1915 yılında yaşanan Sayfo’nun yalnızca tarihsel bir olay olmadığını belirten Avrupa Süryaniler Birliği (ESU) eski Başkanı Fehmi Tony Vergili, yaşananların bugün de Süryani toplumunun kimliğini ve yaşamını etkilemeye devam ettiğini söyledi. Gazeteci Mehmet Murat Yıldırım’a konuşan Vergili, aile hafızasının da Sayfo’nun izlerini taşıdığını belirterek, “Bizim için Sayfo tarih kitaplarında kalan bir olay değil, ailelerimize ve kimliğimize kazınmış derin bir travmadır” dedi.
Ailesinin Şırnak’a bağlı, Süryanice adı Midin, Türkçe adı Oğündük olan köyden geldiğini anlatan Vergili, köy halkının saldırılardan kurtulmak için Basıbrin’e sığınmaya çalıştığını, ancak yolda saldırıya uğradığını ifade etti. Çocukluğunda ninesi Marta’nın anlattığı hikâyelerle büyüdüğünü dile getiren Vergili, “Hamile kadınların, çocukların ve sivillerin yaşadığı vahşet hafızamızdan hiç silinmedi. Bu acılar kuşaktan kuşağa aktarıldı” ifadelerini kullandı.
“Sayfo’nun etkisi Avrupa’da da sürüyor”
Avrupa’daki Süryanilerin bugün daha örgütlü ve görünür bir konumda olduğunu belirten Vergili, buna rağmen tarihsel travmanın hâlâ günlük yaşamı etkilediğini söyledi. Diasporada yaşayan birçok Süryani’nin Türkiye ile bağları nedeniyle çekinceler yaşadığını aktaran Vergili, “İnsanlar hâlâ ‘Sayfo’dan söz edersem köyüme gittiğimde sorun yaşar mıyım, Türkiye’ye gidersem başıma bir şey gelir mi?’ kaygısını taşıyor. Bu da Sayfo’nun yalnızca geçmişte kalmış bir olay olmadığını gösteriyor” diye konuştu.
Sayfo’nun son yıllarda uluslararası alanda daha fazla tanınmaya başladığını kaydeden Vergili, birçok ülkede anıtlar, akademik çalışmalar ve parlamenter girişimlerin hayata geçirildiğini belirtti. Diaspora için Sayfo’nun Süryani kimliğinin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Vergili, adalet arayışının yalnızca geçmiş için değil, gelecekte benzer trajedilerin yaşanmaması adına da sürdürüldüğünü ifade etti.
“Hakikat ve adalet olmadan gerçek uzlaşma sağlanamaz”
Sayfo’nun 111. yıldönümü dolayısıyla yayımlanan ESU bildirisine de değinen Vergili, yaşananların yalnızca geçmişte kalmış bir trajedi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Yüz binlerce Süryani’nin hayatını kaybettiğini, hayatta kalanların ise zorla göç ettirildiğini, sürgüne gönderildiğini ya da din değiştirmeye zorlandığını belirten Vergili, köylerin boşaltıldığını, kilise ve manastırların tahrip edildiğini ve binlerce yıllık kültürel varlığın sistematik biçimde hedef alındığını ifade etti. Aradan geçen bir asrı aşkın zamana rağmen Ortadoğu’daki Süryanilerin hâlâ baskı, ayrımcılık ve hak ihlalleriyle karşı karşıya kaldığını belirten Vergili, geçmişle yüzleşilmemesinin yeni mağduriyetlerin önünü açtığını söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti’ne yüzleşme çağrısı
Vergili, Avrupa’daki Süryanilerin temel beklentisinin tarihsel adaletin sağlanması olduğunu belirterek, “Soykırımın tanınması, arşivlerin açılması, kültürel mirasın korunması ve mülkiyet sorunlarının çözülmesi halkımızın en temel talepleridir” dedi. Türkiye’nin Sayfo’yu kabul etmesinin bir kayıp yaratmayacağını savunan Vergili, “Tam tersine bu adım Türkiye’nin demokratik olgunluğunu ve uluslararası saygınlığını güçlendirecektir. Tarihle yüzleşmek zayıflık değil, güçlü devletlerin göstergesidir” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin son yıllarda Süryani toplumuna yönelik verdiği olumlu mesajların önemli olduğunu ancak gerçek bir uzlaşma için bunun yeterli olmadığını belirten Vergili, Sayfo’nun tarihsel bir gerçeklik olarak kabul edilmesi ve Süryani halkının yaşadığı acılar için samimi bir yüzleşme iradesinin ortaya konulması gerektiğini söyledi. Tur Abdin bölgesinde devam eden hazine, tapu ve kadastro kaynaklı mülkiyet sorunlarının da çözüme kavuşturulmasının, toplumsal barış ve güvenin yeniden inşası açısından önemli bir adım olacağını ifade etti.
“Bu mücadele çocuklarımızın geleceği için”
Sayfo’nun tanınmasının yalnızca geçmişin yaralarını sarmak anlamına gelmediğini dile getiren Vergili, bunun aynı zamanda halkının geleceğini güvence altına alma mücadelesi olduğunu vurguladı. Süryani halkının anavatanında ve diasporada dilini, kültürünü ve inancını korumak için büyük bir çaba içinde olduğunu belirten Vergili, “Bu mücadeleyi bir halkın geleceği için; çocuklarımızın ve torunlarımızın korkusuz, güvende ve onurlu bir şekilde yaşayabilmesi için veriyoruz. Hakikat, adalet ve uzlaşma ancak bu şekilde mümkün olabilir” dedi.
