Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Eğitim Sen’den okullarda tırmanan şiddete karşı tepki: “Güvenlik riski derinleşiyor, MEB derhal adım atmalı”

    21 Ekim 2026

    “Kayyım düzenine karşı fiili ve hukuki mücadelemiz sürecek”

    21 Ekim 2026

    AYM’den Şerzan Kurt kararı: Cezaevine girmeyen polise “esastan ihlal yok” zırhı

    21 Ekim 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 3. yazı

      21 Ekim 2026

      Hacı Bektaş Dergâhı Çelebilerine yönelik takibatlar: Yasaklar, soruşturmalar ve polis gözetimi

      20 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 2. yazı

      19 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 1. yazı

      18 Ekim 2026

      Neşenin devrimci anlamı üzerine

      15 Ekim 2026
    • Seçtiklerimiz

      Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

      14 Ekim 2026

      Ucuz hammadde avı

      12 Ekim 2026

      Şimdi Che okuma zamanı

      9 Ekim 2026

      Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

      7 Ekim 2026

      Biraz da var olacağımıza inanmak

      3 Ekim 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Ekran ‘rıza’ da üretir: Sokaktaki insana küsmeye hiç gerek yok

    Ekran ‘rıza’ da üretir: Sokaktaki insana küsmeye hiç gerek yok

    Siyasi Haber11 Kasım 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Orhan Tekelioğlu yazdı: Ekran ‘rıza’ da üretir: Sokaktaki insana küsmeye hiç gerek yok – Seçtiklerimiz

    Son seçimi anlamanın bir yolu da seçim öncesi ekranını çözümlemekten geçiyor.


    Ekran sözcüğünü lafın gelişi değil, TV’den başlayan ve yeni medya araçları marifetiyle diğer ekran temelli (masaüstü pc’ler, mobil cihazlarla erişilen twitter, facebook, ekşisözlük gibi sosyal medya platformları ve tabii ki gazetelerin dijital versiyonları) mecralara da uzanan bir imkânlar, imkânsızlıklar manasında kullanıyorum. Ekranlarda kurulan çok hızlı bir bilgilendirme, örtme, saklama, bozma ya da yeniden anlamlandırma, yorumlama, arkasındaki hakikatı gösterme, gösterememe söyleminden söz ediyorum.


    Anaakım medya ‘suskunlar’ını da yaratıyor


    Geleneksel basılı medyanın iyice tıkandığı, bir ikisi dışında muhalif basının artık varolamadığı, iktidar ve muhalefet söyleminin dijital ortamlara tüm güçleriyle yüklendiği bir dönemde gözden kaçırılan TV’lerin siyasal söylemi şekillendirmedeki rolü oldu. Çünkü hâlen TV’ler çok güçlü bir iletişim mecrası bu ülkede ve yeni medya araçları ve kullanıcıları ne kadar çoğalırsa çoğalsın oradaki çoğunluk, henüz asla bir ‘toplumsal ortalama’ya tekabül etmiyor. Sokaktaki insanın temel referansı hâlen anakım TV’ler ve seçim dönemlerinde, anaakım haber kanaları.


    Aslında anakım TV, kolay ve çok daha ucuz erişim olanaklarından ötürü yazılı basını ikame eden, ‘geleneksel’ medyayla yer değiştiren bir mecra. Öyle ki TV’lerin ürettiği siyasî ve siyasî olmayan malzemenin hemen hepsi dijital mecralar için içerik oluyor, hızla tekrar yayıma giriyor, yorumlanıyor, çoğullaşıp kendi ‘kahramanlar’ını, ‘okurlar’ını, ‘düşmanlar’ını ve ‘suskunlar’ını yaratıyor.


    Görülenler ve görülmeyenler


    Evet, çok konuşanların, hatta bağıranların ve suskunluğu tercih eden ya da mahkûm edilenlerin dünyası da aynı zamanda ekranlar. İki türlü içeriği var ekranın, lüzumundan fazla ‘görülen’i ve susturulan, ‘görülmeyen’i.


    7 Haziran ile 1 Kasım’ı karşılaştırmak, bu iki türlü içeriği fark etmek ve üzerine düşünmekten geçiyor. Örneğin, 7 Haziran’dan önce saz çalan bir siyasetçiye ekranı açan gazeteci (darp edilerek) başta olmak üzere, o parti neredeyse tamamen susturulmaya, ‘görünmez’ kılınmaya çalışıldı anaakım kanalların ekranında. TV’den gelen görüntüleri temel alamadığından, basılı ve dijital haber mecrası da zayıf kaldı yine aynı partinin. TV’lerin ne denli önemli bir hakikat üretme mecrası olduğunu, anaakımdan aktarılan görüntüler ve içerik olmadan dijital ekranlerin ne denli yetersiz kalabildiğini tüm açıklığıyla ispat etti bu nedenle son seçimler.


    Görülebilenler ise ‘görülmese’ daha iyi olacak türdendi. Haberlerdeki görüntülerin sürekli olarak kana bulandığı, iki büyük katliamın ve bitmez tükenmez şehit haberlerinin, cenazelerin, ağlayan insanların, yola kazılan, asfalta gizlenen bomba düzeneklerinin, biteviye silah seslerinin; velhâsıl, izleyici panikleten, endişeye sevk eden görüntülerle doldu taştı seçim öncesinde ekranlar. Açık, gizli ama neticede çok kudretli hegemon bir  mecraya dönüştü haber ekranları; şüpheyi, endişeyi, paniği, katliamı ve umarsızlığı çağrıştıran.


    Terör kadar insanları suskun bırakabilecek bir araç olabilir mi?


    Aslında asıl susturulan, kanlı görüntülerle bir çırpıda ‘suskun’ kılınan sulh ve rutin de olsa sükûnet içinde giden bir hayat imkânıydı. Yoksul da olsa ümitlerle yaşayan, yukarı çıkma hayali sürekli canlı tutulan geniş bir kitlenin ellerinde olan tek şeyi, daha iyi yaşama ümidini almanın bir başka adıydı terör. Terör kadar insanları suskun bırakabilecek bir araç olabilir mi?


    İşte bu bağlamda, önemli bir makas değiştirme, ciddî bir söylem de şekillenmeye başladı anaakım seçim ekranında. Yeni ve kabul edelim, çok mahir bir akıl, panikleyen, gelecek hayalini kaybettiği endişesine düşen geniş insan yığınlarına iktisadî bir ‘refah’ ve siyasî bir ‘istikrar’ söylemi içinden seslenmeye başladı. Vadedilen, kendi deyimleriyle ‘fabrika ayarları’na dönüş söylemi, tatlı-sert bir üslûpla iktidar partisi tarafında ustaca yeniden kurulmaya başladı. Seksenlerdeki siyasete damgasını vuran, 12 Eylül öncesine dönme hatırlatmasına benzer bir şekilde bir önceki dönemin ‘şaşaası’ anlatılırken, canlı bomba ve şehit haberleri gelmeye devam ediyordu. Böyle bir ekran hakikatı karşısında seçmenin hâkim partiye doğru yönlenmesine, tekrar konsolide olmasına şaşırılmasını da inanın hiç anlayamıyorum.


    Muhalif söylem daha da vahimdi


    Ekranlarda muhalif söylem nasıldı diye sorarsanız, durum daha da vahim bir hâl alıyordu.


    Toplumun dörtte birinin oyunu almada istikrarını asla sorgulamayan liderinin, ekranlardan seçmene ‘N’olursunuz bana, çok değil, sadece bir dönemliğine oy verin’ diye dil döktüğünü; bir diğerinin, kendisini ana muhalefetin lideri olarak lanse ettiğini, koalisyon için her gün yeni bir koşul öne sürdüğünü, gündelik dilde ‘mister no’ olarak yeniden isimlendirildiği bir hatırlayalım.


    Üçüncüsü ise, terör yüzünden miting bile yapamayacak bir hâle gelen, örgütle devlet arasında sıkışmış, üstelik ekranlardan da veto yemiş bir vaziyette seçime gitme durumundaydı.


    Sokaktaki insana küsmeye hiç gerek yok


    Ciddî muhalif söylem manasında tamamen çoraklaşan bu ekran hakikatında, artık kibirli bir dille konuşmayan, süekli gülümseyen, bir sürü iktisadî vaadi art arda sıralayan ve üstüne üstlük, huzur, refah ve istikrar vadeden bir parti lideri vardı. Konumlandırma çok net ve açıktı. Bir yanda, susanlar, ne istediği hiçbir şekilde anlaşılamayanlar, anlaşılır da olsa inandırıcı olamayanlar; öte yanda, huzur ve istikrar vadedenler.


    Kendinizi bir an için, herhangi bir seçmenin yerine koyun, aslında onun tüm olanlara seyirci kalabildiğini, ekranlarda sadece bu hakikatlerı izleyebildiğini bir düşünün.


    Ekranlara hâkim olanlar söylemini çözümleyebilmek için de kullanabileceğimiz bir kavram hegemonya. 10 yıldan fazla bir süredir bir hâkim parti düzeninde yaşayan, koalisyon lafını duydu mu uykuları kaçan insanlar da Türkiye’nin hegemon düzeninde hayatta kalmaya çalışıyor. Dolaylı ya da dolaysız bir ‘rıza üretimi’ yapan bir dünyası var hegemon düzenin. Rızayı verenler için ise, ‘razı’ olunanı reddetmek yerine, benimsemek, hatta giderek özümsemek çok daha doğru bir tercih olabiliyor.


    İnsanlar, geceleri iyi uyumak, güne ümitlerle başlamak istiyorlar. Bunda şaşılacak bir şey yok, sokaktaki insana küsmeye hiç gerek yok.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

    14 Ekim 2026

    Ucuz hammadde avı

    12 Ekim 2026

    Şimdi Che okuma zamanı

    9 Ekim 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 3. yazı

    Mahsuni Gül

    Hacı Bektaş Dergâhı Çelebilerine yönelik takibatlar: Yasaklar, soruşturmalar ve polis gözetimi

    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 2. yazı

    Siyasi Haber

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 1. yazı

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Volkan Yaraşır

    Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

    Alp Altınörs

    Ucuz hammadde avı

    M. Ender Öndeş

    Şimdi Che okuma zamanı

    Siyasi Haber

    Türkiye Osmanlı gibi büyük kaybeder

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Eğitim Sen’den okullarda tırmanan şiddete karşı tepki: “Güvenlik riski derinleşiyor, MEB derhal adım atmalı”

    21 Ekim 2026

    “Kayyım düzenine karşı fiili ve hukuki mücadelemiz sürecek”

    21 Ekim 2026

    BES-AR: Asgari ücret açlık sınırının yüzde 77,41 altında

    17 Ekim 2026
    KADIN

    Kadınlar Fatmanur ve Hifa İkra için Taksim’de sokakta

    18 Ekim 2026

    Gülistan Doku dosyası: Tuncay Sonel ve siber çete üyesinin uyuşturucu yazışmaları dava dosyasında!

    5 Ekim 2026

    Erkek şiddeti bir can daha aldı: 18 yaşındaki Gökçe Alkan, Bursa’da katledildi

    4 Ekim 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.