DEM Parti İmralı Heyeti, 24 Mayıs 2026 tarihinde İmralı Adası’na giderek Abdullah Öcalan ve yanında bulunan diğer hükümlülerle bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından heyet tarafından yapılan yazılı açıklamada, Abdullah Öcalan’ın sürece, Ortadoğu’daki gelişmelere, yasal çerçeve ihtiyacına ve CHP’ye yönelik son yargı kararlarına ilişkin değerlendirmelerine yer verildi.
“Toplum büyük bir sıkışma yaşıyor, kaybedecek zaman yok”
Abdullah Öcalan, toplumsal dönüşümün ancak büyük düşünce ve etik değerlerle mümkün olabileceğini belirterek, Türkiye’nin içinde bulunduğu duruma dair şu tespiti yaptı:
“Büyük bir öfkeyle yüklü toplumları büyük düşünce ve büyük etik değerler olmadan dönüştürmek mümkün değildir. Toplum; hayatın her düzeyinde etik, siyasal, hukuksal ve ekonomik açılardan büyük bir sıkışma yaşıyor. Bunun için süreçte ısrar ve acele ediyoruz.”
Ortadoğu’daki bölgesel risklere de değinen Öcalan; İran ve İsrail gibi devletlerin katılaştığını, bölgede mikro-milliyetçilikleri büyütmenin zarar vereceğini ifade ederek, kanlı hesaplaşmaları aşacak bir süreç çalışması yürüttüklerini dile getirdi.
“Çerçeve bir yasa, demokratikleşme sürecinin kök hücresini oluşturabilir”
Sürecin somut ve yasal bir zemine oturması gerektiğinin altını çizen Öcalan, TBMM’ye ve siyasi aktörlere tarihi bir sorumluluk yükledi:
- Yasal temel şart: “Tüm yapılanların yasal bir temele kavuşması önemlidir. Beklentide kalmak, beklenti halini sürdürmek sadece risk üretir. Kaybedecek zamanımız yoktur.”
- Meclis’in rolü: “Bütün aktörlerin bu tarihi sorumluluk anlayışıyla hareket edeceğine ve TBMM’nin de çalışmaları bu hassasiyetle yürüteceğine inanıyorum.”
- Kök hücre vurgusu: “Çerçeve bir yasa, demokratikleşme sürecinin kök hücresini oluşturabilir. Yasal düzenleme bizi gerçek bir pozitif inşaya, demokrasi çarkının döndüğü bir sürece sokacaktır.”
CHP kararlarına tepki: “Cumhuriyetin temelindeki demokrasi ilkesinden yoksunluktur”
Gündemdeki sıcak gelişmelere ve ana muhalefet partisine yönelik müdahalelere de değinen Öcalan, yaşanan tıkanıklığı “demokrasi eksikliği” olarak yorumladı:
“Bir siyasi partinin genel merkezine kapısını balyozla kırarak girmek demokraside olacak şey midir? Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik uygulamalar ve yaşanan gelişmeler, doğru işleyen bir demokrasinin ve demokratik siyasetin olmamasıyla ilgilidir. İşleri bu noktaya getiren sebep budur, cumhuriyetin temelindeki demokrasi ilkesinden yoksunluktur. Demokrasiye, sanki bir lüks, bir demagojiymiş, lafazanlıkmış gibi yaklaşarak önemsememenin sonuçları vahim bir hatadır. Cumhuriyetin demokratik niteliğini geliştirmek kadar aciliyet taşıyan bir durum yoktur.”
“Türk-Kürt ilişkilerini çağdaşlaştırma süreci”
Yürüttükleri çalışmanın amacının cumhuriyeti demokratik bir hukuka hazırlamak olduğunu belirten Öcalan, Kürt meselesinin çözüm sistematiğine dair şu ifadeleri kullandı:
“Kürtlerin demokratik cumhuriyete entegrasyonunun anlamı budur. Kürt meselesinin yıllarca kilitlediği bir durumu aşmaya çalışıyoruz. Kürt meselesinden kaynaklı şiddet öğesi, çözüm sistematiğiyle aşılıyor. Bu sürece Türk-Kürt ilişkilerini yeniden düzenleme, çağdaşlaştırma, modernleştirme süreci de diyebiliriz.”
Açıklamanın sonunda, Barış ve Demokratik Toplum sürecine destek veren, mesajları kitaplaştırılan uluslararası aydın ve akademisyenleri selamlayan Öcalan, gelecek her türlü öneri, eleştiri ve katkıyı en titiz şekilde değerlendirmeye hazır olduğunu vurguladı.
