Haber Merkezi, (SH)
“Stratejik kararlar aldık, karşılık görmedik”
İktidar kanadından gelen “Kürt tarafı adım atmıyor” iddialarını reddeden Karayılan, hareket olarak silahlı mücadele stratejisini sona erdirme ve PKK’nin feshi gibi en stratejik kararları aldıklarını hatırlattı. Karayılan, 1 Mart 2025’te ateşkes ilan ettiklerini, Temmuz ayında sembolik bir silah yakma merasimi düzenlediklerini ve Eylül ayında güçlerini Kuzey’den çektiklerini ifade etti. Bu köklü değişimlerin “Kürdistan Devriminin Yolu Manifestosu” yerine “Demokratik Komünal Toplum Manifestosu”nun kabul edilmesiyle taçlandığını belirtti.
“Yasal güvence olmadan silah bırakmak akıl dışıdır”
Hükümetin “önce tüm silahları bırakın” dayatmasını “teslimiyet çağrısı” olarak niteleyen Karayılan, Ortadoğu’daki mevcut savaş ortamında yasal bir güvence olmadan mevzilerin boşaltılmasının sahadaki gerçeklikle bağdaşmadığını söyledi. Sorunun sadece bir grubun silah bırakmasına sıkıştırılmasının “güvenlikçi bir akıl” olduğunu savunan Karayılan, asıl meselenin 103 yıldır süren devlet-Kürt ihtilafının onurlu bir barışla sonuçlanması olduğunu vurguladı.
Abdullah Öcalan’ın statüsü ve “Umut Hakkı”
Sürecin ilerlemesi için Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün şart olduğunu dile getiren Karayılan, silahsızlanma sürecini bizzat Öcalan’ın yönetmesi gerektiğini, mevcut savaşçı yapısının ancak bu şekilde ikna edilebileceğini belirtti. Öcalan’ın toplumsal karşılığına dair tartışmalara da değinen Karayılan, “Kendi izah etmesine fırsat vermezseniz, tecrit altında tutarsanız toplumsal karşılığı yok diyemezsiniz” ifadelerini kullandı.
Bölgesel savaş ve Kürt birliği çağrısı
Bölgede devam eden ABD, İsrail ve İran gerilimine de değinen Karayılan, bu savaşın “halkların savaşı olmadığını” ve “Üçüncü Yol” çizgisini koruyacaklarını yineledi. Ayrıca Kürt siyasi çevrelerine seslenerek, ailesel ve partisel çıkarların bir kenara bırakılıp “Demokratik Ulusal Birlik” konferansının derhal toplanması gerektiğini, bunun tarihi bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
