Editör: Mehmet Murat Yıldırım, (SH)
Kuzey ve Doğu Suriye’ye (Rojava) yönelik HTŞ saldırılarını protesto etmek amacıyla İstanbul Aksaray Meydanı’nda bir araya gelen kitleye polis müdahale etti. Saraçhane’ye yürümek isteyen eylemciler ablukaya alınırken, aralarında siyasi parti yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Aksaray Meydanı ablukaya alındı
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve Demokratik Kurumlar Platformu üyeleri, “Rojava tehdit altında, saldırılara dur de” sloganıyla Saraçhane’ye yürümek istedi. Ancak Aksaray Meydanı’nın üç farklı noktasına çevik kuvvet, TOMA ve gözaltı araçları konuşlandırıldı.
Saat 15.00 itibarıyla polis, eylemin “izinsiz” olduğu gerekçesiyle müdahale edeceğini belirterek kitlenin önünü kalkanlarla kapattı. Ardından bir grup eylemci ablukaya alındı.
Oturma eylemi ve gözaltılar
Abluka altında tutulan kitle oturma eylemine başladı. Uzun süre meydanda bekletilen eylemcilerden çok sayıda kişi gözaltına alındı. Ablukadan çıkmalarına izin verilmeyen kadınlar el ele tutuşarak “Jin jiyan azadî” ve “Rojava’da direnen kadınlara bin selam” sloganlarıyla meydanda yürüdü.
Eylemciler, “Filistin için yürürken izin verenler, Rojava için yürümemize izin vermiyor” sözleriyle polis müdahalesine tepki gösterdi. Polis, ablukayı kaldırmazken eylemcilerin alandan tek tek çıkmasına izin verdi.
Gözaltına alınanlar arasında parti yöneticileri de var
Gözaltına alınanlar arasında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul İl Eş Başkanı Çınar Altan ile Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) üyesi Ekim Veyisoğlu da bulunuyor.
DEM Parti: Kürt halkını yalnız bırakmayın
Polis müdahalesinin ardından DEM Parti İstanbul İl Örgütü yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik HTŞ saldırılarında çocuk ve kadınların da aralarında bulunduğu sivillerin yaşamını yitirdiği, yerleşim alanlarının sistematik biçimde hedef alındığı belirtildi.
Açıklamada, saldırıların Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) entegrasyon ve siyasi çözüm arayışlarının tartışıldığı bir dönemde gerçekleştiğine dikkat çekilerek, bunun çözüm ihtimalini sabote etmeyi amaçlayan güçler tarafından bilinçli biçimde kışkırtıldığı ifade edildi.
Açıklamanın sonunda uluslararası topluma çağrı yapılarak, “Sessizlik, bu suça ortak olmaktır” denildi ve Kürt halkının yalnız bırakılmaması istendi.
