Bazı insanlar vardır, yüksek sesle konuşmazlar ama söyledikleri yıllarca yankılanır.
Salih Müslim o isimlerden biriydi.
Dün yaşamını yitirdiğini öğrendiğimde büyük bir hüzün kapladı içimi.
Kobani’den başlayan bir hikâye
1951’de Kobani’de doğdu.
Toprağa yakın bir aileden geliyordu. Çiftçilik yapan bir ailenin çocuğuydu.
Genç yaşta okumak için Türkiye’ye geldi. İstanbul’da kimya mühendisliği okudu.
Ama onun hayatı bir mühendislik mesleğine değil, Kürt siyasetinin uzun ve zor yollarına doğru akacaktı.
Bir süre Suriye’de çalıştı, sonra siyasetle daha fazla iç içe geçti.
Kürtlerin kimliğinin inkâr edildiği yıllarda, birçok Kürt siyasetçi gibi baskı ve sürgünle tanıştı.
2000’lerin başında Kürt siyasetinde yeni bir sayfa açılırken, kurucuları arasında yer aldığı parti ortaya çıktı: PYD – Demokratik Birlik Partisi.
2003 yılında kurulan PYD, Suriye’de uzun yıllar kimliği inkâr edilen Kürtlerin siyasal temsilini güçlendirmek amacıyla ortaya çıktı.
Parti, sadece bir Kürt siyasal örgütü değil, aynı zamanda Suriye’de demokratik, çoğulcu ve halkların birlikte yaşayabileceği bir sistem arayışının da ifadesi oldu.
O yıllarda Suriye’de Kürtler için siyaset yapmak kolay değildi.
Parti üyeleri sık sık gözaltına alınıyor, sürgün ediliyor ya da faaliyetleri engelleniyordu.
Salih Müslim de bu baskıların içinden geçen isimlerden biriydi.
Ancak yıllar sonra Ortadoğu’nun dengeleri değişirken, PYD Rojava’da kurulacak yeni siyasal yapının en önemli aktörlerinden biri haline gelecekti.
Rojava günleri
2011’de Suriye iç savaşı başladığında, Ortadoğu bir kez daha ateşe sınanıyordu.
O günlerde birçok lider ülkeyi terk etti.
Ama Salih Muslim Rojava’ya döndü.
2012’den sonra Kürtlerin kendi kendini yönettiği yeni bir siyasi modelin inşasında ön saflarda yer aldı.
Birçok kişi onu Rojava’nın diplomatik yüzü olarak tanıdı.
Avrupa’da, Ortadoğu’da, birçok yerde konuştu.
Bazen sert eleştiriler aldı.
Bazen yalnız bırakıldı.
Ama hep aynı şeyi söyledi:
Kürtlerin kendi kaderini belirleme hakkı.
Bir babanın sessizliği
Siyaset bazen rakamlarla, haritalarla anlatılır.
Ama en ağır hikâyeler kişisel olanlardır.
Salih Muslim’in oğlu Şervan, IŞİD’e karşı savaşta yaşamını yitirdi.
Bir gün bir röportajda ona bu sorulduğunda da sesi yükselmemişti.
Ama söylediği cümle uzun süre akıllarda kaldı:
“O sadece benim oğlum değil, halkımın oğludur.”
O günden sonra birçok kişi onu sadece bir siyasetçi olarak değil, acısını içine gömen bir baba olarak hatırladı.
Sert zamanlarda sakin bir yüz
Rojava yıllarında çok sayıda kriz yaşandı.
Savaş, kuşatma, diplomatik baskılar, iç tartışmalar…
Ama Salih Müslim genellikle bağırarak konuşan bir siyasetçi olmadı.
Onu tanıyanlar aynı şeyi söyler:
Sakin ama inatçı.
Birçok kez barış ve diyalog çağrısı yaptı.
Kürtler arasında birlik gerektiğini söyledi.
Suriye’de çoğulcu bir yapı kurulmasını savundu.
Dün akşam Erbil’den bir haber yayıldı.
Uzun süredir sağlık sorunları yaşayan Salih Müslim, 75 yaşında yaşamını yitirdi.
Bir hastane odasında biten bir hayat.
Kobani’den başlayan uzun ve onurlu bir hikâye sonsuzluğa gidiyordu…
Bir halkın zihninde Salih Müslim
Kürt siyasetinin tarihinde bazı isimler çok gürültü koparır.
Bazıları ise sessiz ama kalıcıdır.
Salih Muslim o ikinci türdendi.
Rojava’nın en zor yıllarında oradaydı.
Diplomasi masalarında da, savaşın gölgesinde de.
Şimdi bir kuşağın liderlerinden biri daha aramızdan ayrıldı.
Ama Kobani sokaklarında,
Rojava’nın tozlu yollarında,
ve Kürt siyasetinin belleğinde
muhtemelen şöyle hatırlanacak:
“Kekê Salih…
Her zaman sakin,
ama her zaman direnen.”
Bi xatirê te…
