Editör: Mehmet Murat YILDIRIM
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de yaptığı grup konuşmasında Halep’teki gelişmeleri gerekçe göstererek SDG’yi ve DEM Parti’yi doğrudan hedef aldı. Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerindeki çatışmaları “SDG-YPG’nin yanlışları” olarak tanımlayan Bahçeli, bölgedeki karmaşık askeri ve insani tabloyu tek taraflı bir güvenlik söylemine indirgedi.
Bahçeli’nin açıklamalarında SDG, hiçbir ayrım yapılmaksızın “terör” başlığı altında anılırken, bölgede yaşayan Kürt sivillerin durumu ve olası insani sonuçlar görmezden gelindi. DEM Parti’ye yönelik olarak ise “sokaklara dökülmek istismardır” ifadelerini kullanan Bahçeli, muhalefetin ve Kürt siyasetinin tepkilerini kriminalize eden bir dil benimsedi.
AKP Sözcüsü Ömer Çelik de Halep’te yaşananları değerlendirirken benzer bir çizgide konuştu. Çelik, SDG’nin 10 Mart Mutabakatı’na uymadığını savunarak, çatışmaların sorumluluğunu tamamen bu yapıya yükledi. Çelik’in açıklamalarında da, Halep’teki sivil yerleşimlerin hedef alınması ve bölgede derinleşen insani kriz yerine, “terör” vurgusu öne çıktı.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise AKP MYK toplantısında Halep’teki gelişmeleri “tarihi fırsat” olarak tanımladı. Erdoğan, Halep’in YPG unsurlarından temizlenmesini Suriye’de barışın anahtarı olarak sunarken, askeri çözüm merkezli yaklaşımını sürdürdü. Erdoğan’ın değerlendirmelerinde, Kürtlerin ve diğer halkların siyasi temsil talepleri yerine, güvenlik öncelikli bakışın hâkim olduğu görüldü.
Bahçeli, Erdoğan ve Çelik’in açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, Halep’te yaşanan çok aktörlü çatışmanın tüm sorumluluğunun SDG’ye yüklendiği, DEM Parti’nin ise meşru siyasi eleştirilerinin baskı altına alınmak istendiği bir tablo ortaya çıktı. Bölgedeki Kürt varlığını ve SDG’nin IŞİD’e karşı mücadelesini yok sayan bu yaklaşım, çözüm yerine yeni gerilimlerin kapısını aralayan bir çizgi olarak öne çıktı.
