün kurucu mimarisinde yer alan ve finansmanını sağlayan ağır topların iş modelleri, küresel karbon salımının ve çevre tahribatının doğrudan merkezinde yer alıyor:
- Vehbi Koç Vakfı: Holding bünyesindeki Tüpraş, yılda 11-12 milyon ton $CO_2$ salımıyla Türkiye’nin en büyük tek nokta sanayi karbon kaynağı konumunda. Ayrıca OPET akaryakıt dağıtırken, Tofaş ve Ford Otosan içten yanmalı motorlu araç üretmeye devam ediyor.
- Sabancı Vakfı: Girişimin mali destekçisi olan Sabancı Holding’in Enerjisa şirketi, doğalgaz ve kömür santrallerinden elektrik üretiyor. Holdingin diğer markası Çimsa ise küresel emisyonların %8’inden sorumlu olan çimento sektöründe faaliyet gösteriyor. Ayrıca Sabancı, lansmandan sadece iki gün sonra, 18 Haziran 2026’da Akçansa’daki çimento hisselerini 427,9 milyon dolara sattı.
- Tekfen ve Borusan Vakıfları: Tekfen İnşaat Ortadoğu’da petrol rafinerileri ve boru hatları inşa ederek fosil yakıt altyapısının ömrünü uzatırken; Borusan Mannesmann petrol ve gaz hatları için çelik boru üretimi yapıyor.
- Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı: Holdingin madencilik şirketi Esan, Konya İnlice’de siyanürle altın çıkarıyor ve Kaz Dağları eteklerinde maden için ağaç kesimiyle biliniyor. Seramik üretimiyle de yılda 264 bin ton $CO_2$ salıyor.
- Aydın Doğan Vakfı: Enerji varlıklarının çoğunu satmış olsa da Karadeniz vadilerinde ekolojik tartışmalara yol açan Aslancık HES’i hâlâ elinde bulunduruyor.
COP31 Havalimanını işleten şirketin kurucusu da imzacılar arasında
İmzacı diğer bir isim olan Sani Şener Vakfı’nın kurucusu Sani Şener, havacılık sektörünün en hızlı büyüyen emisyon kaynaklarından biri olan TAV Havalimanları’nın kurucusu ve TAV İnşaat’ın Yönetim Kurulu Başkanı. Önümüzdeki Kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek COP31 İklim Zirvesi öncesinde, zirveye ev sahipliği yapacak olan Antalya Havalimanı’nı 2052’ye kadar işletmek üzere 7,25 milyar avroluk anlaşma imzalayan ve havalimanını genişleten şirketin kurucusu, aynı zamanda iklim taahhüdüne imza atıyor.
Uluslararası örneklerin aksine Türkiye’de fosil sermaye çerçeveyi çiziyor
İngiltere’de 2019’da başlayan ve 130’u aşkın bağımsız hayırseverlik vakfının imzaladığı benzer bir harekette Shell veya BP gibi fosil yakıt devleri yer almazken ve taahhüt “fosil yakıtlardan çıkış” (divestment) şartı koşarken, Türkiye’deki yapıda tam tersi bir durum gözleniyor. Türkiye’deki 30 imzacının sadece 4’ü (%13) TEMA, ÇEKÜL, Roots & Shoots ve Yuvam Dünya gibi çevre STK’larından oluşurken; geri kalan çoğunluğu eğitim/kültür vakıfları ve bizzat karbon yoğun holdinglerin vakıfları oluşturuyor. Bu durum, portföy uyuşmazlığından ziyade doğrudan bir iş modeli çelişkisi yaratarak iklim mücadelesinin çerçevesinin fosil sermaye tarafından çizilmesi eleştirisini beraberinde getiriyor.
